1. bölüm / 3
VAVEYLA1. Bölüm - Deva Kandemir
Bölümler 3Şu an: 1. Bölüm - Deva Kandemir
- 1 1. Bölüm - Deva Kandemir1.617 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm - Özdemir ve Kandemirin Gizli Aşkı!1.071 kelime
- 3 3. Bölüm - Bedelin Ödetilişi1.474 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm şarkısı: Dursun Zaman - Göksel. Manga.
"Bir gün seni unutmayı denedim,
Adını anmadım, yüzüne bakmadım.
Meğer insan birini unuturken değil,
Her şeyi ona benzetirken kaybolurmuş."
1. Bölüm - Deva Kandemir
Mahperi Özdemir
Ordudaki yağmur seslerine gözlerimi açmıştım.
Gece uyurken penceremi açık bırakmış olmalıyım ki penceremden soğuk ayaz odamda yavaşça süzülüyordu.
Dağınık saçlarımla yatağımdan kalktım. Hastalığımdan dolayı yatağa dökülen saçlarıma kaydı gözüm.
Bazı yerleri beyaz olan saçlarımın birkaç teli yastığıma düşmüştü.
Vitiligo hastasıydım. Vücudumun bazı yerlerinde beyaz sanılacak lekelerin vardı. Saçlarımın bir kısmı da hastalığımdan dolayı beyazlamıştı.
Lise birdeyken bu hastalığa yakalanmıştım. O zaman on beş yaşındaydım şimdi ise yirmi yaşında bir kızdım.
Okuma hayallerim vardı. Bu yaz üniversite sınavına girmiştim.
Ailem ne kadar Ordu dışında başka bir yerde okumamı istemeseler de ben Orduyu istemiyordum.
Ankara Üniversitesinde hukuk okumak liseden beri hayalimdi.
Babam söz vermişti bana. İlk başta beni şehir dışına göndermeyecekler diye çok korksam da öyle olmamıştı.
Bana kıyamayan bir babam vardı. Annem her zaman sert ve ketum halinden dışarı çıkmazdı. İki abim vardı. Abilerimi de en az babam kadar seviyordum.
Ancak babam için sadece tek oğlu ve bir kızı vardı. Büyük abimi silmişti...
Banyo da işlerimi halletikten sonra ne giyeceğime karar vermeye başladım. Ordu bugün soğuk görünüyordu o yüzden pembe bir kazak ve altına da mavi bir kot pantolon giydim.
Lisede ilk öğrendiğim de lekelerim bu kadar belirgin değildi. Hatta varla yok arasıydı. Annem lekelerimin olduğunu görünce endişelenip, hastaneye getirmişti beni apar topar. Ve korktuğu da başına gelmişti. Artık hasta bir kızı vardı.
Zamanla artan sınav stresi ve geçmişte yaşadığım olaylar ile lekelerim artmıştı.
Lekelerimi saklayacak şeyler giymeye özen gösterirdim. Hoş bulmazdım lekelerini vücudumda. Gözükmesini de istemezdim.
Göğsümün ortasında ve boynuma kadar sıçrayan beyaz lekelerim vardı. Bazıları koluma ve elime de sıçramıştı ama göğsümde ki kadar çok değildi lekeler.
Odamdan çıktıktan sonra iki katlı evimizin alt katına inmeye başladım. Babannemler bugün gelecekti.
Nedenini bilmiyordum gelmelerinin ama yılda bir bütün aile toplanır ve güzel bir yemek yerdik. Sanırım onun için geliyorlardı.
Saçlarımı açık bıraktığım için dalgalı tutamların bir kısmı önüme gelince onları kulağımın arkasına sıkıştırdım.
Aşağı indiğimde babaannemlerin gelişinden dolayı yoğun bir hazırlık içerisinde olduklarını gördüm.
Annem Karadenizli değildi. Edirneliydi. Babannem zamanında buralardan bir kız almak istemiş babama ama babam kabul etmeyip, annemi getirmiş babanneme gelinin diye.
Eh annemin ve babaannemin birbirinden haz etmediğini bütün Ordu biliyordu zaten.
O yüzden bu gecenin olaysız bitmesi için içimden dua ettim. Halsiz hissediyordum ve bir kavgayı hiç kaldıramazdım şuan!
Annem telaşla bir yerden bir yere koşturuyordu. Hizmetlilere ne yapması gerektiğini gösteriyor, oldukça stresli duruyordu. Stresli durması normaldi çünkü babannem hiç bir şeyi beğenmeyen bir kadındı.
Dedemden sonra bu ailede sözü geçen kişi babaannemdi. Dedem öldükten sonra sözü geçen tek kişiydi.
Annem beni fark edince telaşla yanıma gelmeye başladı. "Mahperi kızım iyi misin? Bir solgun gördüm seni. İlaçlarını aldın mı?" Dedi endişeyle.
"Biraz halsizim." Dedim ağrıyan boğazımla. Gece camı açık unuttuğum için hastalanmıştım muhtemelen.
Annemin gözleri endişeyle büyüdü. "Niye yatağından çıktın o zaman kızım? Ben hizmetlilere söyleyeyim bir kaç bir şey hazırlasınlar sana. Sabahta kahvaltıya gelmedin zaten." Demişti sitemle.
Annemin söylediklerine karşılık kafamı salladım sadece. Ağzımı açacak halim yoktu.
Salona gidip, koltuğa atıverdim kendimi. Kumandaya uzanıp, televizyonu açtım.
Televizyon bir haber sayfasına açıldı. Bir havalimanı görüntüsünü verdiler haberciler. Öte yandan magazinden gelenler de vardı.
KARADENİZ'E SÜRPRİZ DÖNÜŞ!
Ünlü Kandemir Ailesinin Oğlu Deva Kandemir İstanbul'u Geride Bıraktı.
İş dünyası ve cemiyet hayatının yakından tanıdığı Kandemir, Ailesi'nin genç üyesi Deva Kandemir, aldığı beklenmedik kararla İstanbul'dan ayrılarak Karadeniz'e döndü. Uzun yıllardır İstanbul'da yaşayan ve göz önündeki hayatıyla dikkat çeken Kandemir'in ani dönüşü kulislerde merak konusu oldu.
Dönüşün yalnızca kişisel bir tercih mi olduğu, yoksa yeni bir proje ya da ailevi bir gelişmeyle mi bağlantılı olduğu ise henüz netlik kazanmadı.
Sosyal medyada kısa sürede gündem olan bu gelişme, Kandemir Ailesi'nin takipçileri arasında da geniş yankı uyandırdı. Deva Kandemir'in Karadeniz'deki yeni hayatının nasıl şekilleneceği şimdiden merakla bekleniyor.
"Bazen insan ait olduğu yere dönmek zorundadır."
Deva Kandemir'in yakın çevresine söylediği iddia edilen bu söz, dönüş kararının ardındaki duygusal nedenlere işaret ediyor olabilir. Ancak genç isimden henüz resmi bir açıklama gelmiş değil.
Karadeniz'de yeni bir başlangıç yapan Deva Kandemir'in önümüzdeki günlerde sessizliğini bozup bozmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Haber spikerinin söylediği şeyler beni şaşırtmayı başarmıştı.
Çünkü Deva Kandemirin uzun zamandır İstanbul'da yaşamasına rağmen Karadenize neden döndüğünü bende merak ediyordum.
Uzun yıllardır ailemiz Kandemirlerle anlaşamazdı. Aileler haz etmezdi birbirinden.
İlk ne zaman bu düşmanlığın başladığını ise bilmiyordum. Ama ben küçükken bu iki aile nerdeyse kan davalık olacak raddeye gelmişti. O zamanlar çok korktuğumu hatırlıyorum sadece.
Deva Kandemiri ise çocukluğumda bir kaç defa görmüştüm sadece. Ama sorsan çocukluk yüzünü bile zar zor hatırlıyordum.
Hizmetlinin benim için getirdiği çorbadan içmiştim bu kısa sürede. Ardından annemin giyinmek için seslenmesiyle de salondan ayrılmıştım.
Odama girdiğimde yemeğe hiç inmek istemesem de, yemekte giyebileceğim bir şeyler seçmem gerekiyordu.
Babannem bir kadının her zaman şık ve güzel olmasını savunurdu. Karşısına ise bu halde çıkarsam ettigi laf kalmaz, annemin de başını şişirirdi.
O yüzden her ne kadar üşensem de o dolabın kapağını açmıştım.
Ev dışarısı gibi soğuk olmadığından, üzerime beyaz zarif bir elbise geçirdim.
Elbiseyi giyindikten sonra makyaj masama oturdum. Saçlarıma şekil vermeyip, taramıştım sadece.
Yüzüme ise parlatıcı ve rimel sürmüştüm.
Hazır olduğumdan emin olarak odamdan çıktım. Kol saatime baktığımda babaannemlerin gelmesine az kaldığını görmüştüm.
Babannem halam doğum yaptığı için onun yanına gitmek zorunda kalmıştı. Normalde o da burada yaşıyordu.
Halam vasıtasıyla da tüm aile toplanmış olacaktı. Babam babannemleri almaya havalimanına gitmişti. Havalimanı evimizden uzak olduğu için gecikmeleri normaldi.
Yavaş adımlarla aşağı inmeye başladım. Sofra çoktan donatılmıştı. Masa da bir tek kuş sütü eksikti.
Annem ise en şık hâliyle kapının yakınında durmuş babamları bekliyordu. Benim gibi olan kahverengi saçlarını topuz yapmıştı. Benim gözlerimin aksine mavi gözlerini öne çıkartacak bir makyaj yapmıştı.
Annem süslemeye çok düşkün bir kadındı. Güzel olmasına rağmen yaşlanmamak için yaptığı estetiklerle benden daha genç duruyordu. Annemi ne zaman makyajsız gördüğümü ise hatırlamıyordum.
Beni fark edince gülümsedi. Heyecanlıydı. "Çok güzel olmuşsun bir tanem." Dedi yumuşak bir sesle.
Gülümsedim kendisine. "Sizin kadar olamaz Nihan Hanım." Dedim ve anneme yaklaşarak yanağına bir öpücük kondurdum.
Annem telaşla elini yanağına götürdü. "Ya kızım! Yapmasana makyajımı bozacaksın." Demişti sitemle.
Kahkaha atmaya başladım. "Pardon Nihan Sultan. Makyajını babama sakladığını unutmuşum." Dediğimde çocuk gibi yanakları kızarmıştı. Yanaklarını ısırma isteğiyle doldum taştım.
O sırada zil çalmıştı. Sarışın hizmetli genç bir kız kapıyı açmak için mutfaktan çıktı. Annem telaşla, "Geldiler." Dedi.
Sarışın hizmetli kapıyı açtığında yanılmadığımı anladım. Zira karşımda siyahlara bürünmüş, huysuz bir babannem vardı.
Anneme elini uzatmıştı öpmesi için. Annem de saygı gereği elini öptükten sonra ters bir bakış fırlatarak bana döndü babannem.
Neyseki beni seviyordu.
Buna şükretiğim için şu an ne kadar kendime inanamasam da düşüncelerim bu yöndeydi.
Babannem aynı elini bana uzattığında annem gibi bende babaannemin elini öptüm. Ardından birbirimize sarıldık. Daha doğrusu ben babanneme sarıldım diyelim.
Babannemin arkasında yeni doğum yapmış olan halam vardı. Çocuklarının arasında en genç olanıydı. Çünkü en küçükleriydi. Küçük dediğime aldırmayın, İpek halam otuz yaşındaydı.
İpek halamla da sarılmıştım. Bebek pusetinde ki bebeği görmüştüm göz ucuyla.
Tayfun amcam'a düşkündüm. Küçükken ilk ve tek oyun arkadaşımdı. Yanaklarımı öptü sevgiyle. "Mahperi görüşmeyeli ne kadar da büyümüşsün kızım!" Dedi neşeyle.
Aras amcam arkamızdan homurdanmaya başladı. "Kızı salsan da bizde biraz hasretimizi gidersek değil mi Tayfun?" Amcalarım ve halalarım Karadeniz şivesiyle konuşmazdı. Babannemin aksine onlar normal Türkçe kullanmayı tercih ederlerdi.
Tayfun amcamla Aras amcamın sözlerine gülmeye başladık birlikte. Tayfun amca beni bıraktıktan sonra Aras amcamla da sarılmıştım.
Ayşe halam sağlık sorunu nedeniyle gelememişti. Geçtiğimiz günlerde eve perde asayım derken ayağını incitmişti.
Hep birlikte içeriye girdik. Babannem babama bir şeyler söylüyordu. Muhtemelen gene annemi eleştiryor, babam ise bu yaptığının ne kadar yanlış olduğunu anlatıyordu. Her zaman ki halleriydi.
İpek halam bebeğini emzirmek için misafir odalarından birine girmişti. Gitmeden önce de bensiz yemeğe başlayın demiş ve bebeğini de alıp, misafir odalarından birine geçmişti.
Hep birlikte masaya oturduk. Babannem baş köşeye geçmişti. Diğer baş köşede de babam oturuyordu. Onun yanında annem, annemin karşısında ben, benim yanımda amcalarımın çocukları, annemin yanında ise amcalarım ve eşleri oturuyordu.
İpek halamın kocası jandarmaydı. Bu gece nöbeti olduğu için gelememişti. Tayfun amcamın yanında İpek halam için ayırdığımız bir sandalye duruyordu.
Babannemin "afiyet olsun" demesiyle herkes yemeğe başlamıştı.
Bir süre öylece yemeğimizi yemiştik. Ben doymuş bir şekilde masadan kalkacakken, babannemin konuşmasıyla yerime mıhlandım.
"Uşağum, şimdi sevduğum ailem. Buraya niye toplanduğumuzu çoğunuz biliysunuzdur ama ben yine da bi söylemek isterum. Hepunuz bilsin diye, bu işun sebebini bir da ağzumdan duyun istedum."
Merakla babanneme bakmaya başladım. Ben hariç annem de babanneme benim gibi baksa da babam ve amcalarım babannemin dediklerine şaşırmış gibi görünmüyordu.
İyi de ben her yıl yaptığımız gibi ailecek toplandık sanıyordum. Ancak iş daha da farklıymış.
Babannem kısa bir an bakışlarını bana değdirdi. Ne söyleyecekti? Herkesin bildiği ama bir tek annemle benim bilmediğimiz ne olabilirdi?
Bu düşünceler kafamı kemirirken babannem aklımda sıraladığımız bir çok ihtimali yıkıp, yerine hiç tahmin etmediğim; aklımdakilerden daha fena olan bir şey söyledi.
"Biliysunuzdur uşağum, Kandemir ailesiylen yıllardur süren bi husumetumuz vardur." Ardından babama baktı. Babamın babanneme bakıp, kafasını salladığını gördüm. Annem de babama dehşetle bakıyordu.
Herkesin anladığı şeyi ben niye anlamamıştım? Burada ne dönüyordu?
Babannem tekrar söze başladı. "Biz de Şeref oğlumla uzun uzun düşünüp taşınduk, sonunda bi karara varduk. Bu meseleyi karşı aileylen da konuştuk, onların da onayını aldık. Şimdi size açıklayacağum karar şudur; Mahperi, Kandemir ailesine gelin gidecektur.
Bu karar öyle alelacele verilmiş bi karar değildur. Yıllardur süren bu husumetin daha fazla devam etmesini istemeyiruk. İki ailenin hayrı için, evlatlarımızın geleceği için en doğru yolun bu olduğuna kanaat getirdik. Bundan sonra da herkes bu karara saygı duyacaktur."
Ortamda derin bir sessizlik oluşmuştu. Babannemin bu sözleri bu gece benim ölüm fermanımdı ancak o bunu pek umursuyor gibi görünmüyordu.
(
Devam edecek)
Merhabalar nasılsınız?
İki kitabımdan sonra buraya yetişmek biraz zor olacak😭
Kafamdaki kurguyu yazayım da okuyun dedim.
Bu süreçte Lizya'ya bölüm atacağım🙏🏻
LAVİNİA ve Lizya'yı okumayı unutmayın bu arada 🫵🏻
Yorum yaparsanız beni çok mutlu ederseniz sevgili okurlarım 🙋🏻♀️
Yıldız sınırı:10
Bölüm etkileşimi
