11. bölüm · Uçurumun Meleği
11.Bölüm
UÇURUM'UN KANLI DİŞLERİ
Lyra ve Malakor’un elleri masanın üzerinde henüz kenetlenmişken, sarayın o aşılmaz sanılan devasa kapıları muazzam bir gürültüyle sarsıldı. Taş duvarlardan tozlar dökülürken, bir darbe daha geldi ve kapılar menteşelerinden sökülerek içeri fırladı.
İçeri giren, Malakor’dan bile daha vahşi, Uçurum’un derinliklerinde yaşayan sürgün edilmiş devasa bir iblis canavardı. Yaratığın gözleri kan çanağı gibiydi ve etrafa salyalar saçıyordu. Havayı sertçe kokladı.
"Burada bir insan kokusu alıyorum..." diye kükredi yaratık, sesi salonu sarsarak. "Olympus’un pis kokusu Uçurum’a kadar gelmiş!"
Malakor, Lyra’yı anında arkasına alarak ileri fırladı. "Burası benim bölgem, defol git buradan!" diye kükredi ve iki devasa yaratık salonun ortasında amansız bir savaşa tutuştu. Yumruklar mermer sütunları patlatıyor, karanlık büyüler havada uçuşuyordu. Malakor güçlüydü ama yaratık arkadan sinsice saldırmanın peşindeydi.
Dövüşün ortasında yaratık, Malakor’un arkasında duran Lyra’yı fark etti. Siyah gelinliği içindeki kızı süzerek iğrenç bir kahkaha attı.
"Demek bu senin karın, ha? Olympus’un o meşhur insan prensesi..." Yaratık pençelerini biledi, gözlerini Lyra’nın üzerine dikti. "Üzerinde birkaç delikle nasıl görünecek acaba? Kemiklerini kırmak için sabırsızlanıyorum!"
Yaratık, Malakor’u es geçip doğrudan Lyra’nın üzerine doğru ölümcül bir hızla saldırdı. Pençeleri havayı yararak kızın kalbine doğru iniyordu. Lyra korkuyla donakaldı.
Ancak o ölümcül darbe Lyra’ya ulaşmadı. Malakor, hiç düşünmeden kendini kızın önüne attı. Yaratığın zehirli ve devasa pençeleri, Malakor’un göğsünü acımasızca yardı. Karanlık kan masaya ve yere saçılırken Malakor acıyla kükredi.
Kendi canının yanması değil, Lyra’ya zarar gelme ihtimali Malakor’u delirtmişti. Yaralı haliyle son bir güçle yaratığın boğazına yapıştı. İçindeki tüm karanlık enerjiyi serbest bırakarak yaratığı yere fırlattı ve zorda olsa onun işini tamamen bitirdi. İstila sona ermişti ama bedeli ağır olmuştu.
Büyük canavar cansız halde yere serilirken, Malakor’un da dizlerinin bağı çözüldü. Göğsündeki derin yaradan kanlar sızıyordu. Dev cüssesiyle geriye doğru yalpaladı ve oracıkta Lyra’nın kollarına doğru düştü.
Lyra, elleri Malakor’un sıcak kanıyla boyanırken onu nefes nefese tutmaya çalıştı. Olympus’ta onu feda eden tanrılardan sonra, hayatında ilk kez biri onun için kendi bedenini siper etmişti.
"Malakor! Hayır, gözlerini kapatma, buradasın!" diye haykırdı Lyra, gözyaşları kanlı yüzüne süzülürken.
