1. bölüm / 3
Yağmurun RessamıYağmurdan Gelen Duru Dünya
Bölümler 3Şu an: Yağmurdan Gelen Duru Dünya
- 1 Yağmurdan Gelen Duru Dünya482 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Gizemli Pembe Çocuk1.226 kelime
- 3 Rüyadan Arkadaşlığa1.288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Havalimanından indiğimde yağmur çok şiddetli bir şekilde yağıyordu. Elimde valizim ile havalimanında eve gitmek için taksi arıyordum. Aceleden bir araba kiraladım küçük arabalara sığmadığım için orta boy bir suv arabaya bindim ona maksimum kiralama süresinde bir para ödedim. Görevliye "1 aylığına aldım kursa gidip ehliyeti alana kadar işimi halletmek için kiralıyorum." dedim. Görevli bana neden bir suv seçtiğimi sorduğunda ben "Boyun uzunluğum 1.92 cm vücut anatomim heybetli sizdeki minik arabaları görünce ben sığamam garanti olsun dedim." diye cevap verdim. Görevli bana beyaz suv arabanın anahtarını verdi. Uzaktan kulağıma "Bu neden tıp profesörü gibi konuşuyor anatomi boyun uzunluğu diyor bu kadar entelektüel konuşmayı nereden öğrendi? Kimlerden bu?" diye konuşan görevlinin sesi geldi. Aksine ben tıp okumuş değilim konuşmam böyle duru ve özeldir. Bu nedenle herkes bana entelektüel demekte. Bu halimi herkes beğeniyor. Arabanın anahtarı cebimdeyken bagaj kısmındaki sensöre bacağımı bir saniye uzatıp çektim. Bagaj açılınca valizi attım bagaj üstündeki bagaj kapatma tuşuna bastım bagaj kapandı, anahtar ceptekyen kapı sensörüne dokunduğum gibi kilit açıldı bende arabaya bindim. Arabayı ekonomik modda sürerken ilk benzinliğe geldim. "Please 7.000 tl euro diesel" dedim. Görevli "Araba benzinli mi ? yanlış yakıt koymayayım?" dedi. Ben reflekse ingilizce konuştum ama genede "My car diesel" dedim. Görevli arabadaki model kodunun yanındaki d harfini gördü. Sonra "Depoyu aç" dedi. Ona "Bas depoya o öyle açılır düğme ile açılmaz" dedim. Depoya bakıp sarı diesel etiketini görünce "Tamam yakıtı koyuyorum kusura bakmayın" dedi. Arabamı yanlış anlamış dışındaki model kodundaki d harfini göremedi ve yakıt deposunu araba içindeki butondan açacağımı sandı. Aslında reflekse ingilizce konuştum ama bana cevabı türkçe oldu. Uzun süre yurtdışında yaşamıştım yağmur merkezli soğuk bir ülkeden geliyordum. Bu sıcak ülkeye gelirken amacım sanattı. Ben Rain Lotuslu Ressam Nükhet hanımım oğlu. Annem ve babam Karamelli köyünün sakinleri idi. Oraya dönmüştüm çünkü resimlerim için ailem oradan alacağın çok güzel ilhamlar var motivasyonu ile teşvik edince kabul ettim. Amacım resim idi ve ben arabayı oraya sürerken yağmur şiddetle artıyordu. Bana yurtdışındaki arkadaşlarım "Yağmurun Ressamı" yani "The Painter of the Rain" diyordu. Orada doğduğum için bana Rain ismini koymuşlardı. Yağmur da benim en çok çoşkulu anılarımda eşlik edince resim merakımdan ötürü melankolili resimler çizince bana bu lakap koyuldu. İngilizcem doğal olarak anadilim ailem dışında türkçe konuşan yoktu o sebeple ingilizcem refleks olarak kaldı. Ben köye girince yağmur kesildi. Ben siyah şemsiyemi açtım yine de çünkü hava hafiften çiseliyordu. Ben bagajtan eşyaları aldım arabayı kilitledim. Eve gidince hemen süpürgeyi açıp evi süpürüp toz aldım ama işim bitene kadar canım çıktı tam 3 saattir iş bitmedi eşyaları yerleştirecekken acıktım. Restorantta yemek yemek için arabamın anahtarını aldım şemsiyemi açtım kapıyı açtığımda uzun boyunlu zarif siyah düz uzun saçlı ve kahve gözlü iki yanaktan gamzeli bir kız kapımın önündeydi. Tam kapıdaki tokmağı çalacak poziysonda eli kaldı şaşırdı. İlk bakışta duygularıma engel olamayıp "Please come in and wait inside, I'll bring you the towels" (Lütfen içeri gir ve bekle sana havlu getireceğim!) dedim. Kız şaşkınlıkla içeri girdi. Macera daha yeni başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
