4. bölüm / 5
Yağmur ve kader arasında (completed)DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bölümler 5Şu an: DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
- 1 BİRİNCİ BÖLÜM491 kelime
- 2 İKİNCİ BÖLÜM474 kelime
- 3 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM456 kelime
- 4 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM462 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 BEŞİNCİ VE SON BÖLÜM658 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Max’i bulduğumuz gün geride kaldı, ama o gün hiçbir zaman aklımdan çıkmadı.
Ertesi sabah Max, küçük bir yatak, oyuncaklar, mama ve su kapları gibi ihtiyaç duyduğu her şey hazırlandıktan sonra James’in evine götürüldü.
Ben ise normal hayatıma geri döndüm…
Ya da öyle sandım.
Bir hafta sonra, ofisimde bazı dosyaları incelerken koridorda koşan küçük ayak sesleri duydum.
Başımı kaldırdım.
Birkaç saniye sonra Max, havada uçuşan kulakları ve durmadan sallanan kuyruğuyla ofisin içine daldı.
Max!
Doğruca kucağıma atladı ve sanki beni yıllardır görmemiş gibi elimi yalamaya başladı.
Onu kucaklarken güldüm.
Tam o sırada James kapıda belirdi. Kollarını bağlamış, yüzünde hafif bir gülümsemeyle bizi izliyordu.
Görünüşe göre onun özel şoförü oldum.
Gülerek başımı kaldırıp ona baktım.
Aksine, benim için gelmiş gibi görünüyor.
Omuzlarını teslim olmuşçasına silkti.
Beni rahatsız eden de bu.
Şaşkınlıkla ona baktım.
İlk kez o kadar doğal bir şekilde gülümsedi.
Onu besledim, onunla ilgilendim, ona oyuncaklar aldım… Sonunda ise sana koşuyor.
Daha yüksek sesle güldüm. Max de söylediklerimi onaylarcasına havlamaya başladı.
⸻
Max’in ziyaretleri bir alışkanlığa dönüştü.
Birkaç günde bir James onu şirkete getiriyordu.
Ve her seferinde Max önce bana koşuyor, ardından günün geri kalanını benim ofisim ile James’in ofisi arasında gidip gelerek geçiriyordu.
Hatta iş arkadaşlarım bile onun geleceği günleri beklemeye başlamıştı.
Knox ise…
Tamamen farklıydı.
İri, heybetli bir köpekti ve tek bir bakışı bile herhangi birinin bir adım geri çekilmesine yeterdi.
Ama o korkutucu görüntüsünün ardında şaşırtıcı derecede sakin bir köpek vardı.
Ve en büyük sürpriz…
Max’i daha ilk günden kabul etmişti.
Etrafında koşarken onu sabırla izliyor, oyuncaklarını onunla paylaşıyor, hatta ona sokularak uyumasına bile izin veriyordu.
Max’in aşıları veya rutin kontrolleri için veterinere yaptığımız ziyaretler de sıklaşmıştı.
Bu ziyaretler sırasında ben, James ve Christian sohbet edip gülüşmeye başlamıştık.
Bir keresinde Christian, Knox’un kliniğe girdiğini görür görmez korkmuş gibi yaparak:
Bugün izin alabilir miyim?
diye sordu.
Ben gülerken James gülümsedi ve:
Merak etme… Bugün keyfi yerinde.
dedi.
Veteriner, Knox’a temkinli bir şekilde bakarak cevap verdi:
Bu cümleyi her seferinde söylüyorsun.
Knox ise tamamen sakin bir şekilde oturuyor, veterinere öyle sabit bir bakışla bakıyordu ki Christian güçlükle yutkundu.
Gülerek fısıldadım:
Sanırım seni korkutmaktan hoşlanıyor.
Christian iç çekti.
Ben de öyle düşünüyorum.
⸻
Haftalar hızla geçti.
Ve James hakkında kafamda çizdiğim portrenin tamamen yanlış olduğunu fark ettim.
Şirkette…
Ne zaman sert olması gerektiğini ve ne zaman dinlemesi gerektiğini bilen, kararlı bir yöneticiydi.
Ama şirketin dışında…
Hayvanları seven, sakin ve onları gören herkesi şaşırtacak kadar şefkatli davranan biriydi.
Çok konuşmazdı…
Ama en küçük ayrıntıları bile önemserdi.
Hangi kahveyi sevdiğimi hatırlardı.
Ve bazen…
Sadece Max beni görmekte ısrar ettiği için şoförünü evime gönderirdi.
Arkadaşım bizi her gördüğünde gülerdi.
Bir gün şöyle dedi:
Yemin ederim, çocuğunun velayetini sırayla paylaşan boşanmış bir çift gibi davranıyorsunuz!
Max’i kucaklarken kahkahaya boğuldum.
James ise…
Sadece gülümseyerek başını sallamakla yetindi.
Ama bilmiyordum ki…
Bu şaka, kısa bir süre sonra gerçeğe dönüşecekti.
Bölüm etkileşimi
