9. bölüm · U.K.S.K.(Uçurumun Kenarına Salıncak Kurmak)
Yediği sille
Yediği sille
-Niçin geldin?
-Anlamadım Şeyhim. Beni..siz çağırmıştınız.
-Bu âleme niçin geldin?
-Allah'a kulluk edebilmek için.
-Doğru söylersin lâkin nâkıstır cevabın.. Önce tanımak lazım. Tanımadığı biriyle ülfet edemez insan. Tanırsan seversin, seversen itaat etmen kolaylaşır.
Demek tanımak gerekti. Ama nasıl tanıyacaktı? Kimden öğrenecekti?
-Kestik! Yiğit repliğini söylesene.
-Pardon hocam.
- Dördüncü kez kesiyoruz bu senaryoyu. Lütfen ama!
-Özür dilerim. Ben...dikkatimi toplayamıyorum bugün.
- Anlaşıldı böyle gitmeyecek. Tamam o zaman bugünlük bu kadar yeter.
...
Fırat Bey saatine bakıp sitemini yineledi.
- Bugün de geç kaldı, diyerek salonda volta atıyordu.
- Trafiğe kalmıştır, dedi Firdevs Hanım korkudan elleriyle eteğini sımsıkı tutarken.
- Ben geldim.
Annesi Firdevs Hanım oğlunun sesini duyar duymaz yanına gitmek için hemen ayaklandı. Sessizce fısıldadı.
-Oğlum neredesin?! Baban deliye döndü!
-Geldim işte anneciğim.
-Biliyorsun babanın katı kurallarını. Bir de bu dizi yüzünden aranız açılacak diye ödüm kopuyor. Lütfen babanı daha fazla kızdırma.
- Çok yorgunum daha sonra konuşalım mı anne?
Kapının önünde hiddetli bakışlarıyla bekleyen Fırat Bey konuştu.
- Sonrası falan yok. Buraya gelip neler çevirdiğini anlatacaksın!
-Bir şey çevirdiğim falan yok. İyi geceler.
- Neler olduğunu anlatmadan hiçbir yere gidemezsin!
- Bir şey çevirmiyorum diyorum.
-Setten dörtte çıkıyormuşsun. Ama eve geliş saatin dokuz. Hadi trafik vardı desen en fazla iki saat gecikirsin. Geriye kalan üç saat neredesin?!
Babası bu dizi başladığından beri üzerine çok geliyordu. Bu sefer rahat davranacaktı. Artık ne tepki vereceği umrunda değildi. Yiğit Efe alayvâri bir tavırla babasının yakasını düzelterek konuştu.
- Bak ne diyeceğim baba. Bence dedektif falan ol sen.
Fırat Bey'in tepkisi gecikmedi. Öfkesine hakim olamayıp oğluna tokat attı.
-Küstah! Defol git! Gözüm görmesin seni!
Yiğit Efe hızlıca odasına çıktı. Çantasına birkaç parça eşyasını alıp annesini dahi dinlemeden evden çıkıp gitti.
- Yiğit! Yiğit anneciğim dur n'olur!
Geride öfkeli bir baba ve gözü yaşlı bir anne bırakmıştı. Kim bilir belki yediği sille vesilesiyle hayatı değişecekti.
-Alo Mert, evde misin?
-Evdeyim.. de sen iyi misin? Sesin berbat geliyor.
-Gelince konuşuruz.
- Tamam kardeşim.
.....
-Resti çektim diyorsun.
-Aynen öyle. Silleyi de yedik yalnız.
-Kızarmış lan. İz falan kalmasın. Dur şu kremi sürelim.
- Peder beyden hatıra kalır fena mı olur(!)
- Şu haldeyken bile espri yapabiliyorsun ya bravo kardeşim.
-Huyum kurusun.
******
