Yağmurun Ressamı kitap kapağı

2. bölüm / 3

Yağmurun Ressamı

Gizemli Pembe Çocuk

Vaveyla Yazarı: Rüzgar Güzel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Gizemli Pembe Çocuk

Ben Duru Ayhan. Muhtar Orhan ile ev hanımı Aydan'ın kızı. Karamelli köyünün en özgür ruhlu kızı. Sabah uyandığımdan beri bitmek bilmeyen bir yağmur vardı. Köy köy olalı bu şekilde şiddetli kasırga ve yağmur görmedi. Televizyondan haber izlerken bir ara televizyonu kapattım ve annem ve babamın konuşmalarını duydum.
Aydan duydun mu köy halkının dediklerini ? Bu yağmur hayra alamet değil.
Bence de Orhan kesinlikle!
Köylüler böyle yoğun kasırga görmedi birde gizemli bir oğlan mı ne gelmiş valizle Ayhan bey görmüş.
Kiralık araba ile de gelmiş diyorlar. Orhan bu çocuk sarışın biri miydi?
Galiba hanım. Eğer Nüzhet ve Nükhet'in oğlu ise köyde herşey değişcek demektir. Bu yağmur köye şer getirecek.
Ben kulak vermiştim bu konuşmalara ve bu gizemi merak etmiştim. Nüzhet ve Nükhet kimdi? O gizemli sarışın kimdi ? Bu köy ile bağlantısı ve musibeti neydi? Sorulara cevap bulmak için kahverengi trençkot giydim, beyaz şemsiyemi aldım ve sonra koştum. Bir ev gördüm köyün bitişinde bir evdi bordo renkli bir evdi. Kapıyı çalmak için tokmağı çalacakken birden karşımda o genç duruyordu. Evet o sarışın oğlan hatta o beyaz orta boy kiralık cipte ordaydı. Bana ingilizce seslendi eve girdim bana gül kurusu renginde bir havlu verdi kurulandım. Sağ elini uzatıp "Hello girl how are you?" deyince "Selam" diyerek sol elimi uzattım. El sıkışınca hiçbirşey demedi anladım ki turistti. Onunla konuşmak için telefonuma sarılınca "Dur! Hemen çeviri açma ben türkçe biliyorum." dedi. O an sıfatı-eşkalim donakalmış, ağzım açık elim ağzımdaydı. Ona "Türkçeyi nerden biliyorsun?" diye sorduğumda "Zaten biliyordum ailem bu köyden" cevabını verdi. İçimdeki kuşkular hızla yükselirken bana "Tam da yemek yemek için restoranta gidecektim madem burdasın sana biraz ikramlıklar vereyim." dedi. Evi inceliyordum ev sanki sanat galerisi gibiydi. Önemli tablolar vardı özel ressamların ıslak imzalı bir sürü tablosu vardı. Onlara bakarken koltuklara oturdum. Hepsi kumaş ve rengi bejdi evi görseniz sanki moda dergileri kapağındaki ödüllü sessiz lüks akımındaki evlerden biriydi. Hayal dünyasında gezinirken bana jelibon uzattı yemek istemedim. "Korkma bunlar jelatinsiz istersen ye." dedikten sonra merak içinde sordum. "Sen yurtdışından gelmedin mi? Oradaki jelibonlardan yemem ben." O ise "bunlar vegan olanlardan yani jelatin yok sığır jelatini değil diye korktun sanırım yok bu vegan olan onlarda bu risk yok ye." Sığıra karşı hassasiyetim yoktu ama ithal jelibonlardan herkes uzak dururdu. Bu kültür bizde yaygındı. Ambalajdaki yeşil vegan yazısını görünce "Gerçekten vegan mısın ?hayvan tüketimine ve kullanımına karşı mısın?" diye sordum sesim titreyerek. Sesim o an yavaş ve tedirgindi. Resmen titriyordum. Soruma cevap olarak "Hayır! Aksine ben bunu daha lezzetli diye aldım. Yani sizdeki helal gıda hassasiyetini anlıyorum. Alma sebeplerimden biri bu." Güvenmiştim inançlıydı bizdeki gibi domuz hassasiyeti vardı. Ben elimi uzattım jelibon şekilleri tuhaftı ayıcık soluncak gibi şekiller yoktu paket üzerinde Painter Series yazıyordu. Resim fırçaları eskiz defterleri boya tüpleri paletler kısaca ressam ne kullanıyorsa hepsi o pakette o şekilde tasarlanmış jelibonlardı ve ekşiydi lime ve limon aromalı hepsi ekşili idi. Paket üzerindeki Minus yazısını ve en altındaki lime and lemon flavour yazısını gördüm ama ekşilik aromasındaydı. Jelibonda hep ekşi aroması toz ile olurken bu jelibonda yoktu retro ambalajlı bu jelibonun tadını sevmiş ve "Bu kadar lezzetli ekşili jelibon yemedim." dedim. Yüzü güldü gamzeleri çıktı o da benim gibi iki gamzeliydi ama pembe suratlı bir çocuktu. Sarışın bembeyaz tenli biriydi yüzü pembelenen birisi sakalsız ve yeşil gözlüydü boyu upuzun zürafa gibiydi ona hayran olmuş aramızda tatlı bir sohbet oldu.
İsmin nedir?
Rain.
Aaaa! ilk kez duydum yağmur mu yani?
Evet.
Yurtdışında doğduğun için mi bu isim seçildi sana? Bende Duru bu arada söylemedim.
Evet. Resimlerim hep melankonilili ve yağmurun coşkulu olduğu bir günde doğmam bu isme sebep oldu. Birde ne zaman önemli resim çizdiğimde yağmur bana eşlik ederdi. Bana "The Painter of the Rain" demeleri de bu yüzden. İsmini söyleme iyi oldu Duru. İsmin gini saf be güzelsin. (Güler)
O ne demek ve birde kimler diyordu?
"Yağmurun Ressamı" demek. Oradaki arkadaşlarım bana söylüyordu.
Aaaa!Kahraman gibi! hayran oldum sana. Jelibonun da tatlı gibi ayy!
Beğenmene sevindim.
Tam o an yağmur dindi ve gökyüzü açıldı ve işaret parmağını pencereye işaret ederek "Bak yağmur bitti!" dedi. Ona "Az sonra gene yağar Yağmurun Ressamı" dedim. Güldük sonra üst kata çıkma teklifi etti yukarı çıktık. Yukarıdaki oda tam bir resim atölyesiydi. Bir şövale bir resim tablosu asılıydı. Odaya baktım büyülendim. Heyecan ile karışık "Sen kimlerdensin?" diye sordum. Sesim titriyordu ve panik halindeydim. Anlamsız bir korku kapladı içimi. "Ben Lotuslu ailesindenim. Nüzhet ve Nükhet'in oğlu annem usta sanatçı Nühket hanım." dedi ve gülerken gamzeleri gene gözüktü dişlerini gösterdi. Ben şok geçirdim evet bu Rain ailemin bahsettiği ailenin oğlu idi. Yasak bir arkadaşlığa düştüm. Başım dönüyordu, zihnimde "Lotuslu ailesi" "Nüzhet ve Nükhet'in oğlu Rain" ve annemle babamın sabahki konuşmaları zihnimde yankılanmıştı.
Gözlerimi açtığımda serinlik cildime vurdu. Yağmur sonrası kokusu odayı sarmış atölyenin camları açıktı. Burnumda o kokuyu alırken kendime gelmeye çalışıyordum. Eli telefonda olan Rain taburede oturuyordu, ayılınca hemen iki parmağını aldı şah damarımıma yakınlaştırdı ve nabzımı dinledi. Sonradan eğilip yüzünü yaklaştırdı göğsümün hareketlerini ve nefesimi dinliyordu. Hani şu paramediklerin "Bak, Dinle ve Hisset" dediği yöntemi kullanmıştı. Sonra tabureye oturdu. Önce "Are you okay?" cevap veremeyince "Duru iyi misin?" diye sordu. Baktım bacaklarım yukarı kaldırılmış ve başıma yastık koyulmuştu kaz tüyünden bir yastık koymuştu bizdeki yastığın aynısı tanımıştım. "Duru bir kronik hastalığın var mıydı? Ne oldu sana? Şoktan mı bayıldın?" sesi titremiş ve korkmuş hüzünlüydü resmen gözyaşı damlayacak benim için. Ben ayağa kalkarken "Ani hareket etme!" demişti. Ben yere baktım pencereye baktım. Kafamdaki sorulara cevap alamayınca aşağı kata indim. Onun "Duru!" diye seslenmesine aldırış etmeden şemsiyemi aldım açtım ve eve koştum. Yağmur yeniden başlamıştı eve girdim. Sıcak bir banyodan sonra ki ilk defa bu kadar uzun banyoda kaldım. O kadar panik ve şoktaydım ki normalde beş dakika sürmeyen banyom ilk defa onbeş dakika sürmüştü. Banyodan çıkarken pijamalarımı giydim. Annem "İçin ısınsın sırılsıklam gelmişsin" diyerek bana tarçınlı rulo yapmıştı yanındada salep yapmıştı. Salep tarçını bol ve ekstra sıcak bir şekilde servis edilmişti. Heyecandan içerken ağzım yandı sonra tarçınlı rulo yerken gene ağzım yandı. Annem "Sakin ol kızım ne bu acele çok mu üşüttün?" diye sorunca dona kaldım sonra televizyondan bir haber programı izliyordum. Karamelli köyü son on senenin en yüksek yağış rekorunu kırmıştı. Tarçınlı rulo ve salebimi aldım ve odama geçtim romantik bir dünya klasiği okuyordum. Okurken tarçınlı rulomu yiyordum ve salebimi içiyordum. Sonra battaniye altında yorgan altında odamdaki klimayı açtım sıcak modda 30° turbo modunda idi donacak gibiydim. Klimanın üfleme yönünü kendime çektim yani sıcak hava doğrudan bana doğru üflüyordu. Zihnimde ise garip bir düşünce belirmişti "Bu çocuk kimdi? Nasıl biriydi? Çocukluğunda eğitim mi aldı? Bir travması mı var? Nasıl bana paramedik gibi müdahele etti? İlkyardımı nereden aldı? Ressam mı? Bu nasıl ressam? Bana müdahele ederken neden geleneksel yöntemleri değil de tıp kurallarını seçti?" Neden düşündüm çünkü ben bayıldığımda beni yukarı kaldıracağı, yatırtacağı, kolonya dökeceği, tuzlu veya şekerli bir içecek veya su verecek diye beklemiştim. Telefonu elinde idi eğer uyanmasaydım benim için ambulansı arayacak köye haber salacak hatta babamlara "Kızınız benim evimde şok geçirdi bayıldı yetişin!" diye bağırıp sorularıma cevap vermek için trençkotlu büyüteçli dedektife dönüşmesinden korktum. Geçmişi sorgulayıp "Aileme naptınız? Kızınıza ailemden bahsettim bayıldı neden köydekiler bana soğuk davrandı bu mesafe değil bir tiyatro bu" demesinden öfkesinden o masum kırılgan çocuğun dedektife dönüşüp köyü incelemesinden korktum. Zihnimde o kadar soru vardı ki psikolog gibi çocukluk zamanına ve travmalarına inmeye karar vermiştim. Yarın sabah yürüşte kapısını çalacaktım ve ona sorular soracaktım. Yüzü ve uzun boyu zihnimde canlandı boyu o kadar uzundu ki herkes zarif uzun varlıklara kuğu derken ben ona zürafa demek istiyordum. Zihnimde sorular ile yatağımda uyuyakaldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

74okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18