7. bölüm · Ya Hepsi Yalansa

Terslikler

Efsun D. Y. Shanyrria

Hani derler ya 'büyümüş de küçülmüş'.

Ben hiç çocukluğumu yaşamamıştım. Beni onların tabiriyle bir 'ölüm makinasına' dönüştürmeye çalışmışlardı. Bunu başaramadıklarını düşünüyordum. Sonuçta oradan kaçmıştım değil mi? Ama belkide bu kadar soğuk kanlı bir şekilde canlıları öldürmem yada kalplerini çıkarmam ve hatta bundan zevk almam bir ölüm makinasına dönüştüğümü gösterirdi.

Elimdeki peri kalbine bakarken bunları düşünüyordum. Elimdeki kabi yavaşça ağzıma yaklaştırıp ısırdım. Ağzıma kan dolarken yavaşça yutmaya başlasım. Belkide gerçekten bir ölüm makinası olmuştum.

☽︎☠︎︎♫︎

"Yaaaa istemiyorum diyorum nesini anlamıyorsunuz"

"GELECEKSİN O KADAR!"

"İŞİM VAR YA"

"BANA NE?! YARIN OKULA GELECEKSİN NOKTA"

Ardından telefonu yüzüme kapattılar. Bu akşam için bir iş almıştım. Abartılacak bir şey değildi. Alt tarafı seçilmişe ihanet eden bir grup vampiri öldürecektim. Gecenin 2 sinde başlayacağım için uykusuz kalacaktım. Bundan dolayı okula gitmek istemiyordum. Ama ne yazık ki benim neler yapacağımı bilmeyen Mine ve Melisa tarafından okula gitmeye zorlanıyordum.

Sinirle koltuğa uzandım. Evde yalnızdım. Miray birkaç gün önce acil bir işi olduğu için gitmesi gerektiğini ama geri geleceğini söyleyip evden ayrılmıştı. Giderken yedek anahtarı ona vermiştim. Sonuçta bol bol göreve gidiyordum. Evde olmayabilirdim. Canım sıkılmıştı. Bir an önce gece olmasını istiyordum. Bir film açtım ve zamanın geçmesini bekledim.

Aniden filmin bitiş sesiyle yerimden sıçradım. Uyuya kalmıştım. Kucağıma kafasını koymuş bir şekilde yatan Ateş de benimle birlikte uyanmıştı. 3 tane film izlemiştim ve artık zamanı gelmişti. Hevesle altıma rahat bir taytla bol bir üst giydim ve evden çıktım.

İhanet eden vampirler toplam 5 kişiydi.

İlkinin kafasını kopardım.

İkincisinin uvuzlarını kopardım.

Üçüncüsünün iç organlarını parçaladım.

Dördüncüsünün bedenini parçaladım.

Beşincisinin ise kalbini patlattım.

☽︎☠︎︎♫︎

Elimde sıkıp patlattığım kalpten dolayı her tarafım kan olmuştu. Bense iş verenime doğru ilerlerken elimdeki vampir kanını yaladım.

Param yattığı gibi eve geldim ve duşa girdim. Yattığımda okulun başlamasına 2 saat vardı.

"Nehir günaydın"

"Hı hı"

Uy-ku-suz-luk-tan ÖLÜYORUM.

Dersler boyunca uyudum. Hem de mışıl mışıl. Bir anda Mine beni uyandırdı. Konferansta bir şeyler zırvalicaklarmış. Mecburen kalkıp konferansa gittik. Hemen duvar kenarında birisi oturduğu için onun yanındaki üçlü kısıma oturduk. Ortada Mine onun sağında Melisa. Solunda isd ben vardım. Diğer yanımda kim olduğuna bile bakmamıştım. Sadece uykum vardı. Sandalyede rahat bir pozisyon aldım ve gözlerimi kapattım. Kafamı Minenin omzuna koydum. Artık uyuyabilirdim.

☽︎☠︎︎♫︎

Yavaşça gözlerimi açtım. Konferans salonundaydım ve...

BİR DAKİKA BURASI NEDEN BOŞ!!!!

Mine ve Melisa da gitmişti. Fakat benim kafam bir şeye yaslıydı. En son kafamı Mineye yasladığımı hatırlıyordum. Hızlıca kafamı kaldırıp neye yaslı olduğuma baktım. Bu bir çocuktu. Sarı kıvırcık saçları vardı. Aslında saçları altın sadısı dedikleri tondaydı. Belki biraz kahve rengiyi bile andırıyordu. Gözleri maviyi. Ama koyu mavi. Çocuk bir yerden tanıdıktı. Kimdi bu?!

"Ah uyandın demek seni rahatsız etmek istemediğimden uyandırmadım"

HATIRLADIMM!!! Bu Poyrazdı. Minenin ana aşık olduğunu söylediği çocuk.

"Saol" mırıldanıp ayağa kalktım.

"Seninle konuşabilirmiyim Nehir?"

"Hayır"

Yürümeye başladım. Arkamdan o da ayaklanmıştı.

"Hey Nehir bekle-"

Bir anda kolumdan tutup beni çekti ve beni duvarla arasına sıkıştırdı.

"İki dakika beni dinle"

"İstemiyorum bıraksana"

Bu çocuk başıma bela açacaktı. Şu anki konumumuz bile bana güvende olmadığımı haykırıyordu.

"Bak Nehir, uzatmayacağım. Çünkü bu tarz konuşmalarda iyi değilim. Kısaca sana aşığım"

Bıkkınca gözlerimi devirdim.

"Defol git burdan Poyraz"

Yüzünü yüzüme yaklaştırdığında ne yapacağını anladım. Bacak arasına geçirdiğim tekmeyle acıyla kıvrandı. Bunu hak etmişti. Beni taciz etmeye hakkı yoktu. Telefonum çalınca gizli numara olduğunu gördüm. Büyük ihtimalle iş için arıyorlardı. Açtım.

"Kırmızı karanlıktaki ölüm"

"Azrailin işi başlıyor"

Telefondan bir şeyler olduğunu belli eden sesler geldi.

"Kuralsızların karanlığı"

Kanayın sesini duymamla olduğum yere çakıldım. Kanay yine benimle iş mi yapacaktı? Belki bu defa daha büyük bir görev verecekti. Ben heyecanla ne için aradığını merak ederken. Bunu sesime yansıtmadım.

"Ne var Kanay?!"

"Sana bir görev vereceğim"

"Benimle doğrudan konuştuğuna göre önemli olduğunu mu düşünmeliyim?"

"Evet. Bu akşam saat 21.00 da saat kulesinin doğu cephesine gel"

Cevap vermeme müsade bile etmeden telefonu kapattı. Telefonu yüzüme kapaması sinirimi bozdu. Ne de olsa ben gururlu bir vampirdim. Bunu umursamayıp kızların yanına gitmeye karar verdim. Sonuçta onları azarlamam gerekiyordu. Yaptıkları şey hiç hoş değildi. Hem belki biraz da trip atardım. Merdivenleri çıkarken telefonuma gelen mesajla bakışlarım telefona döndü. Afet bir şey bulamamıştı. Afetle bazen yalnız bazen beraber büyücülerin sarayını arıyorduk. Afet iki günlüğüne işim olduğunu bildiği için yalnız gitmşti. Ve attığı mesaja göre bir sonuç bulamamıştı. Tam da tahmin ettiğim gibi olmuştu. Büyücülerin sarayını bulabileceğimizi düşünmüyordum zaten. Bunu ona söylediğimdeyse çok karamsar olduğumu biraz daha olumlu düşünmem gerektiğini söylüyordu.

Sınıfa girdiğimde Mineyle Melisayı görmezden gelip sıraya oturdum ve kafamı masaya koyup uyuyormuş gibi yaptım.

"Pişşşt Nehir"

"Gidin başımdan küstüm ben size"

Sonrasında onlarla konuşmayı bıraktım. Milyonlarca kez özür diledikleri ve uyumama izin vermedikleri için hızlıca affettiğimi söyleyip uyudum. Uyku güzel bir şeydi.

☽︎☠︎︎♫︎

Saat gelmişti ve ben yerimde duramıyordum. Kanayı bekletecektim. Bunun için hala yola çıkmamıştım. Bekleyen değil de bekleten tarafta olan önemli soyluları bekletmek en sevdiğim şeydi. Hadi bakiyim şimdi de siz beni bekleyin!

5 dakika sonra daha fazla dayanamayacağımı fark edip motoruma atladım ve yola koyuldum. Geldiğimde kaskımı kafamdan çıkarıp saldığım saçarımı salladım. Turuncumsu dalgalı saçlarım omuzlarımdan aşağıya dökülürken etrafa bakındım. Tam karşımdaki bankta bir adam oturuyordu. Elinde sigara vardı. Ve yanlarında ayakta duran iki adam. Bunu koku duyum sayesinde anlamıştım.

Her vampir bir duyusunu geliştirirdi. Bazıları gözlerini. Bazıları kulaklarını. Bazıları tat duyusunu. Benim gibi bazılarıysa koku duyusunu geliştirirdi.

Yavaş adımlarla oraya ilerledim. Yaklaştıkça bankta oturanın Kanay olduğunu fark ettim. Yanlarındakiler ise korumalardı. Kanay beni görünce ayağa kalktı ve sigarasını yere atıp ezdi. Elini uzattı. Bende hiç bozuntuya vermeden elini sıktım. Tam o sırada bileğime bir kelepçe geçirdi. Bende refleksle engellemek adına diğer elimi kaldırmıştım ki hızlıca onuda kelepçenin boşta olan kısmına taktı. Bense şaşırmıştım. Kanay benden daha güçlüydü. Sinirle soludum.

"Bu da ne demek Kanay"

"Öğreneceksin Nehir AKAR"

Ardında ağzıma bir bez konuldu ve bilincimi yavaş yavaş kaybettim.

☽︎☠︎︎♫︎

Uyandığımda beyaz bir tavanla karşılaştım. Ardından yavaşça doğruldum. Büyük bir odadaydım. Büyük çift kişilik bir yatakta yatıyordum. Ama anlamadığım bir şey vardı. BEN BURAY NASIL GELMİŞTİM VE BURASI NERESİYDİ??!

Odayı incelemeye başladım. Sağ tarafımda büyük bir pencere vardı. Ve bir deniz manzarası. Perdeler beyazdı ve altın rengi işlemelerle doluydu. Karartma perdelerinin ucunda altın rengi püküller vardı. Duvar kağıtları buradaki her şey gibi beyazdı. Üzerlerindeki altın rengi motifleri unutmamak lazım. Tam karşımda beyaz, altın rengi detayları olan bir makyaj masası vardı. Makyaj masasının yan tarafında art arda iki tane kapı vardı. Ayağa kalkıp oraya gittim. Kapılardan soldaki banyoya açılıyordu. Duşakabin yerine ise altın rengi ayakları olan bir küvet vardı. Ve buradaki her şey gibi beyaz ve altın rengi temalıydı. Hızlıca diğer odaya girdim. Diğer oda giyinme odasıydı. Çekmeceleri kurcalayamadan önce fark ettiğim şey şu olmuştu. Buradaki tüm kıyafetler benim bedenime uygundu. Çekmeceler ise lüks aksesuarlarla dokuydu. Lanet olsun yoksa cennete mi gelmiştim! Zenginlik içerisindeydim. Eğer şu an bir çizgi filmde olsaydım gözlerimde dolar işareti belirirdi. Hızlıca oradan da çıktım ve bakındım. Başka bir kenara küçük bir L koltuk konulmuştu. Veeeee... Bu da beyazdı.

Kapının açılmasıyla hızlıca oraya döndüm.

"Uyandınız mı efendim"

Kadın önümde saygıyla eğildi. Ve ben kesinlikle öldüğümü düşünmeye başladım.

"Kimsin sen ve neredeyim?"

"Efendim Volkanın malikanesindesiniz ve bende bir hizmetiçiyim"

Kadın açıklama yaparken bana değil yere bakıyordu. Bu kadında bir vampirdi.

"Acıkmış olmalısınız efendim. Mutfağa size bir şeyler hazırlamalarını söyleyeyim"

Arkasını dönüp gitti. Bense üzerimdeki şeylerden rahatsız olduğumu hissettim. Ya da o odadaki lüks kıyafetleri giymek için bahane uyduruyordum. Gidip bir şortlar uzun bol bir tişört giydim. Her ne kadar kışta olsa da ev sıcaktı. ÜZerimdeki siyah tişört ve şortla beyaz eve tamamen zıt düşmüştüm. Bunu umursamadan makyaj masasının çekmecesinden bir toka buldum ve saçlarımı gelişi güzel topladım. Ardından odayı terk ettim. Madem Kanay beni malikanesine kaçırıyordu. Bende tepe tepe kullanacaktım. Merdivenleri gördüğümde hzılıca aşağıya indim ve etrafa bakındım. Sanırım burası salondu. Kocamandı. Duvarlarda birkaç tablo vardı. Onun dışında tamamen sade ve mükemmel duruyordu. Kendimi koltuğa attım. Yumuşacıktı. Az önce yanıma gelen kadın bir daha geldi ve yemeğimi nerede yemek istediğimi sordu. Ona fark etmeyeceğini söylediğimde beni yemek odasına götürdü.

"Efendim, Volkan efendime uyadığınızı haber verecğim izninizle"

Ardından gitti. Hayır anlamadım ki?! Hem izin istiyordu. Hem de ben cevap vermeden gidiyordu. Ben önüme koydukları iştah açıcı sucuklu tosta gömülürken odada kpının kenarında bekleyen adam şaşkınca bana bakıyordu. Ne var yani? Yemek yiyordum. Kimse bana nasıl yiyeceğimi söyleyemezdi. Tostu bitirdiğimde belli bir süre daha orada oturdum.

İçeri giren adamla bakışlarımı pencereden çekip adama baktım. Eğildi.

"Efendim Volkan bey sizinle görüşecek"

"Kanay benimle mi görüşecek?!"

Sesim şaşkınlıkla çıkmıştı. Ona bir hesap sormalıydım. Beni nasıl kaçırırdı!

"Yoku göster"

Sinirle tısladığımda odadaki iki adam korkuyla birbirlerine baktılar.

Kanayın kapısının önündeydim. Tam adam kapıyı çalıyordu ki ben bir anda kapının kulbunu tutup kapıyı açmıştım. Hızlıca içeri girdim. Burası büyük ihtimalle Kanayın çalışma odasıydı. O büyük masanın başında otururken ben karşısındaki tekli koltuklardan birine çöktüm ve bacak bacak üstüne attım.

"Tam bir pisliksin Kanay"

Söylediğim şeyle hizmetçiler şok geçirirken Kanay pis bir sırıtışla bana bakıyordu.

"Sanada merhaba Nehir"

Tam gözlerime bakıyordu. Benimse gözlerim masadaki sigaraya kaymıştı. Kalkıp bir tane aldım ve Kanaya baktım.

"Çakmak?"

Çekmeceyi açıp altın rengi bir çakmak uzattı. Ben sigaramı yakarken emir verdi.

"Bizi yalnız bırakın"

Hizmetçiler alel acele odadan çıktılar. Oturduğum koltuktan Kanayı inceledim. Üzerinde beyaz bir tişört vardı. Saçladı salıktı. Ve çok güzel duruyordu. Sürekli yaptığı saç sitilinden bin kat daha iyiydi. Gözleri büyük bir ciddiyetle beni süzüyordu. ADAM RESMEN BENİ SÜZÜYORDU.

Sigaramdan aldığım nefesi üfledim.

"Ne amaçladın Kanay?"

"Sadece burada kalaaksın Nehir"

"Hah"

Şaşkınlığıma karşın küçük bir kahkaha attı.

"Hiç bir yere gitmiceksin. Bu evde kalacaksın. Ne istersen temin edilecek. Aynı zamanda-"

"Bunlar durmam için bir sebep değil"

Sigaramdan derin bir nefes aldım.

"Atnı zamanda kaldığın her gün için sana 20 milyon dolar ödeyeceğim"

Söylediği şeyle sırtımı koktuktan ayırdım.

"Neden burada kalmam bu kadar önemli Kanay?"

"Çünkü ben istiyorum"

Şaşkınca gözlerimi kırpıştırdım. Ne yani o istiyor diye mi burada duracaktım? Daha mantıklı bir sebep bekliyordum. Ama gün başı 20 milyon dolar almak mı? İşte bu fikrimi değiştirirdi.

"Tamam. İlk olarak Ateşi istiyorum"

Anlamaz bir şekilde kaşalarını kaldırdı.

"Ateş?"

"Köpeğim"

"Tamam"

Gülümsedim.

"Mahvolmaya hazır ol Volkan KANAY"

Dediğim şeye karşın sırıtışı büyüdü.

"Rahatına bak Nehir AKAR"

✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰

Selammmmm!

Naber? Napıyonuz?

Bu bölüm olaylar olaylar.

İnstadan spoi paylaşamadım. Bölümde zaten son dk yazdım. Çok sıkışığım şu aralar. Kontrol yapmadan atıyom inş hata yoktur.

Sizce Volkan Nehire doğruyu söyledi mi?

Peki Mirayın işi neydi?

Allah herkese bir Volkan KANAY nasip etsin diyorum ve çok yazdığıma karar verip bitiriyorum.

Yarın Naganın yeni bölümünde görüşürüz.

İyi kalın🖐️