3. bölüm · Yalan
Aşk
YENİ BİR SAYFA: İTİRAFLAR VE MAFYA PARTİSİ
1. Bölüm: Sabah Telaşı ve Kız Kısa Sohbeti
Sabah olmuştu. Uyandığımda Koray yanımda değildi; üzerini giyiniyordu. "Acaba nereye gidecek?" diye düşünürken, Koray benim uyandığımı fark etti.
— Günaydın.
— Günaydın. Nereye gidiyorsun?
— Şirkete gidiyordum.
— Tamam, dedim.
Yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkadım ve aşağı indim. İndiğimde Koray gitmek üzereydi, yanına gittim.
— Görüşürüz, dedim.
— Görüşürüz, dedi ve kapıyı kapatıp çıktı.
O gittikten sonra evde tek başıma kalmıştım. "Ben ne yapacağım şimdi? Canım çok sıkılır" diye düşündüm. En iyisi Ece’yi arayıp buraya çağırmaktı; hem canım sıkılmazdı hem de laf lardık. Telefonumu alıp hemen Ece’yi aradım.
— Alo kanka, ne yapıyorsun?
— Hiç, oturuyordum. Sen ne yapıyorsun?
— Bize gelsene. Koray şirkete gitti, canım çok sıkılıyor.
— Olur, geleyim.
— Tamam o zaman, görüşürüz.
— Görüşürüz.
Telefonu kapattıktan sonra mutfağa geçip ikimiz için güzel bir kahvaltı hazırlamaya başladım.
2. Bölüm: Büyük İtiraflar
Bir süre sonra kapı çaldı, Ece gelmişti.
— Hoş geldin kanka!
— Hoş buldum.
— Gel, kahvaltı hazırladım.
— Geliyorum.
Birlikte masaya geçtik. Ece merakla sordu:
— Eee, ne yapıyorsun? Koray’la nasıl gidiyor?
— Nasıl gitsin... Normalde dün Koray bir şey öğrendi.
— Ne öğrendi?
— Aslında katil babasıymış, o değilmiş. Dün babasının şirketini basıp hesap sordu, babası tutuklandı.
Ece şok içinde elindeki çatalı bıraktı:
— Oha! Bu ne biçim bir baba? Hiçbir baba oğlunu öldürür mü?
— Haklısın, ben de seninle aynı şeyi düşündüm ama öldürüyormuş işte. Bazı babalar kötü olabiliyor.
Ece derin bir nefes aldı:
— Haklısın... Bu arada sana bir şey diyeceğim.
— Ne oldu?
— Ben Furkan’dan hoşlanıyorum.
— Ne? Koray’ın arkadaşı Furkan mı?
— Evet, o çocuk çok yakışıklı. İnşallah o da beni seviyordur.
Gülümseyerek ona baktım:
— İnşallah... Ben de sana bir şey diyeceğim.
— Ne oldu?
— Ben Koray’ı seviyorum.
— Bence o da seni seviyor.
— Bence sevmiyor, sonuçta zorla evlendik.
Ece göz kırparak güldü:
— Olsun, ne demişler: En büyük aşklar nefretle başlar!
3. Bölüm: Parti Haberi ve Hazırlık
Tam o sırada telefonum çaldı; arayan Koray’dı. Hemen telefonu açtım.
— Alo?
— Ne yapıyorsun?
— Evdeyim, yanımda Ece var.
O sırada telefondan boğuk bir ses geldi. Arkadan birinin "Ece mi oradaymış?" dediğini duydum, ardından bir sevinç çığlığı yükseldi. Koray telefonda konuşmaya devam etti:
— Akşama mafya partisi var. 17.00'de eve geleceğim, gelir gelmez çıkarız. Bir de güzel giyin.
— Tamam, dedim ve telefonu kapattım.
Ece merakla bana döndü:
— Ne oldu?
— Akşama mafya partisi varmış. Bir de çok sevineceğin bir şey söyleyeceğim.
— Çabuk söyle, acayip meraklandım!
— Ben Koray’a "Yanımda Ece de var" dediğimde, Furkan arkadan "Ece mi orada?" diye sordu ve çok sevindi.
— Ne? Şaka mı yapıyorsun?
— Hayır, gerçek.
Ece duydukları karşısında çocuk gibi sevinmişti. Onu böyle mutlu görmek beni de çok rahatlatmıştı. Ece heyecanla, "O da beni seviyor, dünyanın en mutlu insanı benim!" deyip duruyordu. Kahvaltımız bitmişti. Telefona baktığımda saat 13.59’u gösteriyordu. Ayağa kalktım:
— Masayı toplayalım.
— Tamam, dedi.
Masayı hızlıca topladıktan sonra içeri geçtik.
Birkaç süre sonra saate tekrar baktım, saat 15.00’i geçiyordu. Aniden panikle yerimden fırladım:
— Ece!
— Ay, korktum! Ne oldu?
— Saat 15.00 oldu, ben ne giyeceğim?
— Sakin ol, ben varım yanınızda, seni ben hazırlarım.
— Tamam, şimdi üstümü giyineyim o zaman. Makyajım da uzun sürer zaten.
— Tamam o zaman, gel yukarı çıkalım.
Yukarı çıktık ve dolabın kapaklarını açtık. Ece kıyafetlerin arasından bir tane elbise seçip çıkardı. O elbiseyi ben sadece çok özel günlerde giyiyordum; askısız, mini ve giyince göğüslerimi belli eden oldukça cesur, güzel bir elbiseydi. Ece elbiseyi bana doğru tutarak:
— Bu elbise çok güzel, bence bunu giymelisin.
— Bence de güzel elbise.
— Tamam o zaman, ben odadan çıkıyorum, sen rahatça giyin.
— Tamam, dedim.
Ece dışarı çıktı. Üzerimi hızlıca giyindikten sonra Ece tekrar içeri geldi ve beraber makyajımı yaptık.
4. Bölüm: Kıskançlık ve Parti Gecesi
Birkaç saat sonra artık tamamen hazırdım. Koray’ın gelmesine çok az bir zaman kalmıştı. Parfümümü sıktım, saçlarımı son bir kez kontrol ettim. Tam o sırada aşağıda kapı çaldı. Ece içeriden, "Ben bakarım!" diye seslendi. Ben de o sırada topuklu ayakkabılarımı giyiyordum.
Merdivenlerden aşağıya inerken Ece çoktan evden çıkmıştı. Koray salonda beni görünce duraksadı ve beni baştan aşağı dikkatle süzdü. Gözlerindeki beğeniyi görebiliyordum.
— Çıkalım mı?
— Çıkalım, dedim.
Evden çıktık ve arabaya bindik. Araba çalıştı, yolda ilerlemeye başladık. Trafikte ilerlerken arkamızdaki bir adam bize sürekli korna çalıp duruyordu. Adam camdan kafasını çıkartıp, "İlerlesene kardeşim!" diye bağırdı. Koray sinirlenerek kafasını camdan uzattı:
— Nasıl ilerleyeyim, trafik var kardeşim!
Ardından camı kapatıp sürmeye devam etti.
Sonunda partinin yapılacağı yere varmıştık. Koray arabayı park etti, araçtan indik ve mekana doğru yürümeye başladık. Tam içeri gireceğimiz sırada Koray aniden elimi tuttu. Şaşırarak ona döndüm:
— Niye tutuyorsun?
— İçeride evli gibi, birbirimizi seviyormuş gibi davranmamız lazım.
— Tamam, dedim.
İçeri girdik. O sırada yanımıza hiç tanımadığım bir adam yaklaştı:
— Ooo, hoş geldiniz!
— Hoş buldum, dedi Koray.
Çocuk doğrudan bana bakarak sordu:
— Bu güzellik kim?
Koray beni daha sıkı tutarak sertçe cevap verdi:
— Karım.
— Karın mı?
— Ne oldu, beğenemedin mi?
— Yok, neyse... Ben gidiyorum, dedi adam.
Koray’la el ele masamıza geçtik. Yanımıza hemen bir garson yaklaştı:
— Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız?
— Ben bir şey almayayım, dedim.
Garson Koray’a döndü:
— Siz?
— Ben içki alayım.
— Peki efendim.
Biraz bekledikten sonra içki geldi. İçki gelir gelmez bardağı kafama diktim. Koray şaşkınlıkla, "Yavaş ol," dedi. Ama hızımı alamamıştım, aynı anda dört kadeh birden içtim. Koray, "Ne hızlı çıktın sen de," diyerek bana bakıyordu.
Tam o sırada mekanda en sevdiğim şarkı çalmaya başladı. Heyecanla ayağa kalktım. Koray:
— Ne yapıyorsun?
— Ne yapıyormuşum? Oynayacağım işte, dedim.
Hemen piste gidip dans etmeye başladım. Koray peşimden yanıma geldi. O sırada demin yanımıza gelen çocuk da uzaktan bana bakıyordu. Koray kolumu tuttu:
— Sen delirdin mi? Herkesin içinde böyle oynanır mı, gel buraya!
— Ya ne yapıyorsun, oynayacağım işte!
— Zorluk çıkarma güzelim, dedi.
Birlikte tekrar masaya döndük. Alkolün etkisiyle kendimi kaybetmek üzereydim, tam beşinci kadehimi içiyordum ki Koray bardağı elimden aldı:
— Daha içme güzelim, eve gidelim artık.
Ayağa kalktım ama sarhoş olduğum için dengede duramadım, tam düşüyordum ki Koray beni sımsıkı yakaladı ve kucağına aldı. Arabaya kadar beni kucağında taşıdı. Arabanın kapısını açıp beni koltuğa bindirdi, kendisi de sürücü koltuğuna geçti ve araba hareket etti.
5. Bölüm: Beklenen İtiraf
Birkaç dakika sonra eve gelmiştik. Koray arabadan indi, benim kapımı açtı ve beni tekrar kucağına alarak eve soktu.
İçeri girdiğimizde Koray aniden beni duvara doğru itti. Yüzüme iyice yaklaşarak gözlerimin içine baktı ve fısıldadı:
— Seni çok seviyorum.
Alkolün ve o anın büyüsüyle ben de karşılık verdim:
— Ben de seni seviyorum, dedim.
Ve öpüşmeye başladık. İlk başta karşılık vermekte tereddüt etsem de sonradan kendimi ona bıraktım ve karşılık verdim. Birkaç dakika boyunca öpüştükten sonra başım dönüyordu:
— Uykum geldi, yatalım artık, dedim.
Koray gülümseyerek saçlarımı okşadı:
— Tamam yavrum, dedi.
Yukarı çıktık. Ben çok sarhoş olduğum için hareket bile edemiyordum, bu yüzden Koray nazikçe üstümü giydirdi ve makyajımı sildi. Ardından yatağa yattık; bu kez aramızda hiçbir yastık ya da duvar yoktu. İkimiz de birbirimize sarıldık ve sarmaş dolaş bir şekilde huzurla uykuya daldık.
