8. bölüm / 8
VanillaShines
Bölümler 8Şu an: Shines
- 1 Vanilla849 kelime
- 2 Caramel961 kelime
- 3 Cigarettes1.041 kelime
- 4 Flowers882 kelime
- 5 Sparkles634 kelime
- 6 Lights837 kelime
- 7 Smokes608 kelime
- 8 Shines661 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Yanıma baktığımda bir kaç öğrenci vardı. Ne olmuştu böyle?
"Durumları iyi, merak etmeyin."
"Rapora ekliyorum o zaman Sinem."
"Ekle, en altına da doktor imzası gerekiyor unutma."
"Unutmam."
Doktorların konuşmasına daldığım sırada birisi bana seslendi.
"Simay, iyi misin?" Manolya'ydı.
"Manolya..."
"Buradayım merak etme."
"Neden?"
"Yolda yürürken senin olduğun servisin kazasını gördüm falan sonra geldim işte buraya."
" İyi de yakın arkadaş, hatta arkadaş bile değiliz ki."
"Ya, doğru..." dedi sesinde hüzünle ve ekledi "ben gideyim o zaman. Hoşçakal."
Hadi ama. Bu kadar alıngan olmamalıydı.
"Yavrum, iyi misin?!" ses annemden geliyordu.
"İyiyim anne."
"Kızım bizim işimiz var sen çıkınca ara bizi tamam mı yavrum aklım sende almasın?"
"Tamam anne."
Bir kaç dakika sonra...
Manolya, neden yanıma gelmişti ki? Ben onu tanımıyorum bile! O kızla arama mesafe koysam çok iyi olacak. Nedense çok güvenemiyorum.
Telefonum bir anda ötmüştü. Neden ki?
"Selam. Yan odandaymışım. Ziyaret ederim." yazmıştı.
Numarası kayıtlı değildi. Yani kim olduğunu henüz bilmiyordum. Ama öğrenirim diye düşünüyorum.
"İlaçlarınız." dedi hemşire. Hemşirenin elindeki hapa baktım. Elime aldım ve yanımdaki suyla beraber yuttum.
" Teşekkürler. "dedim ve bir anda uyku bastırmaya başladı. İlaçtandır diye düşünerek gözlerimi kapattım ve uyumaya çalıştım.
Gözlerimi açtığımda organ mafyaları karşımdaydı! Desem de inanmayın.
Gözlerimi açtığımda karşımda Ege'yi gördüm. Kahverengi gözleriyle bana bakıyordu.
"Sen niye buradasın?"
"Ya sınıf arkadaşım değil misin?"
"Öyleyimde... Neden buradasın?"
"Lan mal! Söyledim ya."
"Uf tamam kes."
"İyi." dedi ve kalkıp gitti. Hayır yani neden geldiğini de anlamadım. Telefonum yeniden öttü. Bu sefer yabancı numara tekrar yazmıştı.
"Geldim." Ne çabuk?
Gelen kişi...
Gelen kişi Filiz'di. Ne halta gelmişti yine?
"Simay..." dedi kısık bir sesle. O anda öfkeyle dolmuştum. Bunca yaptığı şeye reğmen nasıl hâlâ yüzsüz gibi gelebiliyordu ki?
"Ne var? Yaptıkların yetmedi şimdi de hastanede mi kandıracaksın beni?"
"Olay bildiğin gibi değil."
"Ya, öyle mi!? Nasılmış olay Filiz Hanım?" cümlemi bitirir bitirmez ağlamaya başladı ama ona acımayacaktım. Ya da öyle sanıyordum.
İçeri Manolya girdi ve bana bir açıklama yapmaya başladı.
"Yine seni kandırmaya çalışıyor. Onu duydum. Ona inanma. Seni kandırıp, kullanıp tekrar bırakacak."
"Sen nereden biliyorsun? Bu olanları sana anlatmadım ki."
"Sen değil. Anlatmadın zaten. Bunu bilmemin sebebi..."
"Ne?"
"Bunu bilmemin sebebi aynısını bana da yapmış olması." dedi gözü dolarcasına.
"N-ne?"
"Hayır, öyle bir şey yok. Simay."
"Ben duyacağımı duydum. Çıkın ikinizde.Hemen. "Biliyorum bu biraz cringe oldu.
İkiside dışarıya çıktı. Neyse ki odadaki bazı kişiler uyuyordu. Ve zaten sessizdik yani normal sesle konuşuyordu. Anlayın işte ya.
Aklıma tam o anda bi cümle takıldı." Bunu bilmemin sebebi aynısını bana da yapmış olması." Onlar önceden tanışıyor muydu? İyi de Filiz bana hiç Manolya diye birisinden bahsetmemişti. Ayrıca Manolya benim bahsettiğim Filiz'in o olduğunu nereden biliyordu?
Aklımda sorularla mücadele ederken kapı tekrar açıldı. Kapıyı açmayın artık.
Kolu kırık bir şekilde gelen kişi Çağrı'ydı. Niye geldi ki bu şimdi.
"Selam. Simay değil mi?"
"Evet. Ama sen neden geldin? Ve kolun neden kırık?"
"Gelmemin ve kolumun kırık olmadının sebebi, bir tanıdığımızın servise çarpmış olması. Hatta yanınada özür dilemek için geldim. Kaza için."
"İyi de..."
"Lütfen konuşmadan önce şunu bil. Sadece senden özür dilememin sebebi serviste tanıdığım tek kişinin sen olması."
"He. Öyle desene."
"Öyle dedim zaten." dedi ve ekledi "Ee... Neyse ben gideyim artık. Bence sende kalk sana bir şey olmadı. Sadece biraz dikiş atılmış galiba o kadar."
"Dikiş mi?"
"Evet,koluna baksana." dedi ve koluma baktım. Yalan değilmiş cidden koluma dikiş atmışlar.
"Teşekkürler de ben seni tutmayayım artık."
"Peki." dedim tebessüm ederek.
Oturduğu sandalyeden kalktı ve gitti. Ama bir dakika. Ben neden gülümsedim ki? Ne oluyor ya bana?
Bir anda yanımda hemşire belirdi. Ne ara gelmişti anlamadım bile.
"Artık kalkabilirsiniz. Geçmiş olsun." dedi kibar bir tonda.
"Teşekkürler." geçirenler sağolsun demek vardı. Ama demedim.
Kalktım ve odadan telefonumu da alıp çıktım. Kişiler kısmına girip annemi aradım.
"Anne ben çıktım beni almaya gelsenize."
"Tamam kızım neredesin sen olduğun yerde dur. Başına bir şey gelmedi değil mi? Oh yavrum benim. Araba size neden çarpıyorsa?" annem biraz fazla telaş yapıyordu. Biraz.
"Anne sakin ol."
"Ya ne bileyim ben kızım endşeleniyorum sana."
"Anne bir dakika ben sizi arayım birazdan görüşürüz." dedim ve kapattım. Karşımdaki...
Bölüm etkileşimi
