7. bölüm · Yeminim Sensin

7. Bölüm

Eliff .

Telefon elimde ağırlaştı; sanki sadece bir cihaz değil, olacak her şeyin başlangıcıydı. Parmağım ekranın üzerinde bir an durdu, sonra hiç tereddüt etmeden aradım. Daha ilk çalmada açtı. “Ilgın?!” Sesi bu kez tanıdığım o kontrollü tondan uzaktı; içinde bastırılmamış bir panik vardı. Gözlerimi bir an kapattım, güçlü kalmalıydım. “İyiyim,” dedim kısa ve düz bir sesle, yalanın ağırlığı dilimde hissediliyordu. Karşımda duran adam kaşlarını kaldırdı, belli ki bu kadar soğukkanlı olmamı beklemiyordu. Bora hiç beklemeden karşılık verdi: “Yalan söyleme. Neredesin?” Boğazım kurudu ama geri adım atmadım. “Beni merak etme,” dedim, cümlemi tamamlayamadan saçlarımdan sertçe tutulup başım geriye çekildi; acı gözlerimi doldurdu ama tek bir ses çıkarmadım. “Daha ikna edici ol,” diye fısıldadı adam kulağıma. Dişlerimi sıktım, pes etmeyecektim. “Bora…” dedim bu sefer daha yavaş, daha derinden, “gelme.”

Telefonun diğer ucunda oluşan sessizlik her şeyden daha ağırdı; o kısa boşlukta kalbim göğsümü parçalayacak gibi atıyordu. Sonunda tek bir kelime geldi: “Adres.” Bu bir emirdi. Adam memnuniyetle eğildi, adresi net ve sakin bir şekilde söyledi. Bora tek kelime etmedi, ne tehdit etti ne de sorguladı; sadece… kapattı. İşte o an içime çöken şey korkudan daha büyüktü, çünkü onun geleceğini biliyordum. Hem de durdurulamaz bir şekilde.

Zaman ağırlaştı; içeridekiler konuşuyor, hareket ediyor ama bana hepsi uzaktan geliyordu. Kalbim her saniye daha hızlı atarken kapı aniden sert bir şekilde açıldı. Ses, boş duvarlarda yankılandı ve herkes bir anda gerildi. Ben nefesimi tuttum. Ve sonra onu gördüm. Bora kapının eşiğinde duruyordu; ama bu, benim bildiğim Bora değildi. Gözleri karanlıktı, yüzünde tek bir duygu yoktu.İçerri adım attığında ortamın havası değişti, herkes istemsizce geri çekildi. “Bırakın onu,” dedi sakin bir sesle; o sakinlik bağırmaktan daha tehditkârdı.

Adam güldü, ama bu gülüşte hafif bir tedirginlik vardı. “Bu kadar kolay mı sandın?” Bora başını hafifçe yana eğdi, gözleri bir anlığına bana kaydı. Sadece bir saniyeydi… ama o bir saniyede her şeyi gördüm,öfkeyi, korkuyu ve beni kaybetme ihtimalinin yarattığı o keskin kararlılığı. Kalbim sıkıştı. “Ilgın,” dedi adımı yavaşça söyleyerek; sesinde saklı bir şey vardı, sadece bana ait olan bir şey. “İyiyim,” diyebildim ama bu kez sesim beni ele verdi.

Adam araya girdi, sabırsızdı. “Duygusal anlarınızı sonra yaşarsınız.” Elindeki silahı kaldırıp bana doğrulttu. Ortam bir anda buz kesti. Nefesler tutuldu. Ama Bora… kıpırdamadı. Gözünü bile kırpmadı. Sadece bir adım attı. “Onu bırak,” dedi tekrar, bu kez daha alçak ama daha keskin bir sesle. Adamın parmağı tetikteydi. “Bir adım daha atarsan—”

Cümlesi tamamlanamadı.
Silah sesi yankılandı.

Ne olduğunu anlamam bir saniyeyi bile bulmadı ama o an bana sonsuz gibi geldi. Bora hareket etmişti,hızlı, hesaplı, acımasız. Gözlerim onu takip edemedi bile, sadece sonuçlarını gördüm. Adam yere yığılırken diğerleri panikle silahlarına davrandı ama çok geçti; Bora çoktan aralarına girmişti. Her hareketi sanki önceden planlanmış gibiydi, hiçbir tereddüt yoktu, hiçbir boşluk bırakmıyordu. Çığlık atıp atmadığımı hatırlamıyorum; sadece onun yüzünü gördüğümü hatırlıyorum duygusuz, karanlık ve korkutucu derecede sakin.
Ve o an anladım.
Bora sadece öfkeli biri değildi… o, gerektiğinde her şeyi yapabilecek biriydi.

Ama kim için?