23. bölüm · Uçakçı mı?/ TEXTİNG

23. Bölüm

~ Ebrar

0554***: Naber Rüya Hanım? Diyorum ki benden hoşlanman için konuşmaya mı başlasak?

Siz: Ya sen "hayır" kelimesinden anlamıyor musun?

Siz: İstemiyorum seninle konuşmak. Bu kadar.

0554*** kişisini engellediniz.

Sinirle Kumsal'ın yanına geçmiştim. O ise bana anlam verememiş bakışlar atıyordu.

"N'oldu?"

"Ne olabilir? Doruk efendi bana yazdı. Ondan hoşlanmam için konuşmaya başlasak diyor, piç."

Yerinden doğrularak kaşlarını çattı.

"Sabah uyarmana rağmen sana yazdı."

Başımı sallayarak onayladım.

"Bundaki yüzsüzlük ve şerefsizlik kimsede yok. Engelledin değil mi?"

"Tabii ki engelledim. Numarasının dahi telefonumda durması sinir bozucu."

"Aras abiye söyle de şununla bir konuşsun."

Başımı salladım.

"Bir de sonradan bu konu patlamasın."

"Evet, 'kendim halledeceğim' diyecek kadar kafayı sıyırmadım daha."

Bu konu şimdilik kapanmıştı. Biz de yemeğimizi yedik, güzelce dersimizi çalıştık. Kumsal yorgunluktan uyuyakalmıştı.

Bense oturup TYT'den son fizik konularını bitiriyordum. Çok şükür diğer tüm dersleri bitirmiştim.

Ben fizikle cebelleşirken kapının açılma sesi geldi. Abimin geldiği belliydi. Ertelemeden konuyu konuşup kapatmak istiyordum. Yanına gittiğimde bayağı yorgun görünüyordu.

"Abi..."

Sesim kısık çıkmıştı.

"Efendim, güzelim?"

Onun sesi benimkinin aksine daha gür çıkmıştı ama o da yorgundu.

"Sana bahsetmem gereken bir şey var."

Eliyle oturduğu yatağı işaret edince küçük adımlarla yanına gidip oturdum.

"N'oldu?"

Oda karanlık olsa da açık kapıdan süzülen ışık sayesinde yüzünü görebiliyordum.

"Söyleyeceğim ama ani bir şey yapmayacaksın ve sözümü kesmeden dinleyeceksin, tamam mı?"

Kendisi asla güven vermiyordu.

Başını sallayarak onayladı. Merakla bana bakıyordu.

"Şimdi okuldan biri var. Bu sene başında benden hoşlandığını söyledi. Ben reddettim. Bugün tekrar geldi. Ben de senden hoşlanmıyorum, bırak dedim. Pek umursamış görünmüyordu. Okuldan gelince de bana yazmış. Zaten anında engelledim."

Abime baktığımda burnundan soluyordu. Kendisi anında parlayan biriydi, söylemiş miydim?

"İsmini ver."

"Abi, hayır! Söyledim sana. Şu an sadece yazdı ve engelledim. Hem bunu sana haberin olsun diye söyledim. Beni pişman etme."

Kafasını salladı. Biliyordu; beni darlarsa ona bir daha hiçbir şey anlatmazdım.

"Bak, eğer en ufak bir şey yaparsa bana geliyorsun, tamam mı?"

"Tamam, abilerin bir tanesi."

Hemen yumuşamıştı. Boynuna sarılıp geri çekildim.

"Neyse, ben gideyim. Sen de yorgun görünüyorsun, yat uyu."

Bu söylediğime dünden razıymış gibi baktı.

Ben odadan çıktığımda ses yapmadan odama doğru gittim. Her ne kadar Kumsal'ın uykusu hafif olsa da bizim yanımızda kaldığında düzgün uyuyabiliyordu. Zaten onu uyandırmak istemiyordum.

Sabahtan beri çalışmanın ve dün uyumamanın yorgunluğu vardı üzerimde ama telefona bakma isteğim daha baskın geldi. Gün boyu uzak olmam ve doğru düzgün kimseyle konuşamamam, onunla da konuşamamam bunda etkiliydi.

Engelledikten sonra yatağın bir köşesine fırlattığım telefonuma uzanıp aldım. Tabii Kumsal'ı uyandırmamaya dikkat ederek.

İlk önce Instagram'a girdim. Biraz bakındıktan sonra çıktım ve asıl işimize geldik.

Siz: Uurrrraazz.

Siz: Neler yapıyorsun???

Uçakçı: İyi. Ben de yine bir sunum ve projeden çıkmış şekilde oturuyorum.

Siz: Ne sunumu, projesi?

Uçakçı: Yine bir uçak maketi. Bu sefer motor dâhil her şeyi ayrı ayrı yaptık ve onları bir sunumla açıkladık.

Uçakçı: Ama şansıma bugün projeyi götürürken bir aksilik çıktı. Sıra bana gelene kadar yetiştirmeye çalıştım.

Uçakçı: O yüzden aşırı yorgunum.

Siz: O zaman sen dinlen.

Uçakçı: Hayır, o yüzden söylemedim.

Uçakçı: Yani arayıp konuşsak olur mu?

Siz: Ha, öyle mi?

Uçakçı: Evet, öyle.

Siz: Olur.

Bu sefer o aramadan ben aradım. Anında açmıştı.

"Alo."

Sesimi kısık tutmaya çalışmıştım.

"Niye kısık konuşuyorsun?"

"Yanımda çünkü Kumsal uyuyor. Malum, düzgün bir saatte konuşamıyoruz."

Güldü.

"Doğrudur ama ne yapalım, ikimizin de müsait olduğu anca bu saatler var."

Yüzümde masum bir tebessüm oluştu.

"Evet, maalesef öyle."

"Nasılsın? Sesin biraz bozuk geliyor."

Beni nasıl bu kadar iyi tanıdı ya?

"Kısık konuştuğum için sana öyle gelmiştir."

"Yok, ondan değil gibi. Buluştuğumuz günkü gibi sesin."

"Nasıl?"

Birkaç saniye durdu.

"Aklını bir şey işgal ediyormuş gibi. O gün belliydi ama şimdi bilmiyorum."

Görmese de omuz silktim.

"Sınav stresi falandır."

"Bilemiyorum ama bana hiç öyle gelmedi."

İçimden yine ona anlatıp rahatlamak geçti. Beni yargılamadan dinlemesi, anlayışı ve güven vermesi ona anlatma isteğimi doğuruyordu. Biliyordum ki bana "Abartıyorsun, sadece seninle konuşmak istiyor." demezdi.

"Aslında..."

"Anlatmak istersen dinlerim fakat istemiyorsan da zorlamam. O yüzden kendini anlatmak zorundaymış gibi hissetme."

Yüzümdeki tebessüm büyüdü. Biliyordum, beni zorlamazdı ama anlatmak istiyordum.

"Anlatmak istiyorum."

"Dinliyorum."

"Sene başında benden hoşlandığını söyleyen bir çocuk vardı. Ben de sınav senem diye reddetmiştim ki zaten çocuktan hoşlanmıyorum. Neyse, bugün Kumsal'a bana TYT anlattığını falan anlatıyordum."

Sonlara doğru sesim biraz kısılmıştı.

"Hımm."

Sesindeki keyifli tınıyla göz devirdim.

Tabii hoşuna giderdi.

"Sonra o geldi. 'Sen dememiş miydin sınav senem diye, ne oldu?' dedi. Ben de 'Seni ilgilendirmez.' dedim. O da 'Hoşlandığım kızı ilgilendirir.' dedi. Ben de senden hoşlanmıyorum diye tekrar reddettim. Sonra gitti ama bana mesaj attı. Ben engellesem de diretir mi bilmiyorum. Ne yapacağını da kestiremediğimden biraz tedirginim."

"Ailenden biri biliyor mu?"

Sesi öncekine göre daha sert çıkmıştı.

"Evet, abim biliyor. Zaten ona da dedim. Eğer ileri giderse o devreye girecek."

"Bilmeleri iyi. Ne yapıp ne yapmayacakları belli olmuyor."

Bitirdiğinde kısık bir şekilde küfür etmişti. Bunu duyunca sessizce kıkırdadım.

"Neye gülüyorsun?"

"Küfürü duymadığımı sanmana."

"Kusura bakma."

Derken geveledi. Kesin o günkü gibi utanmıştı. Keşke görebilseydim.

"Öyle işte. Bende durumlar böyle. Sen ne yapıyorsun?"

"Bende de aynı. Dediğim gibi bugün projeden dolayı parmaklarım kırıldı. Üç haftadır bununla ilgileniyorum. Bir anda tüm emeğin gitme olasılığı beni tedirgin etti ama çok şükür yetiştirdim ve güzelce sundum."

"Tebrikler!"

Sesimin biraz tiz çıkmasıyla bakışlarım anında Kumsal'ı buldu. Kıpırdansa da uyanmamıştı.

"Tebrikler."

Daha kısık söylememe gülmüştü.

"İleride kazanırsam bana yardım eder misin projelerde?"

"Ederim, niye etmeyeyim?"

"Bilmem, belki istemezsin diye dedim."

Parmaklarımla oynuyordum. Onunla flörtleşmek çok keyifliydi.

"İsterim, hem de fazlasıyla."

Keyifle güldüm. O da benim gibi gülmüştü.

Ve biz yine gece boyu konuştuk.

---

Ayy, sanırım bu kitabı yayınladığımdan beri ilk defa konuşuyorum.

İlk olarak kitabı genel anlamda nasıl buluyorsunuz? Seviyor musunuz?

İkinci olarak, bu bölümde veya diğer bölümlerde olayları başka karakterlere kısaca özetleme kısımları sizce fazla mı? Gereksiz mi? Benim çok gözüme çarpmaya başladı da merak ettim.

Ve bir sonraki bölümde görüşmek üzeree. 💋