1. bölüm · YANKI YENİ TİM

1.BÖLÜM

Burçe Umay

Etrafta nerden geldiğini anlamlandıramadığım tatlı bir koku vardı.
Kokunun nerden geldiğini anlamak için karanlık ormanda yürümeye başladım. İçim tarif edemediğim bir korku ile doldu buna rağmen yürümeye devam ettim.
Zaten her şeyini kaybetmiş biri olarak daha neyden korka bilirdim bilmiyorum.Birden etrafımı çevreleyen ağaçların dalları göğe doğru uzayıp büyüdüler ve tek aydınlanma kaynağım olan ay benden cılız ışığını esirgedi .. karanlıkta tek kaldım.
Yada tek kaldığımı düşündüm taki onları görene kadar arkadaşlarım, ailem, kardeşim dediğim insanlar bana yine çözemediğim bir tebessümle bakıyorlardı .
" Geldiniz komutanım,ama henüz huzuru bulamadık neden geldiniz." dedi Ali time yeni gelmişti küçük kardeşimiz gibiydi.

"Üzülme Tomris, üzülme kardeşim bunlarda geçicek" dedi Sercan komutanım . 2 yaşına yeni giren bir kızı vardı son operasyondan sonra binbaşı olucaktı, şehit değil.

"Ağlarsan rahat uyuyamayız, sakın ağlama" dedi Aslı, onun bu sözlerine inat inen gözyaşlarım küfür gibiydi
"Komutanım burası çok güzel ama siz gelmeyin , orda daha güzelsiniz " diyen timin her şeyi alaya vuran Alihan ından başkası değildi.

"İntikam Tomris , intikam ! " dedi Kayra işte bu bin cümleye,bin derdin dermanına ve bin cevaba değerdi.ağaçlar ile beraber yok oldular o tatlı meyveler sanki bozuldu ve yerini kanla karışık bozuk meyve kokusu aldı ,ay battı ve ayın esirgediği o ışı güneş tüm ihtişamıyla bana bağışladı.
Bulanık sesler duymaya başladım, sonra bu ses netleşti ve her seferinde bela okuduğum ama kurmaktan vazgeçmediğim alarmımın sesine döndü.
Gözümü zorlukla açtım ve yatağımın yanındaki beyaz komidinimde duran telefonumu alıp alarmı kapattım. Alarmın kapanmasıyla duvar kağıdımda timimle çıktığım bir görevden sonra çektiğimiz fotorafı gördüm bu beni az önce gördüğüm rüyayı hatırlamaya iterken, bunun aslında bir rüya olmadığını anladım bu kabustu.
Çünkü rüyalar sizi sevdiklerinizden ayırmazdı ,onları size geri getirirdi ama kabuslar onları sizden öyle bir koparırdı ki geriye korkunç ve iç burkan anlar kalırdı.Sizden geriye ise bir hiç kalırdı.
Yatakta daha fazla oyalanmak istemeyip banyoya girdim ve günlük bakım rutinimi yapıp çıktım 2+1 evimin şirin olduğunu düşündüğüm ada mutfağına girdiğimde saatin yediye geldiğini fark ettim.
Adımlarımı hızlandırdım ve kendime makinadan sütlü bir kahve yaparken odama gidip üstümü değiştirdimsaçıma özenmek istemediğim için açık bırakarak her ihtimale karşı yanıma toka aldım.
Odadan çıkmadan son kez kendime baktım. Acı kahve gözlerimle uyumlu açık kumral saçlara sahiptim. Fit vücudum ise 1,70 boyuma göre gayet orantılı ve iyi duruyordu .
Hızla telefonumu alıp mutfağa geçtim ve iki koca yudumda kaynar kahveyi kafaya dikmenin verdiği pişmanlık beni masanın üstünde duran suyu içmeye itti.. dün gece fırlatırcasına ada tezgaha koyduğum Range Rover ımın anahtarını alıp aşağıya indim.
***********
Askeriyenin güvenlik girişine geldiğimde penceremi açarak nöbetçi askere kimliğimi gösterdiğimde tekmil verip "Buyrun komutanım " diyen askere kafa selamı verip içeri girdim.
Arabayı park edip ana girişe yürümeye başladım . Bu sırada gözüm bahçede içtima yapan askerlere takıldı yorgun ama mutlulardı.Belkide bir daha hiç görüşemeyecekleri arkadaşlarıyla sulu şakalar yapıp içtimayı biraz olsun hafifletiyorlardı.
İçeri girip eskiden Sercan komutanımla ortak kullandığım şimdi ise sadece bana ait olan odama ilerlerken çantamdan anahtarımı çıkardım ve ve kapıyı açtım içeri girerken koşarak yanıma gelen Albay postası Emir ı gördüm "Komutanım Albay sizi toplantı odasına bekliyor " diyen Emiri kafamla onaylayıp içeri girdim ve kapıyı arkadan kilitledim.
Emir iyi çocuktu timimin olmadığı şu iki ayda bana destek olmuştu.Üniformamı giyip postallarımı ayağıma geçirdim ve son olarak olarak beremi taktım.
Aynanın karşısında durdum ve acı kahve gözlerime baktım duyguya dair hiç bir şey yoktu bu beni memnun etti.Saçlarımı ensemin üstünden topladım, beylik tabancamı da belime takıp telefonumla odadan çıkıp kapıyı kilitledim .
Hızlı adımlarla toplantı odasına doğru yürürken abimden bir mesaj geldi
ABİM(SARI KAFA)
:NERDEYSEN ACİL TOPLANTI ODASINA GEL!

Adımlarımı daha da hızlandırdım ve toplantı odasının önüne geldim . İki aydır her tek girdiğimde bela okuduğum kapıyı derin bir nefes alıp çaldım Ömer Albay ın "Gir " diyen sesiyle girdim kapıyı kapatıp oldukça uzun olan dikdörtgen şeklindeki masanın yanına gelip durdum.
Albay ve abim haricinde bir kaç asker daha vardı elimi şakak hizama götürüp tekmil verdim.
"Üsteğmen TOMRİS YÜCEL/GİRESUN EMREDİN KOMUTANIM."Oturmam için çaprazında olan abiminse sağında kalan koltuğu işaret edince ikiletmeden direk oturdum .
Başımı kaldırıp karşıma bakınca bana bakan bir çift yeşil göz gördüm.. omzuna taktığı apoletin yıldız sayısından yüzbaşı olduğunu anlamam zor olmamıştı , gözlerimi Albay'a çevirdim.
"Gittiğin her görevde başarılarına başarı kattın Tomris ama şu zamanlarda kendini çok yıprattın, geçmişi biraz olsun geride bırakıp ileriye bakman gerekiyordu , bunun için şafak timinin yanına yani Şırnağa atandın" bu kesinlikle beklemediğim bir şey di.
Geçmişi unutmak .. bu mümkün değildi yeni tim ise bu konuda başım kıldan ince emir verildi bir kere .Ankarayı bırakıp Şırnağa gitmek ise hayatımın ciddi anlamda değişmeye başladığını gösteriyordu .
"Emredersiniz komutanım lakin Tunç komutanım da burada mı kalacak " dedim abime hitaben.
"Biliyorsun Tomris ikinizi daha önce ayıracaktım, zaten ikinizin aynı karargahta olması uygun değildi ama araya olaylar girdi bu yüzden sadece sen gidiyorsun. " Madem bundan sonra şafak timi ileydim o zaman kimliğimi söyleyebilirdim.
Albaydan izin var mı soruma olumsuz yanıt gelince sessiz kalmayı tercih ettim . Merakla tüm timi inceledim.En sonda herkesten küçük duran biri vardı kumral saçlara ve buğday tene sahip olan çocuğun gözlerini net görmesemde büyük ihtimalle kahve rengi felandı . (Görkem Karagün)

Onun yanında daha babacan duran ve yaşının bizden büyük olduğunu belli eden siyah saçlarının arasından beyaz teller çıkan esmer bir adam oturuyordu ve Yüzbaşından bile daha kalıplıydı. (Barış Şen konak)
Galiba abi demem gerkicekti.
Yaşca büyük duran adamın yanında sarışın ela gözlü ve kesinlikle tipine bile baktığınızda çapkın olduğunu anlayabileceğiniz orta boylu biri oturuyordu hiç yoksa 1,85 felandır diye düşünüyordum ama oturduğu için tam kestiremiyordum. (Ateş Kızıl)
baştaki kumral çocuk ondan biraz kısa kalsada yaşça büyük duran adama göre oda kısa kalıyordu.Karşımızdakileri görebildiğim kadar incelemiştim benim tarafımda oturanlar ise abimin heybetine sual olunmaz vücudu yüzünden görünmüyordu.

Bakışlarım yüzbaşında durdu.Yeşil gözleri ve koyu kumral saçlarıyla neredeyse kusursuz bir yüze sahipti.Çok yakışıklı olmasının yanı sıra bakışları bıçak kadar keskindi tabi sırıtan ifadesini saymazsak kesinlikle her kadını kendine aşık edebilirdi .Yani ben hariç, hayatımın çoğunu duygulardan yoksun bir şekilde yaşadığım için cazibesi beni etkilemedi,yani öyle olmalıydı.
Yüzbaşına fazla bakmış olmalıyım ki üstünde hissettiği gözle bana döndü,gözlerimi kaçırarak söze girdim."Ben üsteğmen Tomris Yücel 26 yaşındayım , Giresunluyum kod adımı ise şuanda söylememe izin yok , ilerleyen zamanlarda öğrenirsiniz "Sert çıkan ses tonumla oda sessizleşti ve sadece bir yutkunuş sesi duyuldu.
Yüzbaşının sırıtarak bakan yüzü keskin ve neredeyse kusursuz hatlara sahipti."Bizde şafak Timi ama başka bir adımız daha var uğultular" dedi .
Uğultuları daha önce duymuştum tıpkı benim gibi düşmanına korku salan adı geçince herkesi titreten kişilerdi ama onların bir tim yada yeni timim olduğunu düşünmüyordum çünkü kendileri hakkında herkez tek tük şeyler bilirdi , galiba artık bende bir uğultuydum.Bizim bu sohbet bile sayılamayacak konuşmamızı bölen Albay oldu.
"Şuan burda daha fazla durmanızın bir anlamı yok sen şırnağa gittiğinde orda seninle birlikte bir kaç askerin daha rütbe yükseltmesi yapılacak şimdiden hayırlı olsun kızım" dedi.

*********
Birinci bölüm bitti
Burçe umay ♠️💙