2. bölüm / 2
Yasaklı AşkDeğerli Eş
Bölümler 2Şu an: Değerli Eş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ağlıyordum, korkmuştum ve sıkılmıştım artık. Etrafta kimse yoktu, nerdeydiler? Ellerimi sarı, hafif kıvırcık saçlarıma geçirdim ve mavi gözlerimle etrafa baktım. Uzakta bir dağın üzerinde şato fark ettim. Yardım istemek için oraya koşmaya başladım. Ayakkabılarım sıkı ve topuklu gibiydi ama bakıp öğrenecek vaktim yoktu.
Siktiğimin dağına ulaşmam 2 saat sürdü. Belki fazla.
Kapıyı tıklatmaktan çekindim, ya içeride kötü adamlar varsa? Kötü adamlardan kastım mafyalardı. Yani… hiç mi dark romance kitabı okumadınız?
Kapıyı tıklattım. Kocaman, meşeden yapılmış, ama kırmızıya boyanmıştı. Hatta biraz solmuştu rengi, sanki seneler geçmiş gibiydi. Belkide geçmişti? Hızlıca nefes alıp ikinci kez kapıyı tıklattım. Ah tabiki. Bu şatoda kimse yaşamıyor.
Rüyada olduğumu düşünerek kendimi cimdikledim. Sanırım değildim.
En sonunda kapı aniden açıldı. Korkarak arkamda duran aslan heykeline çarptım. Bir görevliye benzeyen kadın bana baktı. Gözleri kırmızı, saçı yüzünü gerecek şekilde topuz yapılmıştı, doğal sarışına benziyordu.
“Hoşgeldiniz Bay Seanette.”
Ne? Seanette’mi?
Yavaşça ona baktım. Gözlerimi kıstım ve omu süzdüm.
“Lord Azazel içeride, sizi bekliyor.”
Azazel’mi? TANRIM ADA BAK! Kesinlikle bir şeytan, evet şeytan! MAFYA DEĞİL.
Yavaşça Victorian Dönemini andıran kabarık elbiseyi kaldırdım. Sonunda ayakkabıyı gördüm, balmoral bir bottu. Aslında pek ilgim yoktur ama tarih öğretmenim Bayan Cooper derste sürekli Victoria Döneminden bahsederdi, hele ki kadın giyimi.
Adımımı attım ve yürümeye başladım. Sadece uzun bir koridordu, duvarlar dışa nazaran daha modern, siyah mermerle kaplıydı. Heryer.
Sol taraf aile tabloları, sağ taraf iki adım aralıklı taştan merdivenlerdi. Yağmur yağdığını kokudan anlamıştım, huzur veriyordu. Pencereler kocaman, hatta cam yoktu. Burayı sevmiştim.
Sonunda kocaman bir kapı karşıladı. Kadın kapıyı açtı ve içeri girdim. İçerisi çok moderndi. Ağzım açık bakarken başım aniden yukarı gitti. Sayısız merdicen, kat, lamba, oda… harikaydı.
Sonunda bir adam aşağı doğru indi, aniden belirdi. Ona korkarak baktım. Ama fena değildi?
Esmerdi, tanrım çok yakışıklıydı. Sanırım bu da uşaklardan biridir. Arkamdaki kadının sesini duyunca tüm büyü bozuldu.
“Lord’um işte Seanette burada.”
“Teşekkürler Teressa, gidebilirsin.”
Başını eğdi ve göz açıp kapayıncaya kadar yok oldu. Lord’a döndüm.
“Sen kimsin? Ve ben neredeyim?”
Dudağı seğirdi, yüzü buz gibiydi, eminim.
“Ben Azazel,” dedi soğuk bir şekilde.
“Ve burası benim şatom,” durdu.
“Ve sen benim eşimsin.”
NE CİDDİMİYDİ??
Bölüm etkileşimi
