2. bölüm / 5
UNUTMANIN SICAĞIGiriş 2
Bölümler 5Şu an: Giriş 2
- 1 Giriş1848 kelime
- 2 Giriş 2454 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Can Buğusu2.256 kelime
- 4 Köy1.983 kelime
- 5 Çamur1.091 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Seneler benden her şeyimi alıp götürmüşken görüyordum ki onda her şey olduğu gibiydi. Boğazımdaki yumruyu geçirebilmek adına yutkundum. Geçmek bir yana dursun daha da büyüyüp nefes almamı engellemeye başladı.
Dudaklarım usulca aralanırken elim göğsümün üstüne gitti. Gözlerini kapatıp benim senelerdir yapamadığımı o yine tek hamlede yaptı. Nefesini derince içine çekti.
Ayaklarım benden izinsiz hareket etmeye başladığı anda yanından yıldırım gibi geçtim. Dış kapıya geldiğimde çaresizce kafamı sağ tarafa doğru çevirdim. Ne bulmayı umuyordum bilmiyorum ama şu anda görmek istediğim tek şey onların yeni eviydi. Çenemi birbirine kenetleyip gözlerimi kapattım. Bunu bir kez daha bana yapmaya hakkı yoktu. Bu sefer izin veremezdim. Vermezdim.
Yağmur şiddetini daha da artırırken benim gözüm hiçbir şeyi görmüyordu sanki. Yan evi bahçe kapısını vurarak açtığımda arkamda da bir hareketlilik hissetmiştim. Gözlerim telaşlı yeri tararken sonunda aradığım bulmuş olmanın keyfiyle dudaklarım iki yana kıvrıldı.
Eğilip yerden aldığım taşı var gücümle cama fırlattım. Güçlü bir kırılma sesi kulaklarıma dolduğunda, çam parçaları çoktan etrafa sıçramış tuzla buz olmuştu. Ama yetmezdi 3 seneme 1 taş 1 cam yetmezdi. Az ilerdeki taş gözüme çarptığında ileriye doğru atıldım. Onu da öbür cama fırlattığımda tekrar bir patlama sesi yayılmıştı gecenin karanlığına. Yağmur hafif hafif dinmeye başlarken yüzümdeki gülümseme artık keyiften çok uzak bir hal almıştı. Yavaşça arkama döndüğümde, gözlerimin içine bakan Barut bir kez olsun evlerinin camlarına dönüp bakmamış mıydı?
Doğru ya o benim de kalbim paramparça olurken dönüp bir kez bile bakmamıştı can kırıklarıma.
Dudaklarımı dilimle ıslatıp konuşmaya başladım
“Komşuluk böyle başlar bizde.” kaşları hayret edercesine yukarı doğru kalktı. Adımları ona doğru atmaya başladığımda ellerini cebinden çıkartıp duruşunu düzeltti. Ayaklarım aramızda bir karış mesafe kalana kadar durmadı. Başımı vakur bir tavırla yukarı doğru kaldırdığımda beni görmek adına başını biraz daha aşağıya indirdi.
“Madem geldin hoş bulmadın.”
İnatla gözlerimin içine bakarken dudakları usulca aralandı.
“Bitti mi?”
Dudaklarım memnuniyetsizce iki yana kıvrılırken konuştum.
“Daha yeni başlıyorum.”
Bu kez oda tebessüm etti fakat bu benimki keyifsiz bir tebessümden daha çok başına geleceklere razıymış gibi mutlu bir tebessümdü.
Bunu fark etmek beni daha çok çileden çıkartırken dudaklarım düz bir hal aldı. Yanından hızlıca geçip yürümeye başladığım zaman nereye gideceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama gözümü çarpan keskin far ışığı bana yardımcı olmuştu. Gözlerim istemsizce kısılırken adımları sol tarafa doğru atmaya başladım.
Devran rahatsız olduğumu fark etmiş olacak ki farları kapattı arabanın kapısını açıp oturduğumda solumdaki adama çevirdim bakışlarımı
“Geç mi kaldım yoksa erken mi geldim?”
Konuşmaya gücüm kalmadığı için usulca kafamı iki yana salladım. Oda üstüme gelmeyip arabayı tekrar çalıştırdı.
Barut elinde ne zaman yaktığını bile görmediğim sigarasıyla gözlerini benim üstümden bir an olsun ayırmıyordu. Fırtına temmuzda kopmaz derler ama bazı adamlar mevsim dinlemezdi bilirdim.
Araba yavaşta hareket etmeye başladığında kafamı koltuğa yaslayıp gözlerimi kapattım. Ben bu gece Devranın sağ koltuğuna oturduğumda bir adamın sabrını ateşe attığımı bilmiyordum...
Bölüm etkileşimi
