3. bölüm · Yanlış Adam, Doğru Savaş

GÖLGEYİ İZLEMEK

Gulben Gulben

Gecenin karanlığına rağmen gözlerim, her şeyin farkında olmaya çalışıyordu. Her sesin, her adımın, her rüzgarın içindeki tehlikeyi duymaya çalışan bir yüreği taşıyorum. Birkaç saat önceki o kadar kolay olan “gitmek” kararı, şimdi neden bu kadar zor hale gelmişti?
Arabamla yavaşça ilerlerken, kafamda dönüp duran sorulardan birini daha atmaya çalıştım. Beni neden burada tutuyorlar? Kimse beni tanımıyor, kimse bana karşı bir husumet beslemiyor… O kadar masum bir insanım ki. Ama bu şehirde, herkes bir şeyleri saklıyor.
Yanımda oturan adamı göz ucuyla izlerken, bir anlık bakışlarımı fark etti. Sarı ışıkların arasındaki yüzü, karanlıkta kayboluyordu. Yine de onu görmek, istemediğim bir şeylere davet çıkarmak gibi geliyordu. Derin bir nefes aldım.
— Beni neden kaçırdınız? diye sordum, sesimdeki korkuyu gizleyerek.
Adam, birkaç saniye boyunca bana bakmadı. Karşısındaki sokakları izliyordu. Uzun süre sessiz kaldı, tıpkı bir ipi çekerken ne yapacağını bilmeyen bir adam gibi.
— Bazen, çok masum görünmeniz, sizi tehlikeli kılar, dedi. Gözlerinde hiç bir şey hissetmedim. Sadece bir boşluk vardı.
Bu cümleyi duymak beni daha da korkutmuştu. Demek ki işler gerçekten düşündüğüm gibi olabilirdi. Eğer hayatım, bu adamla kesişmemiş olsaydı, belki her şey başka olabilirdi.
Ve sonunda, arabadaki sessizlik bozuldu. Kapılar sertçe açıldı ve adamı arkada bırakıp bir yere götürüldüm. İnsanın kendini bir anlık boşlukta hissetmesi, her şeyin kaybolması kadar korkutucu. Ama bir şekilde ayakta durmam gerekiyordu. Bir şekilde başımın çaresine bakmam…
Zihnimde yine o korkunç ses vardı, Rami’nin sesi. Onun da beni uyarması gerekti. Onun da beni bir şekilde koruması. Ama içimde bir ses vardı ki, onu bastıramıyordum. Ne yapmam gerektiğini biliyordum, fakat bir yere bağlanmak beni korkutuyordu.
Beni odaya soktular. Odanın içi karanlıktı. Tek bir ışık kaynağı vardı: tavandaki solgun lamba. Gözlerim alıştı, ama hâlâ ortamın soğukluğundan bir şeyler hissedemiyordum. Bir anda kapı tekrar açıldı ve içeri biri girdi.
İçeri giren adamın adımları odada yankılandı. Onun kim olduğunu hala bilmiyordum ama, biraz önceki adamdan farklıydı. Kendine güvenen bir duruşu vardı, elini cebinden çıkarmadı. Sadece bakışları, bir yargıcınkine benziyordu. Gözlerinde bir soğukluk vardı ama, bir de merhamet vardı. İkisi arasında dengeyi tutturamıyordu.
O an anladım: Bu kişi, sadece bir adam değil. Bu kişi, bir liderdi.
— Miray, dedi adımı ilk kez birinden duyuyorum. Sesindeki kararlılık, her şeyi bir an da anlamama neden olmuştu. — Neden buradasın?
— Ben... yanlışlıkla geldim, dedim, boğazımda bir düğümle. — Sadece bir şey gördüm. Ve bu yüzden buradayım. Ama ben sadece bir öğrenci… Benimle alakanız yok.
O anda gülümsedi. O kadar soğuk bir gülümsemeydi ki, insanın içine işleyebilirdi. Cevap vermedi. Ama yanındaki masaya doğru ilerledi. O an düşündüm: Masanın üstündeki kağıtlar, telefonlar ve belgeler ne kadar önemliydi? İşte o zaman, buradaki işlerin ne kadar büyük olduğunu anladım.
— Hadi gel, dedi, kalkmaya başladığında. — Sana birkaç şey göstereceğim.
Odayı terk ettik. Yavaşça koridor boyunca ilerledik. İlerledikçe, her adımda kalbim biraz daha hızlandı. Ama durmam gerekiyordu. Bir şekilde bu durumdan çıkmalıydım. Zihnimde Rami yeniden devreye girdi.
— Miray, bak, dedi. — Her şeyin farkında ol. Şu an yapabileceğin tek şey, bu adamın söylediklerini dinlemek. Yoksa her şey kaybolur. Burada güvenebileceğin kimse yok.
Bu sözler beni fazlasıyla endişelendirdi. Eğer doğruysa, güvenebileceğim tek kişi bile yoksa, her şeyim tehlikede demekti.
Gideceğimiz yer, biraz daha karanlık bir yerdi. Daha fazla adım attıkça içimi kemiren bir korku büyüyordu. Bir oda daha açıldı ve içeride başka bir adam vardı. Adam, kendine özgü bir duruşla masanın arkasında duruyordu. Bu kişi, her şeyin merkezindeki kişiydi.
Ve o zaman, sadece bir soru sormak istedim.
— Kim… kimsiniz?
Adam sadece gülümsedi. Bu gülüş, bir an için içimi ürpertti. Hızla ve sert bir şekilde:
— Cihan Karahan, dedi. — Ve burada seni bekliyorduk, Miray.
Yanlış zamanda, yanlış yerdeydi.
Ve o an anladım: Hayatım artık önceki gibi olmayacaktı. Şimdi, bu savaşın içinde, yanlış adamın yanında, doğru savaşı vermek zorunda kalacaktım...

3. Bölümün Sonu

BÖLÜMLERİN KISA OLMA SEBEBİ KİTABIN NEREDEYSE HİÇ OKUNMAMASI ZAMAN GEÇTİKÇE BÖLÜMLER UZAYACAK KİTAP HAKKINDAKİ YORUMLARINIZI BELİRTİRSENİZ SEVİNİRİM 🫶🏻