13. bölüm · Umuda Sıçrayan Alevler
13.Bölüm
Evet canlar yeni bir bölümle birlikte karşınızdayım keyifli okumalar diliyorum.✨
2 Ay Sonra...
Tam iki ay...Koral öleli tam iki ay olmuştu...Ben mi?
Ben depresyondan çıkamayalı 2 ay olmuştu...
Koral'in gözlerimin önünde vurulması,son sözleri hiçbirini unutamıyordum...
O günden sonra Koral'in adamları beni babamın yanına bıraktılar.Babamla birlikte Koral'in babama verdiği bu evden ayrıldık ve kendi evimize döndük fakat Koral'in adamları bizi Aras'a karşı korumak için bizimle kalmalarının doğru olduğunu düşündüler ve artık bizim korumamız olarak bizimleler.
Ve ben...Artık ait olduğum yerdeyim...Kendi evimde...
Hayatım boyunca hep insan ait olduğu yerde olunca mutlu olur sanırdım fakat değer verdiğin insanlar yanında olmayınca ait olduğun yerin mutluluğu da geçici oluyormuş...
Koral'e değer veriyor muyum?Sanırım evet.Neden bilmiyorum ama ona değer veriyorum.Bana yaptığı onca şeyden sonra ondan nefret edemiyorum.
Ben bu düşüncelere neredeyse bininci kez dalmışken babam odamın kapısını tıklattı.
"Girebilirsin."
Babam tedirgin bir şekilde odaya adımını attı ve konuşmaya başladı.
"Kızım sana en sevdiğin bitki çayını yaptım.İçersin diye getirdim."
"Sağol baba masaya bırakabilirsin."
Babam bitki çayını masaya bıraktıktan sonra birkaç adım atıp yanıma geldi ve yatağıma oturdu.
"Kızım ne zaman geçecek bu halin?"
"Bilmiyorum baba bilmiyorum..."
"Biliyorum zor ama hayatına devam etmek zorundasın kızım.Sen mezun oldun bunu bile kutlayamadık seninle."
Mezun olduğum için kutlama yapamamak beni çok üzüyordu çünkü hep bunun hayaliyle yaşamıştım fakat bu durumda da mezuniyet kutlaması yapmak hiç içimden gelmiyordu.
"Bak ne diyeceğim bu akşam partin var hazır ol."
"Baba lütfen."
"Kızım daha fazla bu halde olmana izin veremem.Benim kızım böyle kalamaz ve hayata dönmeye ilk olarak mezun oluşunu kutlayarak başlıyoruz."
Babama yorgun gözlerle bakıyordum.
"Hayır yapmayalım desemde yapacaksın değil mi?"
Babam tebessüm etti.
"Evet yapacağım bu yüzden akşama hazır ol."
Derin bir nefes aldım ve zorla tebessüm ettim.
"Peki öyle olsun."
"Heh şöyle kızım ya.Ben hazırlıklara başlıyorum sende çayını iç ve kendine gel."
"Tamamdır baba teşekkür ederim."
Babam tebessüm ederek odadan çıktı.
Oflayarak kendimi tekrardan yatağa bıraktım.Kendim için değil babam için mutlu olacaktım.Çok istiyordu mezuniyetimi kutlamayı bende onu kırmayacaktım.
...
Saat akşam yediyi geçiyordu.Şimdi ise aynanın karşısında elbiseme bakıyordum.Elbisem lacivert,simli,şifon kumaş bir elbiseydi.Saçlarımı tepeden sıkıca toplamıştım.Bir tutamını ise kenardan yüzüme düşecek şekilde serbest bırakmıştım.
Gümüş renginde hafif bir makyaj yapmıştım.Güzel olmuştum fakat şu anda buna sevinebilecek gibi de hissetmiyordum.Güzel olmak hayatımı da güzel yapmıyordu maalesef...
Odamdan çıkmadan önce gümüş renginde topuklu ayakkabılarımı da giydim.Derin bir nefes aldım ve bahçeye indim.
Çok bir akrabamız yoktu görüştüklerimiz ise başka şehirlerde yaşıyordu.Yani gelen hediye kargolarını açacaktım ve babamla baş başa bir kutlama yapacaktık.
Bahçede benim için hazırlanan güzel bir masa vardı.Masanın üstünde ise sevdiğim birçok atıştırmalık vardı.Bütün hediye paketleri ise masanın yanında duruyordu.Yüzüme zoraki bir tebessüm yerleştirip masaya doğru ilerledim.
"Kızım çok güzel olmuşsun."
"Teşekkür ederim baba."
"Açmamı istediğin bir şarkı var mı?"
"Yok baba sessizlik daha iyi."
Babam iç çekti.
"Peki tamam.Önce hediyelerini açalım istersen."
"Peki olur."
Babam bana ve kendi için getirdiği sandalyeleri işaret ettiğinde geçip sandalyeye oturdum.Hemen ardından babam da karşımda yerini aldı ve hediyeleri açmaya başladım.
"Bu teyzenden geldi."
Hediye paketini yırttım ve içinden güzel pembe bir elbise çıktı.
"Beğendin mi kızım?"
"Güzelmiş."
Babam aldığı cevaptan memnunmuşcasına tebessüm etti.Elbiseyi kenara koydum ve diğer paketlere geçtim.
Birkaç kişinin daha hediyesini açtıktan sonra son pakete geçtim.
"Bu kimin bilmiyorum kızım ama korumalar kargolarla birlikte verdiğinde dedim belki bi arkadaşınındır."
Şaşırmıştım çünkü hiçbir arkadaşımla olanlardan sonra görüşmemiştim.Ve onlar genelde hediyeyi kargoyla yollamak yerine eve gelip bana verirlerdi.
Hediye paketini yırttım ve içinden bir kutu çıktı.Derin bir nefes alıp kutuyu açtığımda içinden bir Nilüfer çiçeği kolyesi ve bir tane de boyama kitabı çıkmıştı.
"Kimden gelmiş kızım?"
"Bilmiyorum baba."
Kutunun içini biraz daha incelediğimde bir not buldum.Tereddütle kağıdı elime alıp açtım.Not bilgisayardan yazılmıştı belli ki el yazısı değildi.Derin bir nefes aldım ve notu okumaya başladım.
"Nilüfer çiçeği bataklıkta tertemiz ve kusursuz bir şekilde yüzeye çıkar.Çok saf,çok temizdir.Bir bataklığın içinde böyle bir çiçek yetişmesi o çiçeği çok değerli ve güçlü yapar.Bu yüzden anlamı çok derindir.Bu çiçeği bir kolye olarak sana verme sebebim ise benim bataklığı aratmayan pis hayatımda bir Nilüfer çiçeği kadar zarif,saf ve temiz bir şekilde hayatımda yer alman.Hayatımdaki tek güzel şey...Bu yüzden benim Nilüfer çiçeğim sensin.Boyama kitabı ise küçükken benimle paylaşmayı o çok istediğin boya kalemleriyle boyaman için.Her boyadığın resim için teşekkür ederim.Her resimde beni hatırla.Ama senden ricam hayatım zaten karanlıkken o resimlerde de siyah bulunmasın.At o siyah boya kalemini rengarenk olsun resimlerimiz..."
Ellerim titriyordu,gözlerim dolmuştu.Bu kesinlikle Koral'den gelen bir hediyeydi fakat nasıl?
Koral ölmüştü fakat bu hediye ne anlama geliyordu?Önceden almış olsaydı eğer anlardım fakat notu bile gelecekten bu güne hitap eder gibiydi..
"Kızım kimden,iyi misin sen?"
"Ben,ben iyiyim baba sadece biraz yürüyüş yapmak istiyorum lütfen."
"Tek bırakamam seni kızım."
"Baba söz veriyorum geri geleceğim l-lütfen."
Babam derin bir nefes aldı.
"Peki tamam ama çok geç kalma."
Başımı onaylar şekilde salladım ve hediyeyi de alıp içeriye girdim.Hızlıca odama çıkıp hediyeyi dolabıma sakladıktan sonra dolaptan bir kot pantolon ve birde tişört çıkartıp hızlıca giyindim.Ardından telefonumu ve kulaklığımı da alıp evden çıktım.
Kulaklığımı taktım ve sessiz sokaklarda yürümeye başladım.
Koral ölmüştü fakat bu not ve bu kargo bana nasıl ulaşmıştı?Önceden öleceğini bilmesi mümkün değildi.Eğer tahmin etmiş olsa bile Aras her şeyi anlattığında bu kadar kırılmaz,şaşırmaz,bana bunların doğru olup olmadığını sorup durmazdı.Peki ya bu nasıl oluyordu?
Zihnim benimle oyun oynuyor gibi geliyordu çünkü kimsenin olmadığı,yalnızca sokak lambalarının aydınlattığı şu sokakta Koral'in yaşama ihtimaliyle savaşıyordum.
Bu düşünceden kurtulmak istercesine başımı her iki yana hızlıca salladım.
"Saçmalama Liyan mümkün değil."
Derken bi anda karşı binanın duvarında bir gölge gördüm ve benim bakmamla birlikte anında kayboldu.
Yutkundum.Takip mi ediliyordum?
"Kimse varmı orada?"
Ses gelmedi.Derin bir nefes aldım ve deli cesaretiyle o binaya doğru ilerledim.Gölgeyi gördüğüm duvara geldiğimde ise kimse yoktu.
"Az önce buradaydın kimsin?"
Derken binanın bir diğer duvarından buraya doğru bir kağıt parçası savruldu.İlk başta korkuyla kağıttan uzaklaştım fakat sonrasında derin bir nefes aldım ve kağıda doğru ilerleyip kağıdı yerden aldım.
Kulaklığımda kısık seste bir müzik çalıyordu ve birazda olsa dikkatimi dağıtmayı başarıyordu.
Derin bir nefes aldım ve kağıdı açıp okumaya başladım.
"Gece yalnız gezmemelisin."
Belli ki beni takip eden her kimse beni bir oyuna dahil etmek istiyordu.Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım.
"Nedenmiş senin gibilerle karşılaşırım diye mi?"
Birkaç dakika sonra bir not daha aldığımda bu durumu garipseyerek o notu da aldım ve okumaya başladım.
"Hayır benim gibi olmayanlarla karşılaşırsın diye.Benden zarar gelmez ama onlardan gelebilir."
Sinir bozukluğuyla güldüm.
"Ben nereden emin olacağım bana zarar vermeyeceğine?"
Birkaç dakika sonra yine bir not daha aldım.
"Kimsenin olmadığı bir sokakta bir gece vakti yalnızsın.Sana zarar verecek olsaydım tam zamanı olurdu."
Haklıydı fakat neden yüzünü belli etmediğini sormak istedim ona.
"Peki neden ortaya çıkıp yüzünü göstermiyorsun?"
Yeni bir not daha.
"Çok soru soruyorsun bence daha fazla burada durma ve evine git baban seni bekliyor."
Yutkundum.Babamla yaşadığımı nereden biliyordu?Zarar verecek olsaydı haklıydı istese verebilirdi ama benim hakkımda bu bilgiye nereden sahipti?
"Nereden biliyorsun sen babamla yaşadığımı,beni sürekli takip mi ediyorsun?"
Yeni bir not daha.
"Kuşlar söyledi,hadi evine dön."
Derin bir nefes aldım ve elimdeki bütün notları katlayıp telefonumun arkasına sıkıştırdım.
"Beni takip etmeyi bırak ve tamam eve gidiyorum ama sen istedin diye değil,babam beni beklediği için gidiyorum."
Kulaklığımdaki müziğin sesini arttırıp eve doğru yürümeye başladım.
Buda kimdi,amacı neydi ve beni nereden tanıyordu,benden ne istiyordu?...
Evet canlar bir bölümün daha sonuna geldik.Yorumlarınızı bekliyoruuum.✨
Instagram hesabım: birokusanseversin_
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere,hoşça kalın.🫶🏻
