12. bölüm / 13
Yer CücesiDönülmez Karar
Bölümler 13Şu an: Dönülmez Karar
- 1 Antrenman410 kelime
- 2 Lüzumsuz Doruk857 kelime
- 3 Gerçek Bir Zorba959 kelime
- 4 Küçük Hanım Abla859 kelime
- 5 Bu Da Olamaz Artık635 kelime
- 6 Tatil304 kelime
- 7 Ne Oluyor ?695 kelime
- 8 Son Pişmanlık Neye Yarar1.109 kelime
- 9 Çaresizlik1.526 kelime
- 10 Tur1.300 kelime
- 11 İntikam2.222 kelime
- 12 Dönülmez Karar1.399 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Beklenmeyen Haber981 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dönülmez Karar
Tatilin bitmesine 1 hafta kalmıştı ve ben bitmesini istemiyordum. Çünkü o okula girip bazı şeylerle yüzleşecek cesaretim yoktu. Yaklaşık 2 gündür anneme beni nakil alması için yalvarıyordum. Ama spor lisesinden anadoluya geçmenin mantıklı olmadığından bahsediyorlardı. Fakat bunlar beni yıldırmayacaktı ben o okula bir daha girmeyecektim. Son çare babamla konuşmaktı, babam disiplinli bir insan olmasına rağmen anneme göre daha çok isteklerimi onaylıyordu ama bu benim için bir istekten çıkmak üzereydi hem mentalim, hemde kendim için.
Doruk konusu son birkaç gündür açılmıyordu bile ve benim onun hakkında düşündüğüm tek şey o okula gidip Doruk'u görmemek istediğimdi.
Telefonu elime alıp rehberime girdim ve babamı aradım.
Babamm🦹 aranıyor...
Telefonu açtığında ilk ses karşı taraftan geldi.
Babamm🦹: Alo, kızım bitanem napıyorsun bakalım ?
Ayça : İyiyim baba tatilin keyfini çıkarıyorum ama sensiz olmuyor pek keşke sende gelseydin.
Babamm🦹: Birtanem gelebilsem gelirdim ama biliyorsun işler yoğun tatilden dolayı uçuşlar arttı.
Ayça : Biliyorum ama sen olsaydın tadı bi başka olurdu tatilin, neyse sen naptın ?
Babamm🦹: Aynı kızım Fatih amcanla beraber ordan oraya uçuyoruz son 1 uçuşumuz kaldı zaten tatil bitmeden geliriz.
Fatih amca Furkan'ın babası oluyor babamla liseden beri arkadaşlar ve aynı şirkette çalışıyorlar. Aslında Furkan'la tanışma hikayemiz burada başlıyor babamlar liseden sonra da aynı üniversiteyi tutturunca annemle Elif ablayı tanıştırmışlardı ve haliylede sonrasında Furkan'la ben tanışmış oldum.
Babamla biraz daha sohbet ettikten sonra kapattık aslında babama nakil işini telefonda söyleyecektim ama moralinin bozulmasını göze alamadığım için yüz yüze iken söylemeye karar verdim.
Telefonu kapattıktan sonra Furkan'ın odasına gittim. Ustalar daha dün bitirmişti Furkan'ın odasını ve şimdi iş bizdeydi onun odasını yerleştirmemiz gerekiyordu.
"Furkan burda ne güzel dedikodu yapılır."
"Odayı bir yerleştirelim sonra bakarız ona."
"Tamam ben bi anemlere bakayım işleri bittiyse yapalım odayı."
"Eda abla ve annem gezmeye gideceklermiş bütün oda bize kaldı."
Annemlerin gideceğine üzülürken bir yandan da sevindim çünkü yanımızda olsalar istediğimiz gibi hareket edemiyoruz, sanırım gitmeleri iyi olacak.
"Neyse bizde kendi keyfimize göre yaparız odayı."
Annemlerden " Biz çıkıyoruz, dikkat edin mümkünse de kahve yapmayın." sözünü duyduktan sonra yavaştan ayaklandık.
Furkan televizyondan YouTube'a girerek harikulade zevkine uygun şarkılar açmaya başlamıştı. Onu bu konuda zorbalıyordum ama açtığı şarkılarla yalan yok çok eğleniyorum. Bakalım bugün Furkan'ın zevkine uygun şarkılar nelermiş ?
Şarkıyı duyduğum gibi zıplayıp dans etmeye başladım. Bugünün ilk şarkısı Mustafa Sandal'dan "Aşka Yürek Gerek" adlı şarkıydı.
Furkan'da dans etmeye başladığında evdeki ortam harikaydı. Bütün camları açmıştık ve evin içi ferahlatıcı bir havayla dolmuştu. İlk önce yerdeki muşambaları kaldırıp, Furkan'ı yaklaşık 5 dakika önce alması için yolladığım çöp poşetine koymak için bekliyordum. Markete yolladım sandınız dimi. HAYIR. Mutfaktaki çekmeceden alacaktı ama hala almayı becerememiş gibi gözüküyordu.
"Furkan çukura mı düştün çöp poşetini getirsene" diye bağırdığımda asıl bağırma sesinin Furkan'dan geldiğini fark ettim. Bir hışımla yanına koştuğumda çekmeceden poşet alıp kalkarken kafasını cama vurduğunu ve acıdan bağırdığını fark ettim. Kendimi şarkıya biraz kaptırmış olabilirdim ama bu benim suçum değildi kendisi istemişti camları açmayı.
"Gülmesene beynime girdi cam." Derken bir yandan kendi de gülüyordu. Ayağa kalktığında tek ayağının üstünde durmaya çalıştığında ilk beyni kaydı sanmıştım "Beynin mi kaydı Furkan napıyorsun?"
"Dengem yerinde mi diye baktım, yerindeymiş hadi gidelim çok iş var."
İsmail Yk'nın Bombabomba.com şarkısına uyum sağlayan danslarla odaya geri döndü. Muşamba'yı çöp poşetine attıktan sonra yeri annemlerin gitmeden önce hazırladığı suyla silmeye başladık.
Silme işlemide bittikten sonra sıra eşyaları içeri taşımaya gelmişti, neyse ki annemler eşyaların tozlarını almıştı sadece yerleştirme işlemi bizdeydi. İlk olarak Furkan'ın seçimiyle yatağı sürüklemeye karar verdik.
"Ayça şunu alttan tutsana artık."
"Ya ben nerden tutuyorum acaba ?"
Birkaç adım sonrasında yatak, odanın kapısına kadar ilerlemişti ama asıl zor kısmı kapıdan geçirmekti.
"Ata ata dertleri hep içime attım, insan gibi yaşamak benimde hakkım."
Furkan şarkıları yaşayarak söylediği için kulaklarım buna müsaade etmedi ve bende bu gösteriye katılırsam daha çekilir olacağını düşündüğüm için ona eşlik ettim.
...
Yatağı bir şekilde içeri tıkmayı başarmıştık, sıra dolap ve şifonyere gelmişti geri kalanı zaten ufak eşyalardı. Ev o kadar eğlenceliydi ki iş yapmak zor bile gelmiyordu şu an.
"Dinle, bu şarkım sana dinle." Dedikten sonra elindeki mikrofon yaptığı saç spreyimi bana uzatarak şarkıyı bana devretti.
"Söyle, nasıl sevdiğimi söyle."
Ardından hep beraber devam ettik şarkıya.
" Furkan ayağımı ezdin eşşek, yavaş ittirsene şunu ben sen gibi hızlı yapamıyorum." dediğimde böbürlenerek kaslarını gösterdi.
"Tabii herkes bi Furkan Aksoy olamıyor, bu kasları boşuna yapmadık bak, bak bi sık."
Övgü beklediğini anladığımda fakir sevindirmek sevaptır diyerek " Vay be kaslara bak beton beton." dedim.
Sonunda şifonyer de yerine yerleşmişti, son iki şey vardı bir boy aynası ve birde dolap. Neyse ki dolap çok büyük değildi genelde de az eşya olurdu buradaki dolaplarımızda.
...
Uzun bir uğraş sonucu dolapta yerine yerleşmişti. Aynayı da kucaklayıp Furkan Beyin istediği yere yerleştirdikten sonra iş bitmişti. Bizde bitmiştik tabii.
Annemler henüz gelmemişti gelmeye niyetleri de yoktu sanki.
Acıktığımızı fark ettiğimizde televizyonu kapatıp mutfağa doğru yol aldık.
"Hadi Ayça bize bir makarna yapta yiyelim."
"Yok ya oldu canım, vallahi ölüyorum yorgunluktan hiçbir şey yapamam ben."
"Ya sanki sen pişireceksin alt tarafı ocağa koyacaksın."
"Sen koy o zaman."
"En son ben kahve yaptığımda 7 tane market gezip bez aramıştık hatırlatayım."
"Tebrikler Bay Beceriksiz."
Biraz daha açlığa dayanamayıp dolapta bulduğumuz cipsi aldık ve aklıma mükemmel ötesi bir fikir geldi.
"Furkan zarlı cips oynayalım mı?"
Furkan dünden razıyım der gibi buzdolabından acı biber turşusunu çıkardı ve masaya koydu kendisine de bir sandalye çekti ve oturdu. Bende o gelene kadar cipsleri dizmeye başlamıştım. Ortadaki cipsin üstüne biberi de koyduktan sonra telefondan açtığımız zarı atmaya başladık.
"5 geldi."
"Ayça hızlı ye heyecanlanıyorum."
"Boğazıma dizdin yiyorum işte sakin."
"2 mi." Furkan'ın bu denli heyecanına karşı 2 gelmesi trajikomikti ama gülmeden duramamıştım.
"Sıra bende, 6 geldi."
"Ayça ye artık, hadi hepsini ağzına at."
"Tamam hadi ben bunları kenara aldım sen at zarı."
"Bu zar hileli 1 ne ! Kesin bir şey yaptın hileli zar mı açtın." Furkan'ın isyanları bittiğinde ağzına tıkıştırdım cipsi.
"Son 6 cips kaldı of gerildim ya."
"3 geldi oh be."
Sıra bende diyerek zarı attıktan sonra " 2 geldi !" diye çığlık atmasını ve ayağa kalkıp 2018 danslarını yapmasını bende beklemiyordum. Bu banada sürpriz olmuştu, sanırım biraz acıdan korkuyordu.
"Allah'm lütfen 1'den başka bir sayı gelsin, 4!"
"Allah'm Ayça'ya acıdan banada acı 1'den büyük gelsin, 2!"
"Of ben acı yemek istemiyorum." Diye söylenirken zarda göz göze geldiğim tek noktayla bakışmak hiçte hoş olmamıştı.
"Ahaha biliyordum zaten senin yiyeceğini." diye beni aklı sıra aşağılamaya çalışırken "Allah'm teşekkürler en kısa zamanda namaza başlayacağım." demeyi de ihmal etmedi.
İçimden derin derin nefes alıp biberli cipsi ağzıma attıktan birkaç çiğneme sonrası ağzımdaki dayanılmaz yanma hissine karşı gelemeden masada önceden ayarladığımız suya uzanacaktım ki biri benden önce davrandı.
"Dur dur henüz içmek yok 1 dakika kuralı var bir dakika bekleyeceksin."diyen Furkan'a gözlerimle tehtid mesajını yollayıp, üzerine koşmaya başladım.
"Ver şu suyu yanıyorum gerizekalı."
Hiç beklemediğim bir şekilde "Tamam o zaman." dedi.
Suyu almak için elimi uzattığım bardakta ki suyu şak diye acımasızca yüzüme fırlattı.
Ağzımdan çıkan ufak çığlığın ardından kendime bir bardak alıp yeni su doldurarak onu içme fikri aklıma geldi. Acıdan beynim uyuşmuştu büyük ihtimalle yoksa zira bu fikiri akıl edemeyecek biri değildim.
Suyu içip ıslanan yüzümü birkaç yaprak peçeteyle sildikten sonra Furkan'a doğru gitmeye başladım. Ama şu an Furkan'ı dövmekten daha önemli işlerimin olduğunu fark ettim. O da Allah'ın belası halıyı kurutmak, şu halılardan çektiğimizi bir biz biliriz birde Allah.
Kurutmak için üstüne bir bez attıktan sonra attığım bezin yer silmek için olan tişört değilde Furkan'ın giydiği tişört olduğunu anladığımızda zaman çokta geçmemişti. Furkan'ın "Seni gebertmek üzereyim Ayça." bakışlarına aldırmadan "Boşver en azından annemler gelene kadar halı kurumuş olacak." diye moral verdim. Ne kadar da iyi bir arkadaşım dimi ya.
Halının kurumasını beklerken kalan cipsleri normal bir şekilde yedik. Akşam olucaktı nerdeyse annemler hala yoktu açlıktan gebermek üzereydik. Cips bi insanı en fazla ne kadar doyurabilir ki ?
...
Yaklaşık yarım saat daha beklemenin ardından bahçeden gelen araba sesiyle annemlerin geldiğini anladık. Ama ikimizde yerimizden kıpırdamadık, Furkan'ın odasını yerleştirmek o kadar yormuştu ki bizi annemleri karşılayacak halimiz bile yoktu.
Birkaç dakika sonrasında kapı açıldı ve ayak sesleri salona yaklaşmaya başladı. Karşılıklı uzandığımız koltuklardan hala kalkmamıştık.
Fakat kapıdan içeri girenin annem olmadığını fark ettiğimizde ikimizde ayaklandık. Ablam gelmişti.
Onu 1 senedir görmüyordum üniversite için Ankara'ya gitmişti. Onu çok özlemiştim ama finalleri varken neden buraya gelmişti?
Arkadan gelen annemlerin ciddi tavırlarını da fark edince garipsemiştim. Bana haber bile vermemişlerdi ablamın geleceğini.
Ankara'dan İzmir'e dönmek istemeyen hep orda yaşamak isteyen ablam ne olmuştu da final haftasında yanımıza gelmişti ?
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
Baya uzun bir aradan sonra yazdım. Umarım beğenirsiniz. Bölüm hakkındaki yorumlarınızı çok merak ediyorum, okurken bol bol yorum yapmayı unutmayın.🌸🩷
Bölüm etkileşimi
