25. bölüm · Uçakçı mı?/ TEXTİNG
25. Bölüm
Rüya Aden Korkmaz
Üç hafta sonra
Son kontrollerimi yaparak denemenin kapağını kapattım. Bir dakika sonra zaten zil çalmıştı. Hoca teker teker optikleri toplarken optiğimi ona uzattım. Sınıfta uğultular yükselmeye başlamıştı. Herkes deneme hakkında konuşuyordu.
Midemin guruldaması beni daldığım yerden uyandırdı. Sabahtan beri yemek yemiyordum. Oturduğum yerden kalkarak arka sıralara doğru ilerledim. Hocamız sınıftaki oturma düzenini deneme için değiştirmişti.
En arka sıraya vardığımda bıkkın bir şekilde Kumsal'a baktım.
"Deneme bitti, haberin olsun."
"Yapamadığım birkaç soru var, onlara bakıyorum."
"Tamam, sonra bakarsın. İlk önce yemeğimizi yiyelim de."
Eğer yemek yemezsem başının etini yiyeceğimi biliyordu.
Bıkmış bir şekilde ayağa kalktı. Yan yana kantine doğru inmeye başladık. Kantinden tostlarımızı alıp her zamanki masaya geçtik. Dört senemiz bu yadigâr masada geçmişti.
Normalde okula gelmeyecektik ama şu okulda denemeler sıklaştırılmıştı ve asla bu fırsatı kaçıramazdık.
Biz yemeğimizi yemeye koyulduk. Açlıktan ve uykusuzluktan bayılabilirdim ama bir buçuk hafta sonra bu bitecekti. Üzerimde bunun hem sevinci hem de gerginliği vardı.
Kulaklığımdan formüllerin kodlamalarını dinleyerek yemeğimi yerken sağ yanımda, yani boş sandalyede, bir hareketlilik hissetmemle o tarafa döndüm.
Ve yine tahmin edilebilir kişi... Doruk'tu. Neredeyse bu iki aylık süreçte mesaj yazmasa da okulda defalarca yanıma gelmişti. Kovsam da yine geliyordu.
En son okul çıkışında gelmişti. Biz abimi beklerken yanımıza ilişmişti. O gün ayrı bir gergin olduğumdan konuşmaya başladığı anda kovmuştum. Sonra koluma dokunmuştu. Ben de sinirle yumruğu yüzüne yapıştırıp yere sermiştim.
Tabii bunu yaptığımı Kumsal da görmüş, hiç sorgulamadan o da tekmelemiş ve oradan uzaklaşmıştık.
Fakat onu tekrar görmem, içimde yine aynı isteği uyandırmıştı.
"Yüzsüz müsün? Dayak yedin, yine akıllanmadın değil mi? İlla abim falan mı girmesi gerekiyor işin içine?"
Sinirle ayağa kalktım. Ne olduğunu daha yeni fark eden Kumsal, kaşlarını çatarak ona bakıyordu.
"Mal mısın? Bak, çok içten soruyorum. Eğer öyleysen başka yöntemlere başvuracağım. Bu sefer tekmeyle kurtulamazsın."
Kumsal'ın tehditkâr sesine gülmek istesem de yüz ifademi değiştirmedim.
Kumsal'ın da ayağa kalkmasıyla onu masada bırakıp kalkmak istedik ama bileğimden tutmuştu.
"Bu kadar abartma. Hem bence gerekli karşılığı aldım. Bu kadar uzatmaya gerek yok."
Diğer eliyle yüzünü göstererek bunu söylemesi tepemin tasını attırmıştı.
Bileğimi çekerek elinden kurtuldum ve aynı anda yüzüne tokat attım. Kafası sola doğru düşmüştü.
"Bir daha bana dokunma ve inan, yaptıklarının karşılığı olarak daha büyük şeyler yapmadığıma şükret."
Onu arkamızda bırakarak sınıfa doğru ilerledik.
Tam zamanıydı zaten, şu anda onunla uğraşacak hâlim yoktu.
Yumruğumu sıkarak tırnaklarımı avucuma batırdım. Elimin üzerinde bir el hissetmemle Kumsal'a döndüm. Hiç düşünmeden ona sarıldım.
Gözlerimden yaşların akmasına engel olamamıştım. Biliyordum ki ağladığım tek konu bu değildi. Kazanabilecek miyim stresi, başaramazsam ne olacağı düşüncesi... Kısacası dolmuştum.
✈️🩶
Bir hafta sonra
18.06.2026
Gözümü açtığımda güneş ışığının yüzüme vurmasıyla yorganı kafama çektim. Saat kaçtı da hava bu kadar aydınlanıyordu?
Elimle yanımdaki komodinden telefonuma uzandım. Saate baktığımda öğleden sonra üçtü!
Yuh! Ben nasıl bu kadar uyudum ya!
Hemen yataktan fırlayarak çıktım. Normalde bu iki gün en zorlandığım konuların tekrarını yapacaktım ki iki gün sonra olan YKS'de unutmayayım.
Üzerimi değiştirdim. Basit bir tişört ve açık mavi bir kot giydim. Hava iyiydi. Çantamı hazırlayarak aşağı indim.
Annemin nöbeti vardı, babamsa evdeydi. Baktığımda salonda oturmuş bilgisayarından bir şeyler yapıyordu. Hava iyi olduğundan kütüphaneye yürüyerek gidecektim. Tam kapıdan çıkarken arkadan babamın sesini işittim.
"Nereye kızım?"
"Kütüphaneye gidiyorum baba."
"Buraya gelsene kızım."
Kapıyı kapatarak salona gittim.
"Ne oldu baba?"
"Gel bakalım, sen niye kütüphaneye gidiyorsun?"
"Sınav var ya baba." Nefes verdim.
"Kızım, boş ver dersi. Zaten iki gün kalmış. Git gez Kumsal'la, arkadaşlarınla. Bak, baba tavsiyesi. Abin de aynısını yaptı. Son dakikalarda kafanı karıştırma. Git nefes al, dolaş, gez, kafanı dağıt, tamam mı?"
Emin olamıyordum. Çalışmak istemiyordum ama zorundaymış gibi hissediyordum.
"Emin misin?"
"Aa, ne zamandan beri sözlerim sorgulanır oldu?"
Güldüm.
"Yok, olmadı da emin olamıyorum. Sanki son ana kadar çalışmam lazımmış gibi hissediyorum."
"Gerek yok. Sen tüm yıl geceli gündüzlü çalıştın. Son denemelerinin hepsinde yetmiş beş netten aşağı yok. Sen kafanı karıştırma, tamam mı?"
"Tamam."
Tebessümle birbirimize baktık. Beni alnımdan öptü.
Yerimden kalkarak odama ilerledim. Çantamı masaya bıraktım. Gardırobumun en üst çekmecesinden telefonumu aldım. Bu süreçte anlaştığımızdan beri telefonumu kapatıp kaldırmıştım. Normalde çok bakmıyordum ama ona yazacağımı bildiğim için kapatmış ve tuşlu telefona geçmiştim.
Üzerimi düzelttim. İyi olduğuma kanaat getirdim.
"Ben çıkıyorum baba."
Bana gülümseyerek el salladı. Ben de dışarı çıktım.
Üzerimden yük kalkmış gibiydi. Zaten içimden asla ders çalışmak gelmiyordu ve böyle bir izinle artık tamamen özgürmüş gibi hissediyordum.
Telefonu açarak rehbere girdim. Kumsal'ı aradığımda uyuyacağını söylemişti. Haklıydı da; zaten neredeyse üç gündür uyumamıştı. Normalde de tek gideceğim için sorun yoktu.
Aklıma gelen kişiyle gözlerimin içi parladı.
Rehberden Uraz'ın numarasına tıkladım.
Bir dakika bile geçmeden anında açmıştı.
"Alo."
Neşeli bir sesle söylediğim için gülmüştü.
"Alo."
"Ne yapıyorsun?"
"İyi. Ablamla kardeşimi kreşten almaya gidiyorum."
Yüzümde bir gülümseme oluştu.
"Müsaitsen bugün buluşalım mı?"
"Aslında kardeşime sözüm var. Bugün onu sahile götüreceğim. İstersen sen de gel, hem tanışırsınız."
Bilemiyordum, çok ani gelişmişti.
"Bir dakika... Sizin planınızı bozmam değil mi?"
Onlarla tanışmayı kesinlikle istiyordum.
"Hayır tabii ki. Hatta ablam seninle tanışmak istiyordu."
Ablası beni biliyor muydu?
"Öyle mi?"
Arkadan başka bir kızın sesi geldi.
"Öyle, öyle."
Ablası olduğunu tahmin ettiğim sesi duyunca yüzüm kızarmıştı.
"O zaman geçen buluştuğumuz parkta buluşmamız uygun mu?"
İkimiz için de ortak yerdi.
"Evet. Yarım saate o zaman orada buluşuyoruz."
Onaylayarak en sonunda telefonu kapattım.
Kulaklığımı takıp şarkı açtım.
No lie (gyal yuh, never miss)
Feel your eyes, they're all over me
Don't be shy, take control of me
Get the vibe, it's gonna be lit tonight
(Gyal yuh never miss, gyal yuh never miss) no
Hypnotized, pull
Şarkıyı mırıldanarak yola çıktım. Yürüyüş iyi geliyordu.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum ama oraya vardığımda daha gelmemişlerdi. Ben de yine o banka oturdum. Bu sefer mutluydum. Sınavım daha girmemiştim ama üzerimde büyük bir rahatlama vardı.
Beş dakika sonra Uraz'ın geldiği araba yanıma yanaştı. Arabasını görmemle ayağa kalktım. Önce o, ardından bir kız indi. Kız o kadar güzeldi ki... Açık kumral saçlıydı. Yüz hatları keskin olsa da tatlı yüz ifadesiyle bu sertlik dengeleniyordu.
"Merhaba, ben Betül. Senin tabirinle uçakçının ablası."
Bizim Uraz'la olan konuşmamıza gönderme yapınca gözlerimi şaşkınlıkla büyüttüm.
"Merak etme, mesajların hepsini okumadım. Belki bir kısmını okumuş olabilirim ama sadece bir kısmını."
Açıklamasına gülmeden edemedim.
"Sana da merhaba. Bir anda öyle deyince şaşırdım. Ben de Rüya Aden."
"Tanıyorum, tanıyorum."
Arabanın arka kapısı açılınca küçük bir kız çocuğu indi.
"Abi! Beni unuttunuz!"
Sinirli bir ses tonuyla söylemişti ama sinirli görünmek yerine oldukça tatlı görünüyordu.
"Abisinin gülü, ben seni unutur muyum hiç?"
Uraz küçük kızı kucağına almıştı bile. Kız da abisinin sözleriyle hemen yumuşayıp kıkırdadı.
"Unutmazsın, değil mi?"
"Yok, unutmam."
Bunu derken omzundan öptü. Küçük kız da boynuna sarılıp gülmeye devam etti.
Sonra kafasını çevirip beni gördü. Gülümsemesi durdu, yüzü meraklı bir ifadeye büründü.
"Bu o abla mı?"
Merakla abisine sordu.
"Evet, o abla."
O da mı beni tanıyordu?
Uraz'a baktığımda zaten bana bakıyordu. Şaşkın bakışlarıma omuz silkip sırıttı.
Kız kardeşi kollarının arasında hareketlenerek onu bırakmasını istedi. Düşmemesi için dikkatlice onu yere indirdi.
Küçük kız doğruca yanıma geldi.
"Meyhaba, ben Bade. Sen de Aden misin?"
Onun boyuna inmek için çömeldim ve bana uzattığı küçük eli tuttum.
"Evet, ben Aden. Tanıştığıma memnun oldum, Bade."
Cevabımla birlikte boynuma sarıldı.
"Abim senden çok bahsetti. Çok tatlıymışsın ve güzelmişsin. Gerçekten de öylesin."
Hayranlıkla bana bakıyordu. Göz ucuyla Uraz'a baktığımda gözlerini kaçırmış, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Bana tatlı diyen de buydu!
"Öyle mi demiş?"
Adamımı bulmuştum, bırakır mıydım hiç?
"Eveet. Hatta çok da zekiymişsin. Öyle değil mi, abi?"
Abisine bakarak söyledi.
Dudağımı ısırıp gülmemeye çalıştım ama Betül Abla benim aksime kahkahalarla gülüyordu.
Uraz, ablasına ters ters baksa da kardeşini yanıtsız bırakmadı.
"Evet, öyle."
Bade bana bakmamı ister gibi eliyle işaret yaptı. Tatlılığına dayanamayarak yanağından öptüm. Bu ne tatlılık böyle!
"Hadi, sahilde biraz dolaşıp dondurma alalım. Malum, bazılarının çenesi hiç durmuyor."
Bade'nin hiç umursamıyormuş gibi görünmesiyle gülümseyerek ayağa kalktım. Elimi tutmuştu bile.
"Uraz, baksana. Hanımefendi iki güzel görünce hemen sattı bizi."
Betül Abla gülerek Uraz'ı dürttü.
Onlar arkamızdan geldikleri için ne konuştuklarını tam duyamıyordum ama duyduğum net bir şey vardı.
"Doğru, çok güzel."
Yüzüm kızarmıştı. Göz ucuyla onlara baktığımda Betül Abla imalı imalı Uraz'a bakıyordu. Daha fazla dönersem domates gibi olacağımdan korkup yüzümü tekrar önüme çevirdim.
Bade'yle önden yürüyerek hem sahili izliyor hem de sohbet ediyorduk.
"Kızlar, hadi gelin. Dondurma yiyelim."
Betül Abla'nın sesiyle bir dondurmacıya girdik. Hepimize ikişer top dondurma aldıktan sonra, yan taraftaki parkın çardağına oturduk. Bade ise parkta oynamaya başladı.
"Sen uçak mühendisliği istiyorsun, değil mi Rüya?"
Kafamı salladım.
"Evet. Uçak mühendisliği istiyorum."
"Umarım kazanırsın."
Samimi gülümsemesine ben de aynı içtenlikle karşılık verdim.
Akşama kadar dolaştık. Bade'yle oyunlar oynadım, Betül Abla'yla dedikodu yaptım ve bol bol Uraz hakkında bilgi aldım.
Benim ona neden âşık olduğumu anlamamı sağlayacak bilgiler...
