3. bölüm · VATAN’ın GÖLGESİNDE

0.3 YASAK ELMA

Aiden Lee

Gezgin dağlık yolda elbiseleri yırtık olan kadınla birlikte ilerliyordu.

Ne yapacağım bu kadınla. Kendini bir esir gibi kamufle etmiş. Sifara nın pis ajanı.

Komutunla görüşmüştü ve şifreli bir şekilde yanındakinin ajan olduğuna emin olduğunu belirtmişti. Komutan Kemal de dağlarda kadınla gezmeye devam etmesini. Bir süre onu oyalamasını ve planının ne olduğunu anlatmasını istemişti.

Bu kılıktaki bir kadınla gezmem dinen günah. Gözlerime vereceği azabı düşünemiyorum.

Kardeş Selina nın giydiği yırtık elbiseler vücudunun hatlarını beli ediyordu. Aynı zamanda göğsünün bir kısmı da görünüyordu. Sarı saçlarını dağıtmıştı. Yüzünde çamur sürmüştü. Kendince iyi kamufle olmuştu. Ancak gezginimizin Sifara diline olan bağışıklığından haberi yoktu.
Kendini “ beni kaçırdılar. Bana eziyet ediyorlardı. Vahşi toprak sahipleri “ diyerek ele vermişti toprak sahipleri derken ki ses tonu fazlasıyla Sifara dilindendi.

“ daha çok yol var mi gezgin? Ben çok yoruldum”

Miran durdu ve ardında konuşan kadına döndü. Şeytanın ona verdiği vesveseler yüzünden istemsizce yutkundu. Sırtındaki çantayı indirip içinden kendi üniformasını çıkardı. Her zaman yedek bir taneyle gezerdi. Namaz kılmak için bazen elbiselerini değiştirmek zorunda kalabiliyordu.
Kadina uzatı. “ bunları giymen ikimiz içinde daha güvenli olur. İlerde bir mağara var. Sen elbiselerini giyerken bende namazımı kılabilirim. İkindi vakti çoktan oldu. “ dedi.

Kardeş Selina uzatılan elbiselere bir süre baktıktan sonra ellerinden aldı. Ve Miran la birlikte mağaraya doğru yürüdü. Mağaranın önüne yetiştiklerinde

“Sen rahatça giyin ben şu taraftayım. Namazımı kılana kadar çıkma. “ dedi ve gidiceken ona dönüp “ bana gezgin diye hitap etmesen daha iyi olur. Asker diyebilirsin veya herhangi bir şey” dedi.

“ Peki “ dedi Selina ve mağaraya girdi. Miran da namaz kılmak üzere aksi yönde bir kaç adım attı ve çantasındaki namazligi çıkarıp yere serdi. Üzerindeki Silah da dahil herseyini yere bırakıp namazlığın üstünde durdu.
Niyetini edip namazını kılmaya başladı.

Selina üzerini çabucak değiştirip mağara kapısından namaz kılan adama baktı. Ve ardından gizlediği telsizi çıkarıp “ Melekten karargaha henüz bir yere götürülmedim. Sadece dağlarda sürükleniyorum. Deşifre edilmiş olabilirmiyim ? “ diyerek karargaha bildirim de bulundu.

“ dinliyoruz. Deşifre olmadığına eminiz ancak şüphe duyuyorsan öldürebilirsin seni tekrar sınırdan alırız. Zaten Kardeş Adam ‘ıda bu adam yüzünden kaybettik. Daha öncede bir kaç kardeşimizi de yaralamıştı. “

Selina duraksadı. Adam ölmüştü. Ölmesini istemiyor değildi ancak bir askeri daha kaybetmek savaşta dezavantajdı.

“Şüphe duyuyorum öldürmek için fırsatım var. İzin verin, gözcülere hemen bildirin “

Selina Moon kendini düşündü. Hiç gözünü kırpmadan Adam’ı öldüren bu adam kendine neler yapmazdı. Hayati herşeyden önce gelmeliydi. Kardeş Selina ya her zaman bu öğütler verilmişti annesi tarafından.

Ancak ben bir kadınım. O da bir erkek. Tıpkı peygamber Adem gibi. Elmayı onu yedirtemesem de yoldan fazlasıyla çıkarabilirim.

“ gözlemciler dış savaşa neden olabileceğini düşünüyorlar melek. Türkiye’yle başa çıkacak güce henüz sahip değiliz. Kaçmayı dene. Sınıra hala çok yakınsınız “

Selina telsizi dudaklarına yaklaştırdı” anlaşıldı. Meleğinizi kendi haline bırakın “ dedi.
Telsizin öbür tarafında onu duyan annesi Selina’ yine anlamıştı. Kesinlikle pis oynayacaktı. Ülkesinin pis işleri gibi Selina da sürekli farklı yolara başvururdu.

Namazını Allah’ın kısmet etiği güzel bir huşuyla kılan Miran son selamını da verdi. Namaz kılmak onun için insanı ferahlatan tek şeydi.
Siyahın üzerindeki beyaz bir nokta gibi. Kıldıkça çoğalır. Çoğaldıkça temizlerdi insanı. Bu dünya kalabalığında, çok güzel bir sessizlikti namaz.

Tesbihinide çekti ve namazlığını tekrar katlayıp çantasına koydu. Ve eşyalarını almak için arkasını döndüğünde “ akrep!” Diye bağırarak aniden üzerine atladı Selina. Ve geriye doğru düştüler. Ancak üzerinde sadece iç çamasırlarıyla.

Ne diyorduk. Yasak elma. Yasak elma benisem. Ve böyle bir şekilde bir erkeğin üzerinde olursam. Bir taş bile olsa çatlar zerafetimden.

Kardeş Selina çok büyük konuşmuyordu ancak düşünüyordu. Karşısındaki askeri de kendi kardeşlerine benzetiyordu. Oysa kendi kardeşleri kendine ait olmayan toprağı eşeleyen pis kopeklerden başka bir şey değildi .