Verz ve Şeytan kitap kapağı

13. bölüm / 14

Verz ve Şeytan

BÖLÜM 13: TOPLANTI

Vaveyla Yazarı: Zehra gunes

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: BÖLÜM 13: TOPLANTI

BÖLÜM 13: TOPLANTI

Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey Milan oldu. Yatağın yanına çektiği tekli koltukta uyuya kalmış gibi duruyordu. Siyah saçlarının önündeki beyaz tutam alnına düşmüştü. Göz altları mordu. Hiç uyumamış mıydı acaba? En son hatırladığım şey arabada uyuya kaldığımdı. Etrafıma baktığımda buranın yangından sonra uyandığım oda olduğunu anladım. Galiba burası Milan’ın odasıydı. Gece olan saldırıdan sonra o evde kalmamı istememişti herhalde.
Diğer önderler gibi Varisine değer veriyor galiba. Yani birazcık bile olsa. Bana neden güveniyor diye düşünmeme gerek yok çünkü bizi tanıyan kişi onunda arkadaşıymış. Ama benim öndere güvenmem için bir nedenim yoktu. Onu tanımıyordum ve asla güvenmiyordum.

Yavaşça yataktan kalktım ve onu uyandırmamaya dikkat ederek sessizce çıktım odadan. Aşağı kata indiğimde bir durdum. Evde biraz gezinebilirdim bence. Ayrıca bu kadar büyük bir evde neler vardı merak ediyordum. Giriş kapısının solunda mutfak vardı sağında ise bir koridor, koridorun sonunda aşağı inen bir merdiven gördüm. Aşağının ışıkları yanmıyordu. Bodrum gibi olduğu için pencerede yoktu. Merdivenlerden indiğimde duvara dokunarak anahtarı buldum ve ışığı açtım. Uzun koridor baştan sona aydınlandı. İki tane sağda, iki tane solda oda vardı ama hepsi kilitliydi. Koridorun sonunda tam karşımda bir oda daha vardı. Odanın kapısı masmaviydi ve üstüne çizilmiş bir bülbül vardı. Ve tabi ki bunun da kapısı açılmıyordu. Evi keşfetme maceramdan pes edip evden çıktım. Çıkmadan önce neden orda olduğunu anlayamadığım anahtarımı Milan’ın ev anahtarının yanından aldım.

Eve girdiğimde ortalıkta ne ceset ne de bir kan lekesi vardı. Milan hepsini temizletmiş olmalıydı. Üst kata odama çıktım. Sol kolum sargılıydı ama zar zor bir şeyler giyebildim. Kanlı kıyafetlerden kurtulmak iyi gelmişti. Aşağı inip kendime yiyecek bir şeyler hazırladım. Ve dün akşamı daha iyi düşünmeye çalıştım.

Gelen kişiler kimdi? Varis olduktan sonra kimse size dokunamaz diye bizi zorla Varisliğe sürüklediler ama halime bak. Daha iyi mi sanki şu an. Gelenlerin Nova’nın adamları olduğuna çok eminim. Ama kendine çalışacak katilleri nerden buldu onu anlayamadım. Öfke bölgesinden mi? Böyle bir şey olsa Milan bunu bilmez miydi? Belki Milan, Nova’yı gerçek bir tehdit olarak algılamadığı için dikkat etmiyordur onun hareketlerine. Sahi o nasıl evde birilerinin olduğunu fark edip beni kurtarmıştı? Hass.. eve kamera mı yerleştirdi bu sapık?
Yediğim yemeği yarıda bırakıp evi tek tek gezdim duvarlara baktım, objelere baktım aklıma gelebilecek her yere baktım ama kamera falan yoktu. Ee o zaman bu adamın nerden haberi oldu? İçine mi doğdu yani? Ben bunu anlamaya çalışırken kapı çaldı.

Kapıyı açtığımda sevgili Önderim karşımdaydı.
“İnsan çıkarken bir uyandırır.” Dedi ve izin bile istemeden içeri girdi. Onun peşinden salona girerken
“Yorgun duruyordun uyandırmadım. Uyumadın mı bütün gece?” dedim.
“Ne oldu başında bekledim diye mi merak ediyorsun?” dedi. Ukala adam ya.
“Hee ağladın mı onu da merak ediyorum.” Dedim, aynı onun gibi alayla.
“Çok, çok ama vurulmandan çok gözlerinden uzak kaldım diye.” Dedi ve kendime hazırladığım sandviçten yemeğe başladı.
“Hmm, güzelmiş. Sever misin sandviç?” dedi.
“Kendime hazırlamıştım ama neyse.” Dedim ve kendime bir tane daha hazırlamaya başladım.
“Arkadaşlarına haber vermemi ister misin?” dedi.
“Gerek yok zaten akşam toplantıda görürler, şimdiden boşuna panik yapmasınlar.” Dedim.
“Niye panik yapmasınlar?” dedi.
“Gerek yok çünkü, önemli bir şey değil.” Dedim.
“Saldırıya uğradın kolun iki yerden kesildi ve önemli değil öyle mi?” dedi.
“Evet.” Dedim.
Yemeğini bırakıp ayağa kalktı ve tam karşıma dikildi. Boyu kaçtı bu adamın acaba, 1.85 net vardı.
“Kendinle ilgili şeyleri küçümseme bir daha.” Dedi.
“Neden, ayrıca seni ne ilgilendirir?” dedim. Hayırdır önder?
“Varisimsin ya hani önemlisin o yüzden, ha benim Varisim olmasan neyse diyeceğim. Ama benim Varisim önemlidir.” Cümleye alayla başlayıp ciddi bir şekilde gözüme bakarak bitirdi.
Bu gereksiz konuşma canımı sıkmıştı o yüzden hiçbir şey demeden sandviçimi alıp masaya oturdum.
“Ben şimdi gidiyorum birkaç işim var yedide benim evde ol. Toplantıdan önce yemek yiyeceğiz.” Dedi ve sandviçinin son lokmasını ağzına atıp gitti.
“Hııı emredersin.” Dedim arkasından. Şu sandviçle boğasım var seni önder.

Akşam nasıl beni kurtarmaya geldiğini sormamıştım. Neyse illaki sorarım. Ya da varsa kameraları bulurum bir şekilde. Saate baktım daha 3 saat vardı toplantıya. O zamana kadar biraz odamda vakit geçirdim, evi iyice gezdim. Evi tam anlamıyla tanımam lazımdı çünkü bu saldırılar son olmayacaktı bence. Acil durumlarda kaçabileceğim, saklanabileceğim yerler aradım. Böyle böyle akşam olduğunda ceketimi alıp evden çıktım. O sıra anahtarlığımdaki diğer anahtar dikkatimi çekti. Milan’ın evinin olabilir miydi? Denemeden bilemezdim o yüzden onu da yanıma aldım. Malum çok uzakta olan önderimin evine geldiğimde anahtarı deliğe soktum ve çevirdim. Açılmıştı. Kendi ev anahtarını bana da mı bırakmıştı? İçeri gidip mutfağa yöneldim oradan bir şarkı sesi geliyordu. Kapının eşiğinden baktığımda Milan’ın telefonundan şarkı dinlediğini ve ona eşlik ettiğini gördüm. Katiller böyle şeyler yapar mıydı?
Şarkıyı söyleyen kızın sesi tanıdık geldiğinde biraz daha yaklaşıp dinlemek istedim. Ama önder benim geldiğimi görünce hemen şarkıyı kapadı.

“Evime izinsiz mi giriyorsun sen?” dedi, gerilmiş gözüküyordu.
“Anahtarını sen bırakmışsın, bu izin vermek olmuyor mu?” dedim.
“En azından geldiğini bir haber ver değil mi?” dedi.
“Ne oldu önder özel bir anını mı böldüm?” dedim.
“Hayır, yemek yapıyorum işte.” Dedi.
“Kimdi o kız?” dedim.
“Hangi kız?” dedi.
“Şarkıyı söyleyen kız.” Dedim “Sesi çok güzeldi ve bana tanıdık geldi.” Dedim.
“Tanımıyorum.” Dedi.
“Tanımadığın şarkıcının şarkısını telefonunda mı saklıyorsun?” dedim.
“Evet, olamaz mı? Şarkı hoşuma gitti.” Dedi. Bir yandan yemek yapıyor bir yandan benle konuşuyordu.
“Peki, öyle olsun.” Dedim “Senin hizmetçinin yok muydu ya o yapsın yemeği sen niye yapıyorsun?” dedim. Katilin elinden yemek yemek ne kadar mantıklıydı?
“Hizmetçi değil, yardımcım var. Ama bugün hasta olduğu için izinli onun yerine ben yapıyorum. Ne oldu beğenemedin mi?” dedi.
“Yani, katillin elinden yemek yemek ne kadar mantıklı ki?” dedim. Masadaki orman meyvelerinden ağzıma atarak. Gerçekten lezzetliydiler.
“Kollarına düşüyorsun ama o katilin.” Dedi fısıldayarak.
“Ne dedin?” dedim.
“Hiiç.” Dedi.
“Hayır, hayır bir şey dedin duydum, söyle.” Dedim ayağa kalkmış yanına gitmiştim. Ne koluna düşmesi be öldürürüm seni elinde tuttuğun bıçakla.
“Yok bir şey demedim, gerçekten. Hadi bak sen otur meyve ye. Adam akıllı vitamin girsin vücuduna.” Dedi ve beni omzumdan tutup sandalyeye geri oturtup işine devam etti.
“Şimdilik susuyorum önder ama başka bir saçmalığında elimde kalırsın.” Dedim.
“Çok isterim.” Dedi.
“Ne?” dedim. Bu adam dalga geçiyor olmalıydı.
“Hiç istemem dedim elinde kalmayı. Tamam mı hadi sus da meyveni ye.” Dedi ve beni susturdu.

Orman meyvesine bayılıyordum ama Gezlek’te bulmak çok zordu, bazen yıllarca yemezdik, en sonda 2 yıl önce yemiştim.

“Bu orman meyveleri burada mı yetişiyor?” dedim.
“Evet.” Dedi.
“Burada tarım için bir bölge mi var?” dedim.
“Evet, bazı şeyleri de diğer adalardan temin ediyoruz.” Dedi.
“Hmm, anladım.” Dedim. O sırada mutfağın köşesinde bulunan alan dikkatimi çekti.
“Bura niye böyle ayrı gibi?” dedim.
“Kahve köşesi orası.” dedi.
“Kahve mi?” dedim ve ayaklandım. Burada kahve üretimi de mi yapıyorlardı?
“Oha burada bunu da mı üretiyorsunuz?” dedim.
“Burada Verz’e bağlı bir ada var orada hemen hemen her şeyi işleyip yetiştirip elde edebiliyoruz.” Dedi ve yanıma gelip kahve makinesine çekirdekleri döktü.
“Sade yapıyorum öyle seviyorsun dimi?” dedi bardakları çıkartırken. Kahve sevdiğimi bile söylememiştim.
“Evet ama nerden biliyorsun bunu?” dedim.
“Ee.. şey öyle bir hava aldım senden o yüzden.” Dedi.

O sırada kapı çaldı ben bir şey diyemeden Milan kapıyı açmaya gitti. Seslerden anladığım üzere Leon ve çocuklar geldi.
“N’aber kıvrak zekam?” diyerek yanıma geldi Rüzgâr, saçımı çekmeyi ihmal etmedi tabi.
“Bir daha saçıma dokunursan seni boğarım Rüzgâr.” Dedim.
“Lan, koluna n’oldu?” dedi Karan endişeyle.
“Hass.. fark etmedim lan n’oldu, Gece ne bu vuruldun mu?” dedi Rüzgâr.
“Sakin, yok bir şey, bir saldırı oldu ama küçük bir şey, bu da bıçak yarası o kadar.” Dedim.
“Ne demek bıçak yarası ve o kadar. Nasıl oldu bu?” dedi Rüzgâr ve bir anda sinirle Milan’a döndü “Hani söz vermiştin, Varisini her şeyden ve herkesten koruyacaktın Önder, senin Önderliğin bu kadar mı?” dedi.
“Ağır ol Rüzgâr, onu saldırıdan kurtaran benim. Sözümü tutuyorum yani.” dedi Milan.
“Ne sözü?” dedim. Dördü de bir anda bana döndü.
“Ne sözünden bahsediyorsunuz?” dedim.
“Bir şey değil.” Diyerek geçiştirmeye çalıştı Karan.
“Nasıl bir şey değil?” dedim.
“Sonra anlatırız Gece tamam mı şimdi değil.” Dedi Rüzgâr
“Öfke bölgesine hızlı bir giriş olmuş galiba, geçmiş olsun” Dedi Leon konuyu değiştirmeye çalışarak.
“Sağ ol.” Dedim.
“Marlo’lar nerede? Bu adam geç kalmayı kendine huy edindi farkındasın dimi abi?” dedi ocakta bir şey karıştıran Milan’a.
“Evet, artık geç kalmasın diye sadece onun evinde toplantı düzenleyeceğim o olacak.” Dedi.

O sırada zil çaldı ve Marlo ile kızlar geldi. Önderleri mutfakta bırakıp biz hep beraber salona geçtik. Kızlara da kısa bir “İyiyim, bir şeyim yok, evet sadece bıçak yarası, hayır acımıyor, hissetmiyorum bile…” marşı okuduktan sonra olayları anlattım. Önderlerin eskiden gelen arkadaşlıkları olduğunu, nasıl saldırı olduğunu, nasıl bıçaklandığımı, Şevhet bölgesine gittiğimi, Arman’ın konuşabildiğini , burada üretimin nasıl olduğunu. Ama Göksel’i Milan’ın öldürdüğü kısmı atladım. Onu sonra söylemeyi tercih ettim.

“Ne yani Göksel ve Teo bize yalan mı söylemiş?” dedi Eva.
“Öyle duruyor ama neden böyle bir konuda yalan söylediler?” dedi Karan.
“Fark ettiniz mi Teo ve Göksel, Milan hakkında hep kötü konuştu bizimle. Onu gözümüzde çok daha korkunç birisi yaptılar. Ama önderler onun aslında görüldüğü gibi olmadığını ve o kadar korkulan biri olmadığını söylediler.” Dedi Rüzgâr. Ayaktaydı ve tekli koltuğun arkasına geçmiş kollarını bağdaştırmıştı.
“Bu arada hani Arman’ın yüzündeki çizik var ya onu Milan yapmış. Marlo öyle dedi.” Dedi Aria.
“Evet, Marlo söyledi bunu bize.” Dedi Eva.
“Ben konuşmalarına şahit oldum gayet yakın duruyorlardı.” Dedim.
“Onlar yakınmış senin anlattığın gibi sonra aralarında bir şey olmuş, araları bozulmuş Milan’da böyle bir şey yapmış.” Dedi Aria.
“Adam gerçekten şeytan olabilir mi ya?” dedi Rüzgâr.
“Ama Arman’da çok kötü bir şey yapmış Milan’a. O öyle bir şey yapmasaymış Milan bunu yapmazmış.” Dedi Aria.

Tam bir şey söyleyecektim ki kapı çaldı. Gelen Arman’dı. O da geldikten sonra içerden bizi çağırdılar. Gittiğimizde masa kurulmuştu bizi bekliyorlardı. Milan en başa oturdu ve solundaki sandalyeyi benim oturmam için çekti. Oturduğumda karşıma Marlo, Leon ve Arman oturdu. Yanıma da Eva. Herkes yerleştikten sonra yemeğe başladık. Bir süre sessiz durup Önderlerin konuşmasını dinledik. Ardından evin en üst katına çıktık burada iki tane oda vardı. Soldakine girdik. Büyük bir toplantı odası gibi duruyordu bura. Karşılıklı iki duvar boydan boya kitaplarla doluydu. Bir duvar ise baştan sona camla kaplıydı. Odanın ortasında uzunca bir masa vardı. Milan yine baş sandalyeye oturdu. Bizse varisler olarak yan yana oturduk. Karşımıza da önderler oturdu.

“Öncelikte son bir aydır olan sorunumuzla başlamak istiyorum. Mezar sorunumuz. Son 1 haftadır ölenleri eski mezarların üstüne gömdük. Bu gidişle bazı cesetleri denize atacağım haberiniz olsun.” Dedi Milan.
“Ölenlerin yüzde yetmişi Şevhet Bölgesinden farkındasın değil mi? Öldürenlerin hepsi de senin halkın.” Dedi Arman. Ne yani halkının katliam yapmasını öylece izliyor muydu bu adam?
“Onlara dur diyerek bu katliamı durdurabilirsin Önder.” Dedim.
“Katil bir halka öldürmeyin mi diyeceğim?” dedi Milan.
“Evet.” Dedim.
“Bunu asla yapmam güzel Varisim. Ayrıca öldürdükleri ya kendi halkları oluyor ya da Şevhet’ten oluyor.” Dedi Milan.
“İki tarafta ölmeyi hak ediyor diyorsun yani?” dedi Karan.
“Evet.” Dedi Milan.
“Peki ama cesetleri n’apacağız?” dedi Marlo.
“Gezlek’ten yardım isteyebiliriz, bazı cesetleri alabilirler.” Dedi Leon.
“Onlara sordum ama bunla ilgilenmediklerini ve gerekirse cesetleri denize atabileceğimizi söylediler.” Dedi Milan.
“Günde ortalama kaç insan ölüyor?” dedim.
“Ondan fazla, otuzdan az. Tabi o gün ekstra bir şey olmadıysa.” Dedi Milan.
“Ekstra derken?” dedim.
“Bazen Öfke’nin kendi içinde büyük kavgalar olabiliyor, o zamanlar işte ölüm sayısı artıyor.” Dedi Milan.
“Günde bu kadar kişi ölüyorsa bu ada bu zamana kadar karış karış mezar olurdu.” Dedi Rüzgâr.
“Eskiden Gezlek cesetleri alır ve bir adaya gömerdi ama son 5 aydır almıyor.” Dedi.
“Neden ki?” dedi Eva.
“Gömdükleri adalar da doldu da ondan.” Dedi Milan.
“Bu ölümlere en azından bir süreliğine son vermeliyiz. Bir kural getirelim mesela bir ay Öfke halkı rahat dursun.” Dedi Leon.
“Olmaz.” Dedi Milan.
“Neden? Sadece bir ay. Seni dinlemezler mi?” dedim.
“Aksine Milan’a deli gibi tapıyorlar. Sen bunu istersen ayak uyduracaklardır.” Diye söze atladı Marlo. Milan biraz düşündü hepimize tek tek baktı sonra;
“Tamam, yarın onlara duyuru yapacağım. Yalnız şimdiden söylüyorum sadece bir ay daha fazlası olmaz. Ayrıca sende halkını dizginleyeceksin adam akıllı duracaklar, benim halkımı kışkırtmayacaklar.” Dedi Milan Arman’a doğru.
“Tamam, halledeceğim.” Dedi Arman.
“Zaten bölgeler arası geçiş yasak değil mi?” dedi Rüzgâr.
“Öyle ama Öfke ve Şevhet bunu çoğunlukla ihlal ediyorlar.” Dedi Leon.

“Tamam, ceset sorunumuzu şimdilik rafa kaldırıyorum. Ve sizi asıl buraya toplama amacıma geleceğim. Nova büyük bir tehdit oluşturuyor, hepimiz bunun farkındayız değil mi?” dedi ve önderlere baktı her biri kafasını sallayınca;
“Onu yönetimden atmalıyız.” Dedi.
“Ne?” dedi Leon.
“Nasıl yapacakmışız onu?” dedi Marlo.
“Bir şekilde yapmalıyız bunun yolunu bulmak için çağırdım sizi zaten.” Dedi Milan.
“Neden size bir tehdit oluşturuyor ki?” dedi Eva.
“Gece’yi öldürmeye çalıştı ya.” Dedi Marlo.
“Sadece bu mu? Hiç sanmıyorum.” Dedi Eva.
“Bir anda niye bir tehdit oldu size?” dedim.
“Bilmediğiniz şeyler var.” Dedi Leon.
“Anladık onu zaten, neler olduğunu soruyoruz.” Dedi Karan. Önderler bir an için sessizleştiğinde.
“Hadi ama, Varis ve Önderlerin yakın olduklarını hatta en yakını birbirleri olduğunu söyleyen sizlersiniz. Eğer bizde şu an bu masadaysak bir şeyleri bilmeye hakkımız var.” Dedim.
Bunun üstüne konuşmaya başladılar ilk sözü Leon aldı;
“Sizin adaya ilk düştüğünüz gün sizi yakalayıp meydanda bağlayan kişi bendenim. Halkı çağırmadan önce Önderleri çağırdım oraya. Herkesten önce sizi biz gördük. Ve orada sizi tanıyan arkadaşımız bize sizi anlattı. Ardından orada bize sizi Varis almamızı söyledi. Gerçekten güvendiğimiz biri olduğu için biz bunu kabul ettik. Ama Nova kabul etmedi. O günün akşamı bir toplantı yaptık. Sizi tanıyan arkadaşımız bize sizi anlattı ve Nova’ya da sizden birini Varis almasını söyledi. Ama Nova bunu istemedi. Sizi adaya düştüğünüz ilk andan beri sevmedi zaten.” Dedi Leon.
“Nasıl yani benle ne kadar tatlı, güzel konuşuyordu.” Dedim.
“O öyledir, melek gibi görünür ama aslında şeytandır.” Dedi Milan ve ekledi “Çıkarsız iş yapmaz.”

“Gece’yi Varis almakta ki çıkarı neydi ki?” dedi Karan.
“Milan’dan uzak tutmak.” Dedi Marlo. Benden niye uzak tutmak istesin ki?
“Sonra işte Milan Gece’yi almak için üstelediğinde Nova bundan hoşlanmadı. Zaten Milan’a ona karşı bir şey istediği için sinirlenmişti. Bir de üstüne Gece için onun bölgesini yakınca hepten delirdi. Ve bizi de tehdit etti sizi Varislikten reddetmemiz için. Sonra Gece’ye olan saldırılar falan. Ve Nova’nın gözü döndüğünde, istemediği olduğunda neler yapacağını en iyi biz biliyoruz. İşte bu yüzden şu an o hepimiz için bir tehdit.” Dedi Leon.
“İşte tam bu yüzden onun elindeki güçleri almalıyız. Yönetimden el çektirilmeli.” Dedi Milan.
“Buna sadece biz karar veremeyiz. Gezlek’in kabul etmesi gerekiyor.” Dedi Arman.
“Nova kurallara aykırı bir şey yaptı ve bir Varis’e saldırı düzenledi. Bu yetmez mi?” dedi Marlo.
“Ben yapmadım der. Ne kadar onun halkından adamlar olsa da benden habersiz yapmışlar. Bölgelerine saldıran Önder’den intikam almak için Varis’ini seçmişler der.” Dedi Milan.
“Eee bunu nasıl atacağız aramızdan? Hem atsak Kıskanç’ın Önder’i kim olacak?” dedi Leon.
“Göksel öldü, Teo’yu Varisi yapacaktır. Nova’yı el çektirsek bile Teo başta olur. Yani aynı şey.” Dedi Arman.
“Teo ve Nova niye bu kadar yakınlar?” dedim. Önderler yine bir şey saklıyormuşçasına birbirlerine baktılar. Teo’yla ilgili bir şeyler vardı.
“Teo’da bir haltlar var dimi? O bölgeler arası giriş çıkış yapabiliyor hem Nova’nın ev anahtarı bile onda vardı. Ne var bu adamda?” dedim. Bir süre daha sessizce beklediler sonra Milan;
“Nova ve Teo kardeşler.” Dedi Milan.
“Ne?” dedik.
“Neden bunu sakladılar bizden?” dedim.
“Herkesten saklıyorlar yani çoğunluktan aslında.” Dedi Marlo.
“Neden ki?” dedi Eva.
“Teo bir katil. Ve biz bu adaya ilk düştüğümüzde bölgelere ayrıldıktan bir süre sonra Teo’da bu adaya düştü. Bir katil olarak. Ama Nova onu katillerin bölgesine girmesine izin vermedi. Ama kardeşini kayırması büyük bir tepki toplayacağından ve otoritesini sarsacağından bunu gizlice yaptı ve Teo’nun kardeşi olduğunu söylemedi.” Diyerek açıkladı Leon. Demek Teo bir katildi.
“Neden kardeşini Varis yapmadı ki?” dedi Rüzgâr.
“Önceden Varisiydi ama Teo Arman’ın Varisini öldürdü. Ve bu ortaya çıktığından kısasa kısas yapılacağı için Nova onu Varislikten attı.” Dedi Marlo.
Derin bir nefes aldım ve “Bu adada daha neler öğreneceğiz kim bilir?” dedim ve ellerimi saçlarımın arasına aldım.
“Kim bilir?” diyerek yanıtladı beni Milan.
“Nova’yı Önderlikten atmamız için Gezlek’i ikna etmemiz gerek. Nova’nın onlara ters bir şeyler yapması lazım.” Dedi Arman.
“Ve bunu çok hızlı yapmalıyız yoka Nova Teo’yu Varis ilan eder ve her şey bozulur. Bu yüzden bir haftamız falan var en fazla.” Dedi Marlo.

Önderler Gezlek’i en kısa şekilde nasıl ikna edeceklerini düşünürken gözüm bizimkilere kaydı hepsi pür dikkat Önderleri dinliyordu. Biri hariç. Aria. Yemekten beri bizle hiç iletişime geçmemişti. O an fark ettim ki o şu an tam da Arman’ın karşısında oturuyordu. Ve gerginlikten tırnaklarını yemeğe başlamıştı yine. Onu buradan biraz uzaklaştırmalıydım. Ayağa kalktım.
“N’oldu?” dedi sevgili Önderim.
“Lavaboya gideceğim, Aria benle gelir misin?” dedim. Aria bana döndü ve başını sallayıp ayağa kalktı.
“Odadan çıkınca sola doğru yürüyün en sonda lavabo var.” Dedi Milan.
Kalkıp odadan çıktık. Odadan çıktığımızda Aria’nın sesli bir nefes verdiğini duydum. Lavaboya gittik ve kapıyı kapattık.
“İyi misin kuzum?” dedim. Aria tuvalete koştu kapağını açtı ve kusmaya başladı. Hemen eğilip saçlarını tuttum. Aklına yaşadıkları gelmiş ve midesi bulanmış olmalıydı. Rahatladığında kalkıp elini yüzünü yıkadı ve oturup ağlamaya başladı. Onun yanına çöküp başını omzuma yasladım ve ona sarıldım.

Aria bundan 1.5 sene önce bir asker tarafından taciz edilmişti. O gün üçümüzün kaldığı odada yalnızdı. Ve o pislik asker kadınların binasına girmişti. Önceden sözlü tacizleri olmuştu ama her seferinde kurtulmayı başarmıştı. Ama son yaptığı onun ölümünü getirmişti. O gün için Eva’yla kendimizi suçladık hep. O gün ona kızıp onu odada yalnız bırakmıştık. Biz olsaydık o pislik odaya girmeye cesaret edemezdi. O günden beri Aria asla eskisi gibi olamamıştı. İnsanın neşesini kaybetmesi vardır ya, o da neşesini kaybetmişti. Odaya döndüğümüzde onu bulduğumuz hali asla aklımdan çıkmıyor. Bu yüzden Arman’ı hiçbirimiz önder olarak istemedik. Bir katilin bile yanında olurdum ama tacizcinin asla.

Lavabonun kapısı çalındı, Eva seslendiğinde kapıyı açtım. Toplantı bitmiş. Önderler aşağıda bizi bekliyorlardı. Aria’yı kendine getirdikten sonra aşağı indik. Milan soran gözlerle bana bakıyordu. Bir şey yok anlamında omzumu silktim. Çocuklarla vedalaştıktan sonra Milan’la evde tek kaldık.
“Bende gideyim artık.” Dedim ve kapıda asılı ceketime uzandım.
“Gitme.” Dedi Milan.
“Niye?” dedim.
“Eee.. şey… masa” dedi “Masayı toplamalıyız bana yardım et.” Dedi.
“Kendin topla işte beceremez misin, ayrıca benim kolum sevgiliciğin yüzünden sakat hatırlatırım.” Dedim ve sol kolumu hafifçe kaldırdım.
“Şu kadından bir daha sevgilim diye bahsetme demedim mi sana?” dedi.
“Hehe” dedim.
“Tamam toplama, git mutfakta otur. Kahveni içememiştin onu iç.” Dedi. Biraz düşündüm.
“Peki ama sırf kahve için kalıyorum. Kahve içmeyeli o kadar oldu ki.” Dedim ve mutfağa girdim.
“İstersen senin evine de bir kahve makinesi ayarlarım.” Dedi.
“Gerçekten mi?” dedim.
“Evet, neden olmasın.” Dedi sırıtarak. Şaşırmam onu güldürmüştü.
“Tamam o zaman en kısa zamanda kahve makinemi bekliyorum.” Dedim. Kahve o kadar güzeldi ki Gezlek’te bu kadar güzelini içtiğimi hiç hatırlamıyorum. Ben kahvemi içerken o da bir yandan masayı topladı ve bulaşıkları yerleştirmeye başladı.
“Arkadaşının neyi vardı?” dedi Milan.
“Hangisinin?” dedim anlamamazlıktan gelerek.
“Lavaboya götürdüğünün.” Dedi.
“Hee Aria’yı diyorsun, yok bir şeyi.” Dedim.
“O yüzden mi yemek ve toplantı boyunca hiç konuşmadı ve gergin gergin oturup tırnaklarını yedi.” Dedi. O kadar belli oluyor muydu ya.
“Sen benim arkadaşımı mı gözetliyorsun?” dedim.
“Hayır sadece her şeyi fark etme gibi bir özelliğim var o kadar.” Dedi. Bana arkası dönük olduğu için yüz ifadesini göremiyordum.
“Bütün yemek ve toplantı boyunca arkadaşımı izlemiş gibi konuştun ama.” Dedim.
“Ben sadece birin, gerçekten izlerim o da arkadaşların değil emin ol.” Dedi.
“Kim peki?” dedim.

Beni duymamazlıktan gelip;
“Aria, Arman’dan çekiniyor gibiydi.” Dedi.
“Alakası yok.” Dedim.
“Bence var.” Dedi.
“Yok diyorsam yok.” Dedim.
İşini bırakıp bana döndü;
“Tacize mi uğradı geçmişte?” dedi bir anda. Pat diye sorunca bende bir an afalladım.
“H-hayır y-yani nerden çıkardın ki şimdi, ne alaka?” dedim.
“Adaya düştüğünüzden beri özellikle Arman’ın Varisi olmak istemediniz. Bu kızda Arman’ı gördüğü andan beri tir tir titredi.” Dedi.
“Benden saklamana gerek yok Gece, ben fark ederim.” Dedi. Daha fazla saklamanın bir mantığı olmadığını fark ettim, adam zehir gibiydi çözmüştü her şeyi.
“Tamam, evet öyle bir şey yaşandı.” Dedim.
“Anladım.” Dedi ve işine geri döndü. Bir süre sonra;
“Arman Şevhet’in Önderliğini yapıyor ve bu suç yüzünden bu adaya atılmış olabilir ama o böyle bir suç işlemedi. Hatta onun gerçekten işlediği bir suç yok.” Dedi.
“Nerden biliyorsun? Olay yaşanırken orada mıydın?” dedim. Çok ordaymış gibi konuşuyorsun Önder.
“Hayır, orada değildim. Ama arkadaşının böyle bir şeyi yapıp yapmayacağını bilirsin değil mi?” dedi, ben cevapsız kaldığımda;
“Rüzgâr ya da Karan’ın böyle bir şey yaptığını söyleseler inanır mısın?” dedi.
“Asla.” Dedim “Ama aynı şey mi?”
“Evet, aynı şey. Siz ne kadar yakınsanız biz beşimizde o kadar yakındık. Arman asla böyle bir şey yapmadı. Onun bir kadına dokunmuşluğu bile yok. O tacize uğrayan bir kadını kurtarmaya çalışırken suç onun üzerine kaldı. Bu yüzden adaya düştü.” Dedi.
“Halkını korumuyor mu yine de?” dedim. Tacizci olmasa da öyle olanların önderliğini yapıyordu.
“Bütün Önderler halkını koruyor ama Arman hariç. Her hafta Öfke onun bölgesinden adam öldürüyor ama ciddi manada hiç ses çıkarmadı. Bazı ölümleri sadece izlediğini bilirim. O da herkes gibi halkından tiksiniyor aslında.” Dedi.
“O zaman niye halkı ona itaat ediyor?” Dedim.
“Çünkü içlerinde başa geçebilecek bir bölgeyi yönetebilecek birileri yok. Arman’a mecburlar.” Dedi.
“Arman’ı niye savunuyorsun, duyduğum üzere bir ara aranız kötüymüş. Hatta yüzündeki hatırayı sen bırakmışsın.” Dedim. Bunu derken bile iğreniyordum. Birinin yüzünü bıçakla kesmek… o kadar mide bulandırıcıydı ki.
“Dediğin gibi bir zamanlardı.” Dedi.
“Neden aranız kötüydü?” dedim. Sessizliğini koruyup cevap vermediğinde;
“Hadi ama Önder ben sana bizimle alakalı bir şey anlattım sende anlatmalısın.” Dedim.
Bulaşık makinesini kapadı, elini yıkadı ve ada mutfağın oturduğum yerin tam karşısına oturdu.
“Bana bir yanlış yaptı bende karşılığında bir hatıra bıraktım.” Dedi.
“Ne yanlışı yaptı da bu kadar gözün döndü. Yoksa normal halin mi?” dedim.
Dediğime önce güldü sonra;
“Hobi olsun diye insanların yüzünü kesmiyorum güzel Varisim.” Dedi.
“Ne yaptı o zaman?” dedim. Önce gözlerimin içine baktı iyice sonra bir iç çekip;
“Benim için çok önemli birine zarar verdi.” Dedi.
“Kime zarar verdi?” dedim.

Cevap vermeden önce işaret parmağıyla kalbine dokundu;
“Anahtarın sahibine.” Dedi. Bana kalbinin kilitli olduğunu ve anahtarının yalnızca birinde olduğunu söylemişti. Yani Arman, Milan’ın sevdiği kadına zarar vermişti.
“Öldü mü?” dedim.
“Hayır, yaşıyor.” Dedi.
“Zarar verebildiğine göre bu adada mı yani?” dedim. Bu adadaysa şu ana kadar niye hiç görmedim.
“Arman ona zarar verdiğinde, o Gezlek’teydi.” Dedi.
“Nasıl? Buradan oraya nasıl birine zarar verdi?” dedim.
“Önderlerin Gezlek’te bazı adamları vardır Gece. Ama kimse bunu bilmez Gezlek’teki yöneticiler dahil. O yüzden bunu da sır olarak saklamalısın.” Dedi.
“Anladım.” Dedim. Demek ki Önderlerin kolları uzundu.
“Şimdi peki nerde o kadın, hala Gezlek’te mi?” dedim.
“Ne bu merak?” dedi. Merak mı? Yoo sadece öylesine sormuştum. Ayrıca bana ne Milan’ın sevdiğinden.
“Merak mı? Ahah ne merakı öylesine sordum.” Dedim.
“Tabi, öyledir. Sen öyle diyorsan.” Dedi.
“Neyse ben gideyim artık. Bugün şeytan görme kotamı doldurdum sanırım.” Dedim ve ayağa kalkıp kapıya gittim.
“Burada kalabilirsin.” Dedi ve benle ayağa kalktı.
“Nedenmiş o?” dedim.
“Korkarsın falan şimdi, ondan dedim.” Dedi.
“Korkmam zaten bir şey olursa sen hemen damlarsın değil mi? Sonuçta kameraların kayıttadır.” Dedim. Kamera deyince afallamasını bekledim ama hiç tepki vermedi.
“Ne kamerası?” dedi hiç şaşırmamış gibi davranmaya çalışarak.
“Hiç söylemedim say, senin oyunculuğunu hiç izleyesim yok. Ama eminim ki şeytan olarak çok da iyi yalancısındır.” Dedim. Kapıyı açtım, kapamadan önce ona baktım. Sanki bir buruk bakıyordu. Ya da şeytanlık yapıyordu bilmiyorum. Kapıyı kapatıp kendi evime geçtim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18