1. bölüm / 2
Umarım olur1.bölüm
Bölümler 2Şu an: 1.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
09 eylül cuma 2022
Kapıyı çaldım "girin" müdür beyin sesini duymamla adımımı odadan içeri attım
"Hoşgeldin kızım buyur otur" hafifçe tebessüm eden müdür e karşı kendimi zorlayıp aynı şekilde cevap vermeye çalıştım ve karşısında ki koltuğa kendimi bıraktım. Beklemeyi umduğum gibi değildi filmlerde gördüğüm müdürler pek böyle değildi kısa boylu göbekli fln beklemiştim oysa epey uzun ve fit duruyordu en fazla 50 yaşlarındaydı tahminimce
"ilk iş günün hayırlı olsun biraz bilgi vermek gerekirse yalnızca 5 sınıfta derse gireceksin geri kalan sınıflar diğer beden hocamızda 1 hafta geç geldiğin içinde beden hocamız seçti kendi sınıflarını" anlam veremesemde sessiz kaldım bananeydi. Zaten isteyerek gelmemiştim
"Anladım müdür bey " müdür bey çok sorgulayan bir tip olmadığımı fark etmiş olacakki hafifçe gülümseyip Bi kaç kağıt uzattı
"ders programları kızım. ilk dersin 12 /A ile kolay gelsin öğrencilerimiz çok akıllıdır seversin eminim" dedi müdür adnan bey. kesin öyledir dememek için kendimi zor tutarak kapının dışına çıktım
Benim ne işim vardıki burda ben beden öğretmeni olmak istememiştim ama babam bana olan güveninden! beni okula öğretmen olarak göndermişti ben en nefret ettiğim yere gelmiştim
Okulun dışındaki büyük spor salonuna ilerledim girişin hemen sağındaki iki oda vardı. muhtemelen beden hocaları için ayrılan odalardı. önüne geldiğim odada kendi adımı görünce diğer odadaki hocanın ismine bakmak umrumda falan olmadan hemen girdim içeriye
Orta boyutlarda bir odaydı masanın önünde karşılıklı 4 sandalye bütün spor ekipmanları vesaire vesaire. Masaya geçip oturdum üzerinde sınıf defteri ve bir anahtar vardı. İçeriye birinin girmesiyle kafamı kaldırdım "pardon hocam boş sanmıştım topu bırakıcaktım"
Epey uzun ve kaba duran Bi çocuktu bu sporcuydu kesin benden daha büyük duruyordu resmen "önemli değil sen 12 A danmısın koçum"
"Evet hocam"
"İçeridemisiniz dışarıda mı"
"Bu hafta içerideyiz diğer sınıf dışarı da hocam"
"Peki adın ne senin"
"Ali Turap hocam"
"Peki Ali Turap sen git Sınıfa söyle sıraya girsinler geliyorum bende "
Çocuk hayran hayran bakmayı bırakıp "peki hocam" diyerek çıktı. çıkarken "uff be ne hoca ama" dediğini duydum. Duyacağımı düşünmemişti büyük ihtimalle
Evet hayran olunacak bir vucudum vardı ama Ben bu vucudu beden hocası olmak için yapmamıştım. Dolabın üzerindeki aynadan kendime baktım. Rahat bişiler giyinmiştim neyseki

Defteri alıp çıktım odadan hemen yandaki büyük kapıdan büyük spor salonundan içeri girdim bütün çocuklar voleybol sahasının kenarında sıraya girmiştiler bekliyodular beni görünce aralarında konuşmayı bırakıp bana döndüler
"selamun aleyküm çocuklar" böyle Bi giriş beklemiyor olacaklar ki biraz şaşırıp sonra hep Bi ağızdan "aleyküm Selam" diye cevap verdiler napayım imam dedem böyle alıştırmıştı
"Ben hocanız Afranur Durmaz sizin bu yılki beden dersinize girecek hocayım diğer seneler tam olarak neler yaptınız bilmiyorum ama Bi önemi yok zaten biz en baştan başlayacağız. Daha önce bilmediğiniz ve hiç bir yerde uygulamayan derslerle ilerleyeceğiz. umarım güzel bir sene olur" sıranın en başındaki Ali Turap a dönerek
"Benim yardımcım olmak istermisin koçum"
"Tabi hocam" diye cevap verdi
"İyi bu dersin bitmesine 15 dakika var Bi dahaki ders başlarız derslerimize. Gerçek beden dersi neymiş öğrenmiş olacağız inşallah " beden hocası nasıl olurduki ömrümde hiç görmemiştimde
"Diğer beden hocasıyla aynımı ilerleyeceksiniz hocam" soruyu soran kıza çevirdim başımı sarı saçlı güzel Bi kızdı
"ne münasebet canım. tabi o benim eğitim sistemimi takip etmek isterse olur" hangi eğitim sistemiydi Ben bilmiyorum da ama umrumda değildi yakında buradan çıkacağım için istediğim gibi sallayabilirdim
"Yoklamayı aldıktan sonra çıkabilirsiniz çocuklar" Aslında bakınca çoğu zararsız sakin çocuklara benziyordular ve beden eğitiminde farklı bir sistemle ilerleyeceğim dediğimde hepsinin gözleri parlamıştı. Tabikide böyle bir şey yapmayacaktım nerden biliyim ben beden öğretmeni olmayı yani. ztn babamı memnun eder etmez burdan çıkacağım okul asla bana göre bir yer değil
Sırayla yoklamayı alıp bütün çocukları isimleriyle hafızamda not ettim geriye 4 sınıf kalmıştı. İsim hafızam okadar gelişmişlik istemesemde bu isimleri en az 10 yıla unuturdum sanırım.
Peş peşe 2 dersten sonra odamdan trençkotumu giyinip kapıyı kilitleyip çıktım. Spor salonundan çıkarak okula doğru yürümeye başladım. 2 derstede farklılıklardan bahsedip öğrencilerin beklentilerini arşa çıkarmıştım. sanırım evrenin en egoist öğretmeni bendim ama ne yapayım sonuçta ben annem hariç hiç gerçek öğretmen görmemiştim ki. Okula girip Müdür beyin odasının epey ilerisinde olan öğretmenler odasına girdim ilk defa öğretmenler odası görüyordum gerçi zaten ilk defa bir okul görüyordum içinde bulunduğum.
İçeride 3 kişi vardı biri elindeki dosyalara biri telefonuna biride elindeki kitaba bakan 3 hoca nedense birden heyecanlandım dosyasından kafasını kaldıran 30 35 yaşlarındaki renki gözlü takım elbiseli bir adam ayağı kalkıp "aaaa hoş geldiniz siz girdiği iki dersle tüm okulda Bi anda populer olan o hoca olmalısınız" dedi samimi bir sesle elini uzattı tokalaşmak için "ben Ekrem Hoca matematik hocasıyım tanıştığıma memnun oldum" "bende Afranur Durmaz" kısaca tokalaşıp elimi çektim.
Kısa zamanda çoğu hocayla tanışmıştım. Bugünlük son bir dersim kalmıştı 8.saatte, onu bekliyordum. Yanımdaki din hocası güler hocaya dönerek "diğer beden hocasını göremedim okulda değilmi acaba" gülümseyerek cevap verdi
"ilk iki ders dersi vardı sadece karşılaşmadın dememkki. çok kendi halinde bir adama benziyor öğretmenler odasına falanda uğrayan Bi tip değil ama sanırım seninle dalga geçmiş biraz tüm okulun dilindesiniz " nedenki yahu kaşlarımı çatarak baktım yüzüne
"Neden anlamadım ne yapmışım ben tanımıyorum kendilerini" çok uyuz olmuştum şimdiden bu hocaya
"onunda burada ilk senesi ama senin farklı bir şekilde ders işleyeceğinizi duyunca gülmüş ve böyle konuşan egoistler emin olun hiç bişi beceremez yazık oldu size. demiş senin öğrencilere" sinirle birden ayağı kalktım ona neydi Allah Allah tanımadan küstahlık yapıyordu. Sinirlerime hakim olmam lazımdı sonuçta benim bir görevim var ve kimse beni etkileyemez evet sakinim. sakince geri oturdum. Küçümser bir tavırda konuştum
"görücez bakalım Güler hocam" sakince saatime baktım ve gülümseyerek "ben derse kalkıyım artık yarın görüşürüz güler hocam" oda hafifçe gülümsedi ve trençkotumu alarak hızlı adımlarla okuldan çıktım. Eğer çok önemli bir görevim olmasaydı ben gününü gösterirdim o Hocaya da neyse
Sinirli sinirli spor salonuna ilerlerken okul kapısının karşısında seyyar arabayla simit satan bir adamın dikkatle bana baktığını fark ettim. Olduğum yerde donup kaldım babam bunuda yapmamıştı değilmi gözlerim yanlış görüyordu bence. Hızlı adımlarla okul kapısına doğru yürüdüm. Seyyar arabanın sahibini daha yakından görünce bunun babamın işi olduğunu anladım. sinirle "Rüstem abi ne işin var senin burda" ona simit parası uzatan çocuğun parasını aldı ve çocuk gittikten sonra bana döndü
"Baban okadar eminki bu işi eline yüzüne bulaştıracağına göz kulak olayım diye beni gönderdi ikna etmeye çalıştım ama dinlemedi beni " gerçekten bu adam şaka olmalıydı kafayı yiyecektim
"şuan burada 2 saat kahkaha atabilirim ama ilk günden deli damgası yemek istemiyorum o babama söyle Rüstem abi ben bu işi 1 haftada çözücem" vereceği cevabı beklemeden hızlıca spor salonuna ilerledim
Tam kapıdan girerken biriyle çarpışmamla elimdeki sınıf defteri yeri boyladı. Çarpan kişi yüzünü göremeden eğilip uzattı defteri.Ayağı kalkmasıyla yüzüne baktım Vay Bee sanırım ağzım açık kalmıştı bu ne boydu böyle ben 1. 76 boyundayım ve adama kafamı kaldırarak baktım. Epey kalıplı bir adama benziyordu ve ilk bakışta korkutucu bir aurası vardı. Üzerinde rahat kıyafetleri vardı. Adamı süzdüğümü fark edip elindeki defteri alarak geri çekildim "pardon göremedim sizi iyimisiniz" dedim. adam
"önemli değil benim hatam Siz kimsiniz bu arada sizi buralarda ilk defa görüyorum" asıl sen kimsin Allah Allah
"Ben yeni beden öğretmeniyim derse geçiyordum" anlamış gibi kafasını salladı
"ilk defa bizim buralarda sizin gibi bir beden öğretmeni görüyorum normalde doğru dürüst hiçbir beden öğretmeni gelmez bu okula beden dersleri boş geçer beden öğretmeni gelecek dedilerde aklı havada hovardalar gelir diye düşünmüştüm" ne saçmalıyordu bu adam söylediklerini es geçip
"Siz kimsiniz peki burada ne işiniz var" dedim
"Ben bu mahallenin abisi sayılırım derslere hocalar girmediği için benide çağırırlar futbola falan ama bu sene okul 2 beden hocası almış diye duyunca öyle Bi bakmak için geldim" adam bunları söyler söylemez bir kaşım yukarı kalktı sanırııım ilk şüphelimi bulmuştum yada o beni bulmuştu bu iş gerçekten düşündüğümden daha kolay olacaktı
"Bu arada ismimi söylemeyi unuttum. ben Halil, Halil İbrahim tanıştığımıza çok memnun oldum"diyerek elini uzattı. Gerçekten Belalı bir tipe benziyordu elini tutarak kısaca tokalaştım "bende memnun oldum adım Afranur" yersen tabi
Gülümsedi hafifçe "öyleyse görüşürüz Afranur hocam" diyerek uzaklaştı en büyük süphelim sanırım tek şüphelim de diyebilirdim aslında öğrenci olmayan birinin ne işi vardıki yani okulda.
🍀🍀🍀🍀🍀🍀
Eve gelip Kendimi tam çok yorulmuş bir şekilde koltuğa atacaktım ki babamın dikkatli bakışlarının üzerimde olduğunu fark ettim. Bu zevki ona tattırmayacaktım. İlerleyerek yanına oturdum elindeki kağıtları bırakarak bana döndü uzanıp yanağına bir öpücük bıraktım "babacım ilk iş günüm harikaydı sanrım okul anlattığın kadar kötü bir yer değilmiş sevdim ben gayet" söylediğim her kelime yalandı. Babam her seferinde anlardı ama bu defa anlamaması için ekstra bir çaba göstermiştim "göz kulak olması içinde Rüstem abiyi görevlendirmişain ama gerek yok bence babacım yorulmasın boş yere adam"
"Şüheda bu senin ilk görevin tabiki birisi göz kulak olacak hem sana verilen görevde sıradan bir iş değil umarım çözer ve gözümü kara çıkarmazsın" söyledikleriyle yüzüm düştü elimi uzatıp elini tuttum. "baba biliyorsun ben kendimi bildim bileli bu günlere hazırlanıyorum gerçekten bana biraz güvensen olmazmı" babam diğer elini uzatıp elini tuttuğum elimin üzerine bırakıp elimi avuçlarının içine aldı. Benimkiyle aynı olan siyah gözleri fazla duygusuz bakıyordu abimin şehadetinden sonra iyice sert bir adama dönüşmüştü benim içinde epey bir endişe ediyordu
"sana güvenim tam ama başına birşey gelmesinden endişeliyim kızım" babamı da anlıyordum aslında bir evladını ve evladı yerine koyduğu birsürü kişiyi kaybetmişti. Hem ne kadar sert dursada çok yufka yürekli bir insandı. Telefonunun çalmasıyla uzanıp hemen açtı telefonu karşı tarafı dinledi ve "hemen geliyorum evladım sibel ve hilmi hazır beklesinler" telefonu kapatıp bana döndü ve "yeni Bir operasyon var gitmem gerek kızım" uzanıp anlımdan öptü ve ayaklanarak uzaklaştı
Tabi korgeneral olmak kolay değildi babam bu günlere zar zor gelmişti ve annemle bende bunun en büyük şahitleriydik. Saat 6 olmak üzereydi annem birazdan gelirdi. Zilin çalmasıyla kapıya koştum delikten baktım ve annem olduğunu görünce açtım kapıyı. Yüzüne bakınca yorgun olduğunu fark ettim annem kara harp okulunda dekanlık yapıyordu ve benim ilk ve tek öğretmenimdi bildiğim herşeyi annemden babamdan ve abimden öğrenmiştim. Bana bakınca gülümsedi hafifçe ve ayakkabılarını çıkarıp içeriye adımları "hoşgeldin anne" deyip sarıldım kısaca
"Hoşbuldum kızım gel oturalım bakalım nasıl geçti ilk iş günün" ilerleyip salonda koltuğa oturdu bende kendimi yanına bıraktım "inanamazsın harikaydı anne tüm okulun dilindeyim. Ama etrafta sıkıntılı birşeyler hiç gözüme çarpmadı umarım ben kaçırmamışımdır. Bence okullar yeni açıldıya sezona başlamamışlardır kansızlar"
"Ben senin en kısa zamanda bu işi başaracağına eminim kızım sonuçta kimin kızısın seni biz yetiştirdik" dedi annem abartıyla kendini överek gülümsedim bu haline ve kollarımı doladım boynuna "sen enn harika annesin"
"En harika annen çok acıktı kızım Kadriye sultan bugünkü menüyü övdüde övdü üzerimi değişip geleyimde bir baş başa yemek yiyelim kızımla" kadriye abla babamın köyünden çok uzak Bir akrabasıydı eşiyle ankaraya taşınmışlar eşi burada vefat etmiş babamda destek olmak için ona bizim evde iş vermişti hem annem hem babam çalıştığı için gelir evdeki yemeklerimizi yapardı ve yemeklerinin hepsi müthişti
"Peki annecim ben hazırlayayım gel sen hemen" gülümseyerek kalktı annem ve yatak odasına doğru yürüdü
Annemle yemeğimizi yemiş bir saat kitap okuduktan sonra kahve yapmıştım ona. Annem tam bir Türk kahvesi kadınıydı ama ben pek sevmezdim. Benim tek ve en sevdiğim içecek maden suyuydu karşılıklı sohbet ederken saatin epey ilerlediğini fark ettim 10 a geliyordu zaten benim için saat on yatağa kon saat 3 yataktan düş tü o yüzden bulaşıkları yıkayarak kendimi yatağıma bıraktım. Yaklaşık yarım saat öğrencilerle farklı olarak neler yapabilirim diye düşündüm. Onlara dövüşmeyi öğretsem abartımı olurdu acaba. Bu kadar düşüncenin sonunda aklıma basit ama sonuç olarak bir fikir geldi yarın ki dersimin öğrencileri spor salonunun içinde olacaktı ama bu aktivite dışarısı için daha uygundu sanırım. Beden hocasıyla konuşarak halledebilirim belki.
🍀🍀🍀🍀🍀🍀
Saat 3 gibi uyanıp babamı kontrol ettim hala gelmemişti. Annem tek başın yatakta uyuyordu Annemin bugün dersi yoktu büyük ihtimalle. arabasını alıcaktım umarım lazım olmazdı ona. Alt kattaki spor salonuna gidip okulda olmayacağını düşündüğüm gerekli ekipmanları alarak garajdaki arabanın bagajına attım. 2 saat spordan sonra duş aldım. saat 6 olmak üzereydi hızla kahvaltı yapıp üzerime siyah bir tayt ve beyaz oversize fermuarlı bir kapüşonlu giyinmiştim.
Aracı tam spor salonunun önüne park ettim tam bagajı açıp içindeki eşyaları indirecekken okul bahçesinden çıkan birisini fark ettim sırtı bana dönüktü kafasına siyah bir kapüşonlu geçirmişti ve elleride cebindeydi. neredeyse çıkmak üzereydi bugün çok erken gelmiştim belkide bir iş çeviriyordu kimse yokken ve beni fark etmişti.dün bana çarpan adam sandım başta ama sanki daha yapılı bir sırtı vardı ve daha uzun duruyordu bagajı kapattım ve koşarak adamın peşinden gitmeye başladım. Aramızda 4 metre falan kalmışken yavaşladım. Özel kuvvetlerde çalışmıyorsa Onu takip ettiğimi anlaması mümkün değildi. Güldüm bu söylediğime daha neler.
Elleri hala kapişonlusundaydı ve gerçekten çok heybetli duruyordu. Epey bir ilerledikten sonra hemen sağdaki sokağa saptı. Bende sokağı döndüm sessizce ama birinin kolumdan çekmesiyle kendimi soğuk duvara yapıştırılmış halde buldum.
Büyük ihtimalle kapalı bir iş yerinin kepenklerine çarpmıştım. Çok sert bir çarpış olmuştu ve sanırım bir iki kemiğim kırılmıştı. "Ahh" diye acıyla inleyek kafamı zorla kaldırıp dibimde ki kapuşonlu adama çevirdim gözlerimi. yüzümü görünce afalladı birden ve acıtarak tuttuğu kolumu bıraktı ve bir adım geri çekildi. Gerçekten Halil ibrahimden çok daha uzundu en az 1.98 falandı sanırım ve ondan kat kat daha kalıplı bir adamdı şimdi sırtımın neden bu kadar acıdığını anlamıştım. Ve fark ettiğim birşey adam harbiden çok yakışıklıydı hafif kirli sakallı yüzüne çok yakışan hafif kemerli bir burnu vardı koyu renkli gözleri vardı. Kirpikleriyse benimkilerden daha güzeldi
Tekrar uzanıp kolumu tuttu bu sefer acıtmadan "Kimsin ve neden beni takip ediyorsun" diye konuştu sinirli bir sesle aman Allahım sesi bile müthişti. Sanırım normal bir insan gibi davranacaksam korkmuş olmam lazımdı ama hiç korkmuyordum şuan Bi tık ürkmüş olabilirdim sadece. sesimi biraz ağlayacak gibi çıkararak cevap verdim "aşağı sokaktaki okulda beden öğretmeniyim" cevabı duyar duymaz kolumu bıraktı zararsız olduğumu anladı sanırım aslında zararlı olduğumu söylemek istedim ama sustum. gözlerinden alay geçti küçümser bir sırıtmayla yüzüme baktı. Okadar sinir bozucuyduki yumruğumu suratına geçirmemek için kendimi zor tuttum
"Eee Neden beni takip ediyorsun"
"Okulun etrafında tehlikeli gibi görünen birini görünce müdahale etmem gerek diye düşündüm hem söylesene sen kimsin ne işin vardı okulun etrafında?" dedim şüpheli bir sesle
"Bak sen şuna ne işim varmış mış okulda millete hesapta verir olduk. Tesadüfe bakki bende 1 sokak aşağıdaki okulda beden öğretmeniyim"
Hah diye güldüm yalandan. Göğsünden itekleyerek kendimden uzaklaştırdım iğrenerek baktım yüzüne "demek o küstah beden öğretmeni sensin"
Yüz ifademe bakarak sırıttı. Bu hali
bile fazla duygusuz ve yapmacıktı "demek farklı bir eğitim sistemi sunan o sallama da sensin" sinirden dişlerimi sıkarak baktım suratına
"Biliyomusun şuan suratına bir tane geçirmek istiyorum" güldü yine zevzek eğildi bana doğru hafifçe
"Eee seni durduran ne" nefesi yüzümü yaşamıştı
"Emin ol Bi tane yapıştırırdım da senden Bi ricam var o yüzden tutuyorum kendimi" söylediğimle kaşları havaya kalktı devam et der gibi baktı
"ondan önce birşey sorucam neden buraya geldin okuldan çıkıp" soruyu sormamla omuzlarımdan tutarak biraz yan çevirdi ve hemen yanımızdaki bakkalı gösterdi "poğaca ve sigara almaya geldim başka soru varmı" iyi şimdilik şüphelerime iyi cevap veriyordu ama onuda şüpheli ler arasına almıştım tabiki
"İyi ozaman bekliyorum al gel poğaçanı" güldü yine cevabıma ama hiçbir samimiyet ve gerçekçilik barındırmıyordu. Dalga geçiyordu benimle gösterecektim ona dalgayı
"Hadisene hormonlu horoz madem merak ediyorsun eğitim sistemimi isteğimi gerçekleştir" hiçbir cevap vermeyerek bakkala girdi 2 dakika sonra elinde poşetlerle yanıma gelince okula doğru yürümeye başladık
Kafasıyla sırtımı gösterdi "kırılmış olabilir Bi doktora görün istersen" doğru söylüyordu sanırım sakat kalmıştım ama normal bir insan bu acıya katlanamazdı o yüzden bişi yokmuş gibi yüzüne baktım ve "doktorluk bişi yok" dedim
"O yüzden mi kamburu çıkmış babannem gibi yürüyorsun" bunu söyleyince gerçekten eğik Bir şekilde yürüdüğümü fark ettim ve toparlandım hemen "zevzek zevzek konuşma da yürü" iyiydim gayette sadece sanki Bi kemiğim organlarıma batıyormuş gibi hafif Bi sızı vardı
"Şimdi benim bu hafta sınıflarım içerdeymiş yer değişelim diyecektim biz dışarıda olalım bugün. sende gör eğitim sistemimi" bana dönerek cevap verdi
"ne munasebet bu işten benim kazancım ne olacak" bu ne biçim Bi öğretmendi belkide gerçekten okuldaki tüm öğretmenler bunun gibiydi bu yüzden ailem beni okula göndermemişti "Allah belanı versin köpek sizin gibi öğretmenler olmaz olsun demekki hep böyleymiş öğretmenler ne laftan anlamaz Bi insansın pardon insanlıktan nasibini almamış hayvan"
Hızlı bir şekile yanından uzaklaşarak okula doğru yürüdüm Bi anda kolumdan tutarak durdurdu beni. "Tamam kabul ama benim sınıfımda katılacak seninkilere" hakaretlerime göz yummuştu sanırım ona döndüm ve onu taklit ederek konuştum "ne münasebet bu işten benim kazancım ne olacak" beklediğim tepkiyi vermeyerek "iyi sen bilirsin diyerek önüme geçti ve hızlı adımlarla ilerledi bu sefer ben ona yetişip kolundan tuttum "tamam tamam kabul" kolunu bıraktım tam sağol diyecektimki "acıdım sana sallama iyisin yine" dedi bitane yapıştırmak vardıda neeeyse vaz falan geçerdi.
"Sallama derken" diye sordum anlamamış gibi
"Yeni ismin, çok yakıştı bence öğrencilerime sallamışta sallamışsın hem Afranur ne biçim isim akılda bile kalmaz sormadan söyleyeyim 1 hafta geç geldiğin için senin işlerinle ben uğraştım ve adınla fazlasıyla muhatap oldum" görevi babam geç söylediği için okul sezonu yeni açıldıktan 1 hafta sonra gelmiştim okula hem adım Afranur falanda değildi il defa haklıydı bu adam bende bu isimden haz etmiyordum
Söylediğine cevap vermeyip Onu arkamda bırakarak okuldan içeri girdim. spor salonunun önümdeki arabamın yanına geldim saat 8.02 di yarım saat vardı derse
Okul bahçesinin girişine baktığımda ismini bile bilmediğim hormonlu horozun Rüstem abiyle konuştuğunu fark ettim. o an içime Bi endişe çöktü umarım Rüstem abinin kimse siMİTÇİ olduğunu anlamazdı. Ama çok tecrübeli emekli bir askerdi eminim ifşa olmazdı. Çok samimi konuşuyordular ne dediyse Rüstem abi kahkaha atmıştı.
O tarafa doğru seslendim "heeey hormonlu horoz gel yardım et" önüme döndüm ve bagajı açtım planım Bi survivor parkuru yapmaktı. Yapmasına yapacaktım ama sırtım azıcık ağrıyordu ama dayanırdım sanırım altından sürünmek için getirdiğim demirleri kucakladım tam indirecekken sırtımın acımasıyla acıyla inledim.
Ellerimin üzerinde bir el hissetmemle geri çekildim "bekle sen ben hallederim" sanırım belimi kırdığı için vicdan azabı duyuyordu
Biraz sonra öğrenciler de yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştı Ben de parkur için gerekli olan diğer malzemeleri depodaki ekipmanlar arasından bulup ayarlamış öğrencilere taşıtmıştım içeri girerken hormonlu horozun oda kapısının yanında yazan ismi okumuş adının Burak olduğunu öğrenmiştim. Burak Özdemir. ders başladıktan biraz sonra karşılıklı iki parkur hazırdı sınıf mevcutları 25 kişiydi benim sınıfıma karşı Burak hocanın sınıfı yarışacaktı çakma bir survivor yapmıştık çokta güzel olmuştu gülümseyerek baktım eserime
2 saatlik ders oldukça eğlenceli geçmişti. Tabi benim sınıfımın kaybetmesi dışında 11'e 14 kaybetmiştik Burak hocanın keyfinden geçilmiyordu benimse keyfim bozulmuştu epey. sırtım çok kötü ağrılıyordu onun için sadece izlemekle yetinmiştim zaten. Eğer koşacak durumda olsaydım gösterirdim ben Burak hocaya
Şimdi ise Çocuklar birbirlerini tebrik ediyorlardı Burak hocanın sınıfından minyon tipli kız söz alarak "hocam böyle ders işlemek çok eğlenceli Keşke biz de hep derslerimizi böyle Afra hocamız gibi işlesek"
Bu sefer sırıtması kaybolan Burak Hoca olmuştu Bense bu kızın söylediği ile sevinmiştim. Bundan sonra diğer iki 2 saatlik derste böyle geçmiş ti elimden geldiği kadar uyuz Burak hocayla muhatap olmamaya çalışmıştım. Herşeyin aksine Öğrenciler çok eğlenmiş ve çok mutluydu ve bu benide çok sevindirmişti
Dersim bitince gitmeyi planlamıştım ama az önce gelen nöbetçi öğrenciden öğretmenler odasına uğrayıp doldurmam gereken evraklar olduğunu öğrenmiştim daha sonra çıkacaktım okuldan bugün de şüpheli bir şey bulamamıştım spor Salonu'ndaki odamın kapısını kitleyip okul bahçesinden geçip okulun içine girmek üzereyken bahçenin çıkış kapısında bir şeyler dikkatimi çekti
Halil İbrahim ve öğrencim Ali turap bir şeyler konuşuyorlardı Biraz sonra gördüğüm şey ise beni dehşete düşürdü Halil İbrahim cebinden çıkardığı bir şeyi etrafı kolaçan ettikten sonra gizlice Ali turap'ın cebine koymuştu
Bölüm etkileşimi
