1. bölüm / 2
Yıkımın eşiğindeBaşlangıç ve Son
Bölümler 2Şu an: Başlangıç ve Son
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çöküş Evleri, Vallera'nın doğusunda, terk edilmiş bir şehirdi. Bu sokaklar artık masum insanlara ev sahipliği yapmıyordu. Kan, şehrin damarlarına işlemişti.
Marienn… bu zamanlar 7 yaşlarındaydı; gülümsemesi sararmış dişlerini saklamak için hiçbir kaygı duymadan kocaman açılır, ardından kanayan diş etlerinden sızan kanın metalik tadının bıraktığı hisle yüzünü buruştururdu. Ellerinin içi kirle kaplıydı ve tırnakları yenmişti.
Saçları ilk başta uzundu; fakat çöpü karıştırırken bulduğu, ucu kurumuş kan lekesiyle kaplı makasla bir anda kesmişti. Saçları yamuktu; telleri uçlarından başlayarak tepesine kadar kırıklarla doluydu. Üstündeki elbise saçlarının rengiyle tezat oluşturuyor, beyazın en kırık ve kirli tonunda dökülüyordu.
Şehre gece çökmüştü; yıkık harabeler, çürümüş insan eti yemeye koyulmuş hayvanların gırtlaktan gelen homurtusuyla geceye karışıyordu.
Etraf sis ve tozla kaplıydı. Marienn, ucu kırık bir taşın üzerine sessizce oturmuş, elindeki taş parçalarını çenesine dayadığı eliyle tutup yere atıp duruyordu.
Droven gölgelerden çıkageldi. Elinde uzun, ucu bıçakla kabaca oyulmuş bir sopa ve birkaç parça bayat ekmek tutuyordu.
Eski püskü, dizinde yırtığı olan bir pantolon giyiyordu. Kahverengi saçları arkadan özensizce toplanmıştı; yüzünde yaşından beklenmeyecek bir bilmişlik vardı. Göz altları morarmıştı ve oldukça çelimsizdi. Bu hâli, iyi beslenemediklerinin—muhtemelen uzun süredir aç olduklarının—açık bir göstergesiydi.
“Marienn, bu akşam da yiyecek bir şey bulamayacağız gibi duruyor.”
Droven, onun yanına sessizce yaklaştı; omzuna dokunarak yanındaki taşa dikkatlice oturdu.
“Karnımız yeterince doymuyor ki zaten.”
Droven kahkaha attı. Sesi hafifçe çatladı ve derin bir nefes aldı.
“Bu benim suçum değil. En son bebekli bir ailenin yemeğini çalacağımız sırada bunu mahveden sendin.”
“Ama bunu yapmamamız gerekiyordu! Elbette açız ama… o da açtı!”
Droven sessizce tebessüm etti.
“Çok yumuşak davranıyorsun. Bu şekilde hayatta kalamazsın. Yakında yalnız başıma av yapmaya başlarım ve seni arkamda bırakırım. Tabii sonra hayvan yemi olursun.”
Kıkırdayarak dil çıkardı ve şakacı bir şekilde Marienn’e gülümsedi.
Tam o anda ortamı gergin bir his sardı. Droven’in tüm vücudu ona “kaç” diye bağırmaya başlamıştı. Gözlerini yavaşça karanlığın içindeki bilinmez siluete dikti.
Birden gölgelerden bir ses yankılandı. Tok ayakkabı sesleri, sisin arasından uzanarak Çöküş Evleri’ni sardı.
Marienn, elindeki taşı sıkıca kavrayarak yere baktı. Kalbi göğsünde sertçe atarken Droven pantolonunun kumaşını sıktı, ona doğru eğildi ve kulağına fısıldadı:
“Üç dediğimde koşacağız, Marienn. Sakın korkma.”
Marienn nefesini tuttu; elindeki taşı daha sıkı kavradıkça tırnakları avucuna battı. Adım sesleri giderek yaklaşırken ortam ölüm sessizliğine gömüldü.
“Bir,” diye fısıldadı Droven.
Marienn’in eli kaskatı kesilmişti.
Birkaç silah sesi aniden sessizliği delip geçti ve Marienn olduğu yerde titredi.
Droven, onun buz kesmiş elini sıkıca kavradı.
“İki,” dedi tek nefeste; dudakları kurumuş, dizlerinin bağı çözülmüştü.
“Üç.”
Marienn ve Droven çılgınca koşmaya başladı. Harabelerin içinden geçerek kırık saat kulesinin kubbesine doğru yol alırken nefes nefeseydiler.
Rook, duyduğu sesle gözlerini kıstı. Karga işlemeli yüzük parmağını çıtlattı ve gülümsedi. Gülümsemesi, sert hatlarıyla birleşip çarpık bir hâl almıştı. Uzun saçları soğuk rüzgârda savruluyor, paltosunun yakasına dokunuyordu.
“Demek bazı kargaların kaçacak potansiyeli varmış. Sevdim.”
Bölüm etkileşimi
