3. bölüm / 4
Vadifener Sihir KolejiBuzdolabından Kaçan Dondurma
Bölümler 4Şu an: Buzdolabından Kaçan Dondurma
Tozlar havaya yükselmişti göz gözü görmüyordu.Yerden hızla sürten top sesi duyuldu:
-Gooooooool, dedi bir kaç çocuk.
-İşte adamı böyle yenerler, dedi esmer yüzlü , saçları terden alnına yapışmış çocuk.
-Bir dahakine görüşürüz, diyerek küçük eski ve filesi artık yıpranmaktan yırtılmış kaleye giren topu eline alarak gene aynı yaşlardaki kaleci.
-Dondurma almaya gideceğiz kaçma bir yere!, dedi esmer çocuk.
-Alırız sonra Kenan kaçmıyoruz ya bir yere.Aynı mahallede yaşıyoruz.
-Rıfkı ben anlamam oğlum şimdi istiyorum ben, dedi kenan kaşlarını çatarak.
-Görüşürüz, dedi Rıfkı laubali bir tavırla ve üç takım arkadaşına da el sallayarak yanına alarak arkalarına bakmadan maç oynadıkları mahalle arasındaki sokaktan hızla kaçtılar.
-Bunlar her seferinde böyle mızıkçılık yapacaklar ve tek itiraz eden ben mi olacağım yaa.Biraz sesiniz çıksın be, dedi takım arkadaşlarına isyan ederek.
-Ya oğlum herifin ailesinin durumu iyi.Başımıza sarma şu veledi.Oynadık eğlendik bitti.Kendi dondurmamızı kendimiz alırız onlara mı kaldık?, dedi tasasız bir sesle Hasan.
-Benim param mı kaldı sanki, dedi arkasına dönerek sessizce Kenan.
Takım arkadaşları kendi evlerine çekilirken hava artık kararmaya başladığından annesinden azar yememek için koşarak mahalledeki çok eski yıkık dökük binadaki dördüncü kattaki evlerine gitti.
Bina oldukça eskiydi.Eskiden ile gelen işçilerin kalması için lojman olan bu bina zamanla hali vakti yerinde olmayan aileler için düşük kiralara yuva olmuştu.Kenan, anne babası ve yedi kardeşi ile birlikte burda yaşıyordu.Evde sadece iki oda ve açık mutfaklı bir salon vardı.Sabahları ve akşamları oluşan tuvalet sırası bütün ailenin en önemli sorunlarından biri olsa da bazı çocuklar okul olduğu zamanlarda okuldaki tuvaletleri kullanmayı tercih ediyordu.Mutlu olmaya çalışsalar da ailenin düşük geliri yaşamlarını oldukça zorlaştırıyordu.
Kenan hızla çıktığı merdivenlerden soluk soluğa kalmış halde kapılarının önüne vardı.Nefesini düzenlemeye çalışırken harekete duyarlı lamba söndü ve karanlığın da verdiği korkuyla kapıyı hızla vurmaya başladı.
-Patlama geldik yaa, dedi yetişkin bir erkek sesi ve kapı açıldı.
-Abi nerede kaldın yaa ışık söndü, dedi Kenan eve geç kalmasının lafı edilmesin diye.
-Lan oğlum saat kaç haberin var mı senin?, dedi ağabeyi olan Samet.
-Annem geldi mi işten?, dedi çocuk merakla.
-Az önce aradım dolmuştan inmiş geliyor.
-Ablam ne yemek yaptı bugün?, diyerek hızla mutfağa geçti:
-Abla ne var yemekte?
-Domates çorbası, makarna ve geçen iş yerinden anneme tavuk vermişler onları kızarttım, dedi abla Şehriban.
-Süper!, dedi çocuk ve masaya oturdu.
-E maç nasıl geçti bakalım yendiniz mi bari dedi Şehriban.
-Yendik yendik.
-E dondurmaları kaptınız desene o zaman, dedi kız çorbayı karıştırırken gülerek.
-Yaa evet abla…Sonra alacaklar.Sat epey geç olunca şey edemedik artık.
-E zaten her gün görüşüyorsunuz alırlar illaki.
-Öyle evet, dedi çocuk lafı uzatmak istemeyerek.
Açık mutfak olduğundan diğer kardeşler de yer minderlerine oturmuş televizyon izlemekle meşguldüler.Yemekten sonra da bazı akşamlar ailecek yürüyüşe çıkarlardı ki havadaki sıcaktan evde bunalmamak için.
-Babam bugün gececi sabaha karşı gelecek, dedi Şehriban.
-Biliyorum abla sabah annem demişti, dedi Kenan
Ailenin babası Mahmut bey özel bir firmada işçiydi.İş saatleri dengesiz olsa da başka iş bulma durumu olmadığında işinden ayrılamıyordu.
Çocuklar sohbet ederken kısa bir süre sonra kapı çalındı.Gelen kişi evin annesi Leyla hanımdı.Leyla hanım esmer kırklı yaşların başında zayıf bir kadındı.İl merkezindeki zengin bir ailede hizmetli olarak çalışıyordu.
-Hoş geldin anne, dedi Kenan kapıyı açarak.
-Hoş buldun oğlum , dedi kadın:
-Elimi yüzümü yıkayayım yemek yiyelim çocuklar ben de çok acıktım.Beklemeseydiniz keşke beni , dedi kadın.
-Olur mu anne, sorun değil, diye sözler duyuldu çocukların hep bir ağzından.
Leyla Hanım hızla elini yüzünü artık oldukça eskimiş olan banyolarının lavabosunda yıkadı ve mutfak kısmana geri geldi.
-Çok sağ ol Şehribanım, dedi kadın hazırlanan yemeklere bakarak.
-Anne, Helin de yardım etti beraber yaptık sayılır, dedi kız.
-Helinciğim anasının bitanesi sağ ol sana da, dedi Leyla:
-E hadi örtüyü serelim yemeğe başlayalım çocuklar, diye ekledi.
Aile her birlikte sofra örtüsünü yere serip yemek tabaklarını çatal kaşıkları dizdiler ve her zamanki yerlerine oturarak yemeğe koyuldular.
Yemekler çocukların midelerine hızla inerken çok da büyük olan televizyonlarından haberlere de şöyle bir bakıyorlardı.Reklamlar araya girince ailenin ortanca çocuğu söze girdi:
-Anne bana şu telefonun modelinden ne zaman alacağız yaa , dedi Ziya isyan edercesine.
-Oğlum şu an kimseye bir şey alamayız demedim mi ben size kaç kez.İdareli yaşamalıyız.İleride alırız, dedi kadın geçiştirerek.
-Ya oğlum bu yaşta ne telefonu yaa.Annemi sıkma, dedi büyük kardeş Samet.Annesi Samet’e yandan bakıp sağ ol dercesine sırıttı.
-Anne bu sene il takımına girersem beş altı seneye kalmaz süper ligte oynamaya başlarım, diye lafa girdi Kenan.
-Baban da aynısını düşünüyor da sen gene de beklentisini yükseltme.Adam senin için çok uğraşıyor biliyorsun.Ama her futbolda iyi olan süper lige çıksaydı oğlum…. Sen gene de oynama bak tabii, dedi Leyla,Kenan’ın kafasını okşayarak.
Kenan okula başlamadan önce bile babasının futbol merakından dolayı kendini inanılmaz geliştirmişti.Kendisinden büyük erkek kardeşleri de futbolu oynamayı deneseler de onun kadar başarılı olmadılar veya sıkıldılar.
-Böylece Ziya abime hatta hepimize son model telefon alabilirim, dedi çocuk inançlı bir gülümsemeyle.Bütün aile birbirine bakıp gülmeye başladı.
-E hadi bakalım , dedi Şehriban:
-Şimdiden teşekkür ederiz Kenancığım, diyerek güldü daha da kız.
-Aman size iyilik de yaranmaz dedi Kenan da gülerek yemeğe devam etti.
Yemekler yendikten sonra kızlar ve bir iki erkek çocuk sofranın kaldırılmasına yardım etti.Bulaşık sırası gelen çocuk da bulaşıkları yıkamaya koyuldu.İki kanepe olan salon oldukça eski mobilya ve dekorlara sahipti.Aileye yardım olarak verilen eşyalar uyumsuzluk içinde dizliydi.
Çocuklardan bir kaçı annelerinden izin alarak biraz serinlik için mahallede gezmeye çıktılar.Kenan da serinlik için geniş balkonlarına çıktı.Geceleri balkonda uyumak için yerlere serdikleri örtülerden birinin üzerine sırt üstü uzandı.Kafasının altına da küçük bir minder yerleştirdi.Hava giderek kararmıştı.Yıldızları görür olmuştu.Gelecekte kendini ünlü bir futbolcu olarak görüp gülümsedi kendi kendine.Saat hızla geceye gelmeye başlarken kardeşleri halen gelmemişti.Biraz sıkıldığı için uzandığı yerden doğruldu ve oturdu.Etrafına şöyle bir göz gezdirdi.Balkonun lambası bozulmuştu ve etrafı görmek de ay ışığı da olmadığından oldukça zordu.Balkonun köşesinde duran topu, çevredeki ışıkların topun parlak yüzeyine vurmasıyla fark etti.Balkon büyük olduğundan bir üşengeçlikle elini uzattı sanki ulaşabilecekmişcesine.Top hafifçe hareket etti.Bunu havada esen rüzgara bağladı.Daha sonra iki elini öne uzattı.Top hızla göğsüne çarpınca sırtüstü mindere geri düştü.Ne olduğunu anlamadı.İki elinin arasında topu sıkıca tutuyordu.Sanki karşısında biri varmış da ona atmış gibiydi.Yattığı yerde kalakaldı:
-Bu neydi yaa, dedi sesli olarak.Tekrar oturur vaziyete geçti.Etrafı süzdü:
-Karanlıkta biri yok değil mi? Şaka yapmanın sırası değil!, dedi cesur bir sesle.
Ses falan yoktu.Az önce olanlarla tek başınaydı.Bu havada içi buz kesmişti.Kendini toparlamaya çalıştı ve topu yeniden geldiği köşeye yavaşça attı.İki elini yeniden topa doğrulttu.Top hızla kendine geldi.Bu defa şaşırmadan düşmeden sıkıca tuttu.
-Kafayı yiyorum galiba, dedi şaşkınca ve topu bırakıp salona koştu.Leyla hanım oğlunun içeri girişinden ve yüz ifadesinden şüphelendi:
-Oğlum bir şey mi oldu ne bu surat?
-Iııı şey böcek uçtu da üstüme panik yaptım içeri kaçtım anne, dedi Kenan ne diyeceğini bilemediğinden.
-Ay balkona gerdiğim tülü yıkamıştım yeniden asmayı unuttum! ,dedi kadın sol elini alnına götürerek.
-Ha yok sorun değil anne yaa, dedi çocuk ve elini yüzünü yıkamaya lavaboya gitti.
Kenan az önce yaşananlara anlam vermemek içim yüzüne bir kaç kez su çarptı ve bir tarafı çatlamış lavabo aynasına yavaşça kafasına kaldırarak baktı:
-Ne oluyor oğlum sana yaa, az önce ne oldu?, diyerek kafasını iki yana salladı.Saat artık uyuma zamanlarına geldiğinden diş fırçalamak aklına geldi ve mavi diş fırçasıyla dişlerini fırçalayıp salona geçti.
Kardeşleri, hızla yer yataklarını balkona sermeye başlamıştı ve Kenan da onlara yardım etmeye koyulmuştu.Çok geçmeden birer birer uykuya daldılar.Ancak Kenan’ın düşüncesi az önce yaşananlarda olduğundan bu gece uyuması biraz zaman alacaktı.
Sabah güneşi hızla yükselirken göz kapaklarına gelen gün ışığı ile hane halkı uyanmaya başlamıştı bile.Kenan oldukça aç olduğundan hızla içeri girdi.Babası da gece vardiyasından gelmiş sandalyenin birine oturmuş Leyla Hanım çay demlerken konuşuyorlardı.Ailenin babası Cahit Bey zayıf oldukça esmer ve girişken biriydi.Bu kadar çocuğu olmasına rağmen onların geçimleri için canla başla çalışıyordu.
-Günaydın baba, dedi Kenan gözlerini ovuşturarak.
-Günaydın Kenanım.Git yüzünü yıka gel kahvaltı edeceğiz bak hadi oğlum, dedi adam şevkatli bir sesle ve çocuğun sırtına hafifçe vurarak.
-Tamam baba, geliyorum, dedi çocuk ve lavaboda yüzünü yıkayıp geri döndü.Büyük kardeşleri de yavaş yavaş salona gelmişlerdi.
Kahvaltıda her zaman sadece bir kaç çeşit olurdu.Artık çocuklar bu duruma alışsalar da gelişen teknoloji yüzünden ve arkadaşlarının kendi aralarındaki konuşmalardan bir çok şeyi yemeye özeniyorlardı.Sonuçta onlar daha yetişkin değillerdi.Elbette canları çekiyordu.Ancak anneleri üzmemek için çoğu zaman bu isteklerini dile getirmiyorlardı.
Aile, Cahit bey olmasından dolayı konuşmadan yemeklerini azar azar yiyerek sofradan kalkmaya başladılar.Çocukların kimisi sokakta oynamaya kimisi yürüyüşe en büyük bir kaç kardeş ise çalıştıkları iş yerlerine gitmek için evden ayrıldılar.Leyla Hanım da çalıştığı eve gitmek için hazırlanırken Kenan da arkadaşlarıyla top oynamak için evden bir şişeye su doldurup evden çıktı:
-Anne görüşürüz, kolay gelsin.
-Sağ ol canım, dikkat et! Yaramazlık yok ona göre!
-Tamam tamam, dedi çocuk geçiştirmek istercesine.
Kenan aşağıya indi ve kapı önünde top oynamaya başlayan arkadaşlarına katıldı:
-Eee kim kim takım yapıyoruz hadi bakalım, dedi hemen ve çocuklar oynamaya başladı.
Saatler ilerlerken çocuklar yorulmadan oynamaya devam ediyordu.Kenan’ın arkadalarından birinin annesi çocuklar yesin diye plastik bir kabın içinde havlu kağıtlara sarılı poğaçalar ve limonata gönderince oyunlarna biraz ara verdiler:
-Müthiş olmuş Jale teyze.Ellerine sağlık!, dedi Kenan büyük bir iştahla yiyip içerken.
-Afiyet olsun canım.Çocuklar hepinize afiyet olsun.Biterse gene isterseniz seslenin, dedi Jale Hanım tebessüm ederek.
-Tamamdır, dedi çocuklar hep bir ağızdan ve oyunlarına daha sonra devam ettiler.
Vakit artık öğleden sonradan akşama ilerliyordu ki Leyla eve gelmişti ve sokaktaki oğlunu görünce kafa işareti yapıp eve gelmesini istemişti.Çocuk öfleyen bir ifadeyle tamam diyerek arkadaşlarına veda etti ve annesinin peşinden eve çıktı.
Eve geldiklerinde, Kenan bir kaç kardeşinin balkonda olduğunu ve diğerlerinin henüz eve varmadıklarını farketti ve ddün akşam yaşadığı olayı annesine açmak için fırsat kollamaya başladı.
Leyla, gelir gelmez duş alıp evdeki günlük giysilerini giyinip mutfağa geçti.Kenan da annesinin konuşmasını beklese de kadın yapacağı işlerden dolayı çocuğun suratına bile bakmıyordu.
-Anne!, dedi alçak bir sesle.
-Evet, efendim canım, dedi kadın çocuğa arkası dönük pişireceği sebzeleri doğrarken.
-Anne sana bir şey soracağım da…
-Evet Kenan sor canım bekliyorum.
-Anne mesela uzağında bir şey olsa ve sen onu almak istesen….
-Gider alırım Kenan, dedi kadın gülerek.
-Yok yani… Kolay bir şekilde…
-Birisinden rica ederim, dedi kadın halen sebzeleri doğrarken.
-Anne bir dakika işini bırakıp bana döner misin? , dedi çocuk ciddi bir şekilde.
Leyla’nın gözleri fal taşı gibi açıldı ve elindeki bıçağı tezgahın üzerine bırakıp yavaşça oğluna döndü:
-Tamam peki… dedi gülümseyen ama meraklı bir ifadeyle.
-Anne… Onu almak için iki elini uzatsan ve o şey sana doğru hızla gelse?
-Kendi kendine?, dedi kadın kafasını eğip çocuğa korku dolu dik dik bakmaya başlayarak.
-Tam olarak…Kendi kendine havadan sana hızla gelip avuçlarının içine tam isabet gelse….
-Düşer bayılırdım galiba Kenancığım, dedi kadın.
-Ben iyi dayanmışım o halde…
-Bu ara fazla mı film izledin canım?, dedi kadın kendini daha da korkutmamak için.
-Anne akşam yaşadığım şey tam da buydu ve gerçekti, dedi çocuk ve Leyla şaşkınlıktan ağzını açtı ve bir eliyle ağzını kapadı.Hızla çocuğa yöneldi ve çocuğun iki omzundan tuttu:
-Kenan ne oldu?
-Dedim ya…Yani işte balkondaydım.Top vardı uzakta ve almak için ellerimi yöneltti ve top hızla üzerime geldi.
-Ay ben duymuştum bu binanın perili hayaletli olduğunu!, dedi kadın.
-Anne kaç senedir burada yaşıyoruz binada buna benzer bir şey duydun mu?
-Eeee hayır ama insanlar deli gibi görünmemek için söylemekten çekinmiş olabilirler canım, dedi kadın kendini inandırmaya çalışarak.
-Ben bunun hiç de hayaletler yüzünden olduğunu düşünmüyorum, dedi çocuk kendinden emin bir vaziyette.
-Ne olduğunu düşünüyorsun Kenan?Ha? Söyle bakalım muhteşem fikrini!, dedi kadın kızmaya başlayarak.
-Anne aklına bir şey gelmiyor mu?
-Sıcaktan ve yorgunluktan hayal gördüğünü düşünüyorum.Topa belki bir fare çarptı senin de kucağına zıpladı.
-Anne yapma lütfen!, dedi çocuk.
-Sen yapma! Korkutmayı geçtim, sinirlendirmeye başlıyorsun beni!, dedi kadın gergin bir halde.
-Madem bana inanmıyorsun o zaman gözünün önünde bir kez daha deneyeyim, dedi çocuk ve kadın da buyur diyerek gergin halde eliyle işaret etti.
Kenan mutfağa şöyle bir göz attı.Tezgahın köşesinde duran plastik çerez kavanozuna dikkat kesildi.İki elini birden kavanoza doğru kaldırıp gözlerini kısarak odaklandı.Kavanoz titremeye başladı.Olanlara şahit olan Leyla adeta buz kesti.Kavanoz tezgahın dışına doğru Kenan’a doğru kaymaya başladı ve tezgahı geçince hızla çocuğa giderken bir müddet sonra yere eğim gösterince çocuk kavanozu düşmeden iki eliyle tuttu.
-Gördün mü?, dedi çocuk kendinden emin bir şekilde.
-Bu nasıl mümkün olur? , dedi kadın korkulu gözlerle:
-İp bağladın değil mi? Anneni korkutuyosun ilgi çekmek için ha?
-Evet anne! , dedi çocuk oflayarak ve kavanozu masaya çarpar gibi bırakarak diğer odaya geçti.
Leyla, az önce gördüğü şeyin etkisinden bir süre daha çıkamadı.Gördüklerine inanmayı reddediyordu:
-Böyle bir şey nasıl mümkün olur? Yoksa bu çocuk…Ay olamaz heralde yaaa, dedi kendi kendine içinden.
Kenan diğer odada pencere önüne oturup dışarı seyretmeye başladı.Her ne kadar annesine kendini açıklamaya çalışsa da olanlar kendi için bile yeni bir durumdu.Annesinin dediği gibi hayaletler ona yardım mı ediyordu yoksa bu şeyi sadece kendi gücüyle mi yapabiliyordu? Leyla, diğer odadan Kenan’ın olduğu odanın kapısına sessizce geldi:
-Bu olanları şimdilik baban ve kardeşlerin dahil kimseye anlatmanı istemiyorum Kenan, dedi kadın kollarını birleştirip kapıya dayanmış halde.
-Elbette anne.
-Bir hal çaresine bakacağız.Gerekirse bu konuları bilen birine gideriz.
-Bende bir sorun olduğunu mu düşünüyorsun?
-Hayır canım ama bu durumun geçici veya kalıcı bir şey mi bilemiyoruz şuan.Bu şekilde devam edersen ne zamana kadar saklayabiliriz yapabileceğin şeyleri bilemiyorum.En iyisi buna bir çözüm araştırmamız olacak.
-Peki , dedi çocuk umutsuzca ve annesiyle daha fazla çekişmek istemediğinden ve pencereden bakınmaya devam etti.
Akşam olunca kardeşlerin hepsi yemek saati için gelmişti.Babaları da gündüz biraz uyuduktan sonra kahvedeki arkadaşlarının yanından dönmüştü.Yemekler yenilmiş ve akşam saatleri hızla geçiyordu.Leyla, her ne kadar oğlunun durumunu saklamak istediğini söylese de eşini de bundan haberdar etmenin iyi bir fikir olduğunu düşünmüştü.Kocasıyla konuşmak için evde fırsat kollamaya başladı.
Çocukların uyumaya başlamasını fırsat bilen Leyla, kocası işe gitmeden önce onu gizlice konuşabilecekleri mutfağın olmadığı diğer odaya el işaretiyle çağırdı. Cahit de meraklı gözlerle “Tamam” dercesine kafasını sallayıp karısını takip etti.Leyla, eşinin de gelmesiyle odanın kapısını kapatıp kilitledi:
-Cahit… Sana bir şey söylemem gerek, dedi kadın gergin bi halde.
-Ne oldu Leyla hayırdır?, dedi adam daha da meraklanmış halde.
-Kenan’la alakalı bir sorunumuz var.
-Top oynarlarken gene komşunun camını mı kırdı ne oldu?, dedi adam.
-Hayır öyle bir şey değil Cahit…
-Terleyip soğuk su içmekten hasta oldu değil mi? Akşam yemekte öksürüyordu zaten anlamıştım, dedi adam geçiştiren bir tavırla.
-Kenan eşyaları istediği gibi hareket ettiriyor Cahit!, dedi kadın aniden.
-Evi mi dağıtıyor yani.Çocuk bu Leyla! Bu muydu bu saatte konuşmak istediğin şey.
-Öyle değil işte.Televizyona çıkan sihirbazlar gibi hareket ettiriyor eşyaları. Yani eliyle tutarak değil!
-Oha! Bizim oğlanda da yetenek bitmiyor.Önce futbol şimdi bu ha!Vay canına be!
-Cahit! Sihirbazlar gibi ama öyle de değil.Numara yapmıyor. Gerçekten istediği şeyi uzaktan eliyle işaret edince kendisine uçmasını sağlıyor.Gözümle gördüm.
-Ya Leyla…Bu yaşlarda olur böyle dikkat çekme isteği.Hepimiz çocuk olduk. Kenan kaç kardeş onun böyle şeylerle uğraşmasının nesini garipsiyorsun?
-Yahu Kenan zaten futbol takımına seçildi.Yeterince ilgimizi çekiyor.Neden bunla uğraşsın?, dedi kadın hayıflanarak.
-Madem böyle düşünüyorsun o zaman bir gün aniden bizim seçtiğimiz bir eşyayı oynatsın yerinden de görelim.Numara yapmasına fırsat vermeden her şeyi apaçık görmüş oluruz, dedi adam bilmiş bi tavırla.
-Tamam.İzinli olduğun bir gün diğer çocuklar dışarıdayken bunu yapalım.
-Anlaştık.Neyse ben işe geç kalmayayım. Sen çocuğun üzerine gitme, dedi adam odadan çıkmak için kapıya ilerlerken.
Karı koca odadan çıktılar. Cahit üstünü başını düzeltip işe gitmek için evden çıktı. Leyla da günün getirdiği stresten başı iyice zonklamaya başladığından hemen uyumak için yer yatağına geçti.
Kenan her zamanki gibi balkondaki yerinde uzanırken gökyüzünü izliyordu. Bir kaç gündür kendisine olanları anlamlandırma çabası halen devam ediyordu.Bu bir yetenek miydi yoksa bir varlık mıydı bunları yapan? Küçük çocuğun aklı bunları düşündükçe iyice karışıyordu.Annesinin tepkisi de hiç beklediği gibi olmamıştı. Bu durumu kabullenememesi anlayamıyordu.Kendi elinde olmadan bir anda başlayan bu dönüşümü annesini ürküttüğü çok açıktı.Kadını daha fazla korkutmamak için artık kendisini kanıtlama derdine düşmemeye karar verdi.
Sabah gün ağarmaya başlarken ev ahalisinin sesleri yeniden yükselmeye başladı. Leyla, erkenden kalkıp çayı demlemiş ve kahvaltılıkları hazırlamıştı. Çocuklar da annelerine az çok yardım ediyordu.Leyla, kahvaltı yapılırken oğlunun durumunu düşünmekten yediğini içtiğini anlayamamıştı. Eski küçük kadranlı kol saatine baktığında işe geç kalmak üzere olduğunu farketti:
-Ah!Çocuklar ben geç kalıyorum. Siz toparlarsınız artık bunları. Kendinize dikkat edin!, dedi kadın yüksek sesle ve ayağa kalkıp dış kapıya yöneldi.
-Sen de anne!, diye her bir ağızdan seslendi çocuklar da annelerinin ardından.
Leyla, dış kapının arkasındaki büyük omuz çantasını alıp evden çıktı. Koşar adımlarla merdivenlerden indi ve bir kaç sokak ötedeki dolmuş durağına vardı.
Leyla, her sabah zengin muhitte yer alan iş yerine gitmek için buraya geliyordu. Onla beraber durakta onlarca işçi de dolmuş kuyruğunda oluyordu. Kısa bir beklemeden sonra bineceği dolmuş numarası geldi ve Leyla araca bindi. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra lüks villaların olduğu sitenin kapısında indi.Site güvenliğini geçti ve çalıştığı villaya ulaştı.Kapıyı yatılı çalışan olan dadı açtı:
-Günaydın abla, dedi yirmilerinin ortasındaki bakıcı kadın.Evde karı koca, iki çocukları ve evin hanımının annesi olan yaşlı bir kadın yaşıyordu. Ev iki katlı ve geniş salonlara sahipti.
-Günaydın canım yaa, geç kaldım diye koştur koştur geldim.
-Yok abla geç kalmadın. Geç hadi, dedi kız sessiz bir tonla.
Leyla, hemen evin mutfağına geçip kahvaltıları hazırladı.Ev ahalisi yaz aylarında olduklarından erken kalkmıyorlardı. Hızlıca villanın bahçesindeki masaya kahvaltılıkları yerleştirdi ve evdekiler de uyandıkça bahçeye geldiler. Leyla, hepsiyle selamlaştı.Onlar kahvaltı ederken dadı da yaramaz iki çocukla uğraşıyordu. Leyla, temizliğe başlamak için temizlik malzemelerinin bulunduğu odaya gitti.
Kenan da bu sırada her zaman yaptıkları gibi arkadaşlarıyla top oynamak için sokağa inmişti.Güneş yükseldikçe sokaklar adeta sıcaklıktan alev almaya başlamıştı.Kenan Ve arkadaşları öylesine terlemişti ki artık su içmeleri gerektiğinden oyunlarını durdurmuşlardı.Herkes, evlerinden getirdikleri su şişelerine yönelince Kenan su getirmeyi unuttuğunu farketti:
-Çocuklar ben yukarı çıkacağım, diye hayıflandı ve evlerinin merdivenlerinden koşarak dairelerinin olduğu kata çıktı. Cebinden anahtarını çıkarıp hızla kilidi açtı ve eve girdi. Buzdolabından litrelik doldurulmuş su çıkardı ve masanın altında duran sıcak su ile karıştırıp içmeye başladı. Tam bu sırada dış kapının yanındaki vestiyerde duran ev telefonu çalmaya başladı. Çocuk evde biri varsa açar diye bir süre bekledi ama gelen olmayınca telefonu kendi cevaplamaya karar verdi:
-Alo?
-Alo Kenan. Oğlum bak ne diyeceğim. Pelin teyzenin erzak odasının anahtarını evde mi düşürmüşüm baksana odalara falan, dedi telefonun diğer ucundaki Leyla.
-Ha anne, tamam bakarım bür dakika bekle, dedi çocuk ve hemen yerlere bakmaya başladı. Çok geçmeden lavabo kapısının önünde parlayan bir cisim dikkatini çekti hemen oraya yöneldi:
-Anne, lavabonun orada düşürmüşsün. Napayım getireyim mi?
-Samet abine söyle getirsin canım.
-Anne, Samet bugün arkadaşlarıyla gök kenarına gideceklerdi. Laf işittirme bana şimdi.Ben getireyim olmaz mı? , dedi çocuk meraklı bir sesle.
-Tanam oğlun getir sen. Zaten beş dakikaya dolmuş kalkıyor oradan. Yetiş o zaman ona. Ben indiğin yerde veririm şoföre parasını.
-Tamamdır anne geliyorum hemen, dedi çocuk ve anahtarı cebine attığı gibi evi kilitleyip merdivenlerden hızla indi:
-Çocuklar benim bir yere gitmem gerek sonra görüşürüz, dedi arkadaşlarına bağırarak.
Kenan, durağa koşa koşa gitti ve annesinin sözünü ettiği dolmuş saatine yetişti.Dolmuşun orta kısmına, yaşlı bir adamın yanına gülümseyerek oturdu.Araç kısa zaman sonra kalkışa geçti. Dolmuşun pencerelerinden mahalleleri izleyerek zaman geçirdi ve sonunda annesiyle önceden geldiği için bildiği annesinin çalıştığı sitenin önüne gelince şoföre ineceğini söyleyedi. Sitenin kapısında annesi bekliyordu:
-Buradan alın benim çocuğun ücretini, dedi Leyla şoföre.
Şoför ücreti alırken Kenan da araçtan indi ve cebindeki anahtarı çıkarıp annesine uzattı.
-Sağ ol oğlum yaa.İyi ki aradığımda evdeydin.Hayırdır bugün dışarda oynamıyor musunuz?
-Yok anne, aşağı inerken su almayı unutmuşum.Susayınca eve çıktım o sırada da senin aramana denk geldim.
-Aaa, iyi bari.Gel hadi biraz soluklan. Hem evdekiler gitti.Sadece Saadet Hanım var. Kaç zamandır görmüyorum Kenan’ı diyordu.Bir gözük hem.
-Anne, yok ben gideyim yaa.Torunları gelir falan.
-Oğlum gel hadi, dedi kadın ve oğlunun sırtına elini atarak.
Anne oğul villaya girdiler.Çocuklar olmadığından, evde sadece bahçedeki havuzun su sesleri yankılanıyordu.Saadet Hanım bahçede oturduğundan , Leyla oğlunu oraya götürmesen önce mutfaktan su içirdi:
-Sağ ol anne, çok susamıştım gene.İnanılmaz sıcak var, dedi çocuk bunalmış halde.
-Bir kaç haftaya serinlemeye başlar. Yazın son günleri artık, dedi kadın sakince.
Bahçeye çıktılar ve Saadet küçük çocuğu görünce gülümsedi:
-Gel canım.Nasılsın bakalım?Kaç zaman oldu seni görmeyeli be evladım! , dedi yaşına göre dinç duran kadın.
-İyiyim Saadet Teyze sağ olun.Sizler nasılsınız?
-Sağ ol evladım iyi olmaya çalışıyoruz işte. Futbol işi nasıl gidiyor?
-Oynamaya çalışıyorum, dedi çocuk sıkkın halde.Leyla çocuğu çaktırmadan dürttü:
-İyi gidiyor yani iyi.Sorduğunuz için teşekkürler, diye ekledi çocuk.
-Peki güzel o halde, dedi yaşlı kadın gülerek.
Leyla bu konuşmadan sonra yaşlı kadını bunaltmamak için çocuğu gelecek dolmuş saatine kadar mutfakta tutmak için evin içine yöneltti.
-Leyla, çocuğa şu dondurmalardan ver mutlaka, diyerek seslendi arkalarından Saadet.
-Tabii, teşekkür ederiz Saadet Hanım, dedi kadın ve çocuğunu tekrar dürttü:
-Teşekkürler Saadet Teyze, dedi çocuk aniden.
Evin içine geçip mutfağa gittiler. Leyla buzluktaki dondurmadan bir tane oğluna verdi:
-Anne bu çok pahalı!, dedi çocuk şaşkınlıkla.
-Yaa öyle tabii.Kazım Bey, yurtdışından gelirken getirmiş haftasonu.Saadet Hanım da kaç gündür al eve götür çocuklara diyor da hangi birine götüreyim diyerek kabul etmedim.Sana kısmetmiş.
Çocuk tam dondurma paketini açıp yemeye koyulacakken dış kapının açılma sesi duyuldu. Anne oğul dikkat kesildi. Sesler evin çocuklarının geldiğini haber ediyordu.Koşma sesleri giderek yaklaştı.Evin çocuklarından Cevdet mutfak kapısında belirdi.Kilolu ve Kenan’dan bir yaş küçük bu çocuk huysuzun tekiydi:
-O elindeki benim dondurmam! Bırak onu hemen, dedi bağırarak.Kenan’ın sinirden gözleri dolmuştu dondurmayı bırakıp evin dışına doğru koştu.Annesi de Cevdet’e bir şey demeden hızla oğlunu takip etti.Kena hızını alamamış sitenin dışına kadar koşacakken annesi bir anda kolundan yakaladı:
-Her zaman ki Cevdet işte ne alınıyorsun oğlum yaa, dedi kadın üzgün bir ifadeyle.
-Anne, tamam boşver eve gideceğim ben, dedi çocuk ağlamamak için kendini zor tutarken.
-Tamam bak al şunu, dolmuştan inince kendine istediğin dondurmayı al ve ye, dedi kadın cebinden çıkardığı çok da fazla olmayan parayı.
-Tamam anne sağ ol, dedi Kenan. İçeriden kimin belli olmayan bir ses “Leyla!”, diye seslenince Leyla oğlunun yanağından öpüp saçlarını okşayıp eve geri döndü.
-Görüşürüz anne, dedi çocuk sessizce.Kenan evin en aşağı merdivenlerinde bir süre çimenleri izleyerek oturdu:
-Bir gün o kadar zengin olacağım ki bir değil bir kaç tane bile alacağım o dondurmalardan, dedi üzgünlükle karışık sinirle.
Leyla yeniden mutfağa geçmişti. Mutfak dolaplarında bir şeyler ararken bir anda sallantı sesi duymaya başladı. Arkasını döndüğünde buzdolabının sallantısının sona erdiğini farketti. Bir an şaşırdı:
-Ne oluyor yahu?, dedi kadın şaşkınlık içinde.
Kenan, kendini toparlayıp siteden çıktı ve kol saatini kontrol etti. Dolmuş muhtemelen bir kaç dakikaya kadar gelecekti.Araç gelinceye kadar etrafına bakınmaya başladı.Bu sırada kafasından geçenler ise halen çözemediği sırrıydı. Acaba kendisi gibi başkaları olabilir miydi? Tıpkı futbol takımı gibi bir takım kursa ve şehir şehir gösteriler yapsa nasıl olurdu? Sihirbazlık adı altında yaparsa belki de sorgulayan bile çıkmazdı. Basit sihirbazlık numaraları der geçerdi insanlar. Yüzyıllardır olan şeylerdi sonuçta kim garipserdi ki?
Çok geçmeden bineceği dolmuş geldi ve araca binip eve doğru yol aldı.Vakit hızla geçmiş öğleden sonra olmuştu bile. Dolmuştan iner inmez annesinin dediği gibi dondurma aldı ve eve eve doğru yürürken yedi. Bugün fazla yorulduğundan arkadaşlarına katılmadan eve çıktı. Biraz dinlenmek istedi.Evlerinin kapısını yavaşça açıp içer girdi.Tam içer girip kapıyı kapatacaktı ki bir şeyin üstüne bastığını farketti yere baktı:
-Yok artık!, dedi şaşkınlıktan gülümseyerek:
-Bunu da yapmış olamam!
Üstüne bastığı şey Cevdet’in yedirmek istemediği pahalı dondurmaydı. Dondurma paketini eline alınca içindeki dondurmanın eridiğini hissetti:
-Seni dolaba koyalım en iyisi, dedi çocuk ve buzluğa dondurmayı koydu.
-Muhteşem bir şey!, dedi dolabı kapatınca:
-Annem bunu da görünce ufak dilini yutmasa bari, dedi gülerek.
Aile yeniden eve toplanırken Kenan, balkonda oturmuş etrafı seyrediyordu.Çok geçmeden annesi de işten döndü ve kadın duş alıp temiz kıyafetlerini giyip yemek hazırlamaya girşti.Kenan da annesine olanları anlatmak için fırsat kollamaya başladı.Kardeşlerinin salonda olmadığı bir anda annesiyle konulmaya başladı:
-Anne dondurucuya bir bakar mısın?, dedi çocuk gülümseyerek.
-Dondurma al demiştim yemeden buzluğa mı attın yoksa canım, dedi kadın sakince.Kenan sesini çıkarmadan annesinin buzluğu açışını izledi.Kadın,çocuğa bakmadan direkt dolabı açtı:
-Bu… Ama bunu buralardan almış olamazsın zaten verdiğim para yetmez!, dedi kadın dondurucudaki pahalı dondurmayı görünce.Şaşkın halde oğluna döndü.
-Eve benden önce gelmiş, dedi çocuk muzipçe sırıtarak.Leyla bir hamlede çocuğun iki omzunu tuttu:
-Kenan….Oğlum ya başka bir şeyleri de böyle yaparak getirirden eve?Çok dikkat çeker. Lütfen kendine hakim olmaya çalış, dedi kadın üzgün bir ifadeyle.
-Anne ne bileyim böyle içten üzülünce bunun başıma geleceğini?
-Sen de haklısın da işte…Saadet Hanım çocuğa götür bir kaç tane demişti ama getirmemiştim. Yani ona sayabiliriz bunu, dedi kadın acı acı gülümseyerek.
-E tamam bir sorun yok o halde, dedi çocuk ve balkona doğru gitti.
-Ah be çocuğum… Ne yapacağız bu durumunla, dedi kadın içlenerek
Ailenin yemek vakti gelince herkes yeniden sofraya kurulmuştu.Leyla düşünceli halde yemeğini yavaşça yerken bir kaç çocuk da annelerinin bu hali dikkatlerini çekip birbirlerine bakmıştı. Eve ahalisi kendi uğraşlarına çekilirlerken Leyla mutfağın bir köşesinde çayını koyup olan bitene kafa yormakla meşguldü. Çocuğunu üzmeden bu durumdan nasıl kurtulabileceklerini düşünmeye devam ediyordu. Çok geçmeden evin babası da geldi.Adam işten gelmiş ve oldukça yorgundu. Hızla temizlendi paklandı o da temiz kıyafetlerini giyerek eşinin yanına geldi:
-Leyla, ne yaptın bugün?, dedi adam.
-Aynıydı… Senin günün nasıl geçti? , dedi kadın,mutfak penceresinden sokakta yürüyen insanlara gözleri dalmış halde.
-Yorucuydu yaa.Sen epey yorulmuş gibisin. Uyu istersen erkenden, dedi adam karısının halinden endişelenmiş halde.
Leyla , bir anda kendini toparladı ve eşine dönerek:
-Cahit bugün gene bir şeyler yaptı…
-Kim? Kenan mı? , dedi adam.
-Evet…Ne yapacağız biz bu çocukla?, dedi bıkmış halde.
-Yarın haftalık iznim var.Gündüz vakti çocuklar yokken üç kişi bunu konuşalım, dedi adam kendinden emin şekilde.
-Ben de sana artık konuş diyecektim zaten. Belki seni dinler de bu şeyleri bırakır, dedi kadın umutsuz bir tebessümle.
Karı koca ve evin diğer bireyleri saatler ilerleyince her zamanki gibi dişlerini de fırçalamayı ihmal etmeden uyumaya çekildiler.
Sabah olunca evdekiler teker teker yataklarından kalkmaya ve her sabah yaptıkları gibi ellerini yüzlerini yıkayıp kahvaltı yapmak için salona geçmeye başlamışlardı. Cahit, kahvaltıdan önce çay içip televizyondaki haberleri izlerken bir kaç çocuk da annelerine kahvaltı için yardım ediyorlardı.Kenan da mahalle bakkalından gidip aldığı taze ekmekleri kesmekle meşguldü.
-Babaa!, diye bir ses geldi lavabonun olduğu taraftan.Bağıran evin ortanca çocuklarından Beril’di.
-Ne oldu? , dedi Cahit ve kanepeden kalkıp kızın yanına gitti.
-Baba, bu musluk gene çıktı yerinden yaaa, dedi kız üstü başı ıslanmış halde.Musluk yerinden çıkmış su kontrolsüzce banyonun tavanına doğru tazyikli bir şekilde fışkırıyordu.
-Git üstünü değiştir kızım, dedi adam. Kız gidince de bağırarak:
-Rızaaa!Gel buraya işimiz var.
Rıza, evde tamire en meraklı olan çocuktu:
-Geldim baba, dedi çocuk ve hızla babasının yanına geldi.
-Bu gene mi yerinden çıkmış yaa, dedi çocuk isyan ederek.
-Binanın aşağısından suyu kapat oğlum, dedi adam.
-Tamamdır baba, dedi çocuk ve daireden çıkıp hızla merdivenlerden indi.Rıza, kendi dairelerinin su vanasını kapattı ve bir süre sonra musluktan gelen su da kesildi.
-Çocuklar birini alet çantasını getirsin bana.
-Ben getiririm baba, dedi salondan bir çocuk.
Bu sırada Leyla da banyoya geldi:
-Kolay gelsin, dedi.
-Sağ ol canım, dedi Cahit musluğu eliyle yerine oturtmaya çalışırken:
-Yeni almanın zamanı geldi gibi de işte… dedi kadın sessizce.
-Bir süre daha idare eder yaa, dedi adam.
Çok geçmeden çocuklardan biri ağır alet çantasını getirdi:
-Çantayı içeri sokma, banyo ıslak. Annenin yanına koy, dedi adam banyonun kapısında duran eşini göstererek.
-Tamam baba, dedi çocuk ve çantayı bırakıp salona döndü.
Bu sırada Rıza geldi ve babasına yardım etmeye başladı.Kahvaltıyı geciktirmemek için aceleyle tamiri bitirmeye çalışıyorlardı:
-İngiliz anahtarını verebilir misin canım?, dedi adam kibarca.
-Tamam, dedi Leyla ve alet çantasını karıştırmaya başladı:
-Yok burada!
-Dikkatli bak oradadır, dedi Cahit halen muslukla uğraşırken.
-Yok işte.İstersen bir de kendin bak.
-Tamam, dedi adam ve alet çantasına uzandı.Hızlıca karıştırdıktan sonra o da anahtarın olmadığına ikna oldu:
-E nerede bu o zaman?Oğlum, kanepenin altlarına mı düştü bir bakıverin hele yaa, dedi adam yüksek sesle salona doğru bağırarak.
Bu sırada banyonun yanındaki odadan Kenan çıktı.Annesiyle babasına bakıp kolidorda yürümeye devam edecekken halının üstünde duran anahtarı gördü:
-Baba, halının üstüne düşmüş.
-Getiriver oğlum, demeye kalmadan Kenan refleksle sağ elini anahtara doğru uzattı.İngiliz anahtarı yerinden fırladığı gibi banyoya ve Kenan’a doğru havada hızla süzüldü.Bu sırada Leyla ve Cahit de olanlara şahit oldular
Kenan, havada gelen anahtarı tutamayacağını düşünerek eğildi ve “Tak!”, diye tok bir sesle anahtar duvara çarpıp yere düştü.Cahit’in ağzı açık kalmıştı:
-Gördün mü?, diye kocasına imalı bir şekilde baktı Cahit:
-Ben sana ne dedim?, dedi kocasına kendisine dönüp bakmaya devam ederken.
-Be- Ben inanmıyorum bu neydi?, dedi adam.
Kenan, babasına mahçup bir ifadeyle baktı.
-Oğlum ne yaptın sen?, dedi adam halen şaşkınlığı geçmeyen haliyle.
-Baba sana söyleyecektim, dedi çocuk babasına yaklaşarak:
-Fakat kızarsın diye çok çekindim.
-Bunu sonra konuşalım en iyisi, dedi adam o an musluk tamirine odaklanmak için. Leyla, Kenan’ın çekincesini görünce oğlunun kafasını okşayıp gülümsedi:
-Hadi sen öbür tarafa git, dedi kadın sakince.
Musluğun altındaki su giderini kontrol etmekte olan Rıza, yaşanan durumdan ve konuşulanlardan bir haber kafasını kaldırdı:
-Baba anahtar?, dedi.
-Ha al oğlum, dedi Cahit.
Kenan salona geçti ve kardeşleriyle oyalanmaya başladı. Leyla, banyodaki kocasını ve oğlunu musluk başında bırakıp mutfağa geçti.
Leyle, durumun ciddiyetinin arttığını ve yakında diğer çocuklarının da bu durumdan haberdar olacağından kaygılanmaya başlamıştı.Biraz önce bile neredeyse Rıza, her şeyi görecek olmuştu.Peki, kimseye duyurmadan bu konuyu nasıl çözebilecekti? Oğlunun bu sorununu biriyle paylaşırsa laf olmasından korkuyordu.Eşiyle güzelce bir konuşup karara varmanın öncelikli hedefi yapmaya karar verdi.
Cahit ve Rıza işleri bitince salona geldiler.Cahit, gördüklerini çocuklarına belli etmemeye çalışıyordu:
-Hallettik tamamdır, dedi.
-Aynen anne.Biraz zorladı ama idare eder uzun süre daha bizi, dedi çocuk mahçup bir ifadeyle.
-Sağ olun, dedi kadın.
-Kenan, oğlum biraz gelsene, dedi Cahit normal bir sesle.
-Pek,, dedi Kenan beti benzi biraz solmuştu.Babasının azarlayacağını düşünüyordu.Cahit’in arkasından yavaş adımlarla gitti.
Leyla da çocukların dikkatini çekmeden ikilinin arkasından diğer salona gitti.
Kenan, odaya geçince Leyla’nın da odaya geldiğini gören Cahit karısını da içeri aldı ve kapıyı kilitledi:
-Bu neydi şimdi Kenan?
-Ne neydi baba?, dedi çocuk sessizce.
-Az önce duvara anahtarı fırlattın? Bu numarayı nasıl yaptın? Sicimle bağlayıp çaktırmadan çektin mi?
Kanan’ın şaşkınlıktan ağzı açık kaldı ve hızla söze girişti:
-Baba ne numarası? Ne sicimi? Bunlarla uğraşır mıyım?
-Ben de öyle düşünüyorum.Bunlarla uğraşacak kadar ilgisiz mi bıraktık seni? Futboldaki başarınla yeterince ilgimizi çekiyorsun oğlum.Lütfen kendini toparla.
-Baba, bir anda başladı! Elimde değil! Neden ilgi toplamak isteyeyim zaten sen de diyorsun yeterince ilgi çekiyorum!
-Sesini yükseltme!, dedi Cahit.
-Cahit çocuğun üstüne gitme.Buna inanmak zor farkındayım ama bence de bir numara yaptığı yok.
-Ya hanım yapma bari sen de şu çocuğu savunma bana.
-Bekle, dedi Leyla ve odanın kilidi açıp içeri gitti.Cahit, odaya biri girer diye konuşmasını kesti.Leyla, hemen odaya geri döndü:
-Bunu görüyor musun?
-Dondurma? Ne alaka şimdi bu?, adam afallamış halde.
-Dün buraya kendi kendine geldi.
-Nasıl kendi kendine yaa?Ne diyorsun Leyla?, dedi adam.
-Saadet Hanımın buzdolabından bizim eve gelmiş.Bil bakalım bu dondurmayı o gün kim görmüştü?
-Yok artık, dedi adam oğluna dönerek.
-Evet baba…O kadar istedim ki yemeyi sanırım eve ben getirdim istemeden, dedi çocuk masumca.
-Bunu kontrol etmeye çalışacaksın o zaman Kenan! Bu sene okul başlayınca eğer bu şeylere devam edersen büyük olay olur etrafta.Saçmalamayı kes!, dedi adam sesini yükselterek.
-Cahit sakin ol! , dedi kadın eşinin kolunu tutarak.Kenan, babasının bu ses yükseltmesiyle ödü koptu ve ağlamaya başladı.Cahit , olanlardan korkmaya başladığı için gereksizce bağırdığının farkına vardı ve gidip oğluna sarıldı:
-Oğlum, öyle bağırmak istemedim.Lütfen üzülme.Bakacağız çaresine bunun.
-Oğlum tamam.Babanla ilk kez böyle bir şeye şahit oluyoruz.Kusurumuza bakma lütfen.Aşacağız bu durumu merak etme, dedi kadın da oğlunun yanına gidip saçlarını severek.
-Peki baba…Umarım anne, dedi çocuk umutsuzca.
Evdeki çocuklar dışarı çıkmıştı.Leyla işe gitmek için hazırlanırken iş yerinden bir telefon geldi:
-Abla, Saadet Hanımlar aniden vefat haberi aldılar ve cenaze için memleketlerine gittiler.Bugün gelmene gerek yok.Bu sıcakta yorulma.Ben işleri hallederim zaten evdeyim, dedi çocukların bakıcısı.
-Ay canım kim? Başları sağ olsun, dedi Leyla üzülerek.
-Uzak akrabalarıymış ama gene de gittiler abla.
-Anladım canım.Çok sağ ol sana da.Kolay gelsin hadi iyi günler o zaman, dedi Leyla ve telefonu kapadı.
-Ne olmuş? , dedi Cahit merakla.
-Evdekiler cenazeye gitmiş.Aliye de “Sen yorulma abla.Ben hallederim işleri”, demek için aramış.
-E iyi o zaman.Ben çıkıyorum.Akşam görüşürüz, dedi adam ve dış kapının kolunu indirdi ve kapıyı açınca karşısında iki kişiyi görünce korktu:
-Ah!, dedi adam şaşırarak:
-Ödümü kopardınız, dedi şık giyimli biri erkek biri kadın olan çifte.
-Buyrun birini mi aramıştınız?Ya da mahallede mi kayboldunuz?, dedi Leyla gülerek.Çünkü bu çift , işyerindeki zenginlerin giyimine benzeyen kıyafetler içerindeydiler.
-Leyla Hanım?, dedi pembe takım elbiseli sarışın kadın.
-Evet benim? Siz kimsiniz?, dedi Leyla çekinmeye başlayarak.
-Cahit Bey?, dedi yanındaki esmer uzun boylu lacivert takım elbiseli adam.
-O da benim evet? Siz kimsiniz?.
-Ben Serap.
-Ben de Bufarin, dedi adam da.Oğlunuz Kenan’ın kolejimize seçildiğini haber vermek için geldik.
-Ne koleji? Yoksa futbol bursu mu aldı!, diye sordu hemen Cahit.
-Buyrun içeriye geçin.Ay kusura bakmayın ayakta sorguya çektik resmen sizi, dedi Leyla mahçup bir ifadeyle.
-Hiç sorun değil Leyla Hanım, dedi Serap.
-Ne kusuru Leyla Hanım, çok sağ olun, dedi Bufarin de.
İkili mutfağın bulunduğu salona geçerken ,Kenan televizyona dalmış bir haldeydi.Babasının kendisine seslendiğini bile duymamıştı.
-Oğlum bak burs kazanmışsın!, diyerek salona geldi Cahit.
-Ne bursu baba? , dedi çocuk şaşkın gözlerle.Bu arada içeri gelen ikiliye de garip garip süzdü.
-Merhaba canım ben Serap, dedi Serap ve çocuğun elini sıktı.
-Merhaba Kenan, dedi Bufarin ve o da çocukla tokalaştı.
-Lütfen oturun, dedi Leyla ve Cahit. Leyle gelenlere çay koymak için çaydanlığa biraz daha su ekledi ve demlemeye bıraktı:
-Çay ısıtıyorum ama hava sıcak.İsterseniz soğuk su getirebilirim, dedi Leyla
-Zahmet etmeyin.Biraz konuşalım gideceğiz.Daha uğrayacağız çok çocuk var, dedi Bufarin.
-Biz, Kenan gibi çocukların olduğu bir okuldan geliyoruz.Onun gibi özel yetenekler olan, diyerek söze başladı Serap.
-Evet oğlumuz futbol konusunda epey yetenekli, dedi Cahit.Ancak Leyla gelen ikilinin futbolla alakalı konuşmayacağını sezmeye başlamış gibiydi:
-Bu okulunuz…Adı neydi?, dedi Leyla.
-Vadifener Sihir Koleji, dedi Bufarin.
-Ne saçmalıyorsunuz beyfendi?, diye ayağa kalktı Cahit.
-Evet, direkt söylememiz sizin açınızdan da iyi olur diye düşünüyoruz, diye lafa girdi Serap:
-Sizin çocuğunuz artık kolejimizde eğitimine devam edecek.
-Serap Hanım bu- bu nedir ne değildir biz anlamıyoruz günlerdir bu yaşananlar….
-Anlıyorum sizi Leyla Hanım ve Cahit Bey.Ancak çocuğunuzdaki gelişmeler azalmayacak.Gün geçtikçe artacak.Bu da sizle yaşamasını epey zorlaştıracak.
-Bu yüzden kolejde eğitime devam etmeli, dedi Bufarin.
-Sizin düzembaz olup olmadığınızı nereden bilelim!, diye çıkıştı Cahit.
Serap ve Bufarin birbirine baktı.Ceket içlerinden çıkardıkları asa ile etraflarında bir rüzgar oluştu ve kıyafetleri tamamen değişti.Artık Bufarinin üstünde lacivert bir pelerin ve Serap’ın üstünde de pembe tüllerden pelerini vardı.
-Gördünüz mü?, dedi Serap.Leyla,Cahit ve hatta Kenan gördükleri karşısında şok oldu.Kenan sevinçle:
-Yalnız değilmişim işte! Siz de artık gördünüz!, diyerek bağırdı.
-Bu inanılmaz, dedi Leyla, sağ elini ağzından çekip gülümseyerek.
-Ne diyeceğimi bilemiyorum.Yani bu- bu gerçekten mümkün olamaz, dedi Cahit sessiz bir şaşkınlık haliyle.
Serap, pelerininden zarfı çıkardı:
-Leyla Hanım, bunun içindeki tohumu yarın gece sessiz ve mümkünse ıssız bir orman civarında yere gömüp beklemeniz gerekecek.Kenan’ın çantasını ve bavulunu hazırlamayı da unutmayın elbette.
-Nerede bu okul? , diye sordu Leyla zarfı alırken.
-Sizin gelemeyeceğiniz kadar uzak bir yerde, dedi Bufarin.
-Başka bir çözümü yok mu bu şeyin? Mesala Kenan bunları yapmadan hayatına devam etse?, dedi Cahit.
-Bunu kontrol etmesi mümkün değil Cahit Bey, dedi Serap.
-Kendine hakim olsan, dedi acı acı bakarak oğluna.
-Baba…, dedi çocuk bıkkınlıkla.
-Cahit Bey kabul etmesi zaman alacak farkındayız.Bizim gitmemiz gerek.Yarın dediğim gibi hazır olun, diyerek kalktı Serap.Bufarin de onu takip ederek kalktı.Kapıya doğru ilerleyip aileye döndüler:
-Kapıda değil de buradan gidelim en iyisi, dedi Serap gülümseyerek ve asasını kendisinin ve Bufarin’in üstünde gezdirmeye başladı.İkili rüzgar eşliğinde gözden kayboldular.
Bölüm etkileşimi
