1. bölüm · U.K.S.K.(Uçurumun Kenarına Salıncak Kurmak)
Hayatının bir parçası
Hayatının bir parçası
Bazen insan kendinden beklemediği şeyleri yaparken bulur kendini. Ateşten kaçar gibi korkarak sakındığı şeylerin içinde oluverir. "Asla" dediği şeyleri yaşar mesela. Anladım ki şu hayatta asla "asla" demeyeceksin. İnsan ağzından çıkan sözlerle imtihan olurmuş. Evet bende ağzımdan çıkan sözlerle imtihan oluyordum. Gerçi bu imtihan güzel bir imtihan mıydı yoksa tam tersi mi bilemiyorum.
Şimdi konuyu açıklığa kavuşturmak gerekirse baştan başlayalım. Ne dersiniz?
...
Beyninin içinde inşaat yaparcasına ısrarla çalan saati susturmak için gözleri kapalı bir halde el yordamıyla telefonunu arıyordu genç adam.
Nihayet eline geçen telefonuna bir gözü açık bakabildi. Yine tam saatinde uyanmıştı. Üzerindeki battaniyeyi atıp lavaboya gitti. Ilık bir duştan sonra kendine gelmişti. Aynadan kumral dağınık saçlarını havluyla kurutup eliyle şekillendirdi.
Oyalanmadan mutfağa girip annesinin hazırladığı kahvaltısını sırt çantasına koyup yola koyuldu.Artık ders maratonuna oyunculukta eklenmişti. Son lise yılı olması hasebiyle fazla dinlenemiyor yoruluyordu. Arkadaşlarına bile çoğu zaman vakit ayıramıyordu.
- Efe?
- Hm? diyerek başını kaldırdı kitaptan.
- Bu akşam maç yapalım diyoruz sen de gelsene.
- Maalesef, ders çalışmam lazım.
- Oğlum şu derslere ayırdığın vakti biraz da bize ayır lan. diye sitem etti arkadaşı.
Ama açıkçası oyunculuğu seviyordu. Oyunculuk hayatının bir parçası olmuştu artık.
Arabada sosyal medya hesaplarına bir göz atıyor, hayranlarından gelen mesajları okuyordu. Vaktini boşa harcamayı seven biri değildi ancak hayranlarını da mutlu etmeyi seviyordu.
Henüz çok gençti.18 ine girmiş biri olarak oyunculuk hayatı çok erken başlamıştı. Ona göre oyunculuk her yiğidin harcı değildi. Telefonunun kamerasını açıp beyaz pürüzsüz yüzünü ve kahverengi saçlarını kontrol etti. Yakışıklıydı ama yetenek olmazsa yakışıklılığın bir yerlere getireceğine inanmıyordu.
Sosyal medya hesabından gelen bir yığın mesaj vardı ama bir mesaj dikkatini çekti. Bu hayranlarından gelen mesaja benzemiyordu.
"Sana dinin hususunda aynalık görevi yapacak, senin halini sana gösterecek bir kimse bul. Nasıl aynaya bakıp saçını başını ve elbiseni düzeltiyorsan, Allah dostuyla da kalbinin halini görüp kusurlarını düzeltirsin."
Mesajı okuduktan sonra kaşları çatıldı. Neydi bu şimdi? Neden böyle bir mesaj gelmişti ki? Yanlış gönderilmiş olmalı diye düşündü genç adam. Silip telefonun ekranını kapattı.
Bugün çok hareketli geçecekti. Elindeki senaryoya tekrar göz gezdirince içindeki heyecanı yeniden baş göstermişti.
*****
-Senaryoyu değiştirdik ne demek?
-Efe'ciğim sakin olur musun?
-Nasıl sakin olayım Fatih Abi? Ben bütün gece uyumadım bu senaryoyu çalıştım. Şimdi set kurulmuş bana senaryonun değiştiğini söylüyorsunuz. Ayrıca omzumu açamayacağımı sen de biliyorsun. diye fısıldadı.
- Biliyorum, evet yönetmen senaryoyu değiştirmemizi söyledi. Seni defalarca aradım ama ulaşamadım.
Dün gece uyuyamamıştı genç adam. Babasıyla tartışmıştı. Kimseyle konuşmak istemediği için telefonunu tamamen kapatmıştı. O moral bozukluğuna rağmen gece boyu uyumamış senaryoyu çalışmıştı.
-Bak Efe, yaklaşık 2 saatimiz kaldı. Sen bir saatte 5 sayfalık senaryoyu ezberlemiş insansın, bunu da yapabilirsin aslanım. Hem o izi makyajla falan kapatabiliriz. Hallederiz be he, hadi!
Menajerinin sözlerinin ardından elindeki senaryoyu alıp karavanına girdi.Babasının söyledikleri geliyordu aklına.
"Baba ben o kızla oynamak istemiyorum."
"Ne demek istemiyorum lan?! Ben olmasam sefillik içinde yaşıyordunuz! Adam oldun da rol mü beğenmiyorsun şimdi?"
Sakin kafayla düşünmeliydi. Derin bir nefes verdi. Evet bazen istediği gibi gitmiyordu işler, ama bu pes edeceği anlamına gelmiyordu. Yiğit Efe KORKMAZ bu işin üstesinden de gelirdi elbet.
...
Sette işi bitince karavanına gidip çantasını toparladı. Çok yorulmuş kimseyle konuşmak istemiyordu. Zaten bir ortama girdiğinde ortaya atılan bir tip de değildi.İstediği tek şey sessiz bir ortamda dinlenmekti. Bazen bunu bile kendisine çok görüyorlardı.
-Efe bey nereye?
-Dinlenmek istiyorum.
Kostüm görevlisine kısa bir cevap verip uzaklaştı. Şuan kimse ondan bir şey istemesindi.
...
Sessizlik... En çok özlediği şey olmuştu. Her zaman ki mekanına gelip biraz sessizliği dinlemek istiyordu. Gözlerini kapatıp temiz havayı içine çekti. Mükemmel bir sanat eserini izliyordu şuan; gökyüzü..muhteşemdi. Kırmızı, turuncu, sarı renkleri birbiri ardınca zincirlenmiş gibiydi. Güneş battıkça renklerde kaybolup gidiyordu.
Babasıyla tartıştığı geldi yine aklına. Morali yine düşüşlere geçmişti. Ailesine çok değer veriyordu. Ancak bazı konularda uzlaşamıyordu. Neden onlar gibi düşünmesini istiyorlardı ki? Kendi fikirlerinin hiçbir önemi yoktu sanki.
Telefonun titremesiyle gelen mesaja bakıverdi. Yine aynı kişiydi.
"Dertler secdede dökülür."
Niye böyle mesajlar atıyordu ki? Daha da önemlisi kimdi? Hayranlarından biri miydi? İlk mesajın atıldığı tarih geldi aklına, çokta uzak bir tarih değildi. Takipçi listesine girdi genç adam.
Görünüşe göre takipçilerinden veya hayran kitlesinden değildi. Eliyle göz pınarlarını ovaladı. Hiç uğraşamazdı gizemli şeylerle şimdi. Başı yeterince ağrıyordu zaten. Telefonunun ekranını kapatıp manzarayı seyre devam etti.
**********
