4. bölüm · Ya Hepsi Yalansa
Para
Karanlığın kendisi bile karanlığa gömülebilirmiş...
Çoğu vampir benden korkardı acımasız ve para için hayatını riske atabilecek birisi olarak görürlerdi beni. Duygusuz derlerdi bana. Sinirlendiğimde gözümü kararırdı karşımda kim olduğunu görmezdim. Karanlıkta çok saklanırdım. Beni karanlıkla bütünleşmiş kabul ettiler. Bana karanlıkta saklanan demediler. Bana "Sen karanlığın kendisisin" dediler. Bunu ilk söylediklerinde 100 lü yaşlarımdaydım. Bana karanlık demeleri hep çok hoşuma gitmişti. Kendimi diğerlerinden daha güçlü ve özel hissetmiştim sırf bu yüzden. İş verenlerimin kulağın hep "Kuralsızların karanlığı" olarak gitmiştim. İsmim yerine de bunu kullanırlardı. Ben karanlıktım. Hayatım boyunca bunu kabul etmiştim. Buna göre yaşamıştım. Ben kötüydüm. İyilik yapamazdım. Herkese zulmetmek zorundaydım. Büyücülerin dayattığı kötülük rolü yetmezmiş gibi birde kendi türüm bana 'Karanlık' lakabını takmıştı. Üstümdeki rolün sorumlulukları giderek artıyordu ve bu çok sinir bozucuydu.
Ben ilk defa yaptığım bir hatayla bu kadar net bi şekilde yüzleşmiştim. Büyücülerin bana ne yapacağını düşünmek bile gerginliğimi arttırıyordu. Suçum iyiler için bir görev ama biz kötüler için suçtu. Başıma ne geleceğiyse muammaydı. Ben birisini kurtarmıştım. Ben bir periyi kurtarmıştım. Ben iyilerden birini kurtarmıştım. Ben, bir kötü olan ben, bir varlığa yardım etmiştim. Ben en büyük suçu işlemiştim. Rolümün dışına çıkmıştım.
Öldürülmessem şanslıydım. Büyücüler yönettikleri hikayenin bozulmasını istemiyorlardı. Ki bu 'Masallardaki roller bozulmaz' muhabbeti sinirime gitmeye başlamıştı. Bize masallardaki rollere uyulduğu sürece sorun çıkmadığını söylüyorlardı. Yalan. Hepsi yalandı.
İyiler canım cicim hayatlarını yaşarken. Kötüler her gün hayatta kalmak için mücadele veriyordu.
Lanet olası büyücüler. Lanet olası masal.
Eve gelmemle uyumam bir olmuştu.
Telefonumun çalması yüzünden mecburi bir kalkış yaşadım. Arayanın gizli numara olduğunu görünce hızlıca sesimi düzelttim ve telefonu açtım.
"Alo"
"Kırmızı karanlıktaki ölüm"
Bu bir koddu
"Azrailin işi başlıyor"
"Saat 14.00 da Saat kulesinin doğu cephesine gel efendim seninle konuşmak istiyor"
"Bana efendinin isimini ver"
"Bu bilgiyi paylaşmam söylenmedi"
"O zaman beni sonsuza kadar saat kulesinde bekleyebilirsin"
"Volkan KANAY"
Neeeeeeeeeeee?! Volkan KANAY en yüksek rütbeye sahip seçilmişti. Ve beni pis bir işi için tutmuştu. Kesinklikle bu işi alacaktım o adamın ne kadar parası vardır kim bilir?!
"Saatinde orada olun"
Bunu söyledikten sonra telefonu kapattım. Saat 12 olmuştu yani 2 saatim vardı. Bu işten ne kadar para koparacağımı düşünürken giyinme odama doğru hareketlenmiştim. Altıma boru paça buz mavisi bir kot geçirip üzerime beyaz bol bir tişört giydim. Kapıdan çıkmadan önce montumu aldım ve asansördeyken giymeye başladım. Kızılla sarı arasında kalmış saçlarımı bileğimdeki tokayla arkadan gelişi güzel bir topuz yaptım. Asansör durduğu gibi dışarı çıktım. Üzerime mont almak çok iyi bir karar olmuştu. İzmir soğuğu üşütüyordu. Arabaya binmek yerine bi taksi çağırdım. Gelmesini beklerken duvara yaslanıp telefonumu kurcalıyordum. Önümde duran araba sesiyle kafamı telefondan kaldırıp taksiye bindim. Adam nereye gideceğimizi sordu.
Evett bebeğim hadi para harcayalım. Motorsikletlerin arasında hangisini alacağıma karar vermeye çalışıyordum. Ve orada tam istediğim motoru gördüm.

İstediğim şey kesinlikle buydu. Zevkim kendini belli etti en pahalı motoru beğenmiştim. Satın alma işlerinin ardından motora bindim. Olağan üstü hissettiriyordu. Ne kadar süre şehirde turladığımı bilmiyorum ama eve geldiğimde kendimi yorgunlukla koltuğa attım ve bayadır açmadığım telefonumu açtım. Gözüme ilişen saatle telaşlandım. Saat 13.53 tü. Hızlıca yerimden kalktım ve giyindim. Siyah bir sporcu taytının üzerine siyah bedenimi saran sporcu kumaşından yapılmış bir body giymiştim. Yola çıktığımda saat çoktan 2 olmuştu.
Motora atlayıp son gaz bir şekilde saat kulesine gitmeye başladım. Makas attığım arabların bana küfrettiğine emindim. Saat kulesine geldiğim gibi motorumu parkettim ve doğu cephesine yürümeye başladım.
Etrafa göz attım fakat kimse yoktu. Neredeydi bunlar. Telefonumun çalmasıyla kimin aradığına bile bakmadan açıp kulağıma götürdüm. Arayanı tahmin etmek zor değildi.
"Arkanı dön"
Ardından telefonu kapattı. Arkamı dödüğüm an gözüme çarpan ilk şey siyah jip olmuştu. Zengin birisine ait olduğunu belli etmiyor adeta haykırıyordu. Arabaya doğru yürürken birkaç insanı ve iblisi solladım. Etrafta çok fazla iblis vardı. Büyük ihtimalle birazdan melekler buraya iblislerin yaptıkları sözde 'kötülüğü' düzeltmeye gelirlerdi.
Ben arabaya yaklaştıkça arabanın ön koltuğundan biri çıktı. Adamın kumral saçları vardı. Kehribar rengi gözleri dikkat çekiyordu. Rahat giyinmişti. Üzerinde beyaz boğazlı bir kazak altındaysa buz mavisi bol bir kot vardı.
Ben arabnın yaın geldiğimde adam arabanın arka kapısını benim için açtı. Asla sorgulamadan arabaya bindim. Arka koltukta yanlız olacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım. Yanımdaki adam
Volkan KANAY
Evet benim para makinem olan Volkan KANAY'dan bahsediyorum. Zenginliğime zenginlik katmamı sağlayacak adam.
Güneş gibi sarı olan saçlarını geriye yatırmıştı. Önden iki tutamı serbest bırakmıştı ama bu onun daha asıl görünmesini sağlamıştı. Gökyüzünü andıran mavi gözlerinde özgürlüğü görmeyi beklerken size kimin patron olduğunu hatırlatan tonu görüyordunuz. Kesinlikle baskındı. Resmen arabaya bindiğimde arabanın içindeki güçlü şahısın baskınlığını hissetmiştim.
Araba çalıştı ve hızla ayrıldı. Ben kafamı elime dayamış camdan dışarıyı izliyordum. Dışarıdan bakan birisi sıkılmış olduğumu düşünebilirdi. Ama bu sadece taktığım maskelerden biriydi. Bu maskeyi takmamın 2 sebebi vardı. İlki sanki onun baskınlığı beni çok alakadar etmezmiş ve beni korkutmuyormuş gibi görünebilmekti. İkincisiyse; KANAY BÜYÜK BİR DİKKATLE BENİ İNCELİYORDU!! Ona dönmesem bile yoğun bakışlarının beni tarttığını, bu işi başarıp başaramayacağımı ve ihanet edip etmeyeceğimi düşünüyordu. Bana işi vermeden önce güvenip güvenemeyeceğini tartıyordu. Volkan KANAY' ın 6. hissinin çok güçlü olduğunu bilmeyen yoktu. İşe almadan önce alacağı kişiyi iyice inceleyip tarttığı herkes tarafından biliniyordu. Bunun için umursamamaya çalışsamda onun bakışlarından rahatsız olmamak elde değildi.
Araba durduğunda önce öndeki adamlar çıktı. Ardından gelip iki taraftan bizim kapılarımızı açtılar. Kapımı açan kumralın uzattığı elini tutmadan arabadan kendim çıktım. Kanay arabadan çıkışımı bile inceliyordu. Eğer bu işi alıp iyi para koparmak istiyorsam onun bana güvenmesi gerekiyordu.
Geldiğimiz yer lüks bir restoranttı. Hızlıca içeri girdik ve rezerve edilmiş masaya oturduk. Kanayla ben oturunca adamlar restoranttan çıktı.
"Bana ne yapacağımı söyle" dedim masadaki su bardağını elime alırken.
"Biraz sabırlı ol 𝑘𝑢𝑟𝑎𝑙𝑠𝚤𝑧𝑙𝑎𝑟𝚤𝑛 𝑘𝑎𝑟𝑎𝑛𝑙𝚤𝑔𝚤"
Sesi toktu. Ama aynı zamanda zarifti. Gücünü belli ediyordu. Ama aynı zamanda saygı duyuyordu. Emrediyordu. Ama aynı zamanda rica ediyordu.
Bundan hoşnut olmamış bir şekilde dudaklarımı büzdüm. Çenemi elime dayayıp kafamı yana çevirdim ve restoranttaki insanları incelemeye başladım.
Ama inceleyemiyordum kiiiii! Kanay yine bana bakıyordu. Yine beni tartıyordu.
Yanımıza gelen garson gülümsedi.
"Ne alırdınız efendim?"
İkimizde siparişlerimizi verdikten sonra beklemeye başladık. İkimizde konuşmadık ben etrafı inceledim oysa beni. Bu çok rahatsız ediciydi ama söyleyeceğim yada yapacağım en ufak yanlışta bana işi vermeyebilirdi. Ve bana işi vermemesi demek hayalini kurduğum paraları bana vermemesi demekti. Bu işi alacaktım.
"Neden bu işi kabul ettin"
Kanay'ın konuşmasıyla ona döndüm.
"İlk olarak ne yapacağımı hala bilmiyorum yani tam kabul etmiş sayılmam, ikinci olarak buraya öğrenmeye geliş sebebimi soruyorsan..."
Merakla bana baktı.
"Para"
Alayla sırıttı. Bende sırıttım. Herkes kuralsızların hele ki benim paraya ne kadar düşkün olduğumuzu bilirlerdi.
"Ne kadar almayı planlıyorsun"
"Ne yapacağımı öğrenirsem fiyat biçerim"
400.000.000 dolardan aşağı kaçışın yok KANAY.
"Peki"
Cidden mi? Bana ne yapacağımı söyleyeceğini düşünmüştüm. Onunsa bana söylediği tek şey 'peki' olmuştu. Peki ne lan.
Yemekler geldiğinde önümdeki iştah açıcı ete baktım. Enfes kokuyordu. Kanay da bir et yemeği söylemişti ama tam ismini hatırlamıyordum.
Açtım. Kesinlikle açtım. Zaten bunun için restorandaydık. Soylular kuralsızlara işlerini yapmadan önce yemek yedirirlerdi ki güçleri yerine gelsin, işlerini daha iyi yapabilsinler. Ben iştahla yemeğe gömülürken Kanay beni izliyordu. Yine. Adam yesene be yemeğini. İzle izle bi yere kadar sıkılmadın mı be. Beni bu kadar tartması bana ağır ve önemli bir görev verceğini belli ediyordu.
Yemeğimi bitirdiğimde Kanay'a döndüm. Kanay ona baktığımı görünce beklediğimi anladı.
"Birini öldüreceksin"
Klasik. Bunu tabiki biliyordum. Bana isim vermeli.
"30-10-90-10-42-10-82"
Bu sadece seçilmişlerin ve kuralsızların bildiği bir kod yoluydu. Her harfin alfabedeki sırasını sayıların yerini değiştirerek söylediniz. B diyeceğinizde sırası 02 olurdu ama rakamların yerini değiştirip 20 derdiniz. Aslında çok kolay olan ama çok kafa karıştıran bir şifreleme yoluydu.
Ç-A-Ğ-A-T-A-Y
Çağatay. Onu öldürecektim. Kanayın neden bu kadar dikkatli olduğu ortaya çıkmıştı. Çağatay soyluluk sıralamasında 2. Sıradaydı Kanaydan sonraydı. Onu öldürebilirdim.
"Bunu yapabilirmisin?"
Kanay bana bakıyordu. Kabul edip etmeyeceğimi merak ediyordu.
"Tabikide sonuçta..."
Kola dolu bardağı elime aldım.
"İşin sonunda çok güzel bir ödül var"
Haince sırıttım.
"Bana bi miktar ver"
"600.000.000 dolar"
Kanay gözlerini inanamaz gibi açtı ama bu saliseler sürdü. Bir an beynimin bana oyun oynamadığını düşünmem gerekti. Ama biliyordu. Bu parayı bana vermeden işi yapmayacağımı biliyordu.
"Kabul"
Sırıttım. Daha önce hiç bir işi yapmak için bu kadar heyecanlı olmamıştım. Elimi uzattım.
"Seninle iş yapmak eğlenceli olacak"
Oda elini uzattı ve ellerimiz ortada birleşti.
"Bende bunu izlemek için heyecanlıyım"
Oda sırıttı.
☽︎☠︎︎♫︎
İş vakti gelmişti. Kanay onunla bu akşam buluşacaktı. Bense baskın düzenleyecektim. Kolumdaki saate bakıp gitme zamanımın geldiğinden emin oldum. Motoru gazlayıp arka sokaktan çıktım. Kenardan baktığımda Kanayla Çağataydan başka birisi yoktu. Sadece o ikisi. Tam da Kanayla planladığımıza göreydi. Hızlıca nefes alışverişimi düzene soktum. Ama bu çok zordu. Alacağım parayı düşünmem bile kafayı yememe yetiyordu.
Nefesim düzene girdiğinde artık başlamaya karar verdim. Aniden Çağataın üstüne atlamam Çağatayı şaşırtmıştı. Çağatay soylular arasında en iyi duyandı ama bende tecrübeliydim değil mi? Çağatay altımdan kurtulmak için karnıma bir tekme attı. Gelen tekme canımı acıtmıştı ama bunu umursamadım. Hızlıca tekrar atıldım bu defa Çağatay da pozisyon almıştı. Kenara kaçma girişimini daha önceden tahmin ettiğim için ona göre atılmıştım. Tekmeyle dalmamı beklemiyordu. Attığım tekmeyle oyuncakçının camından içeri girdi. İyiki etrafa verilen hasarların parasını Kanaya kitlemiştim. Bende kırdığım camdan içeri atladım ama Çağatay görünmüyordu. Ve şuan bunun yerine kenardaki lolipoplar daha çok dikkatimi çekmişti. Gidip pembe olanlardan birini aldım. O sırada Kanay kapıyı kullanarak oyuncakçıya girmişti. Lolipopu ağzımdan çıkarıp konuştum.
"Hey Çağatay iş verenim izliyor biraz şov yapıcam"
Lolipopu tekrar ağzıma alıp reonlar arasında gezindim. Yerini bilmeme rağmen.
Bir anda reyonun üzerinden atladım ve Çağataya bakındım ama yoktu. Tam arkamı dönüyordum ki sırtıma yediğim tekmeyle ileri savruldum. Takla atarak ayağa kalktım ve o an ilk elime geçen şey olan bir barbie bebekle Çağataya atıldım. Çağatay göğsüne hedeflenmiş bebeğin yolunu değiştirince bende bebeği sol gözüne sapladım. Çağatay acı içinde çığlık atarken elime geçen bir başka barbie bebekle tam kalbinin olduğu yeri deldim. Çağatay çırpınıyordu. Bense göğsüne sapladığım barbie yi çıkarıp terkar sapladım. Tekrar. Tekrar. Ve tekrar. En sonunda çırpınan beden kendini cansız bir bedene bıraktı.
Kanay bana bakarken cansız beden hatta 𝑐𝑒𝑠𝑒𝑡 tabiri daha doğru olacaktı. 𝐶𝑒𝑠𝑒𝑑𝑖𝑛 üzerinden kalktım ve Kanaya doğru yürüdüm. Yanağımdan aşağı doğru akmakta olan damla halindeki koyu kırmızı kanı elimin tersiyle sildim.
Kanayın yanına vardığımda ilk söylediğim şey
"Paramı ver"
olmuştu.
✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰✰
Selammmmm naber? Napıyonuz?
Sınavlarım bitti onun için bol bol bölüm atacammm.
Çok görcez Volkanı alışın arkadaşlar.
En kısa zamanda yeni bölüm atacam
İyi kalın 🖐️
