11. bölüm · YANKI YENİ TİM

10.BÖLÜM VATAN

Burçe Umay

"Bir sorun mu var Tomris "Bilmem bir sorun mu var dı, kim atmıştı bu mesajı?
"Bilmiyorum abi şimdi öğreniriz " dediğimde tüm odak buraya toplanmıştı .

Kaşlarım gittikçe çatılıyordu
Siz : Kimsiniz ?
+058...: Pardon Tomris kendimi tanıtmadım .Ben yüzbaşı Kıvanç
Mesajı okuduğumda gülümsedim ,telefon numaralarını vahiyle alamadığım için bu durum anlaşılırdı.
Siz: Sorun değil bekle çıkıyorum. Bu arada numaramı nerden buldun ?
'058... kişisini Yüzbaşı Kıvanç (Abim ) olarak kaydettiniz '
Yüzbaşı Kıvanç (Abim ) : Albaydan aldım ama kusura bakma rahatsız olmadın demi ?
Siz: Yok sorun değil çıkıyorum ben bekle
Kafamı telefondan kaldırdığımda herkez meraklı gözlerle bana bakıyordu
"Baba ben bir iki dakika kapıya çıkıcam " dedim .
"Ne oldu Tomris ?"
"Bir şey yok baba , karşı komşum çağıyor da bir bakıp gelicem "
Yüzbaşı olduğu yerde dikleşirken yüzünde rahatsızlığını belli eden bir ifade vardı.
Kalkıp salondan çıktım. Kapıyı açtığımda elinde ona verdiğim sarma tabağına pizza koymuş , bir Kıvanç Yüzbaşı beklemiyordum.
"Yüzbaşı?"
"Tomris tabağını getirdim . Ama galiba misafirlerin var " son cümlesini kapının önünde duran 42 numara ayakkabılara bakarak söylemişti.
Tabağı elinden aldım ama gülmemek için kendimi o kadar çok kasmıştım ki yüzümün kızardığına emindim
"Babam bizim timi yemeğe çağarmış benimde haberim yoktu , istersen sende gel tanışmış olursunuz " dedim .
Bir süre kızardığından emin olduğum yüzümü inceledi gözlerini kısıp konuştu
"Gül gül çekinme, saklama hiç. Evde başka bir şey yoktu bende pizza koydum "
En sonunda kendimi tutamayıp güldüm
"Giricek misiniz komutanım? "
Ayakkabılarını çıkartıp eve girmeden önce evinin kapısını kilitledi .
"Tanışalım bakalım baban ve abinle, bu arada haberin olsun bende senin bir abin sayılırım "
Bu sefer gülmekten kızaran yüzüme bir tebessüm yayıldı.
"Biliyorum komutanım, yada karargah dışında abi desem olur mu? " sorumun üzerine iç ısıtan bir şekilde gülümsedi.
"Olur " dediğinde ayakkabılarını çıkartıp içeri geçmişti .
Kapıyı kapatıp salona yönlendirirken elinde su bardağıyla çıkan Gökalp i gördüm. Gözleriyle bana mutfağı gösterdi.

"Sen salona geç, ben birazdan gelirim " diyerek içeri postaladım.
Gökalp in arkasından bende mutfağa geçtiğimde elindeki boş su bardağına su doldurup içinde bir şey kalmayana kadar kafasına dikti sonra tezgaha bırakarak bana odaklandı .
"Komşun Kıvanç Yüzbaşı mı Tomris? "
"Ne var bunda Gökalp, niye sinirlendin bir zararı yok ?" dedim elimdeki tabağı masaya bırakırken.
"O adamdan uzak dur Tomris uyarıyorum " sıkıntıyla ofladım
"Kimsenin yaşantısına göre kimseye cephe almam . Eğer uzak durmam gereken bir durum görürsem kendim hallederim ."

"Kıvanç çok can yaktı Tomris , senin iyiliğin için söylüyorum "
Kaşlarımı çattım, ne ima ettiğini anlayınca elimde olmadan gülmeye başladım. Elimle kendimi işaret ederken bana anlamaz bir şekilde bakıyordu.
"Benle..benle Kıvanç..Yüzbaşı mı? " gülmekten doğru düzgün konuşamıyordum.
"Niye bu kadar güldün anlamadım? "
Nefesimi düzenleyip boğazımı temizledim
"Biz Kıvanç la abi kardeş gibiyiz Gökalp saçmalama "
Sözlerimin üzerine yüzünü asıp somurttu
"Biz senle daha uzun zamandır tanışıyoruz ama bu kadar samimi olmadık eğer bu komşu olmanıza bağlıysa yan daireni boşaltıp taşına bilirim ."
"Hayır Gökalp komşu olmakla alakalı değil,ayrıca sende benim kardeşim sayılırsın o nasıl söz öyle! " dedim sahte bir sinirle

"Valla mı ?" sert bakışlarım karşısında ciddileşti.
"Yanı gerçekten mi ?" dediğinde güldüm

"Gerçekten Gökalp, diğerlerini bilmem ama abim gibi hissettiriyorsun " dediğime samimi bir şekilde güldü.

"Sende olmayan kız kardeşim gibisin Tomris "
Konuyu kapatıp içeri geçmiştik
***********
Dün akşam Kıvanç abim ve yüzbaşının birbirlerine olan imali atışmalarıyla geçmişti.Çıkmadan Ateş'e ne olur ne olmaz diye elini doktora göstermesi gerektiğini söyleyince askeriyedeki revire göstericeğini söylemişti .Şimdi ise babam ve abim uyurken ben erkenden kalkmış üstüme spor yaparken rahat olucağını düşündüğüm beyaz sporcu atletim ve altına siyah taytımı giymiştim .
Onların kahvaltılarını hazırlayıp beyaz sporlarımı giydikten sonra kendimi lojmanın icinde bulunan koşu yoluna attığımda kulaklığımdan gelen müzik beni dış çevremden soyutluyordu bazen müziğe mırıldanarak eşlik ediyordum. Vatan marşı
Olur da düşersem hilal uğrunaBağrına taş bas da ağlamaŞehitlik atamdan yadigâr banaAğıtlar yakma, anamOlur da düşersem hilal uğrunaBağrına taş bas da ağlamaŞehitlik atamdan yadigâr banaAğıtlar yakma, anamAnam, anamSağ olsun vatanAnam, anamSağ olsun vatanVatan olur mu bu dağdan, bu taştan?Koynunda yoksa yatanVatan olur mu bu dağdan, bu taştan?Koynunda yoksa yatan
Biz doğuştan âşığız şanlı bayrağaVurgunuz biz ayla yıldızaBir ölürüz, bin doğarız, sen tasalanmaEl değmesin yurdumaBiz doğuştan âşığız şanlı bayrağaVurgunuz biz ayla yıldızaBir ölürüz, bin doğarız, sen tasalanmaEl değmesin yurdumaAnam, anamSağ olsun vatanAnam, anamSağ olsun vatanVatan olur mu bu dağdan, bu taştan?Koynunda yoksa yatanVatan olur mu bu dağdan, bu taştan?Koynunda yoksa yatan

Bu marşı her söylediğimde eski timimle olan anılarımız geliyordu aklıma birde tam olarak alamadığım intikamlarından dolayı yanıp tutuşan kalbime bir sızı giriyordu .
Ben koşmaya devam ederken yanında bir benden hissettim, kafamı çevirmeden göz ucuyla baktım.Yanımda benimle koşan Gökalp gözleriyle kulaklığımı işaret etti .
Tempomu düşürerek kulaklığımı çıkarttım.
En sonunda nefesimi düzene söküp duyduğumda Gökalp de durdu .
"Ne oldu Gökalp ?" dedim ona doğru döndüğümde.
" Bir şey yok seni koşarken gördüm yanına geleyim dedim . Normalde içtima yapacağımız için koşmayız ama sen sabah sporu diyorsan bir şey diyemem "
Sıkıntıyla bir nefes verdim .
" Spor olsun diye koşmuyorum Göklap , ben genelde unutmak için koşuyorum. Unutmak istediğim şeylerden kaçmak için koşuyorum ve ise yarıyorda denilebilir "
Ofladı
"Normalde müdahale etmicektim ama canın sıkkın gibi görünüyor. Eğer baban ve abinle alakalıysa anlarım ama başka bir şey varsada sıkılmadan dinlerim , nede olsa kardeş sayılırız de mi?" Yüzümde küçükte olsa bir tebessüm oluştu.
Aramızdaki mesafeyi kapatıp vericeği tepkiyi düşünmeden bana iyi geleceğini düşündüğüm sayı yaptım ve sarıldım. Kısa bir sürede şaşkınlığını atıp karşılık verdi .
Geri çekildiğimde oda benim gibi geriledi .
"Sorun ne Tomris , anlatmak ister misin ?"
"Geçmişim, peşimi bırakmayan ve her seferinde tokat gibi yüzüme vurulan geçmişim sorun Gökalp "
"Konu eski timin mi ? Eğer buysa onlar en güzel mertebeye ulaştı Tomris bir kahraman olarak şehit oldular!" dedi yatıştırıcı bir tonda
"Peki ben ne olucam ? Bu ülkeni kahramanlara ihtiyacı vardı tamam ama benimde onlara ihtiyacım vardı. Belki bencillik yapıyorsun diyeceksin ama bencillikse bencillik ben onlarla başlayan bir hikayeyi tek başıma bitiremiyecek kadar özledim onları."
Hıçkırık
" Onlar aydınlık içinde yatsınlar diye ben karanlık oldum Gökalp ama şimdi fark ediyorum karanlık benim bastıramadığım duygularım tarafından oluşturduğum yönüm. Düşmana karanlık dostuma Tomrisim ben peki kendime ?"
Hıçkırık
"Kendime kendimden hiç bir şey bırakmamışım ki . Karanlık denilince korkudan titreyen itlere kendi karanlığımda kalmışım "

Omuzlarından tutup sarstı
"Şşşt kendine gel benim tanıdığım karanlık bu değil, bana anlatılan yıkılmaz karanlık hiç değil. Hikayeni tek bitirmezsin biz varız abin var baban var ."
İç çektim
"Zaten gerçek karanlığı tanımak istemezsin Gökalp çünkü o zaman gözüme baktığında vahşetten başka bir şey göremezsin . Ve teşekkürler destek oldugun için "
Onun bu dedikleri yanlızca beynimin rahatlayıp yanmasını ve kendini içten içe yemesine engel olurdu çünkü beynime göre mantıklıydı ama kalbim birilerinin yokluğunu başkalarıyla dolduramayacağımı bilecek kadar beni ve çocukluğumu iyi tanırdı, tıpkı annemin yokluğunu babam ve abimle dolduramadığımı bildiği gibi . Gökalp i beynimi susturmak için onaylamıştım.
"Bu konuyu kapatalım, istersen benle gel direk askeriyeye geçicem. Yüzbaşı şu ismi garip olan gruptan mesaj atmış içtima erkene alındı diye "dediğimde kabul etti
*********
Çok geç olmadan askeriyeye vardığımızda saat yedi buçuktu sekizde içtima başlardı .
Gökalp le ayrıldığımız da ben Yüzbaşıyla ortak kullandığımız odaya gidip kapıyı bir kaç kez tıklardım edersen ses gelmeyince anahtarla kapıyı açıp arkadan kitledim ve üstümü çıkartıpkoşudan kalan terleri atmak için odada bulunan küçük banyoda kısa bir duş aldım.
Saçlarımı kurutma gereği duymadan üstüme kamuflajımı giydim henüz kurumadığı için ense kökümden atkuyruğu olarak bağlandığım saçlarımın üstüne bordo beremi özenle taktım.
Bu sırada kapı çaldı
"Gel!!" ses gelmedi
"Gelebilirsin diyorum " derken sesim biraz daha şiddetlendi.
En sonunda masanın üstünde duran telefonumu kamuflajımın yan cebine koydum beylik tabancanı ise belime yerleştirdim.
Sert adımlarla kapıya ulaşıp açtım
"Sana .." demiştim ki cümlenin geri kalanı burun buruna geldiğimiz Yağız yüzbaşı sayesinde gelmedi .
Gözüm anlık eline kaydığında beyaz bir zarf tuttuğunu gördüm .
Kaşlarımı çatarak gözlerini saniyelik ıslak olan saçlarımda gezdirdiğini fark ettim .
"Bana ...?" dedi sorgulayan gözlerle.
**********
Bölüm bekledigimdende geç geldi Asenalarım. Umarım beğenirsiniz.Bu bölümde timin geri kalan üyelerine çok yoğunlaşamadım ama bir sonraki bölüm daha uzun olacağı için sorun olmaz diye düşünüyorum.Elimden geldiğince gelecek bölümlere dair ip uçları vererek yazmaya çalıştım fark edenler olmuştur.Oy ve yorum yapmayı unutmayın özellikle yorumlariniz okuyup yanıtlamayı çok seviyorum. Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Burçe umay 💙♠️