11. bölüm / 14
Verz ve ŞeytanBÖLÜM 11: GEZLEK BİLE
Bölümler 14Şu an: BÖLÜM 11: GEZLEK BİLE
- 1 BÖLÜM 1: HAİN713 kelime
- 2 BÖLÜM 2: MEYDAN2.227 kelime
- 3 BÖLÜM 3: KIYIDA1.449 kelime
- 4 BÖLÜM 4: VARİSLİK SEÇİMİ2.048 kelime
- 5 BÖLÜM 5:ŞEYTANLA KARŞILAŞMA1.945 kelime
- 6 BÖLÜM 6: ATLI KARINCA1.335 kelime
- 7 BÖLÜM 7: VARİSLİK İLANI1.822 kelime
- 8 BÖLÜM 8: YANGIN3.389 kelime
- 9 BÖLÜM 9: ŞEYTANIN VARİSİ2.686 kelime
- 10 BÖLÜM 10: KATİL KİM3.258 kelime
- 11 BÖLÜM 11: GEZLEK BİLE1.634 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 BÖLÜM 12: BÜLBÜL1.543 kelime
- 13 BÖLÜM 13: TOPLANTI3.758 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ÖFKE VARİSİ4.255 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 11: GEZLEK BİLE
“Neden?” dedim. Bir süre şok kaldıktan sonra nihayet bunu sorabilmiştim.
“Orası seni ilgilendirmez.” Dedi.
“Ne demek ilgilendirmez? Onun ölümü için beni suçladı Nova farkındasın değil mi?” dedim. Bu adam şaka mı yapıyordu?
Oldukça rahat bir şekilde mutfaktan çıkıp üst kata çıktı. Arkasından hızlı bir şekilde onu takip ediyordum.
“Sana diyorum Önder, bana bir cevap ver.” Dedim. Bir odaya girdi. İçeri girdiğimde buranın, benim geçen gün yangından sonra uyandığım oda olduğunu anladım. Gardolabı açıp kıyafet bakmaya başladı.
“Bana bir cevap ver!” dedim.
Üstünü çıkardı ve eline aldığı tişörtü giydi.
“Sana açıklama yapmayacağım Varisim.” Dedi.
“Nova beni öldürecek resmen bana nasıl baktığını görmedin mi? Benim yaptığımdan emin.” Dedim.
“Senin yaptığından emin falan değil hatta senin yapmadığını biliyor sadece suçlayacak birini arıyor o da tabi ki sen oldun.” Dedi Şeytan. Ne yani sırf onu bırakıp gittiğim için mi? O akşam patlamada bana yalvarmıştı ama Kıskanç bölgeyi ve adayı kurtarmak için kabul etmek zorundaydım. Bu kadın bunun farkında değil miydi?
“Ayrıca kimsenin sana bir şey yapmasına izin vermem.” Dedi ve yatağına uzandı.
“Niye bu kadar rahatsın? Nova’ya her şeyi anlatacağım.” Dedim ve odadan çıkmak için arkamı döndüğümde
“Yapamazsın çünkü kısasa kısas var eğer benim Göksel’i öldürdüğüm ortaya çıkarsa bu sefer karşılık olarak benim Varisim yani sen öldürülürsün.” Dedi. Olduğum yerde kaldım. Gerçek ortaya çıkarsa beni mi öldüreceklerdi.
“Göksel’i niye öldürdün?” demiştim ki gerçek bir anda suratıma çarptı
“Göksel’i öldürdün çünkü karşılık olarak benim öldürülmemi istedin o yüzden de beni Varis olarak seçmekte ısrarcıydın.” Dedim. Anlamıştım. O gerçek bir Şeytandı.
Bir anda yerinden kalktı ve;
“Hayır, tabi ki. Niye böyle bir şey yapayım? Niye seni öldürmek isteyeyim?” dedi.
“Göksel’i niye öldürmek istedin o zaman?” diye bağırdım.
“Bana yanlış yaptı ve bana yanlış yapan bunu misliyle öder Gece buna alışsan iyi olur.” Dedi.
“Beni niye öldürmek istiyorsun?” dedim. O kadar sinirim bozulmuştu ki nerdeyse gözlerim dolacaktı.
“Seni öldürmek falan istemiyorum bu, bu dünyada isteyeceğim son şey bile değil. Aklından şunu at.” Dedim.
“O zaman gerçeğin ortaya çıkma ihtimaline rağmen onu niye öldürdün beni niye Varis seçtin?” Dedim.
“Sana hiçbir şey yapılmayacağından emin olduğum için.” Dedi.
“Bundan nasıl emin olabilirsin?” dedim.
“Ben varken sana hiç kimse hiçbir şey yapamaz.” Dedi yine kendinden son derece emin bir şekilde.
“Sen kimsin de sen varken bana hiçbir şey olmuyor.” Dedim.
“Sen benim Varisimsin Gece bu adanın yönetimini elinde tutan adamın Varisisin. Sana kimse bir şey yapamaz, Gezlek bile.” Dedi.
“Gezlek bile mi?” dedim.
“Evet.” Dedi. “Gezlek bile.”
Bu adam bir şeyler biliyordu. Neden Gezlek bile dedi ki?
“Ne biliyorsun Önder?” dedim.
“Bana biraz olsun güvenmen için anlatmam lazım galiba.” Dedi ve yatağının başına oturdu ayak ucuna da benim oturmam için eliyle gösterdi. Oturduğumda;
“Buraya neden düştüğünüzü biliyorum.” Dedi. Yutkundum;
“Nedenmiş?” dedim.
“Krallığın sırrını öğrendiniz. Bu adayı ve Saron’un insanları kandırdığını.” Dedi.
“Bizim bildiğimizi nerden biliyordun?” dedim.
“Çünkü damgasız düştünüz bu adaya aynı bizim gibi.” Dedi.
“Bizim gibi derken?” dedim.
“Ben, Leon, Marlo, Nova ve Arman gibi.” Dedi.
“Sizde mi damgasız düştünüz?” dedim. Bileğine baktım evet damgası yoktu.
“Evet.” Dedi. Kafam iyice karışmıştı.
“Hiçbir şey anlamıyorum.” Dedim.
“Baştan anlatayım” dedi ve derin bir nefes alarak anlatmaya başladı;
“Bu adaya ilk düşenler tam 28 yıl önce buraya düştüler. O zamanlar bölgeler diye bir şey yokmuş yalnızca bir yönetici ve halk varmış. Onlar zaman içinde çoğalmışlar ve bu sisteme Saron’a ve diğerlerine savaş açmaya karar vermişler. Gemiler yapmışlar. Büyük silahlar edinmişler. Ve savaş açmayı başarmışlar da ama Saron ve diğerleri onları alt etmiş. Bu ada bir süre kimsesiz kalmış ta ki 9 yıl önce biz bu adaya düşene kadar.” Dedi. Biraz durdu ve devam etti;
“Biz beşimiz Gezlek’te arkadaştık ve yönetimden nefret ediyorduk. Bir gün bir şekilde herkesten sakladıkları adaları öğrendik. Aynı sizin gibi. Ve bizi bu adaya gönderdiler çünkü insanlara anlatıp onların kafalarını karıştırmamızı istemiyorlardı. Bu adaya düştük ve damgasızdık. Bir süre sonra adaya başkalarını da bırakmaya başladılar ve bizle iletişime geçtiler. Bizden bölgelere ayrılmamızı ve insanları ona göre toplamamızı istediler.” Dedi.
“Çünkü ilk bu adaya düşenler gibi birlik olup onlara yeniden savaş açamayın istediler. Bu yüzden insanları böldüler, birlik beraberlik sağlanamasın diye.” Dedim.
“Evet.” Dedi.
“Peki, siz bölgelere nasıl ayrıldınız? Mesela sen neden Katillerin önderi oldun?” dedim. O zaman bir katil değil miydi bu adam?
“Önceden işlediğimiz suçlara göre ayrıldık. Önceden bir aileyi öldürmüştüm. O yüzden katillerin başına geçtim.” Dedi.
“Yine de bir katilsin yani.” Dedim.
“Zorunda kaldığım için o aileyi öldürdüm Gece, yoksa kimseye elimi sürmem.” Dedi.
“O zaman burada niye insanları öldürüyorsun?” dedim.
“Burası pis bir yer Gece, buradaki çoğu insan yaşamayı hak etmiyor. Ve bu ada benden her şeyimi aldı. Kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı.” Dedi. Bunları söylerken onu anlamayacağımı zaten biliyor ama yine de kendini bana açıklama isteği duyuyor gibiydi. Yine de bu insanları öldürmesini açıklamıyordu ama bunun hakkında daha fazla konuşmak istemedim.
“Hepimiz sizi Varis aldık çünkü Gezlek sizin bu adada ölmenizi istedi. Çünkü onlarla alakalı çok daha fazlasını biliyorsunuz.” Dedi.
“Varis alarak bizi dokunulmaz yapmak istediniz yani?” dedim.
“Evet, sizi korumak için. Çünkü biz önder olmasaydık ölecektik.” Dedi.
“Sırf iyilik için bizi kurtardınız öyle mi? Ya biz kötü birileriysek?” dedim. Marlo bizi bir arkadaşının tanıdığını o yüzden yardım ettiğini söylemişti. O arkadaşını Milan’da tanıyor mu acaba diye düşündüm.
“Kötü biri olmadığınızı biliyoruz. Marlo size bahsetmiş zaten. Sizi tanıyan birini tanıyoruz, o kişi size kefil oldu diyebilirim.” Dedi.
“Yani sırf o kişi dedi diye bizi korudunuz ve sen hiç Varis istemezken beni Varis’in yaptın öyle mi?” dedim.
“Evet.” Dedi.
Bir süre sustuk. Duyduklarımı sindirmeye çalıştım. Bunları çocuklara da anlatmam lazımdı.
“Nova, senin Göksel’i öldürdüğünü öğrenebilir mi?” dedim. Eğer bu ortaya çıkarsa bence Nova beni net öldürürdü. Milan ne kadar kendinden emin olsa da bence Nova’nın gözü dönmüştü.
“İmkansız.” Dedi ve yaklaşıp tam yanıma oturdu ve vücudunu bana dönüp dirseğini bacağına koydu ve başını eğdi “Eğer ağzını sıkı tutarsan öğrenmesi imkansız.” Dedi.
“Arkadaşlarına söyleme diyeceksen benden bunu isteme Önder, onlardan hiçbir şey saklayamam.” Dedim. Elini kaldırıp yüzüme düşen saçımı kulağımın arkasına attı bu temasıyla kendimi biraz geri çektim, eli havada öylece kaldı ve
“Bu bir sır olarak kalmalı Varisim, sadece ikimizin sırrı. Ne kadar çok kişi bilirse bunun ortaya çıkma ihtimali artar.” Dedi ve elini indirdi. Ne dersen de Önder, ben arkadaşlarımdan bir şey saklamam.
Ona cevap vermeden yataktan kalktım ve önce odadan sonra evden çıktım. Kendi evime girip kapıyı kilitledikten sonra kapıya yaslandım. Bugün de neler olmuştu öyle? Göksel ne ara ölmüştü? Milan onu neden öldürmüştü? Dediğine göre Göksel Milan’a bir yanlış yapmıştı. Allah bilir bu Şeytan ne istedi de Göksel karşı çıktı. Düşüncelerimin arasından sıyrılıp üst kata odama çıktım. Üstümdeki ceketi atıp direkt yatağa girdim. O kadar yorgun hissediyordum ki. Ama yine de o kadar şey düşünüyordum ki bir türlü uykuya dalamıyordum.
Milan hangi aileyi öldürmüştü? Neden Gezlek’te yaşarken yönetimden nefret ediyordu? Yoksa surların arkalarında yaşayan halktan mıydı? Ama o halk birbirine çok sahip çıkardı neden oradan bir aileyi öldürsün ki? Yoksa Gezlek’in halkından mı bir aileyi öldürmüştü? Neden bir aileyi ortadan kaldırmıştı ki? Zorunda olduğunu söylemişti ama insan öldürmenin nasıl bir zorunluluğu olabilir anlamıyorum. Bir aileyi öldürdüğünü söylerken yüzüme bakmamıştı bakışlarını eğmişti ve yutkunarak yavaşça söylemişti bunu. Utanç mı duyuyordu? Ama böyle bir Şeytan günahından utanır mıydı? Buna niye bu kadar takıldım ki, kimi öldürdüyse öldürdü banane, onla ilgili hiçbir şeyle ilgilenmemeliydim.
Ben Milan’la ilgili düşüncelerimden sıyrılmaya çalışırken bir anda evden bir kapı çarpma sesi geldi. Milan olabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Ani sesle hemen yattığım yerden fırladım. Önce sağıma soluma baktım sonra hemen yataktan çıkıp yastığımın arkasına gizlediğim bıçağı aldım elime. Bu bıçağı Eva vermişti. Hepimize bir bıçak vermişti ne zaman, neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için en azından tedbirli olalım diye. Odamın kapısını yavaşça açtım. Koridora göz gezdirdim görülen bir şey yoktu. Yavaşça terasa açılan araya ilerledim. Terasa baktım, kimse yoktu. Tam misafir odalarına yöneliyordum ki aşağı kattan bir ses daha geldi. Biri sanki duvara vuruyordu. Merdivene yönelmiştim ki bir anda misafir odasının kapısı açıldı. Bir karaltı orada öylece duruyordu. Korku filminde gibi hissettiğim saniyelerde biri boğazımdan tutup beni yukarı kaldırdı. Ayaklarımla çırpınırken topuğumla beni tutan kişinin bacak arasına vurdum ve adamın eğilmesiyle boğazından tuttuğum kolunu çekip ters çevirdim ve elimdeki bıçağı omzuna sapladım. Arkamı döndüğümde odanın kapısının önünde duran karaltı aynı yerinden beni izliyordu. Ona yönelmişken aşağı kattan tekrar duvara vurma sesi geldi. Merdivene baktım. Önüme döndüğümde karaltı tam olarak karşımda duruyordu. Şimdi terasın camından vuran ışıkla onun bir adam olduğu anladım ben tam bıçağımı kaldırmıştım ki arkadan biri elimi havada tuttu. Elimi kurtarmaya çalışırken karşımdaki adam karnıma çok pis bir yumruk indirdi. Üç kere daha vurduğunda ağzımdan kan gelmişti. İki elimi de arkadaki adam tuttuğu için bacağımla önümdeki adama vurup kendimi arkadaki adama ittim onla geri geri giderken duvara çarptık o sırada önümdeki adam elinde bıçakla üzerime koşuyordu ki hızlıca arkamda hala ellerimi tutan adamla ters döndüm. Adamın bıçağı beni tutan adama saplanmıştı. Adam ellerimi bırakırken bir bıçak da ben sapladım. Sonra koşarak terasa çıkacaktım ki adam beni tuttu o sıra adamla aramda sert bir dövüş başladı. Dakikalar süren dövüşü bıçağımı kalbine saplayarak bitirdim. O sıra alt kattan tekrar duvara vurma sesi geldi.
Yavaşça merdivenleri inip koridoru geçtim ve salona girdim o sıra birinin tekmesiyle yere düştüm. Önüme döndüğümde beş kişi olduklarını gördüm. Üzerime hamle yaptıklarında hemen kaçtım ve ayağa kalktım. Bana saldırdıklarında bir türlü onlara ağır darbeler atamıyordum. Bıçağımı da düşürdüğümde artık sadece kas gücümle kalakalmıştım, onların ise bıçakları vardı. Boğazımı tutan adamdan kurtulmaya çalışırken kolumdan iki yara almıştım. Nefesim tam kesilirken bir anda bir silah sesleri duyuldu. Önümdeki adamlar yere düşerken kulağımın yanından bir mermi geçip beni boğan adamı vurdu. Boğazımın rahatlamasıyla dizlerimin üstüne düştüm ve öksürmeye başladım.
“Gece iyi misin?” diyen Milan benle beraber yanıma çökmüştü.
“Öhöhö..öhöh e-evet öhhöh…” nefes almaya çalışırken cevap vermeye çalıştım.
“Kolun, kolundan yaralanmışsın.” Dedi ve bluzumun kolunu yırttı. Sol kolumun iki yeri kesilmişti. Kesiklere baktım, biri derin gözükmüyordu ama diğeri fazla derin gibiydi.
“Hemen kliniğe gitmeliyiz.” Diyen Milan. Beni kaldırdığında başım dönüyordu. Uzun süre nefessiz kalmıştım ve derin yara yüzünden fazla kan kaybediyor olmalıydım. Gözlerim karardığında;
“Ben.. i-yi iyi iyiyim..” dedim ve sonra yine dünyam karardı.
Bölüm etkileşimi
