1. bölüm / 3
Yanlış Hedef- 1. Bölüm -
Bölümler 3Şu an: - 1. Bölüm -
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selam aşkısıııı
Boş boş oturuyordum dedim ki neden kitap yazmayayım ki ??
(Bu notu yazarken hikâyemizin 30. bölümlerindeyiz. 🤍)
İlk bölümlerde yazım dilim ve olayların ilerleyişi biraz daha acemice, hatta yer yer hızlı olabilir çünkü bu benim ilk kitabım. Fakat ilerleyen bölümlerde hikâyeyi, karakterleri ve olay örgüsünü toparlamaya çalıştım. Bu yüzden ilk bölümlere bakıp hikâyeye karşı hemen ön yargı oluşturmayın olur mu ? Zamanla her şey daha da yerine oturuyor 🥹🫶🏻
Mafya kurgusu, yanlış anlaşılma ve slowburn sevenler doğru yerdesiniz ✨
Başlama tarihiniz ———————>
Sizi seviyorum ve iyi okumalar diliyorum 🫶🏻
જ⁀➴
Hayatımda yaptığım en büyük hata, o gece eve yalnız yürümek değildi.
Beni kaçıran insanların yanlış kişiyi kaçırmış olmasıydı.
Bir sonbahar gecesi, saat 01:00 sularında, evime gitmek üzere yürüyordum. Hava karanlık ve soğuktu. Sokaklar ıssızdı. Havada güzel bir yağmur kokusu vardı. Melisa ile kız kıza oturmuş sohbet etmiştik onun evinde. Aşırı keyifli bir geceydi, saat 01.00 gibi evime dönüyordum. Kulaklığımı kulağıma takmış şarkı dinleyerek yürüyordum. Melisa en yakın arkadaşımdı, kısacası çocukluk arkadaşım. İkimizde yalnız yaşıyorduk, yakın zamanda aynı eve çıkmayı düşünsekte henüz cesaret edememiştik.
Ailem iş gereği ile Rusya'ya taşınmışlardı. Babam karanlık işlerle uğraşıyordu, asla ne olduğunu bilemedim. Fakat aramız yine de çok iyiydi. Sürekli mesajlaşırdık ve bana düzenli para gönderirdi. Ailesine sadıktı benim babam. Annem ise kendi halinde, babamın peşinden savruluyordu.
Tam kendimi şarkıya kaptırmış yürürken arkamdan birisi beni kolumdan tutup kendine çekti ve ağzımı eliyle kapadı. Gözlerim far görmüş tavşan gibi açıldı. Kafamı kaldırdığımda karşımda daha önce hiç görmediğim bir adam duruyordu. Tam elini ısırıp çırpınmaya başlayacakken beni tutan adam lafa girdi.
"Zorluk çıkarma bin arabaya."
Birden fazla adam vardı ; karşı çıkacak kadar cesaretli olmadığım için siyah minibüse bindim. Adamlar baştan aşağıya siyah giyinmişlerdi. Anlam veremedim, ben ne alaka?
Şuan düpedüz adam kaçırıyorlardı. Şaka mı bu?! Adam kulaklığımı aldı ve kulağına taktı. Kaşları çatıldı.
"Şuna bak, koskoca mafyanın kızı Mabel Matiz dinliyor, başka şarkıcı mı yok ? Blok3 falan dinleseydin bari"
Ciddi mi lan bu adam?!
"Bak kim olduğunu bilmiyorum, neden beni kaçırıyorsun onuda bilmiyorum. Sana ne benim ne dinlediğimden? Rahat bırakın beni evime gitmem lazım! Hem ayrıca ben mafyanın kızı-"
"Ne konuştun kızım ya"
Tam o anda bana koklattıkları peçete ile mayıştım ve baygın düştüm.
Gözlerimi açtığımda kendimi bir yatağın üzerinde buldum. Hafifçe doğruldum: etraf oldukça şık ve lüks görünüyordu. Bir boy aynası, ahşap bir dolap ve bir yatak bulunuyordu odada. Başka bir şey yoktu. Ayağa yavaşça kalktım ve yavaş adımlarla kapıyı açtım. Karşımda beni bayıltan adam ve yanında başka bir adam bulunuyordu. İçlerinden biri seslendi;
"Patron, kız uyandı."
Ardından merdivenlerden çıkan bir beden belirdi. Geniş omuzlu, kumral, takım elbiseli oldukça karizmatik bir adamdı. Karizmatik olduğu kadar da korkutucuydu. Hızla odaya girdim ve kapıyı kapattım. Saklanacak yer aradım fakat odada saklanabileceğim tek bir köşe bile yoktu.
Hassiktir. Kimdi bunların patronu?
Kapının açılmasıyla bedenimi kapıya çevirdim. Karşımda o adam duruyordu. Geri geri gittim ve yatağa çarpmanın şiddetiyle yatağa oturdum. Yüz ifademden korktuğum her türlü belliydi.
"Hayırdır ? Cinayet işleyip üzerime yıkarken korkmuyordun, yakalanınca mı korktun?" dedi adam. Yüzünde pis bir sırıtış vardı ve alay ettiği yüzünden okunuyordu. Ne cinayetinden bahsediyordu ?! Karıştırmış olmalıydı. Asla cinayet işleyecek kadar gaddar olamazdım. Tam ağzımı açıp "Ne?" diyecekken adam ciddileşti ve bana doğru bir adım attı.
"İşlediğin cinayeti benim üzerime yıkmak nedir lan?! Üstelik benim silahımla! Hangi ara çaldın lan benim olanı?!
"Ne cinayeti ya?"
"Bana bak Defne ben herşeyin farkındayım, benimle dalga geçme!"
"Defne kim?!"
O an karşımda duran adam duraksadı fakat yüzünde ki ciddi ifade kaybolmadı.
"Kendi ismini bilmiyor musun sen?"
"Biliyorum herhalde! İpek benim adım!"
Adam sinirle adamlarına döndü. Sonra bana tekrar baktı ve kaşları iyice çatıldı. Yüzünde sanki inanmıyormuş gibi bir ifade vardı.
"Çantamda kimliğim var."
Dedim ve etrafıma bakındım. Çantam yatağın yanında ki komidinin üzerinde duruyordu. İçinden kimliğimi zar zor bulup ona uzattım; gördüğü şeyle dahada sinirlendi.
"Hassiktir."
"Şey, ne cinayeti?"
"Bekle beni burada."
Dedi ve odayı terk etti. Bak hele paşama ! Tanımıyorum etmiyorum birde bana emirler veriyor. Eşref kek. Yatağın üzerinde kalakaldım ve bir müddet kıpırdamadım. Sonra dayanamayıp odadan çıktım. Beni kaçıran adam ve yanında ki başı eğik bir şekilde duruyorlardı. Çekinerek lafa girdiğimde bakışları bana döndü.
"Patronunuz olacak adam nerede?"
"İkinci katta çalışma odasında, sağdan ikinci kapı."
Merdivenlere doğru yönelip basamakları inmeye başladım. Saray denecek kadar büyük bir evdi. Binbir tane oda vardı. Görende İngiltere kralının evi zanneder. Çalışma odasının önünde durduğumda tam kapıya vuracakken kapı açıldı ve o adam karşımda belirdi. Elimi yavaşça aşağıya indirdim. Kaşlarını çattı.
"Ben sana beni bekle demedim mi?"
"Kimliğim-"
"Kimliğin şuanlık bende."
"Yok ya? Başka isteğin var mı paşam? Çay? Kahve?"
"İpek Yılmaz, benim daha kim olduğumu bilmiyorsun."
"Eşref kek değil misin sen?"
"Ne?"
"Eşref Tek işte."
"O kim?"
"Eşref Tek'i bilmiyor musun cidden?"
"Kızım saçmalamayı kes istersen."
"Kim olduğunu söylersen keserim."
Söylediğime kendim bile inanamamıştım ama içimde gereksiz bir rahatlık vardı nereden geldiğini bilmediğim.
"Adım Demir Bozkurt, 30 yaşındayım, bekarım oldu mu? Şimdilik yeter sana bu kadar."
"Kısmetse olur da değiliz bekar olman beni ilgilendirmez."
"Kızım delirtme beni. Kısmetse olur ne lan?"
"E ama oha! Ekran süren 2 saat falan mı?"
Konuşmamdan sıkılmış olmalı ki tek bir laf etmeden beni omzuna attı ve yürümeye başladı. Olayın şoku ile sırtını yumruklamaya başladım fakat umrunda bile değildi.
"Mafya mısın oğlum sen?"
"Aynen öyle. Şimdi sus, başımı şişirdin İpek."
Duyduğum cevap ile kelimelerim boğazıma dizildi. Mafya mı? Hassiktir. Böyleleri de hep bana denk gelir zaten. Bildiğimiz mafya yani... filmlerde ki acımasız mafyalardan.
Önüme düşen saçlarımı düzeltmeye çalışırken beni kaçıran adam ile göz göze geldik. Oda şok olmuştu.
"Patron-"
"Kes sesini Alaz."
Dedi soğuk bir ses tonu ile. O an adının Alaz olduğunu öğrenmiştim. Vay anam vay.
Odaya girdiğimizde beni yatağa bıraktı ve yüzüme yaklaştı. İki elini yanlarıma koydu ve beni kendi alanına hapsetti. Manyak mı lan bu ?
"Otur burada sesini çıkartma."
"Ya benim mafya ile ne işim olabilir acaba ? Ben 25 yaşında masum bir kızım sadece."
Bir de bayıl istersen Feriha.
"Yanlış anlaşılma olmuş. Önemli bir şey değil siktir et. Seni bir müddet evimde misafir etmek durumunda kalacağım."
Ağzımı araladığımda işaret parmağını kaldırıp beni susturdu.
"Bende memnun değilim bu durumdan, ötme hemen. Yabancı bir kızı evinde ağırlamak emin ol kimsenin hoşuna gitmez."
"Benim hoşuma mı gidiyor sanıyorsun? Kaçırıldım ben! Üstelik tanımadığım adamlar tarafından!"
"Birinin tanıdığı insanlar tarafından kaçırıldığı nerede görülmüş?"
Gözlerimin içine baktı ve son derece ciddi bir ifade ile üzerimdekileri süzdü. Üzerimde gri bir kazak, altımda ise bol bir pantalon vardı.
"Bunlarla yatamazsın. Sana bir kaç kıyafet getireyim. Bu sefer yerinden kıpırdama fena olur."
Dedi ve odadan gitti. Tehditleri beni benden alıyordu. Piç işte! Tekrar geldiğinde elinde siyah bir tişört ve eşofman vardı. Onun olmalıydı.
"Şimdilik bunları giy sonrasını hallederiz."
Hafifçe yutkundum ve hemen lafa girdim.
"Açım ben."
"Aç mısın?"
"Evet."
"Kaçırıldığının farkında mısın?"
"Ne yani beni aç mı bırakacaksınız?"
Gözlerini kapatıp kafasını sağa çevirdi ve sabır çekti. Ardından odadan çıktı. Korumalarına "Kıza bir şeyler hazırlatın" dediğini duydum. E ne yapayım? Açlık benim kırmızı çizgimdi. Asla dayanamazdım.
Yaklaşık 20 dakika sonra Alaz odaya elinde bir tepsi ile girdi. Heyecanla aç gözlerle tepsiye baktığımda kaşarlı tost ve ayran olduğunu gördüğümde omuzlarım düştü.
Yok artık. Tost mu? Benim bildiğim mafyalar kaşarlı tost yemezlerdi. Yatağın üzerine tepsiyi bıraktı.
"Afiyet olsun."
"Evde sadece bu mu var?"
Dediğimde Alaz gözlerini kıstı.
"Ne olmasını isterdin?
"Soruma cevap ver."
"Kaşar."
"Ne? Sadece kaşar mı?"
"Ha birde ekmek. Tost makinesi."
"Tost makinesi yemek mi adam?"
Dediğimde aydınlanmış gibi kaşları havalandı.
"Haklısın. Zeki kızsın he. Hem söylenme de tadını çıkar. Patron kendi elleriyle hazırladı sana tostu."
"Ay bir de teşekkür falan mı etmem lazım ?! Kaçırmış o kadar bir zahmet hazırlasın."
Tostumu yemeye başladım. İçinde sucuk dahi yoktu. Bir insan nasıl bu kadar cimri olabilirdi?
Tostumu bitirdikten sonra yataktan kalktım. Üzerime Demir'in verdiği kıyafetleri giydim. Yatağa girmeden önce tereddüt ettim. Yabancı birinin evinde hiçbir şey olmamış gibi uyuyacak mıydım? Yatağa girip yorganı üzerime çektim fakat gözlerime bir damla uyku girmiyordu. Tavanla bakışıp duruyordum.
Birkaç dakika sonra göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı ve yenik düşüp kendimi uykunun kollarına bıraktım...
Nasıl buldunuz bu bölümü ?
Demirin adamları nasıl yanlış kızı kaçırdılar ?
Peki sizce Defne kim ?
İpek gerçekten yanlışlıkla mı kaçırıldı, yoksa bu hikâyede bilmediğimiz başka bir şey mi var ? Teorilerinizi yorumlarda bekliyorum. 🫶🏻
Bölüm kısa olmuş olabiliirr kbb
Yazım hataları varsa da kusuruma bakmayınn 😓
Öpüldünüzzz !! 🫶🏻🌸Selam aşkısıııı
Boş boş oturuyordum dedim ki neden kitap yazmayayım ki ??
(Bu notu yazarken hikâyemizin 30. bölümlerindeyiz. 🤍)
İlk bölümlerde yazım dilim ve olayların ilerleyişi biraz daha acemice, hatta yer yer hızlı olabilir çünkü bu benim ilk kitabım. Fakat ilerleyen bölümlerde hikâyeyi, karakterleri ve olay örgüsünü toparlamaya çalıştım. Bu yüzden ilk bölümlere bakıp hikâyeye karşı hemen ön yargı oluşturmayın olur mu ? Zamanla her şey daha da yerine oturuyor 🥹🫶🏻
Mafya kurgusu, yanlış anlaşılma ve slowburn sevenler doğru yerdesiniz ✨
Başlama tarihiniz ———————>
Sizi seviyorum ve iyi okumalar diliyorum 🫶🏻
જ⁀➴
Hayatımda yaptığım en büyük hata, o gece eve yalnız yürümek değildi.
Beni kaçıran insanların yanlış kişiyi kaçırmış olmasıydı.
Bir sonbahar gecesi, saat 01:00 sularında, evime gitmek üzere yürüyordum. Hava karanlık ve soğuktu. Sokaklar ıssızdı. Havada güzel bir yağmur kokusu vardı. Melisa ile kız kıza oturmuş sohbet etmiştik onun evinde. Aşırı keyifli bir geceydi, saat 01.00 gibi evime dönüyordum. Kulaklığımı kulağıma takmış şarkı dinleyerek yürüyordum. Melisa en yakın arkadaşımdı, kısacası çocukluk arkadaşım. İkimizde yalnız yaşıyorduk, yakın zamanda aynı eve çıkmayı düşünsekte henüz cesaret edememiştik.
Ailem iş gereği ile Rusya'ya taşınmışlardı. Babam karanlık işlerle uğraşıyordu, asla ne olduğunu bilemedim. Fakat aramız yine de çok iyiydi. Sürekli mesajlaşırdık ve bana düzenli para gönderirdi. Ailesine sadıktı benim babam. Annem ise kendi halinde, babamın peşinden savruluyordu.
Tam kendimi şarkıya kaptırmış yürürken arkamdan birisi beni kolumdan tutup kendine çekti ve ağzımı eliyle kapadı. Gözlerim far görmüş tavşan gibi açıldı. Kafamı kaldırdığımda karşımda daha önce hiç görmediğim bir adam duruyordu. Tam elini ısırıp çırpınmaya başlayacakken beni tutan adam lafa girdi.
"Zorluk çıkarma bin arabaya."
Birden fazla adam vardı ; karşı çıkacak kadar cesaretli olmadığım için siyah minibüse bindim. Adamlar baştan aşağıya siyah giyinmişlerdi. Anlam veremedim, ben ne alaka?
Şuan düpedüz adam kaçırıyorlardı. Şaka mı bu?! Adam kulaklığımı aldı ve kulağına taktı. Kaşları çatıldı.
"Şuna bak, koskoca mafyanın kızı Mabel Matiz dinliyor, başka şarkıcı mı yok ? Blok3 falan dinleseydin bari"
Ciddi mi lan bu adam?!
"Bak kim olduğunu bilmiyorum, neden beni kaçırıyorsun onuda bilmiyorum. Sana ne benim ne dinlediğimden? Rahat bırakın beni evime gitmem lazım! Hem ayrıca ben mafyanın kızı-"
"Ne konuştun kızım ya"
Tam o anda bana koklattıkları peçete ile mayıştım ve baygın düştüm.
Gözlerimi açtığımda kendimi bir yatağın üzerinde buldum. Hafifçe doğruldum: etraf oldukça şık ve lüks görünüyordu. Bir boy aynası, ahşap bir dolap ve bir yatak bulunuyordu odada. Başka bir şey yoktu. Ayağa yavaşça kalktım ve yavaş adımlarla kapıyı açtım. Karşımda beni bayıltan adam ve yanında başka bir adam bulunuyordu. İçlerinden biri seslendi;
"Patron, kız uyandı."
Ardından merdivenlerden çıkan bir beden belirdi. Geniş omuzlu, kumral, takım elbiseli oldukça karizmatik bir adamdı. Karizmatik olduğu kadar da korkutucuydu. Hızla odaya girdim ve kapıyı kapattım. Saklanacak yer aradım fakat odada saklanabileceğim tek bir köşe bile yoktu.
Hassiktir. Kimdi bunların patronu?
Kapının açılmasıyla bedenimi kapıya çevirdim. Karşımda o adam duruyordu. Geri geri gittim ve yatağa çarpmanın şiddetiyle yatağa oturdum. Yüz ifademden korktuğum her türlü belliydi.
"Hayırdır ? Cinayet işleyip üzerime yıkarken korkmuyordun, yakalanınca mı korktun?" dedi adam. Yüzünde pis bir sırıtış vardı ve alay ettiği yüzünden okunuyordu. Ne cinayetinden bahsediyordu ?! Karıştırmış olmalıydı. Asla cinayet işleyecek kadar gaddar olamazdım. Tam ağzımı açıp "Ne?" diyecekken adam ciddileşti ve bana doğru bir adım attı.
"İşlediğin cinayeti benim üzerime yıkmak nedir lan?! Üstelik benim silahımla! Hangi ara çaldın lan benim olanı?!
"Ne cinayeti ya?"
"Bana bak Defne ben herşeyin farkındayım, benimle dalga geçme!"
"Defne kim?!"
O an karşımda duran adam duraksadı fakat yüzünde ki ciddi ifade kaybolmadı.
"Kendi ismini bilmiyor musun sen?"
"Biliyorum herhalde! İpek benim adım!"
Adam sinirle adamlarına döndü. Sonra bana tekrar baktı ve kaşları iyice çatıldı. Yüzünde sanki inanmıyormuş gibi bir ifade vardı.
"Çantamda kimliğim var."
Dedim ve etrafıma bakındım. Çantam yatağın yanında ki komidinin üzerinde duruyordu. İçinden kimliğimi zar zor bulup ona uzattım; gördüğü şeyle dahada sinirlendi.
"Hassiktir."
"Şey, ne cinayeti?"
"Bekle beni burada."
Dedi ve odayı terk etti. Bak hele paşama ! Tanımıyorum etmiyorum birde bana emirler veriyor. Eşref kek. Yatağın üzerinde kalakaldım ve bir müddet kıpırdamadım. Sonra dayanamayıp odadan çıktım. Beni kaçıran adam ve yanında ki başı eğik bir şekilde duruyorlardı. Çekinerek lafa girdiğimde bakışları bana döndü.
"Patronunuz olacak adam nerede?"
"İkinci katta çalışma odasında, sağdan ikinci kapı."
Merdivenlere doğru yönelip basamakları inmeye başladım. Saray denecek kadar büyük bir evdi. Binbir tane oda vardı. Görende İngiltere kralının evi zanneder. Çalışma odasının önünde durduğumda tam kapıya vuracakken kapı açıldı ve o adam karşımda belirdi. Elimi yavaşça aşağıya indirdim. Kaşlarını çattı.
"Ben sana beni bekle demedim mi?"
"Kimliğim-"
"Kimliğin şuanlık bende."
"Yok ya? Başka isteğin var mı paşam? Çay? Kahve?"
"İpek Yılmaz, benim daha kim olduğumu bilmiyorsun."
"Eşref kek değil misin sen?"
"Ne?"
"Eşref Tek işte."
"O kim?"
"Eşref Tek'i bilmiyor musun cidden?"
"Kızım saçmalamayı kes istersen."
"Kim olduğunu söylersen keserim."
Söylediğime kendim bile inanamamıştım ama içimde gereksiz bir rahatlık vardı nereden geldiğini bilmediğim.
"Adım Demir Bozkurt, 30 yaşındayım, bekarım oldu mu? Şimdilik yeter sana bu kadar."
"Kısmetse olur da değiliz bekar olman beni ilgilendirmez."
"Kızım delirtme beni. Kısmetse olur ne lan?"
"E ama oha! Ekran süren 2 saat falan mı?"
Konuşmamdan sıkılmış olmalı ki tek bir laf etmeden beni omzuna attı ve yürümeye başladı. Olayın şoku ile sırtını yumruklamaya başladım fakat umrunda bile değildi.
"Mafya mısın oğlum sen?"
"Aynen öyle. Şimdi sus, başımı şişirdin İpek."
Duyduğum cevap ile kelimelerim boğazıma dizildi. Mafya mı? Hassiktir. Böyleleri de hep bana denk gelir zaten. Bildiğimiz mafya yani... filmlerde ki acımasız mafyalardan.
Önüme düşen saçlarımı düzeltmeye çalışırken beni kaçıran adam ile göz göze geldik. Oda şok olmuştu.
"Patron-"
"Kes sesini Alaz."
Dedi soğuk bir ses tonu ile. O an adının Alaz olduğunu öğrenmiştim. Vay anam vay.
Odaya girdiğimizde beni yatağa bıraktı ve yüzüme yaklaştı. İki elini yanlarıma koydu ve beni kendi alanına hapsetti. Manyak mı lan bu ?
"Otur burada sesini çıkartma."
"Ya benim mafya ile ne işim olabilir acaba ? Ben 25 yaşında masum bir kızım sadece."
Bir de bayıl istersen Feriha.
"Yanlış anlaşılma olmuş. Önemli bir şey değil siktir et. Seni bir müddet evimde misafir etmek durumunda kalacağım."
Ağzımı araladığımda işaret parmağını kaldırıp beni susturdu.
"Bende memnun değilim bu durumdan, ötme hemen. Yabancı bir kızı evinde ağırlamak emin ol kimsenin hoşuna gitmez."
"Benim hoşuma mı gidiyor sanıyorsun? Kaçırıldım ben! Üstelik tanımadığım adamlar tarafından!"
"Birinin tanıdığı insanlar tarafından kaçırıldığı nerede görülmüş?"
Gözlerimin içine baktı ve son derece ciddi bir ifade ile üzerimdekileri süzdü. Üzerimde gri bir kazak, altımda ise bol bir pantalon vardı.
"Bunlarla yatamazsın. Sana bir kaç kıyafet getireyim. Bu sefer yerinden kıpırdama fena olur."
Dedi ve odadan gitti. Tehditleri beni benden alıyordu. Piç işte! Tekrar geldiğinde elinde siyah bir tişört ve eşofman vardı. Onun olmalıydı.
"Şimdilik bunları giy sonrasını hallederiz."
Hafifçe yutkundum ve hemen lafa girdim.
"Açım ben."
"Aç mısın?"
"Evet."
"Kaçırıldığının farkında mısın?"
"Ne yani beni aç mı bırakacaksınız?"
Gözlerini kapatıp kafasını sağa çevirdi ve sabır çekti. Ardından odadan çıktı. Korumalarına "Kıza bir şeyler hazırlatın" dediğini duydum. E ne yapayım? Açlık benim kırmızı çizgimdi. Asla dayanamazdım.
Yaklaşık 20 dakika sonra Alaz odaya elinde bir tepsi ile girdi. Heyecanla aç gözlerle tepsiye baktığımda kaşarlı tost ve ayran olduğunu gördüğümde omuzlarım düştü.
Yok artık. Tost mu? Benim bildiğim mafyalar kaşarlı tost yemezlerdi. Yatağın üzerine tepsiyi bıraktı.
"Afiyet olsun."
"Evde sadece bu mu var?"
Dediğimde Alaz gözlerini kıstı.
"Ne olmasını isterdin?
"Soruma cevap ver."
"Kaşar."
"Ne? Sadece kaşar mı?"
"Ha birde ekmek. Tost makinesi."
"Tost makinesi yemek mi adam?"
Dediğimde aydınlanmış gibi kaşları havalandı.
"Haklısın. Zeki kızsın he. Hem söylenme de tadını çıkar. Patron kendi elleriyle hazırladı sana tostu."
"Ay bir de teşekkür falan mı etmem lazım ?! Kaçırmış o kadar bir zahmet hazırlasın."
Tostumu yemeye başladım. İçinde sucuk dahi yoktu. Bir insan nasıl bu kadar cimri olabilirdi?
Tostumu bitirdikten sonra yataktan kalktım. Üzerime Demir'in verdiği kıyafetleri giydim. Yatağa girmeden önce tereddüt ettim. Yabancı birinin evinde hiçbir şey olmamış gibi uyuyacak mıydım? Yatağa girip yorganı üzerime çektim fakat gözlerime bir damla uyku girmiyordu. Tavanla bakışıp duruyordum.
Birkaç dakika sonra göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı ve yenik düşüp kendimi uykunun kollarına bıraktım...
Nasıl buldunuz bu bölümü ?
Demirin adamları nasıl yanlış kızı kaçırdılar ?
Peki sizce Defne kim ?
İpek gerçekten yanlışlıkla mı kaçırıldı, yoksa bu hikâyede bilmediğimiz başka bir şey mi var ? Teorilerinizi yorumlarda bekliyorum. 🫶🏻
Bölüm kısa olmuş olabiliirr kbb
Yazım hataları varsa da kusuruma bakmayınn 😓
Öpüldünüzzz !! 🫶🏻🌸
Bölüm etkileşimi
