6. bölüm · VATAN’ın GÖLGESİNDE
1.1 GAFLETEN UYANIŞ
Miran karşısında duran kadının sinsi planlarının farkındaydı ama çoktan gece olmuştu. Ve karargahtan can güvenliği için erken gelinmesi istenmiş, ancak gelemiyeceğini belirterek bu gece mağarada kamp halinde olacağını bildirmişti.
Bunu yapmaması gerektiğini biliyordu. Ancak içinden zikir çekerken yanında duran ajanın, kendi acemi haline benzediğini fark etmişti.
Henüz 15 ine yeni girmişti Miran. Sürekli bir boşluktaydı babası komutan annesini ise kendi doğumunda kaybetmişti. Yaşadığı çevrede herkes meslek sahibi temiz insanlardı.
Ancak Miran bu kadar düzgünlüğün içinde nefes alamıyordu. Herkes ondan beklentiyle bahis ediyordu. Gelecek umut eden çalışkan bir öğrenciydi. Galatasaray Lisesini kendi çabalarıyla kazanmıştı. Ancak eksik bir şeyler vardı.
Ve bir gün sokakta gezerken Süleymaniye camisinin yanından geçiyordu, içerden şu sesi işitti.
“اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فٖي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَۚ
Miran duraksadı. Daha önce kalbinde çarpıntıya sebep olacak böyle temiz bir ses işitmemişti. Sesi bir yana bırakalım. Aşık bile olmamıştı hiçbir zaman. Cama biraz daha yaklaştı. İçerden gelen ses kendi yaşında genç bir çocuğa aiti.
İçerdeki genç imam camın eşiğinde duran gölgeden, onu fark etmişti.
“ çabukça içeri gelesin gönlü güzel, gezgin güvercin. Pencerenin pervazında durmayasın. Burda seni bekleyen güzel nimetler vardır. “
Miran duyduğu sesle duraksadı. Utanmıştı ancak kalbide hevesle içeri girmek istiyordu. Beyni ise hemen gitmesini. O hep beyniyle hareket eden bir insandı. Tam gitmek için bir adım atacakken içerdeki imam ayağa kalkıp camın yanına geldi.
“ insanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde haktan yüz çevirmektedirler. “
Gülümsedi imam. “ uykundan uyanasın artık. Senin kalbin bunu istiyor. Ayetler ona hitap ediyor kardeşim. Beynini değil kalbini dinleyesin. Dinleyesin ki Rabimin sana yaldızlı kalemle çizdiği karanlık görünen aydınlık yola girişini yapasın. Hadi gelesin yanıma. Ben de sabahtandır neden bu ezberi yapamam derdim. Meğersem sana nasip bana da kısmetmiş, sana duyurmak. “
Miranda gülümsedi. Ve içeri gitti. Minik güvercin o gün yolunu bulmuştu Rabinin izniyle. Sürekli gezip durmuştu o yaşına kadar kendini bilmeden. Ve o gün Muhittin hocayla bu tanışması hayatını şimdi olduğu noktaya da getirmişti. Her hafta sonu camıdeydi artik. 2 ayda hafız olmuş dini kitapların bir çoğunu okumuştu arkadaşıyla. Ve babasının baskıcı hareketleri yüzünden imamlık eğitimi için kutsal topraklara gidememişti arkadaşıyla.
Şimdiki hali olmuştu. Şerefli şanlı bir asker. Ancak babasıyla yoları ayırmış soyadını değiştirmişti. O yüzden herkes kimsesiz diye bilirdi onu.
“ Madem beni yolumdan çevirdin. İmam olmama izin vermiyorsun. Sana söz baba senin gibi şerefli bir asker olacağım. Ama artık senin oğlun olmayacağım. Ben Miran Bartın değil Ulusoy olucağım artık. Sana hayata başarılar. “
Dediğini yapmış soyadını değiştirmişti. Ve sınırın en tehlikeli bölgelerinde yılardır geziyordu. Öleceği güne kadar da babasına olan öfkesinin dinmiceğini düşünüyordu.
“ benim sayemde belki birler bin olacaktı. Ama baba buna izin vermedin. Her şeyden dönerim sözümden dönmem. Askerlik varsa sen yoksun. İmamlık olsaydı sen ve binler olacaktınız belki. Yinede hakkım helaldir. Emeğin çok olduğundan hakkım helaldir. Miran ULUSOY. İstanbul Karşıyaka. Emredin komutanım. !”
Ve bu babasıyla son konuşmasıydı. Geride bıraktıklarının kırık dökük olduğunu bilerek bırakmıştı. Ancak onun gidişinden bir kaç yıl sonra babasının evlendiğinin ve şimdi küçük bir kızın olduğunu duymuştu.
En azından beni ve annemi bırakarak geride mutlu bir hayata adım attı. O bunu hak ediyordu.
Diye düşünüyordu hep. Bir gün içindeki adi şeytanın babanla barışma vesvesesini yenerse gidip küçük kız kardeşini göreceğini düşünüyordu hep. Ancak yenemediği bir tek bu düşüncesi vardı.
Kendine gel asker. Bir gün Reyhan’ı göreceğiz Rabimin izniyle. Ancak görevdeyiz kendine gel.
Miran karşısında oturduğu için Selina elini açacağı bıçağı alamıyordu, hemen botlarının altındaydı.
Sakin ol Selina. Plan basit dikkati dağılacak. Ellerini açacaksın. Ve bıçakla boynunu kesip yere dökeceksin leş kanını.isa Mesih bizimle. Sifara ülkesi yaşıyor. Adilere boyun eğmicez.
Miran kadından gözlerini ayırmıyordu. Dikkatimin dağılmasını bekliyor. Ne var ayakkabısının altında.
Her şeyin farkındaydı aslanımız. Küçük ceylanın çırpınacağını bir şeylerine güveneceğini biliyordu.
Seni yalnız bırakalımda. Neyin varsa görelim. Teşizatın neymiş?
Elindeki eşarbı açtı. Ayağa kalktı Miran. “ burda beni bekle diyeceğim de neyse “ dedi.
Selina sırtını dönüp kendinden uzaklaşan adama baktı. Hemen botundaki bıçağı çıkarıp elerini çözdü. Ve saçındaki tokada bulunan küçük sakinleştirici iğneyi elleri arasına aldı. Önce öldürmek istiyordu ancak bir esirken diğerini esir alma fikri daha cazip geldi.
Hemen ayağa kalkıp taşların arasında kaybolan adamın arkasından gitti. Bir kaç metre sonra karanlıkta sırtı dönük bir şekilde gördü.
Seni işerken yakalayacağım. Aklımdan bile geçmezdi.
Ve koşarak” iyi uykular “ diyerek üstüne atıldı. Ancak üstüne atladığı şey yüksek bir taşın üzerine atılmış Miran ın ceketinden başka bir şey değildi. Miran her şeyi görmüştü ve taşa sarılan kadının elindeki iğneyi aldı. Ve boynuna batırdı.
“ sana da hayırlı uykular ajan “
Selina iğnenin şok etkisiyle kendini geriye bıraktı. Miran’ın kolarına.
“Ben sen nasıl? Ben uyumam sakinleşemem. Neden bu kadar yakıyor. Elektrik çarpıntısı gibi. O on onlara yazık. Be bebek lere”
Gezgin kaşlarını çattı. Kucağına bayılan kadının ağırlığıyla mı yoksa duyduğun etkisiyle mi bilemedi geriye doğru düştü. Hala kucağındaydı ve yerdeydiler. Kelime ağırdı.
Kardeş Selina bilgili bir ajan olmasına rağmen burnuna gelen güzel kokuyla ve canını yakan iğnenin etkisiyle derin uykuya dalmıştı.
Ancak Gezginimiz duyduğu son sözlerle kucağındaki kadını biraz ittirerek aniden ayağa kalktı.
“ bebeklere mi?”
Sırtındaki tabancayı çıkarıp baygın yatan kadının kafasını nişan aldı. Ancak duraksadı. Görev başındaydı. Bir kaç bebeğin ailesini kurtarabileceği.
Ama bu alçak hareketlerin sahibi olan ülkenin ve kadının yaptıkları sinirlerini bozuyordu.
“ Yemin ederim ki nefsimin isteklerinden Rabime sığınırım. Hz Ali gibi. Silahım sadece Rabim için ateş alır. Nefsim için değil. “
Bunları söyledikten sonra silahını tekrar yerine koyup kadının ellerini tekrar bağlayıp yakındaki mağaraya götürdü kendisinde mağaranın dışında konaklayıp zikir çekerek Allah’a dua etmeye başladı.
“ Rabim gerçekleri göremeyen, acıları hissedemeyen adi insanlardan sana sığınırım. Şeytanlar insan suretine bürünmüş aramızda geziniyorlar. Uyansın inşallah müslüman kardeşlerm. Uyansında bu rezilliklerimizi görsünler. Ağlasınlar. 70 yıldan fazla yapılan bu zulme şahid olsunlar artık. Ağlayan kardeşlerimizin, beşikte uyuyan mazlum olanların, mahsum olan bebeklerimizin ağlayışını değil, acı uyuyuşlarını duysunlar. Gafleten uyansınlar. Kıyamet kopsun Rabbim. Bizim başımız da kopsun. Kopsun ki bu mazlumlarımıza da çare olsun. Bize azap olacak olan onlara kurtuluş olacaksa bir saniye bile gecikmesin inşallah. Benim Rabim ne kadar da büyüktür. ol derse olduğu gibi, yıkıl derse de yıkılır. “
Miran bu kelimelerden sonra sabah namazına kadar ağladı. Bir kaç dakika uyusa da. Rüyasında uykularında bile ağlayıp acı çeken bebekleri gördü.
Çünkü kardeş Selina nın sözde şanlı ülkesinde; sığınmacı olan Müslüman Pelisa halkının insanları kobay farelerinden başka bir şey değildi.
Yaş önemli değildi. Zaten yaşlılar da tek tüktü. Gençler vardı ama çocuk nüfusunun yarısı kadar idi. Bebekler de vardı. Ancak son zamanlarda Şerefli Sifara ülkesinin düşman sığınmacıları onlar idi.
Savaş büyüktü ancak dünyada pek az Müslüman var idi. Telefonda, markete, mağazada, restoranda. Hata. Ve hata yanı başlarındaki komşu ülkelerde bile.
Ne yapabilirdi ki beşikteki bebek. Kimsesi yoktu Rabbi dışında. Ailesi şehit kendisi beşikte. Tatsız uyku rüyada ağlayışıyla. Dilsiz bir şekilde. Kalpteki zikriyle.
Bu bir savaş değildi. Bu insanlığın , Müslümanlığın bitmesi gibi bir şeydi.
Bakalım savaşı kim kazanacaktı…..
🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀
Arkadaşlar merhaba. Buraya kadar okuyan kardeşlerimiz benim neyi yazdığımı anlamışlardır. Ben burda kitap yazmaktan ziyade sizi uyandırmak istiyorum. Bir kola bardağında bile “ bir şey olmaz” demenizle onlar neredeler farkında mısınız?
Ağlamamız lazım kardeşlerim. Bebeklere bile berbat davranıyorlar. 5 yaşındaki çocuklar kardeşlerini sırtlarında taşıyorlar. Yurt diye koydukları kardeşlerimizi taciz edip deney yaparak öldürüyorlar. Yaşarken gözünüzü yumabilirsiniz. Uyuyabilirsiniz. Ölünce ne yapacaksınız. Onlar burda yaşayıp ölünce rahat edecekler evet. Ama siz kalbinizdeki minik tohumu suluyamadığınız için ne yapacaksınız. Kalbiniz imaninizin yaşadığı yerdir. Önce diriltin kalbinizi. Sonrada kendinizi. Kardeşlerinizie bir bardakta bile sahip çıkın. Bu yolda yalnız. olmadıklarını yapabildiğiniz kadarıyla gösterin.
GAFLET UYKUSUNDAN UYANIN. UYANDIRIN. AĞLAYIN KARDEŞLERİM. ÖNCE mazlum BEBEKLERE AĞLAYON. SONRADA KENDİ YIKIK KALBİNİZE AĞLAYIN. SSONRAsı KENDİ GELECEKTİR İNŞALLAH.
ESSELAM. KİMLER BİZİMLE. YORUMA SADECE KARDEŞLERMİZE DUA BIRAKIN. ❤️❤️❤️
