3. bölüm · Yaz Yağmurum

Eski Defter

SunaNur

Yaz Yağmurum

3. Bölüm: Eski Defter

Mahallede geçen ikinci günün akşamıydı.

Hava, gündüzün bunaltıcı sıcağını geride bırakmıştı. Hafif bir rüzgâr ağaçların yapraklarını sallıyor, sokak lambaları birer birer yanıyordu.

İpek elindeki topu havaya atıp tuttu.

"Bu akşam boş boş dolaşmayalım. Eski depoya gidelim."

Duru şaşkınlıkla baktı.

"Hâlâ duruyor mu orası?"

Ege gülümsedi.

"Bizim saklanma yerimizi mi diyorsun? Kimse dokunmamış."

Aras hemen söze girdi.

"On dakika bakıp çıkacağız. Eski bina sağlam değil."

İpek güldü.

"Tamam Aras abi."

Aras, İpek'in "abi" deyişine kısa bir tebessüm etti ama belli etmemeye çalıştı.

Dörtlü eski deponun kapısını açtı.

İçerisi yıllardır olduğu gibiydi.

Tozlanmış sandalyeler, eski bisiklet lastikleri, kırık oyuncaklar...

Duru etrafına bakarken bir köşede üzeri örtülü ahşap bir sandık gördü.

"Ege... Bu sandık burada mıydı?"

Ege başını salladı.

"Hatırlamıyorum."

İpek hemen örtüyü çekti.

Sandığın kapağında küçük bir kilit vardı ama paslandığı için kolayca açıldı.

İçinden eski fotoğraflar, misketler, oyuncak arabalar ve küçük zarflar çıktı.

"Biz bunları saklamışız..."

Duru gülümseyerek eski bir fotoğrafı eline aldı.

Fotoğrafta dört çocuk yağmur altında kahkahalar atıyordu.

Tam o sırada Ege küçük, mavi renkli bir defter çıkardı.

"Bu ne?"

Defterin kapağında sadece bir tarih yazıyordu.

2018

İlk sayfalar çocukça yazılarla doluydu.

"Bugün yine saklambaç oynadık."

"İpek yine sobelendi."

"Aras abi bizi dondurma yemeye götürdü."

Hepsi gülmeye başladı.

Derken Duru son sayfalardan birini açtı.

Orada tek bir cümle vardı.

"Ona söyleyemem ama bir gün anlayacak."

Yazının altında ise sadece bir harf vardı.

E.

Duru'nun yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

"E..."

İpek merakla eğildi.

"Kim yazmış bunu?"

Ege defteri Duru'nun elinden aldı.

"Hatırlamıyorum."

Ama sesi hiç de öyle söylemiyordu.

Tam o anda dışarıdan bir kız sesi duyuldu.

"Egee!"

Herkes kapıya döndü.

Sarı saçlı genç bir kız koşarak yanlarına geldi.

"Ege! Gerçekten sensin!"

Hiç düşünmeden Ege'ye sarıldı.

Duru olduğu yerde donup kaldı.

"Ege... Bu kim?"

Kız gülümseyerek elini uzattı.

"Ben Elif. Eskiden birkaç yaz burada kalıyordum."

Ege hafifçe başını kaşıdı.

"Çocukluk arkadaşı."

Elif gülmeye devam etti.

"Sen bir anda ortadan kayboldun. Sana ulaşamamıştım."

Duru sessizleşti.

Birkaç dakika önce bulduğu not hâlâ aklındaydı.

'Ona söyleyemem ama bir gün anlayacak.'

Acaba...

O not Elif için miydi?

İpek durumu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.

Aras ise kardeşine kısa bir baktı.

Duru'nun sessiz kaldığını görünce hemen anladı.

Çıkış yolunda herkes önden yürürken Aras kardeşinin yanında kaldı.

"Bir şey mi var?"

"Yok."

"Duru."

"Abi gerçekten yok."

Aras derin bir nefes verdi.

"Çocukluğundan beri aynı şeyi yapıyorsun."

Duru şaşkınlıkla baktı.

"Ne yapıyormuşum?"

"Canını sıkan şeyi söylemek yerine içine atıyorsun."

Duru başını eğdi.

"Bazen konuşmak istemiyorum."

Aras omzuna hafifçe dokundu.

"O zaman da tek başına düşünme."

Duru istemsizce gülümsedi.

"İyi ki varsın."

Aras saçını hafifçe karıştırdı.

"Hadi eve geçelim. Annem merak eder."

Eve dönerlerken Duru son kez arkasına baktı.

Ege, Elif'le konuşuyordu.

Bir ara göz göze geldiler.

Ege sanki bir şey söylemek ister gibi baktı.

Ama hiçbir şey demedi.

Duru ise ilk defa kendine itiraf etti.

Nedenini bilmediği bir şekilde...

İçini garip bir kıskançlık kaplamıştı.

Ve mavi defterdeki o tek cümle, gece boyunca aklından çıkmayacaktı.