2. bölüm / 2
Umarım olur2.bölüm
Bölümler 2Şu an: 2.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
15 gün önce..
"Babaa babaaa eğitimi tamamlamışıımm inanamıyorum anneee" koşarak salondaki anne ve babamın yanına oturdum "geçmişim sınavı geçmişim eğitimi tamamlamışım" diye hevesle konuştum. İkiside yüzlerinde bir gülümsemeyle bana bakıyorlardı yüzümdeki gülümseme soldu birden "tabi siz biliyordunuz değilmi insan Bi söyler yani" ümütli ümitli bekliyordum bide
"Diğer adaylarla birlikte öğren istedik kızım üzülme hemen" dedi annem
Ben hiç okula gitmemiştim. küçüklükten belli annem ve babam eğitmişti beni zaten kendimi hatırladığımdan belli bir asker gibi yetiştirilmiştim onlara sorduğumda yaşıtlarım gibi neden okula gidemiyorum dediğimde okulda alacağım eğitimin daha iyisini onların vereceğini okulda boş yere yıllarımı harcayacağımdan bahsetmiştiler. Annem ve babam okulun 12 yıllık verdiği eğitimi bana yaklaşık 8 yılda vermişti sadece sınavlara girmiştim benden en az 6 7 yaş büyük insanlarla. 14 yaşımdan 18 yaşıma kadar hem üniversite sınavına hemde askeri eğitimlerime devam etmiştim İngilizce almanca rusca ve kürtçe, İspanyolca, Arapça öğrenmiştim 18 yaşımda kara harp okulunu kazanmış 4 yılda yine evde eğitim görmüştüm ve şimdi eğitimim bitmişti en son hem yazılı hem sözlü hem fiziksel sınava girmiştim ve geçmiştim nihayet bitmişti şimdi vatanım için, annem babam ve abim gibi çalışma vaktiydi
Ben hayatımda çok az dışarı çıkmıştım dışarı çıkmak istesem de ailem bu konuda hep katı olmuştu. ailem bazı şeylere cevap versede bazılarınada açıklamaları yoktu. Çok saçma geliyordu bazı şeyler. okula gitmememin sebebi bile çok saçmaydı. Tek arkadaşım abimdi küçükken oda askeri liseye gidince tek kalmıştım.
Asıl gerçeği abim anlatmıştı 3 sene olmuştu. Keşke ailemde zamanında anlatsaydı. Ama onlarda ölüm korkusuyla yaşamamı istememişler. Anlattığı içinde abime kızmıştılar ama her gün bu konu yüzünden ağlayan ergen bana dayanamamış anlatmıştı abim.
Annem bana hamileyken olmuş olanlar o zamanlar babam operasyondan operasyona koşan tüm hainlere dünyayı dar eden bir yüzbaşıymış en büyük düşmanı ise Çakal adlı biriymiş bir gün onu öldürmeye o kadar yaklaşmış ki Ama yine kaçmayı başarmış babamda etrafını sardıkları Deponun içinde olduğunu düşünerek orayı patlatmış meğersem orada Çakalın hamile eşi varmış bir zaman sonra Çakal O kadar güçlenmiş ki Türkiye'nin içlerine bile girmeye başlamış ve sürekli babamı tehdit etmiş "merak etme eşine dokunmam ama kızını Benden korursan iyi olur İntikamım ağır olacak komutan" demiş Bunun içinde ailem beni korumak için hiçbir yere bırakmamış bu durum beni çok üzdüğü için Canım abim intikamını almak için söz vermişti bana. almıştı da Çakal ı öldüren babam değil abim olmuştu ama sonra Çakalın Sağ kolu olan Çengel hain bir pusuyla abimi şehit düşürmüştü Bazen kendimi suçlamadan edemiyordum Belki de benim yüzümden Şehit olmuştu abim
Abimin cenazesine kadar neredeyse hiç dışarı çıkmazdım abim Şehit olduktan sonra yavaş yavaş tehlike artık ortada olmadığı için çıkmıştım dışarı. arada bir babam beni askeri eğitimlere götürüyordu 2 senedir tanıyordum dünyayı her cuma saat 1 de abimin mezarına giderdim. Hepsi abim sayesindeydi. Bende abim için teröristlere dünyayı dar edecektim
"Eeee babacım ilk görevimi ne zaman alıyorum" dedim heyecanlı bir sesle
"İlk görevin hazır bile kızım 1 haftadır seni bekliyor" demişti babam ve hiç aklıma gelmeyecek o görevi vermişti
Ankara da bir lisede öğrenciler uyuşturucu kullanıyormuş ve okul bildiğimiz satış yeri haline gelmiş dışarıdan birileri öğrencilere uyuşturucu hap tedarik ediyormuş ama bunu okadar gizli yapıyorlarmış ki anlamak mümkün bile değilmiş çok zor bir görevmiş suçluları bulup köküne inip adalete teslim etmeliymişim aslında beklediğim bir görev değildi Bu tür görevleri istihbaratçıların yapmasını bekliyordum ama görev görevdi başımın üstünde yeri var diyerek kabul etmiştim ve bu görev için babamın bana kişisel tanıdığı süre sadece 1 haftaydı
🍀🍀🍀🍀🍀🍀
Şimdi....
Gidip Halil İbrahim in yakasına yapışmamak için kendimi zor tutmuştum. O cebindeki şeyi ne yapıp ne edip almam ve ne olduğuna bakmam lazımdı. Ali Turap ın içeri girmesini bekledim oldukça heyecanlı ve endişeli duruyordu. Yanımdan geçerken selam verdi ve meldivenleri tırmanmaya başladı içimdeki kurt iyice içimi kemirmeye başlamıştı. Fark edilmeyecek şekilde meldivenleri çıktım peşinden. Ali Turap kolidorda kendi boylarında bir çocuğun yanına gitti cebinden elinde gizlediği birşey çıkardı çocuğa gösterdi ve hemen cebine geri bıraktı. Çocuğa birşeyler söyleyerek hızla aşağı inmeye başladı. Yanımdan geçerken şüphelenmesin diye pencereden dışarı bakarmış gibi yaptım okuldan çıkarak spor salonuna doğru ilerledi ve içeri girdi düşündüğüm gibiyse birazdan arkadaşlarıda peşinden girecekti gözlerimi pencereden ayırmadım biraz sonra az önceki çocuk ve Bir kız birlikte spor salonundan içeri girdi pencereden bakmayı bırakıp hızla spor salonundan içeri girdim bunları yaparken tenefüste ki öğrencilerin anlamayacağı şekilde hareket etmiştim
Benim odam ve Burak hocanın odası kilitliydi büyük spor salonuna kapının ağzından kafamı uzatıp baktım boştu. Soyunma odaları ve tuvaletlerde de kimse yoktu geriye sadece depo kalmıştı kapı kapalıydı. sanırım girmekten başka çarem yoktu. Bulmayı düşündüğüm şeyi yakalarsam bilmemezliğe verirdim ve hemen Halil İbrahim in fişini çekerdim. gerçekten başka çarem yoktu işi çözmek için 5 günüm kalmıştı. Kapıyı birden açarak içeri girdim kapının açılmasıyla kız kendini Ali Turap ın arkasına saklandı zaten oldukça küçük Bi kızdı yanındaki çocuksa yakalanmış gibi bana baktı "hocam" dedi Ali Turap suçlu bir sesle
Sesimi normal tutmaya çalışarak "ne işiniz var burada çocuklar" dedim Ali Turap konuşmadan arkasındaki kız yanına gelip elini tutarak bana döndü "hocam onun bir suçu yok bizim 1.yıl dönümümüzde bana hediye almış Ali" suçlu bir ifadeyle boynundaki kolyeyi gösterdi "hocam biz aslında Burak hocadan izin almıştık Cansu ya sürpriz yapacağımdan haberi vardı sağolsun Halil abide getirdi hediyemi gizlice" dedi Ali Turap.
İnanmalımıydım bilemedim sonuçta yakalanma ihtimaline karşı Bi senaryoları vardır diye düşündüm "Tamam çocuklar ama yinede üstünüzü aramak durumundayım" diyerek aradım iyice ceplerini sadece Ali Turap ın cebinden küçük kırmızı bir kutu çıktı oda boş bir kutuydu hediyenin kutusu
"Tamamdır çocuklar benim haberim yoktu üzgünüm böyle böldüğüm için çıkıyom ben" birşey söylemelerini beklemeden çıktım dışarı. Başarısız olmuştum babam haklıydı hala yeteri kadar iyi değildim sanırım. 5 günüm kalmıştı. İçerideki olayda beni etkilemişti ben okula hiç gitmediğim için bir kere bile sevgilim bile olmamıştı. Üzüldüğüm şeyin saçmalığını fark ederek çıktım spor salonundan aslında Bi yandanda sevinmiştim bir yanlış anlaşılma olduğuna ilk tanıdığım öğrencimin böyle birisi olmasını istemezdim yani
Gün boyu başka şüpheli şey fark etmedim ertesi günde öyle devam etti ama boş durmayıp araştırmalar yapmıştım okulun krokisini falan ezberlemiştim. yine aynı parkurda öğrenciler yarışmıştı Bi arada doktora gidip incinen sırtımı sardırmıştım. bugün perşembeydi yarın cuma hafta sonunu saymazsak yarına bu işi çözmem gerekti ama şüpheli kimse yoktu dünde Halil İbrahim le karşılaşıp ayak üstü sohbet etmiş ve gerçekten çocukları düşünen mahallenin iyi kalpli abisi olduğuna kanaat getirmiştim hatta Bi ara çocuklara musallat olan bir şeylerden bahsedecekken çalan bir telefonla gitmişti ama onu bugün okulun bahçesinde sohbet etmeye çağırmıştım elimdeki piyonlar tek tek azalıyordu.
Okulun çıkışına ilerledim ve çocuklara simit satan Rüstem amcaya yaklaştım eskiden babamla işten çok iyi arkadaştılar ama sağlığı askerlik için el vermeyince emekli olmuştu en son katıldığı operasyonda bacağından vurulmuştı ve ağayı hafif askıyordu. Halinden gayet memnun duruyordu "Günaydın Gazi abim" hep şehit olmak istiyordu ama Nasib olmamıştı o yüzden ona gazi abim demem çok hoşuna gidiyordu "günaydın kızım" dedi
"Etrafta şüpheli bir durum varmı" diye sordum "yok kızım gözümü dört açıyorum ama şimdiye kadar Bi pürüz yakalamadım"
"anladım bana ordan iki simit sararmısın"
Kafasını salladı ve poşetin içine iki simit koyup uzattı bana. ne kadar samimi Bi şekilde konuşsakta dışarıdan yalnızca müşteri gibi görünüyordum cebimden para çıkarıp uzattım normalde asla almazdı ama şuan görev icabı almak zorundaydı para üstünü alarak okula doğru yürüdüm ve bahçedeki çardağa oturdum tüm öğrenciler az önce derse girmişti yanımdaki sepetten sofra örtüsü çıkararak serdim küçük termosumu ve iki bardak çıkardım simitleride koyarak Halil İbrahim i beklemeye başladım. Biraz sonra gelmek üzereyim diye mesaj atmıştı dün numarasını almıştım. Bahçe kapısından girdiğini görmemle elimi kaldırıp olduğum yeri gösterdim.
Beni görünce gülümseyerek bu tarafa geldi ve küçük çardakta yanıma oturdu "ooo hocam tüm bunlar benim içinmi" gerçekten iyi bir adama benziyordu "estağfurullah ne yaptım sanki" biraz havadan sudan konuşup çayla birlikte simitlerimizi yemiştik "biraz kendinden bahsetsene Halil" gözlerini bana çevirerek baktı "hocam öyle bir sordunki dedim şimdi yarın beni istemeye gelecek" güldüm bu değine sanırım biraz fazla meraklı sormuştum bu işi bitirmek istiyordum artık. aslında başında isteksiz olsamda Halil İbrahim sohbeti çok iyi olan bir insandı
"Hocam benim annem babam ayrılmış ben daha çok küçükken. annem gitmiş başka Bir yerlerde evlenmiş bidaha görmedim anlayacağın. babamda nenem ve bana bakıyormuş işte inşaatta çalışarak. Bi gün onunda kötü haberi geldi 5. kattan düşmüş o günden belli işte hem yetimim hem öksüz. Hal öyle olunca bize mahalleli bakmış okuttular benide Allah razı olsun bende büyüyünce bu mahalleye sahip çıkacağıma söz verdim aha burdan minaresi görünen cami varya orada müezzinlik yapıyorum. Çok destek oldu mahalleli sesin güzel heba olmasın mahallemizin müezzini ol dediler oldum iyiki de olmuşum öyle işte namaz vakitlerinden ve cami işlerinden vakit kaldıkçada mahalleye göz kulak olmaya çalışıyorum böyle belalı bir tip gibi durduğuma bakma dosta güven düşmana korku salmaya çalışıyorum kendimce" gerçekten böyle bir hikaye beklemediğim için üzgün ve biraz şaşkınlıkla baktım suratına "üzülme hocam bizim de kaderimiz böyleymiş boyun eğip şükretmekten başka yapacak birşey yok"
Telefonumun çalmasıyla örtünün üzerinden aldım ve arayan isme baktım babam
"Buna bakmam lazım kusura bakma" dedim ve ayaklandım önemli değil der gibi kafasını hareket ettirdi
Biraz uzaklaşıp açtım telefonu
"Efendim baba" dedim açar açmaz
"Görev süren uzatıldı Şüheda"
"Neden anlamadım halledecektim be-"
Sinirli bir şekilde konuştu "emri sorgulayacakmısın! şuan seninle baban olarak değil üssün olarak konuşuyorum!"
"Emredersiniz komutanım" dedim bende ne diyebilirdim ki bu konuşmadan sonra tımım bıbıcım mı ama buda çok absürt gelmişti
"İyi kolay gelsin" sonra kapandı telefon Allah Allah bu tripler neydi anlamadım
Halil İbrahim in yanına geçmek üzereyken spor salonunun önündeki bankta oturan biri dikkatimi çekti Burak hoca bu tarafa bakıyordu ve gözleriyle adam öldürebilecek Bi tipi vardı şuan. Başından belli bizi izliyordu demekki.gidip Halil in yanına oturdum
Biraz daha sohbet etmiş ve nihayet o beklenen soruyu sormuştum "okulda bir tehlike var demiştin tam olarak ne olduğundan biraz bahseder misin" dedim heyecanımı bastırmaya çalışıp normal birşey sorarmış gibi
"Fazla birşey anlatamam kusura bakma ama şukadarını söyleyebilirim okuldaki öğrencilere yasaklı madde satan birileri var" belliki bana güvenip bildiği birşeyler olsa bile anlatmayacaktı
Ezan vakti yaklaşınca gitmişti Halil İbrahim bende getirdiklerimi tekrar sepete koyup ayaklandım. Spor salonundan eşyalarımı alıp çıkacaktım görev sürem uzasada rahat davranamazdım bu işi en kısa sürede bitirmem gerekiyordu dağda terörist vurmayı hayal ederken okulda sümüklü öğrencilerin peşine dolanıyordum spor salonuna doğru yürümeye başlamıştım ki duyduğum sesle durdum
"Afranur öğretmenim, Afranur Öğretmenim" arkamı dönünce yakasında nöbetçi öğrenci kartı asılan oldukça sıska bir öğrencinin bana doğru koştuğunu gördüm soluğu yanımda aldı ve "müdür bey sizi çağırıyor Öğretmenim" dedi Allah Allah ne işi vardıki müdürün benimle "tamam koçum sen git geliyorum ben" diyerek yolladım çocuğu sonra peşinden okula girdim ve müdürün odasının olduğu 2.kata çıktım kapıyı tıklatıp "gir!" sesiyle içeri girdim müdür beyin sesi biraz sinirli geliyordu neyseki bir kabahat işlemediğimden emindim
İçeri girer girmez "otur lütfen Afranur hocam sizinle konuşmak istediğim bir konu var" Bi şuç işlemişim gibi bakıyordu gerçekten de
"Buyrun müdür bey" dedim sakince
"Adınıza şikayet var, şikayet eden kişi senin Halil İbrahim diye birisiyle, mahallenin müezziniyle yani okul bahçesinde piknik yaptığı söylüyorlar" e doğruydu hem ne vardıki bunda
"Evet müdür beyde ne var bunda" dedim çok normal bir şey değilmiydi zaten
"Kzıım o adamın bu okula girmesi bile yasak okulda piknik yapmanın nesi normal olabilir bu bahçe sadece öğrenci ve öğretmenler için sen öyle tutup herkesi çağıramazsın devlet bunun için yatırım yapmıyor ya bu okula. hem benimde o adamı hiç gözüm tutmuyor" Aslında haklıydı müdür bey ama Ben nereden bilecektim okulda hiç bulunmamıştımki
"Neyse ki şikayet eden kişiyle konuştuk anlaştık ilk görevin olduğu içinde hakkında bir şeyler yapılmayacak ama bir daha olmasın lütfen" müdür gerçekten anlayışlı bir insandı
"Teşekkür ederim müdür bey birdaha yaşanmayacak"
Müdürün odasından hızla çıkıp spor salonuna geçtim eşyalarımı toplayıp bahçe kapısının önüne geldim taksiyi arayacaktım ama ondan önce bir işim daha vardı güler hocanın adını yazarak aradım hemen biraz sonra açtı
"Güler hocam nasılsınız sizden bir ricam olacaktı" dedim hemencecik
"Tabi Afranur hocam dinliyorum"
"Derslerle ilgili birşeyler sormam gerekte Burak hocaya. okul grubunda yokum sizde varsa numarasını atabilir misiniz"
"Tabi atıyım hemen sizide gruba ekleyelim" teşekkür ederek telefonu kapattım ve Güler hocanın attığı numarayı aradım
Biraz sonra açıldı karşı taraf tan ses gelmeyince başladım konuşmaya "ya sen beni ne hakla müdüre şikayet edersin" dedim sinirli bir sesle
"Kusura bakmayın okul bahçemde iki ergen aşık gibi oturmuş çay simit yapan kişileri midem daha fazla kaldırmadı şikayet etmiş oldum" bu adam şakamıydı
"Hah asıl sensin ergen hareketlerine, söylediklerine bak şunun. ilkokul bebesi dikkat ette Bi yamuğunu görmeyeyim yoksa soluğu müdürün yanında alırım mızmız bebek gibi" cevabını beklemeden telefonu yüzüne kapadım. Çok sinirlenmiştim sırf benimle uğraşmak için şikayet etmişti ya adam beni. Bu kesin beni kıskanıyordu benim gibi iyi bir öğretmen olamadığı için
Sonra Bi taksi arayıp beklemeye başladım okulun bahçesi beton duvar ile çevriliydi ve karnımın hizasına kadar olan betol çitletin üzerine birsürü ilan slogan afişler reklamlar asılmıştı taksiyi beklerken onları inceliyordum bir tanesi dikkatimi çekmişti oldukça küçük bir afiş
"Şapkalı baya teslimat 17 Eylül saat tam 23:00 de buraya geliyor kaçırmayın"
bugündü yani ilk başta film afişi gibi duruyordu hemen arattım telefonumdan ama böyle bir film bulunamamıştı afişin üstünde garip ve bir okadar tanıdık animasyon bir figur vardı nereden tanıdığımı asla çıkarmamıştım. başında beyaz bir şapkası olan bir karikatür vardı Google aratmamda sonuç alamayınca annemden öğrendiğim ve gizlenen sayfaların gözükmesini sağlayan sadece istihbaratçıların kullandığı uygulamaya girip filmin ismini tekrar arattım işte şimdi şapkalı baya teslimat adlı bir site çıkmıştı karşıma
Tıklayıp girdim hemen. sadece mesajlaşmaların olduğu bir sayfaydı profilinde boğa resmi, kullanıcı adı transportador yani taşıyıcı olan bir adam İspanyolca "teslimat limandan indi kimsenin ruhu duymadan okulda olur 11 de okuldan teslim alın. taşıyıcı emrinize amade şapkalı bayım" yazıyordu
Cevap olarakta adı şapkalı bay olan profilde yine o karakterin olduğu kişi
"Hay hay" yazmıştı tüm sayfa bundan ibaretti.
Bu normal sıradan bir tesadüf olamazdı Bildiğim ise bir tek şey vardı ben saat 11 de bu Okulda olacaktım
🍀🍀🍀🍀🍀
Saat 10 buçuğa gelmek üzereydi hedefim taşıyıcı değil şapkalı baymıdır ne boksa oydu 2sinide birden elimden kaybetmemek için tek birine odaklanacaktım. Garajdan aldığım babamın motorunu bir sokak aşağıda park etmiştim yanımda silahım ve bıçağım dahil teçhizatlarım tamdı gece gibi simsiyah giyinmiştim bu gün bu iş burada bitecek ti başka ihtimal yoktu
Etrafı kolaçan ede ede okulun önüne kadar geldim arka taraftan. karnım hizasında ki betondan duvardan atlatıp okulun kapısına doğru dikkatlice gitmeye başladım etrafta kimsecikler gözükmüyordu. Giren çıkan kimse yoktu
Tekrar uygulamaya girdim tam 23.00 da yeni mesajlar gelmişti
Transportador :
Teslimatınız kalenizde hazır şapkalı bayım
Şapkalı Bay:
Kaledeyim elmatador
Bu demek oluyorduki pezevenk bay içerideydi
Saatin 11i 2 geçmesini bekleyip okula girdim teslimat gelse gelse bodruma gelir diye bir sezi doğmuştu içime diğer sınıflarda saklamak mümkün bile değildi. bodruma inen meldivenleri dikkatli ve yavaş bir şekilde indim tüm bodrum sadece büyük bir kolidor artık kullanılmayan küçük bir mutfak ve yemek haneden oluşuyordu kolidorda bir hareket görmeyince duvardan destek alarak mutfağın bulunduğu odaya yaklaştım ve Aralık kapıdan başımı uzattım kimse yoktu oysa ben şapkalı zırto nun buralarda olduğuna emindim
son yer yemek hane kalmıştı yavaşça kapısına kadar yaklaştım kapı aralıktı ve içeriden hafif cılız bir ışık süzülüyordu. Bitecekse burda bitecek diyerek kafamı uzattım ve göz ucuyla baktım içeriye beklediğim şeyle karşılaşmamıştım ışık yerden geliyordu. Buda demek oluyorduki maddeleri saklamak için yemek hanenin altını kazmış küçük bir odacık yapmıştılar zekiceydi. Bakalım bu zeki şapkalı mal kimdi önce saatime baktım 23.04 eminim içeride işi bitmemişti. Bay beceriklimidir nedir Çıkarken yakalanmak istemezdim
Işığın geldiği yere biraz daha yaklaştım 3 metrekare büyüklüğünde bir kapak vardı karşıda ve aşağı inen meldivenin ucu gözüküyordu biraz daha yaklaştım ve alttaki kişi o an gözüktü gözüme en az 25 tane büyük beyaz kasalar vardı ve parmağını uzatmış onları sayıyordu sadece yan profili gözüküyordu başında beyaz bir şapkası vardı zaten yüzünü görmesem fiziğinden boyundan tanırdım bu oydu Adnan, Adnan müdür
Gördüğüm kişi kanımı dondurmuştu müdür kendisine yüzlerce çocuğun emanet edildiği birisiydi. En son beklediğim kişi çıkmıştı şuçlu. kafasını çevirip bu tarafa bakacağı sırada hızla geri çekildim tam ayağı kalkmış okuldan uzaklaşacaktımki bir el ağzımı kapattı diğerini belime dolayıp ayaklarımı yerden kesti ne kadar dirensem çırpınsamda bana sarılan beden okadar güçlüydü ki birşey yapamıyordum hareket etmeye başladı karanlık olduğu beni tutan kişiyi kafamı çevirmeye çalışsam bile asla göremiyordum
Biraz yürüdükten sonra Bi kapı kapanma sesi duydum ve beni yere bıraktı hala ağzım tutuluydu. Mutfağa getirmiş olmalıydı beni Arkamdaki gövdeye birden geçirdim dirseğimi. karnına denk gelmişti
Bi çırpıda sırtımı yavaşça duvarla buluşturdu bir eli hala ağzımın üzerindeydi
"Kızım Bi dur duyacak adam" bu ses çok tanıdıktı kafamı kaldırıp Burak hocayla karşılaşmak gözlerimin yuvalarından çıkacak kadar açılmasına sebep oldu. Biraz daha bana yaklaşarak kafasını kulağımın hizasına getirip fısıldadı
"Sakın bağırma. müdür duyarsa kaçabilir sana zarar vermeyeceğim operasyonu çözdün başarıyla bundan sonrası bende ilk görevin zarar görebilirsin şimdi yavaşça çekiyorum elimi sakın bağırayım deme müdür birazdan gider çıkmasını bekleyip çıkacağız" dedikleriyle dehşete düştüm nerden biliyorduki o benim ne için çalıştığımı istihbaratçımıydı bu adam
Ağzımdaki elini çekmesiyle ona döndüm camdan giren ışıktan zar zor seçiliyordu çehresi gözlerimi yüzüne diktim ve fısıldayarak sordum
"Kimsin sen" cevap ise hemen gelmiş bir okadar da şaşırtmıştı beni
"Üsteğmen Kutay Baştürk"
Piyanist bana bırak değil siyonist bana bırak kdkdkdkdkdk
2.bölümde bitti mantık hatası yazım hatası olan yerleri belirtin canlarım sizi çok seviyorum Sena Sinem
Ama sıla yı nooo
Şaka şaka kdkdkdkdkdkd ahretlik seviyom senide (yersen) skkdjdjsjs
Vee kitabımız daha yeni başlıyor umarım yani
Bakın bol bol yorum yada yapmayın banane ama zaten mal sıla yapar
Herşeye burun kıvırır
Bölüm etkileşimi
