8. bölüm · Yan Kaos

8.BÖLÜM

♡~Kübra Lokumcu~♡

8. BÖLÜM

Market dediğin yer insanın huzur bulduğu bir yer olmalıydı.

En fazla domatesle salatalığın fiyatına sinirlenirdin.

Ben ise elimde alışveriş arabasıyla iki metrelik bir adamın yanında yürüyordum.

Hayat gerçekten ilginçti.

Aras alışveriş arabasını sürerken sakin bir sesle sordu.

"Listeniz var mı?"

Kollarımı bağladım.

"Babamın telefonunda."

"Ezberinizde olan bir şey var mı?"

"Dondurma."

Aras bana baktı.

"Ciddi misiniz?"

"Hayır."

İlk defa yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Tam o sırada babam uzaktan seslendi.

Yılmaz Bey: "Çocuklar!"

İkimiz de aynı anda döndük.

"Ben kasaba uğrayacağım. Siz temizlik reyonundan devam edin."

Ben hemen itiraz ettim.

"Baba, ben seninle geleyim."

Yılmaz Bey başını iki yana salladı.

"Olmaz."

"Neden?"

"Çünkü Aras yalnız kalır."

Şaşkınlıkla babama baktım.

"Baba..."

"Ben birazdan geliyorum."

Ve gerçekten çekip gitti.

Arkasından bakakaldım.

İçimden sadece tek bir cümle geçiyordu.

"Bunu bilerek yapıyor."

---

Temizlik reyonuna girdik.

Ben raflara bakıyordum.

Aras ise elindeki listeyi inceliyordu.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonunda dayanamadım.

Ben: "Siz..."

Aras başını kaldırdı.

"Efendim?"

"Babamla ne zamandır tanışıyorsunuz?"

Birkaç saniye düşündü.

"Yaklaşık altı yıldır."

"Altı yıl mı?"

"Evet."

"Ben sizi neden hiç görmedim?"

"Yurt dışındaydım."

"Ha..."

Bu cevap merakımı gidermemişti.

Tam tersine daha da artırmıştı.

Bir şey soracaktım ki uzaktan tanıdık bir ses duyuldu.

"Büşraaa!"

Başımı çevirdim.

Ece elinde iki tane yüz maskesiyle bana doğru koşuyordu.

Yanıma gelir gelmez poşeti yüzüme uzattı.

Ece: "Bak! Yeni çıkmış."

Pakete baktım.

"Gece onarım maskesi."

"Evet!"

"Evde otuz tane yok muydu?"

"Otuz bir oldu."

Gülmeye başladım.

Tam o sırada Ece'nin gözü Aras'a takıldı.

Kibarca gülümsedi.

"Merhaba."

Aras da başını hafifçe eğdi.

"Merhaba."

Ece bana doğru eğildi.

Kulağıma fısıldadı.

"Yakından daha uzunmuş."

Dirseğimle hafifçe dürttüm.

"Sus."

---

Tam o sırada reyonun diğer ucundan neşeli bir ses duyuldu.

"Aras!"

Arkasını döndüğümüzde Mert bize doğru yürüyordu.

Elinde cips paketleri vardı.

Her zamanki gibi yüzünde kocaman bir gülümseme...

Yanımıza gelir gelmez konuşmaya başladı.

Mert: "Seni her yerde buluyorum."

Sonra gözü Ece'ye kaydı.

Bir anlığına sustu.

Gerçekten sustu.

Ben Ece'ye baktım.

Ece ise raflardan bir güneş kremi almış, arkasındaki içerikleri okuyordu.

Mert boğazını temizledi.

"Merhaba."

Ece başını kaldırdı.

"Merhaba."

"Ben Mert."

"Biliyorum."

Mert'in yüzü aydınlandı.

"Adımı hatırlıyorsun."

"Evet."

Mert gülümsemeye başladı.

Tam konuşacakken Ece elindeki güneş kremini bana uzattı.

Ece: "Büşra."

"Hı?"

"Bunun SPF'si elli."

"Eee?"

"Alıyorum."

"..."

Mert hâlâ gülümseyerek bekliyordu.

Ece tekrar ona döndü.

"Bir şey mi diyecektin?"

Mert heyecanla konuştu.

"İstersen kahve içebiliriz."

Ece birkaç saniye düşündü.

Ben bile heyecanlanmıştım.

Sonunda cevap verdi.

"Olmaz."

Mert'in omuzları düştü.

"Neden?"

Ece bunu dünyanın en normal şeyiymiş gibi söyledi.

"Bugün saç maskesi yapacağım."

Mert şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.

"Ne kadar sürüyor?"

"Yaklaşık üç saat."

"Üç saat mi?"

"Evet."

Sonra tekrar bana döndü.

"Büşra, saç maskesinden sonra serum da uygulayacağım."

Ben gülmemek için dudaklarımı ısırıyordum.

Mert ise hâlâ olduğu yerde kalmıştı.

Aras sessizce omzuna dokundu.

"Vazgeç."

Mert başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Niye?"

"Bu sefer olacak."

Aras hafifçe güldü.

"Bence senin rakibin ben değilim."

"Kim?"

Aras başıyla Ece'nin elindeki bakım ürünlerini gösterdi.

"Onlar."

Ben kahkahamı tutamadım.

Mert çaresizce raflara baktı.

"Yüz maskesiyle yarışacağımı söyleseler inanmazdım."

---

Alışverişimizi tamamlayıp kasaya doğru yürürken babam bize yetişti.

Hepimize tek tek baktı.

Sonra yüzünde yine o gizemli gülümseme belirdi.

Yılmaz Bey: "Ne güzel."

Kaşlarımı çattım.

"Ne güzel?"

"Hiç."

"Baba..."

"Bir şey demedim."

İnanmıyordum.

Kesin yine aklından bir plan geçiyordu.

Kasadan çıkıp otoparka yöneldik.

Tam arabaya binecekken siyah, lüks bir otomobil marketin önünde durdu.

Kapı yavaşça açıldı.

İçinden şık giyimli, güneş gözlüklü genç bir kadın indi.

Kadın doğruca Aras'a baktı.

Sonra gülümsedi.

???: "Aras..."

Aras'ın yüzündeki ifade ilk kez değişti.

Şaşırmıştı.

Ben ise istemsizce kadına baktım.

"Kimdi bu?"