Bölümler 2Şu an: Çıkmaz
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Midem bulanıyordu.İğrendiğim için değil stresten.Gözlerimin dolduğunu hissettim ve başımı başka yöne çevirdim.Sesini tekrar duyduğumda kalbim dahada hızlandı.
"Almayacak mısın?"
Parla kolumu dürttü.Doruğa baktım ve elimi uzattım.
"Ben gideyim siz konuşun yani konuşun evet." diyip giden Parlaya baktım.
Hediyeyi elime koymuştu,
"Ne sevdiğini bilmiyordum umarım beğenirsin," dedikten sonra düşündü ve "Aslında antrenörün kızının ne sevdiğini bilmiyordum,senin ne sevdiğini bilirim.Bunuda seversin umarım."
Paketi açtım,pembe bir kutuydu.Tekrar Doruğa baktım.Gözlerine bakmayı çok özlemiştim.Başıyla hediyeyi işaret edince hediyeye tekrar baktım ve kutunun kapağını açtım.
Bu bir kolyeydi.Kuğulu kolye.Mavi.
Buruk bir şekilde gülümsedim ve Doruğa baktım
"Çok teşekkür ederim." dedim.
"Takmamı ister misin?" diyince durdum.Uzun zaman sonra temas mı edecektik?Ağlamam için gayet yeterliydi fakat ona böyle diyemediğim için başımla onayladım.
Kolyeyi aldı ve arkama geçti.Saçlarımı öne aldığımda güldüğünü duydum.
"Gülünecek bir şey mi var?"
"Yok mu?"
Kolyeyi taktığını hissedince saçlarımı bıraktım.Elim kolyeye gitti,çok güzeldi.
"Var sanırım." dedim gülümseyerek.
"Kızım gelsene buraya!" diye bağıran babama baktım.Doruğa tekrar bakamayacak kadar güçsüzdüm bu yüzden babama doğru ilerledim.
Yanıma yaklaşan uzun sarışın yeşil gözlü çocuğa baktım.
"Bir kıza ne alınır bilemedim gördüğüm ilk şeyi aldım.Rüzgar ben bu arada."
Tebessüm ettim. "Alin."
Uzattığı hediye paketini alıp açtım
Çakma bir pandora bilekliğiydi.Gülümsedim ve adını yeni öğrendiğim çocuğa baktım.
"Teşekkür ederim."
Bilekliği taktım,deniz temalı bir şeydi kolyemle uyumlu duruyordu.
Çoğu kişi hediyesini verdikten sonra Parlanın nerde olduğuna bakmaya çalıştım.
"Parlayı mı arıyorsun?"
Tekrar o ses.Alışamayacaktım.
"Evet.Adını nereden öğrendin ki?"
Güldü. "Rüzgarla konuşuyorlardı bende ondan öğrendim." dedi.
Başımı aşağı yukarı salladım.
Oturma yerlerinden birine oturdum.Göz teması kurmamaya çalışıyordum fakat onu çok özlemiştim hep bakmak istiyordum.
"Tamam sen bak bakmıyorum ben sana." dediğini duyunca kaşlarımı çattım ve ona baktım.
"Ne diyorsun sen be?" dedim.
"İki saattir kendini yiyorsun orda."
Etrafa baktım ve yanımda duran topu alıp ona fırlattım.Omzunu tutup bana baktı "Ne olmuş sana ya hırçınlaşmışsın."
Gözlerimi kıstım,kollarımı bağdaştırıp arkama yaslandım.
Acaba sevgilisi var mıydı?Benden sonra kimlerle,kaç kişiyle konuşmuştu?Bunlarla beraber bir sürü soru sormak istiyordum.Nasıl olduğunu anlamak için sürekli ona bakıyordum.
Benim gibi kollarını bağdaştırmış yedek kulübesi gibi görünen yere yaslanıyordu.
Bakışları bana dönünce gözlerimiz kesişti.Ne bakıyorsun der gibi kafasını salladıktan sonra derin bir nefes verip önüme döndüm.
"Sor istediğini."
Bu iki oluyordu!Aklımı mı okuyordu?
"Soracak bir şeyim yok."
Soracak çok şeyim var.
"Celal Hocanın kızısın he.Vay be!"
"Babamın oyuncususun.Vay be!"
İkimizde gülmüştük.Yanıma doğru gelen birini gördüm.Bu çocuğu ilk defa görüyordum.
Diğerlerine göre biraz daha kısaydı ve esmerdi.
"Şey ben sonradan geldimde doğum günün kutlu olsun." dedi.
Tebessüm edip başımı salladım.
Yanıma oturdu,anlamamıştım ama bir şey demedim.
"Berat ben." diyip elini uzattı.
Elinin bir kısmını tutup "Alin." dedim.
"Kırarım o elini!" diyen Doruğa döndük.
Ya kırar mısın gerçekten?
Şaşırmıştım.İstemsizce elimi Beratın elinden çektim.
"Ne oluyor ya?" dedi Berat ayağa kalkıp.
"Uzaklaşsana sen."
"Hayırdır Doruk?Antrenörün kızından mı hoşlandın?"
Bu bir çizgiydi ayağa kalktım ve çantamı Berata fırlattım.
"Benim bir adım var!"
İkiside bana döndü.Konunun bu olmadığının farkındaydım fakat bir eşyaymışım gibi konuşmak kimin haddine?
"Yavrum konumuz bu değil beklesene bir." dedi Berat.Muhtemelen devamı gelecekti ama yüzüne inen yumruk onu susturdu.
Şok etkisiyle ellerimi ağzıma götürdüm.
"Ay!Doruk dur!" diyip öne atıldım.
"Hey hey!Ne oluyor?" bağıran babama baktım.
"İt!Köpek!"
Doruğa baktım "İkiside aynı anlamda aslında." dedim.Sinirli bir şekilde bana bakınca ağzıma fermuar çekiyor gibi bir hareket yaptım.
"Sen mi yaptın bunu Doruk?" dedi babam.
Doruğun önüne geçtim,
"Vallahi benim için yaptı.Bu çocuk resmen bana yürüyordu!O da böyle yaptı."
Parlayı yanımda hissettim kolumu tuttu ve beni kenara çekti.Muhtemelen babam Doruğu azarlayacaktı.
"Senin için kavga mı etti." diyerek yerinde zıpladı Parla.
İğrelti dolu bir ifadeyle ona baktım."Benim için değil.Her kız için yapardı."
Parlanın beklediği tepkiyi vermemiş olmalıydım çünkü anında yüzü düşmüştü.
Tam konuşmak için ağzımı açmıştım ki Parlanın arkama odaklandığını gördüm.Arkamı döndüğümde Doruğun bedeniyle karşılaştım.
Yakındık,fazlasıyla.Bu yüzden tepkimi kontrol edemedim.
"Allah!"
Güldü ve Parlaya baktı "Bizi biraz yalnız bırakabilir misin?" dedi.
Parla bu anı bekliyormuş gibi koşarak uzaklaştı. Bir adım geri çekildim,yakın olmak ne haddimizeydi?
"Bir teşekkürü hak ediyorum bence.Senin yüzünden takım arkadaşıma vurdum."
Alaycı bir şekilde gülümsedim.
"Hiç gerek yoktu.Hoş çocuktu." dedim ve arkamı dönüp Parlaya doğru adımlar attım.Kolumu tuttu,yönümü ona çevirdim.
"Yine yanındayım.Bu sefer sevgilin değilim ama sen yine başka bir erkekten bahsediyorsun.Aldatmanında bu kadarı be Alin." dedi.
İçime bir ağırlık çökmüştü.Kaşlarımı çattım ve kolumu hızlıca çektim.
"Ben seni aldatmadım." dedim en sakin ses tonumla.Kafasını başka bir yere çevirdi ve derin bir nefes aldı.
Gerçekten hala onu aldattığıma mı inanıyordu?
"Yalanların hiç bitmiyor.Sen ihanetin vücut bulmuş halisin."
Ağır sözleri vardı,bu ağırlığın altında eziliyordum.Neden kendini savunmuyorsun Alin?
"Yapmadım.Seni aldatmadım."
"Alin hadi Parlayı al eve git." diyen babamın sesini duydum.Doruğun gözlerinin içine iyice baktıktan sonra babama döndüm ve kafamı salladım.
Arkamı dönüp Parlaya ilerlerken sesi beni durdurdu.
"Alin." Kafamı çevirdim.
"Efendim?"
"Engelimi aç.Her yerden."
Güldüm ve tekrar yoluma döndüm.
Doruk Arslan
Yaşadığım en garip anlardandı.Özleminden ölüyordum ve sonunda onu görebilmiştim.Belki o geldiği için pişmandı ama benim geçirdiğim en iyi iki saatti.
Omuzumda bir el hissettiğimde bu elin Celal Hocaya ait olduğunu anlamıştım,ona döndüm.Bana hayal kırıklığıyla bakıyordu.
"Neden yaptın oğlum?"
"Kızınıza yavşadı hocam."
Sevdiğime yavşadı hocam.
"Oğlum kız benim kızım.Sana ne oluyor?"
Gözlerini büyüttü ve omuzuma vurdu.
"Yapma Doruk.Kızımdan uzak dur."
Kızınla sevgiliydik.
"Yok hocam başkasının nasibi." Güldüm.
"Evine git oğlum yarın akşam antremanı var haberin olsun."Omuzuma vurdu ve uzaklaştı.
Çantamı aldım ve tesis çıkışına ilerledim.Telefonumu elime aldım ve direkt olarak Alin'in beni engellediği uygulamalara baktım,hepsinden engelimi açmıştı.
Bunun dönüşü yoktu.
Ya barışacaktık ya da barışacaktık.Onu bırakmayacaktım ve artık bu bir çıkmazdı.
Bölüm etkileşimi
