YANLIŞ LİMAN kitap kapağı

2. bölüm / 3

YANLIŞ LİMAN

2. BÖLÜM / TEKLİF

Vaveyla Yazarı: Elif

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 2. BÖLÜM / TEKLİF

( “Bende Deniz Göksun, memnun oldum.” Sıcacık elini sıkarken yüzünü daha yakından inceledim. Pürüzsüz bir yüzü, kumral saçlarına çok yakışan ela gözleri, dolgun dudakları vardı. Yeni tıraş ettiği sakallarıyla da oldukça göz alıcı görünüyordu.)

“Neden burada tek başınızasınız?”

“Manzara çok güzel.” Dedim bakışlarımı Ay’ın yansımasıyla parlayan suya sabitlerken. “Siz neden burada tek başınızasınız?”

“Bugün dolunay var. İzlemesem olmazdı.”

Bakışlarımı yukarı kaldırdım. Haklıydı, bugün Ay, Güneşin ışınlarını daha parlak yansıtıyordu sanki.

“Koskoca gökyüzünün güzelliğini tamamlayanın yapayalnız bir Ay olması ne garip.”

“Ve bu yapayalnız Ay biraz da nazlı sanki, her zaman böyle görünüp parlamaz.”

Ay’la bile empati kurup kişileştirecek kadar hayal alemindeydim ve Deniz Bey de beni bozmayıp devam ettirmişti. Umarım sarhoş olduğumu düşünmemiştir. Çünkü, Yazık Ay’a yapayalnız kalmış diye ağlasam şaşırmayacak gibi bir bakışı vardı.

🌛🌕🌜

Aramızda geçen uzun sessizlikten sonra benim zevkime uygun müziklerin başlamasını fırsat bilerek koşar adım Aslı’yı da kolundan tutup başından beri dolu olan pistte yerimi aldım. Resmiyetten uzak eğlenme amaçlı bir kutlamaydı ne de olsa.

Az sonra fark ettim ki benim yokluğumda Aslı zaten eğlenmiş, ben onu dinlenme vaktinde tekrardan çekiştirmiştim. Fakat canım arkadaşım nefes nefese de olsa bana ayak uydurmuştu. Eğlencemiz kararındaydı, kendimizi kaybetmeden fakat içimizdeki enerjiyi de hapsetmeden eğlenmeyi biliyorduk.

Saatler sonra partinin yoruculuğuyla Aslı ile masanın yanına yığıldığımızda Aslı’nın çantasından kuruyemiş paketi çıkarttığını görür görmez kahkahayı patlattım.

“Ben çabuk acıkırım” dedi içinden kuruyemiş almam için paketi bana uzatarak.

“Peki o zaman afiyet olsun.” Kahkahamı sonlandırmış kuruyemiş paketine uzanıyordum.

Partinin ilerleyen vakitlerinde ara sıra Alper’in yanına gitmiş, bir ihtiyacı olup olmadığını sormuştum. Onun haricinde benim de kafamı dağıtıp eğlenmem için harika bir fırsat olmuştu. Sonradan fark etmiştim ki Alper sadece yakınlarını çağırmıştı. Kalabalığın sebebi yakınlarının yanında getirdikleri diğer arkadaşlarıydı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~
Dönüşte hem yalnızlık çekmek istemediğim hem de partinin yorgunluğuyla uzun eve dönüş yolunu gidecek olan arkadaşıma kıyamadığım için Aslı’ya bende kalmasını teklif edince o da seve seve kabul etmişti.

Yol boyunca Aslı ayaklarının ağrıdığından yakınıp dursa da ben onu dinlemeye mahkum bir şekilde yolu seyrederken bugün yaşadıklarımı düşünüyordum.

Sonunda yakınmayı bırakıp önceden arabaya bağladığı telefonundan kendi zevkine uygun şarkılar açmaya başlayınca benim de odak noktam değişmiş oldu.

Eve gelir gelmez ağrıyan ayaklarını bahane ederek kendini bir çuval misali salondaki koltuğa bırakan Aslı, çay demleyip atıştırmalık hazırlama işini de bana kilitlemişti.

Ama her şeyden önce üzerimdeki ağırlıktan kurtulup pijamalarımı giymek için odama geçtim. Çantamı masamın üzerine koyup dolabımdan kendime yeni yıkanmış, yumuşatıcı kokan kırmızı kalp desenli bir pijama, Aslı’ya da yeni yıkanmış yedek pijamalarımdan çıkarttım.

Pijamalarımı giyinecektim ki güzel kokulu kumaşların arasında kendimi pis hissettim. Çay demleme işi biraz bekleyebilirdi. Aslı’nın mızmızlanacağını bile bile bakım malzemelerimi alıp aceleyle kendimi banyoya attım.

Sıcak suyla buluşan bedenim biraz olsun günün yorgunluğunu atabilmişti. Kısa bir süre sonra banyoya dolan buharların arasından suyla mayışmış bedenimi ayırdım ve Aslı’ya isterse banyo yapabileceğini, ona pijama hazırladığımı söyledim. Tabi odamdan sesimi ona ulaştırmak için biraz bağırmam gerekmişti.

Elimde Aslı’nın pijamasıyla, kafamda yeni çerilerin şapkasını andıran havluyla salona yürürken televizyonun sesi kulağıma doldu. Komedi programı açmıştı tahminimce. Salona geçince yüzüne doğru attım elimdeki pijamaları. “Hadi buna da ayaklarım ağrıyor deme güzelce duşunu al pijamaları giyin. Gelirken de çaylarımızı dolduruver canım arkadaşım.” Elinden kumandayı alıp ona sırıtırken rahat pijamalarımla koltuğa attım kendimi. “Ay Aslı!”

“Ne oldu?”

“Ben çay demlemeyi unuttum.”

Oflayarak önce mutfağa sonra ise banyoya gitti. Banyodan su sesleri gelirken bende elimde kumandayla kanallar arasında geziniyordum.

Eğer kardeş seçebilseydik kardeşimin Aslı olmasını isterdim. Kan bağımız olmasa da gönlümde kardeşten farkı yoktu. Küçüklüğümüze dayanıyordu tanışıklığımız. Seneler boyunca annelerimiz can ciğer olduğu için bizim de böyle yakın olmamız kaçınılmazdı.

Kısa bir süre sonra başında havlusuyla yeni bir yeni çeri katıldı salona. İki elinde çaylarımızı tutuyordu. Kanalı değiştirdiğimi fark edince yüzü düştü ve elindeki çaylardan birini sehpaya bırakıp bir elini bana uzattı. “Kumandayı alabilir miyim.” Sıkıntıdan kanalları dolaştığım için izlemeye pek hevesli olduğum da söylenmezdi. Kumandayı eline verince karşılıklı olarak çayımı da almış oldum.

“Çok yorucuydu bugün,”

“Kesinlikle katılıyorum, topuklu ayakkabılar ayaklarımı mahvetti.”

Konuşmamızı bölen Aslı’nın telefonundan gelen arama oldu. Sabit bir yüzle telefonunu almasına rağmen bakışları ekranla buluşunca yüzü düştü.

“Merhaba Ekrem Bey,” telefonun arkasından gelen ses boğuktu, anlaşılmıyordu. “Şaka yapıyor olmalısınız, sizinle bu konu hakkında yeni konuştuğumuzu hatırlatmak isterim.”
Bir süre tırnağını kemirerek telefonun arkasındaki konuşmayı dinledi. “Bakın her ay kirayı arttıramazsınız. İstediğiniz fiyatın farkında mısınız?” Alaycı bir gülüş çıktı dudaklarından. “Dubleks bir evde oturduğumu düşünmeye başlayacağım.” Dinledi bir süre karşı tarafı. “Hayır size o parayı ödemeyeceğim. Senede bir defa zam yapmanız gereken kiraya her ay zam mı yapılır? Kendinize bu parayı ödeyecek başka bir enayi bulun. İyi günler.”

Telefonu kapatıp setçe koltuğa fırlattı. “Çok güzel, artık evsiz kaldım,” Sinirinden burnundan soluyordu. “ayın bitimine taşınmam gerek.”

Aniden aklıma gelen fikirle heyecanlandım. Ben neden ev arkadaşı arayışına girip tanımadığım biriyle yaşamayı düşünmüştüm ki? Aslı ile birlikte yaşamak varken?

“Aslı! Endişe etmene gerek yok, evde tek kalmak istemeyip ev arkadaşı aradığımı biliyorsun. En yakın vakitte eşyalarını toplayıp buraya geliyorsun. Tamam mı?”

Emin olamayan bir ifadeyle yüzüme baktı bir süre. Dudağımı büzüp tatlılık yapmaya çalıştım. Benim heyecanlı bakışlarıma karşılık gülümseyip başını salladı.

Çığlık attım “Merhaba yeni ev arkadaşım!”
Birbirimize sıkı sıkı sarılırken “çok iyi anlaşacağız” diye fısıldadım.

Boşalmış çay bardaklarını mutfağa götürdükten sonra salona geldiğimde Aslı’nın Instagramda gezindiğini gördüm. Yanına gittiğimde Deniz Bey’in hesabına bakıyordu. Şaşkınlıkla “Yok artık! Sen... ne zaman...”

“Hiç tepki verme Derya, gizli zaten hesabı...”
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Sabah Aslı’nın kulak tırmalayan alarm sesiyle gözlerimi açtım. Kaç kere tekrar çaldığını sayamamıştım fakat Aslı’da hala küçük bir hareketlilik dahi yoktu. Ayaklarımı yataktan sarkıtıp gözlerimi ovalayarak ayılmaya çalıştım. Dışarıdan gelen kuş seslerini bastıran Siren sesini andıran alarma daha fazla dayanamayınca kendimi yataktan ayırıp lavaboya doğru ilerlerken Aslı’nın kapısına vurup alaycı bir tonla seslendim. “Uykucu prenses kalkmayı düşünüyor musunuz acaba? Alarmın ne zamandır çalıyor kapat artık!!”

Buz gibi suyla elimi yüzümü yıkayıp sabahın uyuşukluğunu üstümden attıktan sonra genlerimi babamdan aldığım kestane rengi; kalçalarıma kadar uzanan düz, fakat uyku sonrası olduğu için kabarmış saçlarımı tarayıp düzleştirdim. O sırada mızmızlanarak odasından çıkan Aslı’nın sesi kulaklarıma doldu.

Oflayarak kapısından çıktığım banyoya doğru yürüyen Aslı’ya omuz atarak “Güne şikayet etmek yerine şükret sabah gözünü açabildiğine. Bak ne güzel kuşların sesi, insanın içini huzur dolduran harika bir hava var.” Diyerek neşelendirmeye çalıştım. Dediklerimi uykusundan idrak edememiş olsa gerek yarı kapalı gözüyle sadece başını sallamakla yetinip lavabonun kapısını kapattı.
Bana cevap olarak da bir karganın kulak tırmalayan sesi gelmişti.

Ne de olsa karga da bir kuş türü değil mi?
Uykumu almış güne enerjik başlamıştım. Uykumu alamadığım günler Aslı’dan beter olabiliyordum.

Odama dönüp mavi renkli bol kot pantolonun üzerine siyah badi ve beyaz uzun bir gömlek giyip saçlarımı tepeden at kuyruğu yaptım. Uzun saçlarımın işimin ciddiyetini bozduğunu söyleyenler olmuştu fakat umurumda değildi. Saçlarımı seviyordum ve kesmeye de niyetim yoktu. Rahatsız olanlar kendi saçlarını kesebilirdi, saçlarımın her telinde farklı bir anıyı taşıyordum.
Yüzüme de birkaç renkli dokunuş yaptıktan sonra Aslı’yı daha fazla kahvaltı sofrasında bekletmemek için aceleyle mutfağa gittim.

Geç kalkmasına rağmen erkenden hazırlanan ev arkadaşımın yanına gidip haşlanmış yumurta ve en sevdiğim yeşil zeytinlerden tabağıma doldurdum.

“İlk günden böyle kahvaltı sofrası falan hayırdır Aslı Hanım? Mutluluğumuz daim olsun”

“Bugün işim var, erken kalkmak zorundaydım maalesef. Geç kalkacağım zamanlara yatırım yapıyorum canım.” Bana göz kırpıp ağzına siyah zeytinden attı ekmekle birlikte.

“Ekmek nasıl çıtır ama, ısıtınca çok güzel oluyor.” Aklına gelen düşünceyle yüzünü buruşturup ekmeği bıraktı. “Vazgeçtim, bugün aldığım kalorileri yakamam, yarın yiyeceğim.”

Ne zaman kilo aldıracak bir yemek yese hemen ardından aldığı kalorileri yakmak için uğraşıyordu. Onun adına ben yoruluyordum kalori hesaplaması yaparken. “Bugün fitness yok o halde?”
Cıkladı. Hayır demekti bu. Son lokmasını ağzına atarken çayını da tepesine dikerek ayaklandı.

Karnımızı iyice doyurduktan sonra yola çıktık. Aslı’ya beni karakolun önünde bırakmasını söyledim. Polis olan arkadaşım Rüya’dan Adnan’ın çocuğuyla alakalı bilgi bulmak için yardım isteyecektim.

Rüya ile benim babalarımız meslektaş sayılırdı. Babalarımızın kaderi aynı olmuştu. Rüya babasının izinden gitmeye karar verdiği için polis olmuş işini severek yapıyordu. Bu konuda bana yardımcı olabileceğine inanıyordum.

Karakola girince, önce taksinin patlama anının kamera görüntülerine tekrardan baktım. Ardından herkesten gizlenen çocuğun, yani Baran Demirbaş’ın küçüklük fotoğrafını gösterdim fakat, büyüdüğü zaman nasıl birine benzeyeceği öngörülemeyecek kadar küçük yaştaydı. Rüya ile nasıl bir yol izleyeceğimizi konuştuk.

Karakoldan çıktıktan sonra kafa dağıtmak için kütüphaneye gittim. Yanımda Osmanlı Türkçesi öğrenirken kullandığım kitap dışında okuma kitabı olmadığı için bir elimde “Osmanlı Türkçesi” kitabını tutarken şiir kitaplarının olduğu bölüme doğru ilerledim. Üst rafa, zor da olsa zıplayarak ulaşıp elime bir kitap alarak rasgele bir sayfa açtım. Boyum ne çok kısa ne de çok uzundu. Orta boylardaydım. Rafların yüksekliği çok fazla olunca ulaşamamam beklenen bir sonuçtu. Karşıma çıkan şiiri merakla fısıldayarak okumaya başladım. Sesli şiir okumayı seviyordum dize sonlarındaki tonlamaları duyduğum zaman şiir daha da işliyordu içime. Sadece kendimin duyabileceği kadar kısmaya çalıştım sesimi.

Ağlasam sesimi duyar mısınız?

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Arkamdan gelen kalın bir erkek sesi sözümü kesti;

“Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce”

O anki duyduğum şaşkınlıkla aniden arkamı döndüm. Karşımda kollarını göğsünün üstünde bağlamış bir şekilde karşımdaki kitaplığa yaslanan, simsiyah giyinmiş Deniz Bey’i görünce şaşkınlıktan kaşlarım istemsizce havaya kalktı.

Kıvırcık saçları dağınık şekilde alnına düşüyordu ve kolları göğsünde bağlı olduğu için kaslarını göz önüne sermişti. Yoksa saçları dalgalı mıydı. Hayır, bonus kafa olacak kadar kıvırcık değil ama klasik dalgalı saçlardan daha hacimliydi.

Gözlerimin içine bakarak kendinden emin bir tavırla devam etti. “Orhan Veli Kanık"

O an ne diyeceğimi bilemeden sadece şaşkın bir şekilde gözlerine bakmakla yetindim. Söyleyecek bir şeyim yoktu, adam resmen şiir kitabıydı.

“Şiir kitaplarını sever misiniz?” Onun söze girmesi beni de bir nebze rahatlattı. Kütüphanede olduğunun bilincine varıp fısıldayarak konuşmuştu.

“Genelde roman okurum fakat bu aralar şiir kitapları da ilgimi çekmeye başladı. Anladığım kadarıyla sizin de ilgi alanınız.”

Hafifçe gülümsedi, gülümseme bile denemezdi dudaklarını kıvırdı fakat o küçücük tebessümden bile daha önce nasıl fark edemediğime şaşırdığım iki yanağında da derin çukurlar halinde beliren gamzeleri ortaya çıktı.

Sırtını yasladığı kitaplıktan çekip başını hafifçe yukarı kaldırdıktan sonra gözüyle kitapları taradı. Ardından birkaç adım atıp kolunu başımın üzerinden rafa doğru uzatarak Sabahattin Ali’nin “Bütün Şiirleri” kitabını alıp sayfaları karıştırmaya başladı. Bunu yaparken birkaç adım daha yaklaşıp aramızdaki mesafeyi azaltmasıyla kendine has ferah erkeksi kokusu ciğerlerime doldu. “Bence bunu seversiniz.” deyip cebinden çıkardığı kağıt parçasını açtığı sayfanın arasına koyup bana uzattı. Kitabı elinden alırken aramızdaki mesafenin yakınlığından rahatsız olarak bir adım geriledim. Nazikçe teşekkür edip her zaman oturduğum yere oturmak için arkamı dönmüştüm ki adımı seslendi.

“Derya Hanım,”

Ona doğru dönünce gözlerimin içine bakıp konuşmasını sürdürdü. “Sahilde çay içerken bana eşlik etmeniz çok hoşuma gider.” Yüzüne aval aval bakarken onun bakışları ne zamandır elimde tuttuğum “Osmanlı Türkçesi” kitabına kaydı. Gözlerimiz tekrar buluştuğu anda onu reddetmek için dudaklarımı aralamıştım ki mimiklerimden reddedeceğimi anlamış bir şekilde itiraz etmek için sözümü kesti.

“Gayem zat-ı alinizi taciz etmek değil, efkari umumide muhabbet kurmaktır. Cevabı müspetiniz kalb-i hazı halimi tamir ve temin edeceğinden dest-i muhabbetinize talibim”

( Amacım sizi rahatsız etmek değil, aramızda özel bir sevgi bağı kurmaktır. Olumlu cevabınız beni çok mutlu edeceğinden size arkadaşlık teklif ediyorum.)

Eski dönemlerde böyle teklif edildiğini biliyor olması ve elimdeki kitabi görünce böyle bir teklifte bulunması hoşuma gitmişti.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Beğenip yorum yapmayı unutmayınn ✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18