Görücü Mü?

Vaveyla Yazarı: Kendinceyazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Görücü Mü?

BÖLÜM 3
Görücü Mü?

İnsanın her evde illa ki ‘kaçıp kurtulsam!’ dediği bir anı vardır. Bu canını sıkan bir konuşma da olabilir, kaçmak için istediği herhangi bir olay ya da bahane de…

Fakat benim derdim silah zoruyla sarmakta olduğum sarmalardaydı. Hayır yani, silah zoru derken de ciddiydim. Annem abimi başıma oturtmuştu. Her an yanlış bir hareketimde silahı alnıma dayayabilirdi. Gerçi onun burada olma sebebi bu değildi ama neyse…

Bizim evde, yerde sofra bezinde oturmuş sarma sarıyordum. Karşımda annem de sararken Hanım abla ile sohbet ediyordu. Hanım abla dün gece taburcu olmuş ve sabah sağlıklı bir şekilde Asya ile birlikte çıkmışlardı. Asya ben nöbetten döndükten birkaç saat sonra olumlu bir sonuçla tüm mahallenin yüzünü güldürmüş ve sonunda ailesine kavuşmuştu. Hanım abla yine evde kalmayı reddedip ev ahalisini çıldırttıktan sonra bizim eve gelmişti. Yardım edeceğini söyleyip dursa da daha yeni doğum yaptığı için hiçbirimiz izin vermemiştik. İçi rahat etmediğinden olsa gerek, Suna’yı çağırmıştı.

Bizim abideki vatan gülüşü..

Başımda oturan abime uyuz bir bakış attım. Suna gelmeden önce beni deli etmişti. Allah’a şükür Suna gelince dikkati dağılmıştı. Şimdi de açık açık kızı izliyordu. ‘Hayvan mısın?’ diyesim gelse de beni tek kolunda ezip Suna’sının yolunda halı gibi sereceğinden korktum. Bu yüzden ses etmedim. Fakat yine de duramadım.

O benim aksime koltukta oturduğu için dirseğimle dizini dürttüm. “Ne var Hazan?” dedi göz ucuyla bana bakarken.

“Kızı rahatsız ediyorsun. Bakışlarınla yiyip yuttun resmen” alayla karışık uyardım.

Suna ise kucağındaki Asya’yı uyutmaya çalışırken bizi duymamıştı. Asya az önce uyandığından Suna bize yardım etmeyi bırakmıştı. Abim sözlerimi gram umursamayıp Suna’yı izlemeye devam ederken arkası bize dönük olan Suna annesiyle konuşurken kardeşini sallıyordu. Abla olmanın hasını yaşamış olan üç çocuk ablası bacım bu konuda profesyoneldi. Bazen hızını alamayıp bana bile abla olabiliyordu. Ben ise evin en küçüğü olmanın verdiği salaklıkla geziniyordum. Allah’a şükür şımarık değildim. Gerçi…

Tamam be! Çıtırından şımarık bir çatlak olabilirdim. Ama aynı zamanda da her eve lazım hamarat, tatlı bir kızdım yani…

O yüzden mi geçen hafta patates kızartmalarını yaktın aşkım?

Orasını karıştırma. O teknik bir arıza sonucu gerçekleşti. Bak şimdi nasıl da güzel sarma sarıyorum.

“Biraz daha ince sar Hazan. O ne öyle dolma doldurur gibi içini doldurmuşsun.” Annemin sözleriyle ona uyuz bir bakış attım. Zaten silah zoruyla yapıyordum. Ne olurdu da yorum yapmayıp şükür etseydi?

“İçi bol olsun anne, boşver” ben sarmaya devam ederken koluma çarpınca homurdanarak verilen komuta uymak zorunda kaldım. Hâlâ uykum vardı. O yüzden fazla agresiftim. Sanırım bunun nedenlerinden biri de kapıda bekleyen regl tarihiydi. Tahminlerime göre üç gün sonra evrimleşip sinir küpüne dönüşecek olan bir canavar olacaktım. Bu nedenle en ufak şeye sinirim bozuluyor olabilirdi.

“Nermin’in oğlu nasıl da büyümüş ya? Maşallah efendi olmuş. Dün çok yardımcı oldu bana” diyerek yeni bir konuya dahil olan Hanım abla ile başımı kaldırıp ona baktım. Emir mi? Yardımcı mı olmuş? Hanım ablaya mı?

“Nasıl?” Diyerek hiç muhatap olmadığım konuya dahil olduğumda hepsi bana baktı. “Ne? Merak ettim?” Hanım abla gülümseyerek çayından bir yudum aldı ve devam etti. Ben ise merakla dinliyordum. Neden bunu yapıyordum mesela? Banane be o adamdan!

“Akşam yanıma geldi. Narin’in oğlu Siraç’la beraberdi. Kız Hatice bir dediğimi iki etmedi çocuk! Öyle bir hoşuma gitti ki…” Bir dakika ya! Hanım abla bende sana çok yardımcı olmuştum! Ne diye beni övmek varken o herifi övüyorsun?

Annem gülümseyerek sarmalara döndü. “Öyle valla Hanım. O ismi lazım olmayan babasına benzemedi kuzum. Annesinin yükünü hafifletecek inşallah” evet, babası onlar henüz çok küçükken onları terk etmişti. Emir’e ne kadar gıcık olsam da babası gibi yurtdışına kaçıp ailesiyle bağını koparmamasına sevinmiştim. İlk başta İtalya’ya gideceğini duyduğumda aklıma yüzlerce ihtimal gelmiş ve Nermin ablaya üzülmüştüm. Allah’a şükür ki oğluyla bağının koparılmasına izin vermemişti. Evet, gıcık olup da sürekli benimle uğraşıyor olabilirdi ama gerçekten anneliğin hakkını veren insanlardandı.

Annem aklına gelen şeyle gülümseyerek devam etti. “Dün bizim eve geldi. İlk başta onca yıl sonra değişir sanmıştım ama aynı samimiyetle konuşuyordu.” Samimiyetmiş. O zaman bana ne diye uyuz davranıyordu ki bu herif? Bir dediği diğerini tutmuyordu. Anlamsız biriydi işte

Efendiymiş. Kıçımın efendisi!

Bir dakika…

Dün bizim eve gelmiş…

DÜN BİZİM EVE NASIL GELMİŞ!!!

Ay aşko ayıpsın. O dururken Alp abimiz mi bizi taşıyacaktı? Eskileri yad etmiş herifim…

Eskiler… Sadece parça parça zihnime sızan hatıralar…

Emir eskiden sadece alt mahallede yaşayan, Bora ve Siraç’ın arkadaşı olarak kalıcıydı zihnimde…

Daha fazlası var mıydı? Vardı.

Ama hatırlamak istedikçe zihnim kalbime kor bir bıçak dayıyordu. Daha fazla ileri gitmemi istemiyordu.

Suna bana kaçamak bir bakış atınca annemde olan bakışlarım hızla onu buldu ve gözlerimi kısarak dik dik ona baktım. O ise gülmemek için dudaklarını birbirine bastırarak yeniden arkasını döndü. Şerefsiz ya… Nasıl da imalı imalı bakıyor?

Ayrıca ben neden hâlâ sarma sarıyordum ki? Kime sarıyordum sarmaları?

Akşam yemeğine de bu kadar çeşit yemek yapılmazdı.

Dolaptaki özenle hazırladığım trileçe de çay için değildi kesin

Misafir gelecekti kesin

Cidden senin beynin geriden geliyor Hazan.

“Maşallah nazar değmesin oğluma. Allah iyilerle karşılaştırsın.” diyerek devam etti Hanm abla. “Allah hepinizi iyilerle karşılaştırsın yavrularım. Hazan da çok yardımcı oldu. bir de benimle uğraştı onca işin içinde”

“Olur mu öyle şey Hanım ablam? Asıl ben gelmesem içim rahat edemezdi. Abim sağolsun o getirdi beni de” Ve bu sefer top Alp Bey’e atıldı. Konudan sıyrılıp abimi öne atmaktan keyif alıyordum. Aval aval konuyu kavramaya çalışan abim ise sonunda Suna’dan başkasına dönebilmişti. Hanım abla bu sefer de abime döndü.

“Alp’im de yanımızdaydı, evet. Karakoldan çıktıktan sonra sürekli gelir ihtiyacımızı sorardı.” Abimin yüzünde güller açtı. Hanım ablanın ‘Alp’im’ demesi hoşuna gitmişti. E abla, abim sizin için beni satar. Tabiki yapacak canım…

Abimin ağzını açmasına izin bile vermeden sarma aromalı parmaklarımla belimi tutarak doğruldum. ”Anne bayılacağım ya! Belim ağrıdı yeter.” Diyerek onları bu konudan süpürdüm. Bütün suç o herifteydi. Geldi geleli çok olmamıştı bile… hemen de göze girmişti. Ben ise sinirle cırlamaya devam ettim. “Anne 5 dakikada bitecek sarmayı 1 saattir sarıyoruz ya! Yeter yoruldum ben.”

“Sus kız. Az kaldı zaten” dedi dolma doldururken. Önündeki yığınla sarma dolmaya baktım. ben bir tane sarana kadar kadın beş tane sarmıştı. Maşallah canım anam. “Şu tencereyi dolduralım. İçi artarsa yaprak çıkarırız.” Diyerek son sözü söylemesiyle ağıt yakar gibi dizlerime vurdum. Üstüm başım kirlenmişti ellerimi silmediğim için. Bu kaymartak için en iyi fırsattı. Elime aldığım yaprağa bir kaşık doldurup sarmaya kalktığımı görünce dizime vurdu. “Ya anne! Sarma içi bitsin diye yapıyorum. Hem sen içini hep az dolduruyorsun. Bol olsun güzel olsun.”

İşte bunu söylememen gerekiyordu Haziş…

Annem bana tip tip baktı ve iç çekerek önüne döndü. “Öyle olsun madem… Sen git ben yapayım hepsini. Ev işleri falan derken… belim ağrıyor ama neyse…” Anne… böyle yapma sonra kıyamıyorum…

Bilerek yapıyor!!!!!!!!!

Dudak bükerek dolma evrenine geçiş yapmak üzere olan sarmayı ağzıma tıktım ve ellerimi silerek daha düzgün sarmaya başladım. Ses çıkarmadan sardık. Sonunda sarmalar bitince arkama yaslandım ve ofladım. Enseme öyle bir ağrı girmişti ki…

Başım abimin dizine değince ona uyuz bir bakış attım. “Git o tarafa. Hem sen niye işe gitmiyorsun ki? Git başımdan”

“Bugün gitmeme kararı aldım Hazan. İzinliyim” tencereyi alıp mutfağa giderken söylenmeye başladım. Belim ağrıyordu!

“Bigin gitmimi kiriri ildim Hizin. Bana ne ya senin izninden! git işte! Onca kadın arasında durmuşsun!”

“Kes sesini küçük fare” diyerek seslendi.

“Sen kes be! dağdan inme!” mutfaktan çıktım. Acı içinde belimi kıtlatırken anneme baktım. Abim ise uyuz uyuz bana bakıyordu. “Anne, başka yapılacak birşey yoksa ben duş alacağım.”

“Yok kızım, Git sen” işten kurtulma hevesiyle gülümseyerek odama ilerledim. Geçerken Asya’nın koluna minik bir öpücük kondurdum. O ise bana kıçını döndü. Surat astım. “Ama seni ilk ben gördüm Asya! Neden bana bu ihaneti yaşatıyorsun?” dedim acıyla oflarken. O ise acıktığını belirten bir ifadeyle küçük bir ağlama sesi çıkardı. Sorumlusunun ben olduğumu düşünerek odama kaçtım ve üstümü çıkararak tek kız olmanın konforunun alasını yaşayıp da banyolu odamın minik banyosuna girdim. Harikaydı.

🩴

Yazarın anlatımıyla…

Dudakları arasındaki sigaranın ucunu yakarken epey bi ciddiydi Alp. Eliyle rüzgarı önlemek için siper olmuştu. Sonunda sigaranın ucu yandı ve bir nefes çekti. Parmakları arasına aldığı sigaranın dumanı süzülürken başını geriye yasladı ve dumanın dudaklarından dışarı sızmasına izin verdi. Verdiği nefes kalbine söz geçirmiyordu. Kalbi hâlâ içeride bıraktığı kadındaydı. Yeniden gidip saatlerce izlemeye devam etmek istiyordu. Suna o bakışların farkındaydı. Ama bir kere bile arkasına dönmeye cesaret edememişti. Suna ona baksa çok söz anlatacaktı kalbi… Ama o buz mavisi gözler bütün benliği ile kilitlenemiyordu ona.

Gözler çok şey anlatırdı. Ama Suna o gözlere bakmıyordu. Anlamak isteyen anlardı. Suna anlamak istemiyordu.

Suna… Ya sonum, ya da yaşamım olacak kadın… Ne zaman dinleyeceksin beni?

Parmakları arasındaki sigaranın külleri kaldırıma düşüyordu. O ise duvara yaslanmış öylece havaya bakıyordu. Zarardı. Aklına, kalbine, varlığına zarardı. Alp’in sevdası iki günlük değildi. Bağlıydı. Çok bağlıydı. Elindeki silahı şahitti. Yüreği sadece bir kadın için atardı.

“Alp abi?” Alp belli belirsiz gülümsedi. Sanki ona inat hep abi derdi. Bir kere bile ‘Bana abi deme Suna’ diyememişti. Kız yanlış anlardı. Zaten yüzüne bakmıyordu. Zihninin oyunu olduğunu düşündüğü ses yanındaydı. Ancak o inanmıyordu.

Kolunda hissettiği belli belirsiz el ile refleksle bileğini kavradı. İrkilerek ona bakan Suna’yı görünce öylece kalakaldı. Nasıl… Aklının oyunu değil miydi bu kadın?

“Suna?” dedi kolunu sertçe kavradığı kadına bakarken. Canının acımasını istemediğinden tutuşunu hafifletti ama bırakmadı.

“Korkuttum mu?” Dedi Suna ancak onun aksine kendi korkmuştu. Alp aniden hareket edip onu kavrayınca ne yapacağını bilememişti. Kuş gibi titriyordu. Alp’in gölgesinde kalmıştı. Alp kendinden çok kısa olan kadına bakarken gülümsedi. Aradaki boy farkına bayılıyordu. Suna böyle alttan ona bakınca… Dünyaları önüne serebilirdi.

“Hayır, dalmışım öyle” diyerek geçiştirdi ve onu korkutmamak için elini kolundan çekerek bir adım uzaklaştı. “Aksine seni korkutan ben oldum sanırım.” Suna belli belirsiz gülümsedi ve başını eğdi. Yine gözlerine fazla bakmasına izin vermemişti. “Sen nereye gidiyorsun?”

“Evde süt bitmiş de…Gidip alayım dedim” kaşları çatıldı. Suna Asya ile ilgileniyordu. Hazan gidebilirdi. Acaba yine ne diye işten kaytarmayı becermişti küçük kardeşi…

“Hazan nerede? O gitseydi.” Suna gülümseyerek yeniden ona baktı. Alp ise bu fırsatı değerlendirdi ve karşısındaki kadının gülüşünü seyretti.

“Asya’yı kaçırdı. Muhtemelen odasında onunla ilgileniyordur.” Aklına gelen şeyle daha çok güldü. “İkizlerden sonra yine pabucum dama atıldı. Hazan artık benimle ilgilenmiyor.” terlik vakasından sonra Hazan’dan kaçan kendisiydi. Ama biliyordu. Hazan onu illa ki yakalayacak ve o terlikleri ona yedirecekti. Öte yandan Hazan’ın babasının terliği hâlâ Emir’deydi. Hazan bu zorlu görevi ceza olarak Suna’ya vermişti. Kendisi fazlasıyla utanıyordu. Emir’i gördüğü ilk fırsatta söylemesi gerekiyordu çünkü terliğin yokluğu Hazan’ın babası için hayra alamet değildi. En sevdiği, en rahat terliğiydi. Bir an önce bulunması ve yerine koyulması gerekiyordu. Aksi takdirde Selim abi çok sevdiği terliğin tekiyle onları kovalayabilirdi. İyi de Emir’i nereden bulup da nasıl söyleyecekti? Hazan utangaç ise Suna ondan daha utangaçtı. Emir’e attıkları terliği geri getirmesini mi söyleyecekti? Belki de terliği çöpe atmıştı? Anı kutusuna koyacak değildi ya..

‘Ben seninle ilgilenirim.’ demek istedi Alp… Aklı hâlâ ondaydı. Bunu söyleyip kızı kendinden daha da uzaklaştırmak yerine düşüncelerini geri itti ve gülümsedi. “Hazan’ın bebeklere karşı ayrı bir sevgisi var. Hepimizi unutacağına eminim”

“Öyle gerçekten.” yoldan geçen Emir’i görünce telaş yaptı ve Hazan’ın bakıp bakmadığını anlamak için başını kaldırdı. Hazan yeni duş aldığı için saçları nemliydi. Asya ise omzunda gözleri yarı açık etrafı seyrediyordu. Minik eli Hazan’ın saçlarını kavramıştı. Hazan sırıtarak abisi ve Suna’yı seyrediyordu. Aslında dakikalardır balkonda onları seyrediyordu. Şu ikisini bir evlendirse de hala olsa diye hayal kuruyordu. Ne olurdu da kucağına aldığı bebek yeğeni olsaydı? Çok mu birşey istiyordu?

Of sizde mıy mıy mıy. Evlensenize!

Hazan, Suna’nın kendisine olan kaçamak bakışlarını yakaladı ve sürekli gözlerinin kaydığı yola baktı. Alp ve Suna’ya doğru ilerleyen Emir’i görünce gözleri aniden açıldı. “Ay!” Asya minik bir mırıltı çıkararak ona baktı. Daha yeni annesi emzirdiği için keyfi yerindeydi. Ancak birazdan bütün evi birbirine katmayı planlıyordu. Asya, Hazan’ın kucağında etrafı seyrederken Hazan dik dik Emir ile konuşan abisini izliyordu. Acaba terlik bahsi geçer miydi?

Abartmasana kızım. Allah’tan bir terlik atmışsın. Gece rüyana da giriyor mu peki?

“Giriyor valla Haziş. Geçen gün rüyamda bize yemeğe gelmişlerdi. Emir de bana sırıtarak ‘Terliğin bende kaldı sinsirella’ diyordu. Herkesin içinde!” kendi kendisine konuştuğunun farkındalığıyla homurdandı. “Sen bana bakma Asya kuş. Ben çılgın bir teyzeyim.” Ama cidden bu terlik olayı çok geriyordu onu, öyle böyle değildi. Bi de dünya ona malum yerlerinden gülmek istermiş gibi babasının en sevdiği ve rahat olduğunu düşündüğü terliği de oydu. Bu sabah Alp’e terliğin tekini sorduğunu duymuştu. Yani onu bir an önce alması gerekiyordu. İyi de nasıl olacaktı? Kendisi utancından öldüğü için gidip isteyemezdi. Ceza olarak bu görevi Suna’ya kitlemişti ama Suna’nın yapabileceğine olan inancı çok azdı. “Offf” dedi homurdanarak. Emir ve Alp’in gülüştüğünü görünce merakla kıpırdandı. Gizli saklı işi gizlenmeden yapıyor ve Suna’yı izliyordu. Kesinlikle Emir’i değil…

“Kız Hazan!!!” diye bir ses yükseldi karşı apartmandan. Hazan irkilerek Asya’yı sıkıca tuttu ve sesin geldiği yöne baktı. Minik Asya ise bıkmıştı. Artık gizlenemezdi Hazan. Bütün mahalle Canan abla sağolsun onu izliyordu. Göz ucuyla Emir’e baktı. Başını kaldırmış onu izliyordu, yanılmamıştı. Gözlerini sıkıca kapattı Hazan… Asya’nın sırtını okşarken içinden Canan ablaya söyleniyordu. Canan abla ise pot kırdığının farkına bile varmadan bağırdı. “Kız çocuğu dışarıya çıkarmasana! Mikrop falan kapar!” ağlamak istiyordu. Yere çöküp saklanmak istiyordu.

“Dışarıda değilim Canan abla! Ayrıca çocuk oksijen soluyor ne güzel! Asya memnun halinden” Asya ise doğru zaman olduğunu düşünerek daha fazla dayanamadı ve ağlamaya başladı. Hazan olay üstüne olay yaşamamış gibi ona inat ağlayan bebeğe baktı. “Yazıklar olsun Asya kuş. Beni yalancı çıkardın.” sırtını sıvazlarken olduğu yerde ileri geri gitti. Asya kusunca fırsat buymuş gibi içeriye kaçtı.

Emir’in dudaklarında ise belli belirsiz bir tebessüm hakimdi. Hazan ieriye girene kadar onu izledi ve derin bir nefes aldı.

Anlaşılan henüz tamamlanmamış meseleler vardı.

🩴

Hazan Hezar

Yemek masası harika donatılmıştı. Bütün ev halkı özenle hazırlanmış ve oturma odasında misafiri bekliyordu. Ben ise aynanın karşısında homurdanarak kendi kendime söyleniyordum. Ta ki popoma on ikiden vuran terliğe kadar… “Ya anne!”

“Sus bakayım sen! Tişörtle pantolonla misafir mi karşılanır? Ayıp diye birşey var kızım?” üstümdeki beyaz desenli elbiseye baktım. Fazla sadeydi. Hatta misafirlik için uygundu ama benimde inadım tutmuştu ne yapayım?

“Ama anne bu da çok abartılı!” diyerek ona döndüm. “Evlendiriyor musun ya beni? isteme falan var da benim mi haberim yok?” annem göz devirerek saçlarımı düzeltti.

“Abartma istersen.”

“Anne ben senden beklerim böyle birşeyi. Oğlundan çok beni evlendirmek istiyorsun sen” popoma bir darbe daha inince gülerek kaçtım.

“Sus kız! Kaç yaşına gelmişsin. Tabiki evlenmeni isterim” elbisenin eteklerini tutup çocuk gibi döndüm.

“Ben 24 yaşında çıtırım bir kere!” odadan çıkarak babam ve abimin yanına gittim ve anneme iftira attım. Ara sıra ortalığı karıştırmayı seviyordum. “Baba! annem beni evlendirme planı yapıyor.” Anem homurdanarak peşimden gelirken babam kırmızı çizgisiymiş gibi hemen kaşları çatıldı.

“Ne evliliği Hatice? Benim kızım daha çok küçük.” kollarını açarak beni davet edince gidip sarıldım. “Evlenmeyecek o. Bizimle kalacak. Vermem onu kimseye” Abim gülerek izliyordu. Açıkçası bu evlilik olayı iki gündür çok konuşuluyordu. Korkutuyordu yani…

“Merak etme baba. Bizim Fırıldak evde kalır.” ona yüz buruşturarak dil çıkardım. Abim ayağa kalkacakmış gibi bir hareket yapınca babama daha çok yapıştım.

“Gelme be! korkunç insan” Tam o sırada zil çalmış ve hep beraber ayaklanmıştık. Annem büyük bir hevesle koşarak kapıyı açmaya gittiğinde babam ve ben ona garip bakışlar atıyorduk. Misafiri ne kadar özelse bize hiç kim olduğundan bahsetmemişti. Bugüne kadar abim de bilmiyordu ancak öğrenmiş olmalı ki gülümseyerek annemin peşinden gitti. Hayırdır? Bunun Suna’sı da burada değil?

“Ay hoşgeldiniz Nermin” annemin sözlerini duyduğum an ayağa fırladım. Perdeye tırmansam ne olurdu? Ya da balkondan atlasam kaçabilir miydim?

Ay rüyam gerçek mi olacak?!!

İçeriye önce Nermin abla, sonra kızı Vera ve en sonda kaçmak için kırk takla attığım terlik mağduru Emir girmişti. Dudaklarımı birbirine bastırdım ve ona olan bakışlarım kaçarak Nermin ablayı buldu.

Niyet ettim Nermin ablaya rezil olmamaya…

“Hoşgeldiniz.” dedim gülümseyerek Vera ve Nermin ablaya sarıldım. Allahım… inşallah rezil etmez beni…

Bu rüya gerçek olmasın… Hatta biri beni uyandırsın ve işe geç kaldın desin..

Hoşgeldin deme sırası Emir’e gelince çarpılmış gibi ona bakakaldım. Acaba hoşgeldin demesem ayıp olur muydu? Zaten topluca demiştim?

Ama Nermin yakalardı.

Derin bir nefes alarak mırıldandım. “Hoşgeldin” O ise sadece başını salladı. Ucuz yırttın ha Hazoş…

Ama sanki bu kıyamet öncesi sessizlik gibi geliyor…

Ay aman aman aman… Allahım sen koru…

“E hadi buyurun sofraya, beklemeyelim daha fazla” diyerek misafirleri sofraya buyur eden kişi babamdı. Ellerimi önümde birleştirdim ve hanım hanımcık bir şekilde abimin yanında herkesin yerleşmesini bekledim. Emir’in oturduğu sandalyeye en uzak sandalyeyi gözüme kestirdiğim sırada Vera oraya yerleşince içten içe ağladım. Abim Emir’in çaprazına yerleşti. Herkes sofrada yerini alınca bana kalan yere acılı bakışlar attım. Ben adamdan kaçmaya çalıştıkça neden bu herif daha çok karşıma çıkıyordu? Şu yaz bir an önce bitebilir miydi artık? Gitsin bu da İtalya’da milleti kovalasın.

El mecbur tam karşısındaki sandalyeye oturdum. Emir’in bir yanında annem, diğer yanında Nermin abla oturuyordu. Nermin abla iki dakika oğlundan ayrı kalsa oğlunu yiyecektim zaten. Neyse işte… Benim gözümü kestirdiğim sandalye annemin yanındaki sandalyeydi. Vera oradaydı. Babam baş köşesinde, abim Emir’in çaprazında Nermin ablanın karşısındaydı. Ben ise o herifin karşısındaydım!

Bir sandalye boş aslında… yana mı kaysam?

Tam kayacaktım ki annem seslendi. “Hazan çorbaları dağıt canım” ayağa kalktım ve babamın yanına geçip annemin doldurduğu kaseleri Nermin abla ve Vera’ya verdim. Nermin ablaya verirken Emir’in önünden geçirdiğim tabak resmen ‘kalk kendin al’ diye bağırıyordu ama neyse ki iyi kalbim buna razı gelmedi ve diğer kaseyi ona uzattım. “Afiyet olsun” dedim sanki hiçbir olay yaşanmamış gibi

“Ellerine sağlık” dedi o da… Sanırım adamın konuşmasına fırsat vermeyip afiyet olsun diyerek geçiştirdiğim için herif anca diyebilmişti. Abime ve kendime de koyduktan sonra yerime geçtim. Annem zaten babamın çorbasını çoktan vermişti. Yemek boyunca başımı kaldırıp bir kez bile yüzüne bakamıyordum. Başımı eğmekten çorbaya girecektim de babamın sesiyle irkildim

“Hazan, sen hâlâ uyuyor musun yavrum? Bak çorban bile bitmemiş.”

“Çok iştahım yok sanırım.” diyerek gülümsedim. Halbuki utanç ve heyecandan elim ayağım titrer de sakarlığım tutar diye korkuyordum

“Sabah da doğru düzgün yememiştin.” dedi annem. “Hasta mı olacaksın acaba?”

“Yok anne ya… Öğlen biraz atıştırdım. Belki de ondan kaynaklıdır.” konunun devam etmesinden korktuğum için yemek yemeye başladım. Ve kısa sürede de konu kapanmıştı.

Ama açılan diğer konu bundan daha vahimdi.

“Nermin, geçen gün Narin söyledi. Pazara yeni şeyler gelmiş. Sen hiç gittin mi?” Nermin abla başını sallayarak onayladı.

“Evet, çok güzel şeyler gelmiş valla. Ben bizim kızın çeyizine aldım birkaç parça” Vera homurdanarak göz kaydırdı.

“Evet, annem tüylü terlik almış bana” Gülmem için bir sebep yoktu ancak terlik kelimesiyle başımı kaldırdım. İlk göz göze geldiğim şey bir çift Yeşil göz oldu. Korkunç kabuslar yeniden zihnime sızdı.

Babam da sanki bu anı bekliyormuş diye şak diye araya girdi. “Terlik demişken… İki gündür siyah çizgili terliğimi arıyorum hatun. Gördün mü sen?” Ya baba boşver kaybolup giden terliği! Ben sana en iyisini alacağım lütfen kapat bu konuyu…

Emir’in dudaklarında oluşan gülümsemeyi görünce fenalaştım. Ay bittim ben… Herif beni ortaya atacaktı. Rüyam gerçek olacaktı.

“Ne bileyim Selim? Terlik kovalamıyorum ya?” Ben kovalıyorum anneciğim… Sen zahmet etme…

Annem yeniden Nermin ablaya döndü ve konuşmaya devam etti. Neyse ki konu ışık hızıyla kapanacaktı. “Bende Hazan’a birkaç parça birşey bakayım dedim. Çeyizini tamamlayamasam içim rahat etmez. Bu aralar içimde hisler var. Ben yanılmam” Nermin abla güldü.

“Yakında düğününüz mü var Hatice? Ne hisleri bunlar?” Bu sefer şokla anneme baktım. Her seferinde bir öncekinden daha korkunç konular açılıyordu?

“Anne bir oda dolusu çeyiz dizdin yeter artık ya…” Göz ucuyla Emir’e baktığımda o da merakla bu konuyu dinliyordu. Halbuki az önce babamla konuşuyorlardı. Ne ara döndün sen ya? “O hislere güvenme sen. Evde birkaç gün evlilik konusu geçti diye böyle düşündün sen.” Olaydan kaöçmak için yine konuyu abime çekmeye çalıştım. Arkama yaslanarak abime baktım. “Abim kaç yaşına gelmiş. Önce onu evlendirin. Ben kucağıma yeğenimi almadan ölemem.”

“Sevdiğim var kızım benim. Görücü usulü evlenmem ben”

“Git söyle o zaman onu sevdiğini. Sizi izlerken ben yoruluyorum.” Emir konunun muhatabını bildiği için gülümseyerek bana destek çıktı. Az önceki gibi suratsız bakmıyordu artık. Konunun değişmesi hoşuna gitmiş olmalıydı.

Vermem. Seni ellere vermem….

“Ne zaman söylemeyi planlıyorsun?” Dedi Emir benim aksime daha sakince

Babam merakla araya girdi. “Kimmiş bu hanım kızımız… Bizde tanısak ya?” Abim gülümseyerek onlara baktı.

“Yabancı biri değil baba.” Onun bu sözleriyle herkes sessizleşti ve merakla dinledi. Tabi annem tahmin ettiği kişi olduğunu anlayınca sevinçten dört köşe oldu. Fena kadındı. Oğluşunu elin kızına vermeyeceği için memnundu.

Tabi önüne gelen ilk oğlana da beni verecek diye ödüm kopuyordu!

“Gördünüz mü? Önce abim evlenecek” dedim neşeyle

“Sana da görücü çıkmış diyorlar kızım. Duydunuz mu siz?” diyerek dikkatle bana bakn Nermin ablaya büyük bir şokla baktım. Elim ayağım boşaldı. Ölecek gibi oldum.

Bütün herkes bir bana bir Nermin ablaya bakıyordu.

İşin garip yanı ilk göz göze geldiğim ve göz temasını kesemediğim kişi Emir’di. Kaşları çatılmış ve çenesi gerilmişti.

Ne oluyordu bu aşağılık evde!!

Ben evlenecek miydim?

Allah’ım sen koru yarabbim…

Emir’den gözlerimi ayıramıyordum. Bakışlarım parmak boğumları beyazlaşan eline kaydı. Eli yumruk halinde, aklında farklı düşüncelerle öylece dik dik bana bakıyordu.

“Ne? Görücü mü?” diyebildim zorlukla

Sanırım sonu belirsiz yeni bir olayın kapısını aralayan bu kez Nermin abla olmuştu.

🩴⛅

Merhabalar….

Çoook özür dilerim bu bölüm fazlasıyla! gecikti.

Ama bazı uygulamalara giriş yapamıyordum ve yaz boyunca üst üste şeyler yaşadım.

Umarım anlayış gösterirsiniz.

Emeklerim ve çabalarım için oy verip tepkilerinizi belirtmeniz benim için çok önemli;)

Favori sahne buraya!!!!!!!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18