4. bölüm / 8
Yedi çınarlar mahallesi4. Bölüm
Bölümler 8Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm639 kelime
- 2 2. Bölüm680 kelime
- 3 3. Bölüm899 kelime
- 4 4. Bölüm579 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm708 kelime
- 6 6. Bölüm503 kelime
- 7 7. Bölüm563 kelime
- 8 8. Bölüm434 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mahallenin sokakları Doğa’nın bulunmasıyla yavaş yavaş sakinleşirken, yukarılarda, o lüks apartman dairesinin yatak odasında zaman tamamen durmuş gibiydi.
Azize, pencerenin kenarında durmuş, dışarıdaki sokak lambasının soluk ışığının odaya süzülüşünü izliyordu. Üzerindeki o ağır yükün kalkmış olmasının verdiği rahatlamayla omuzları düşmüştü ama kalbi hala deli gibi çarpıyordu. İçerideki kriz bitmişti bitmesine ama onun içindeki asıl büyük fırtına yeni kopuyordu. Devran’ın kulübedeki o ağlayan hali, yeğenine sarılışı ve kendisine bakışı gözünün önünden gitmiyordu.
Kapı yavaşça açıldı. Devran, üzerindeki siyah ceketi koridorda bırakmış, gömleğinin ilk birkaç düğmesini çözmüş bir şekilde odaya girdi. Adımları her zamankinden daha sessiz, bakışları ise her zamankinden daha yoğundu.
Azize arkasını dönüp ona baktı. İkisi de altı aydır bu odada, bu yatağın iki farklı ucunda, aralarına aşiret kurallarından ve gururdan görünmez duvarlar örerek yaşamışlardı. Ama bu gece, o duvarlar temellerinden sarsılmıştı.
"Yusuf ve Zeliha nasıl?" diye sordu Azize, sessizliği bozmak için. Sesi hafifçe titriyordu.
Devran, aralarındaki mesafeyi yavaş adımlarla kapatarak ona doğru yürüdü. "Doğa’yı uyuttular. Yusuf da Zeliha da sakinleşti. Bu gece birlikte kalacaklar Bala Hanım'ın evinde," dedi. Sesi derinden ve pürüzsüz geliyordu.
"Güzel..." dedi Azize gözlerini kaçırarak. "En azından bir çocuk, anne babasının kavgasının ortasında kalmayacak artık."
Devran tam önünde durdu. Azize kaçmak istedi ama arkası zaten pencereye yaslanmıştı. Başını kaldırıp Devran’ın o keskin yüz hatlarına baktı. Devran elini kaldırıp Azize’nin yüzünü çevreleyen saç tutamını yavaşça kulağının arkasına itti. Dokunuşu, sanki paha biçilemez bir cama dokunur gibi narin ve titizdi.
"Bizim gibi mi?" diye sordu Devran fısıltıyla. "Bizim gibi iki yabancının, başkalarının kararlarının ortasında kalması gibi mi?"
Azize nefesini tuttu. "Biz zorunluluktan buradayız Devran. Sen aşiretin için, ben ailem için..."
"Hayır," diyerek lafını kesti Devran. Gözlerini Azize’nin gözlerine öyle bir dikti ki, Azize o bakışların sıcaklığından eriyeceğini sandı. "Ben ilk üç ay o yalanın arkasına saklandım Azize. Kendime, 'Bu sadece bir kural, babamın isteği' dedim. Ama son üç aydır... Son üç aydır bu odada her gece sen uyuduktan sonra yüzünü izlerken, o lanet kuralların hiçbirinin umurumda olmadığını anladım."
Azize’nin kalbi göğsünü dövmeye başladı. "Devran, ne diyorsun sen?.."
Devran bir adım daha yaklaştı, öyle ki nefesi Azize’nin dudaklarına çarpıyordu. İki eliyle Azize’nin yüzünü incitmekten korkar gibi kavradı. Gözlerindeki o sert dağ adamı tamamen gitmiş, yerine kalbi yaralı ve teslim olmuş bir aşık gelmişti.
"Diyorum ki, ben artık o yalanın arkasına saklanamıyorum," dedi, sesi aşkın en yalın haliyle titreyerek. "Ben sana aşık oldum Azize. Altı aydır o eğmediğin başınla, bana diklenen o öfkeli gözlerinle, merhametinle... Ben senin her şeyine aşık oldum."
Azize duyduğu kelimelerle adeta sarsıldı. Altı aydır kalbine kilit vuran o gururlu kız, şu an Devran’ın kollarının arasında nefessiz kalmıştı. Devran, hayatında ilk defa aşiret bağlarını, babasının otoritesini, mahallenin dedikodusunu bir kenara bırakıp sadece kendi kalbiyle konuşuyordu.
"Ben seni zorla bu eve getirdim, bunun pişmanlığı beni her gün yakıyor," diye devam etti Devran, alnını Azize’nin alnına yavaşça yaslarken. "Ama yemin ederim, seni bu evde tutan şey artık o imzalar değil. Benim kalbim. Eğer bana git dersen, arkama bile bakmadan giderim. Ama kal dersen... Bu mahalleyi de, bu aşireti de senin ayaklarının altına sererim."
Azize, gözlerinden süzülen bir damla yaşla birlikte Devran’ın gömleğinin yakasını sıktı. Onu kendinden uzaklaştırmak için değil, daha da yakınlaştırmak için. Altı aylık o buz dağı, Devran’ın bu yangın gibi itirafıyla tamamen eriyip gitmişti.
"Gitme..." diye fısıldadı Azize, sesini bulabildiği ilk anda. "Kal. Benimle kal."
Devran, duyduğu kelimeyle sanki dünyalar onun olmuş gibi gülümsedi ve Azize’yi kolları arasına alıp sıkıca göğsüne bastırdı. Yedi Çınarlar Mahallesi’nin karanlık gecesinde, iki ailenin savaşı devam ediyordu belki; ama bu odanın içinde, zoraki evlilikten doğan o en büyük aşk galip gelmişti.
Bölüm etkileşimi
