5. bölüm / 5
Üç Kartlılar5.Bölüm~Yeni bir başlangıç
Bölümler 5Şu an: 5.Bölüm~Yeni bir başlangıç
Gözlerimi açtım yeni birgün sabahına.Oda pencereden gelen güneş ışığıyla aydınlanmış.Peki şimdi ne olacak? Yatakta oturmuş düşüncelere dalmışken kapı çaldı.Gir dedim sakince.İçeri bir adam girdi.Bıkkın bir şekilde hızlıca konuştu
"Aşağı in.Karan seni bekliyor"
Karan beni mi bekliyor?Sallana sallana kalktım yataktan.Banyoya doğru ilerledim.Hızlıca yüzümü yıkadım.Üzerimdekiler küflenmiş ti artık ne kadar süredir üzerimi değiştir medimki ben.Banyodan çıkıp dolaba doğru yürüdüm.Giyecek birşey bulma umuduyla.Dolabı açtığımda dopdoluydu.Ve hepsi kadın kıyafetiydi.Karı mı atıyorlardı yoksa buraya.Ama günlük kıyafetler bunlar.Karan beni için koymuş olabilirdi.Daha fazla düşünmeden elime siyah bir eşofman ve siyah dar bir tişört aldım.Hızlıca üzerime geçirdim.Saçımı dağınık bir topuz yapıp odadan çıktım merdivenlerden inmeye başladım.Bi dakika lan?Nereye gitmem gerekiyorki! Yanıma yine aynı adam geldi.
"Şu taraftan gel prenses"
Sesindeki bıkkınlık dalga geçtiğini belli ediyordu.Onu takip ettim.Mutfağa girdik oradan bir kapıydan daha girdik.Sanırım yemek odasıydı burası.Öyle olması gerekiyor çünkü ortada hayatımdan uzun bir masa vardı.Etraf çiçekler vb şeylerle süslenmişti.Ne kadar büyük bir yer ya burası.Gözüm masanın başında oturan Karan'a çarptı.Sakin bir gülümsemeyle bana bakıyordu.
"Günaydın"
Sonunda bana otur işareti yaptı.Nereye oturmayım Allah'ın cezası 40 tan fazla sandalye var.Ona biraz uzak rastgele birine oturdum.Masa akla gelebilecek her türlü kahvaltılıkla doluydu.Karan başlamıştı bile.Tereddüt ederek konuştum.
"Şimdi ne olacak?"
Kafasını kaldırım bana baktı.Hafif şaşırmışa benzeyerek.
"Ne olması gerekiyor?"
"Ben..bilmiyorum ki?sana soruyorum"
"Artık bizdensin Açelya...Bu kadar"
"Ya ben bunu istemiyorsam"
"İstemek zorunda değilsin ki... Başka seçeneğin yok.Seni duyanda gidecek başka bir yerin var sanacak.Kendine gel Açelya?Kimsen yok,gidecek bir yerin yok...bundan sonra sadece ben varım"
"Kendime yeni bir hayat kurabilirim"
"Kur?..Zaten senden bunu istiyorum.Ama.. benim yanımda.Bende sana yardım ederim.."
"Annemin ölümüne sebep oldun.Şimdide bana yardım edeceksin ha?"
Elindeki çatalla bıçağı bırakıp arkasına yaslandı sakince derin bir iç çekti.
"Şu konnuya bir açıklık getireyim...Annenin ölümüne ben değil Siyah Kartlılar sebep oldu sonuçta o emir onlardan geldi.Bende sana yardım edecem ki intikamını al?"
"Ama neden...Niye yardım ediyorsun?Amacın ne"
"Bunu..zamanla öğreneceksin"
Ya sabırr.Artık söylemesi için ısrar etsemde söylemez.Neyse ki artık bildiğim birşey var düşmanım siyah kartlılar.Ve bilmem gereken tek bir şey kaldı bu adam neden bana yardım ediyor?Gerçi daha beni nerden tanıdığını öğrenemedim.Bu ne ya bir bilmecenin içinde miyim ben!? Ayağa kalkıp yanıma geldi.
"Hadi gidelim artık"
"Nereye gidiyor muşuz?"
"Dün söyledim.Sana silah kullanmayı öğretecem."
İtiraz etmeden ayağa kalkıp onu takip ettim.Malikhanenin dışına çıktık.Arabaya doğru ilerledik.Uzak biryere mı gidiyoruz acaba? Önüme geçip kapıyı açtı bana nazikçe.Ruh hastası.Kendiside şoför koltuğuna bindi.Motoru çalıştırdı.
"Nereye gidiyoruz."
"Aaa.Az önce söyledim ya"
"Hayır yani...neyse boşver"
Yol boyunca sessiz ilerledik.Karan ara sıra bana bakıyordu.Sonunda ormanın içinde büyük boş bir arazinin içinde durduk.Karan yine benden önce inip kapımı açtı.Araban indik.
"Ben burada havaya mı sıkacam"
"Hahaha.Hayır ileride Poligon var"
Bahsettiği yere ilerledik.Tam poligonlarin karşısında durduk.Belinden tabancasını çıkardı ve bana uzattı.
"En küçüğünden başlayacaksın"
"Sonra tüfek kullanmayı mı öğretecen yoksa"
Diye sordum alayca.Küçük bir kahkaha attı gene.
"Gerekirse onuda öğretirim"
Elime tabancayı tutuşturdu ve elimi pligona doğru iletti.
"Bir gözünü kapat ve nişan al.Karşinda düşmanın varmış ve tek vuruş hakkın varmış gibi düşün"
"Peki seni düşünecem"
Kıkırdadı yine.Sanırım söylediğim herşeye gülecekti.
Bana tabancanın bölümlerini öğretti sonra.
"Hazır mısın"
"Emin değilim"
"Rahat ol.Düşündüğün kadar zor değil"
Derin bir nefes çektim.Dediği gibi bir gözümü kapatıp nişan aldım.Tetiğe bastığımda elim titredi ve hafif geri sendeledim.Düşündüğüm kadar değil daha zormuş ve tabiki tutturamamıştım.
"Hmm.Seninle işimiz biraz zor olacak."
"İlk defa silah kullanıyorum ne bekliyordun...duyanda sanacak sen ilk seferden becerdin."
"Evet bu arada.İlk seferden hedefi tutturmuştum.Becerikliyimdir..her konuda"
Göz devirdim bıkkın bir şekilde.Yanıma yaklaştı sakince.Elini belime dolayıp kafasını omuz hizama eğdi.Diğeri eliyle tabancayı tutan elimi tuttu.Ne bu samimiyet canım.Ses etmedim ama.Sonuçta sadece bana bir şey öğretmeye çalışıyordu.Nasıl öğrettiğinin bir önemi yok.
"Önüne bak Açelya.Resim çizdiğini düşün.poligan çizdiğin şey,elindeki tabanca ise kalem...orantı al"
Mantıklı.Bir gözümü kapattım yine.Derin bir nefes aldım elim tetiğe gitti.Tetiğe bastım bu sefer Karan beni tuttuğu için ne elim titredi nede sendeledim.Ve!Hedefi tutturmuştum.Yani öyle sayılır.Heyecanla Karana baktım.
"Yaptım!"
Gülümsedi sevincimi görünce.Kafasını salladı onaylarcasına.
"Evet ama bu daha başlangıç.Devam edelim."
Bir iki üç...derken baya bir deneme yaptık.Son denememde merkeze yakın atmıştım.Yerimde zıpladım çocuk gibi
"Gördün mü?! gördün mü?"
"Gördüm"
Bana güldüğünü görünce durdum.Niye bu kadar sevindim ki.Neyse.Hava iyice kararmaya başladı.
"Bugünlük bu kadar yeterli.İyi ilerleme katettin.Artık dönelim"
Kafamı salladım onaylarcasına.Araba ya doğru yürüdük.Malikhaneye kadar ikimizde konuşmadık.Ara sıra bana bakıyordu ama ben sadece yolu izledim.Sonunda vardık.
~İlahi bakış açısı~
Cezaevinde Anıl yatakta oturmuş düşüncelere dalmışken kapı açıldı ve gardiyan girdi.
"Anıl Kaya! Ziyaretçin var"
Anıl yerinden doğruldu heyecanla.Gardiyanı takıp etti.Ziyeret odasına vardığında içeride Joy vardı.
"Ağg biliyodum geleceğini!Tabi sen benden vazgeçemessin"
"Dinle.Lukas piçi seni hain sayıp öldürtecek."
"Ne!Neden lan? Bişey anlatmadım ki(şüpheli)"
"Seni buradan çıkaracam sonrada onların anasını s!kecem"
"Abi anaları karıştırma.Kendilerini s!ker!Z"
"Bugün hastanede çıkaracaz seni"
"İyide abi onlar beni hastanelik etmiyecekki öldürecek"
"Oğlum sıyrıl işte bir şekilde"
Gardiyan girip Anılı tekrar hücreye alır.İçerdeki Kırmızı kartlılardan biri ayaklanır.
"Liderinle buluşmuşsundur.Ozaman sana ne olacağını da anlatmıştır.
"Öldürmeyin lan beniiğ.Ben daha evlenceem"
Anıl'ın dalga geçtiğini görünce diğerleride ayaklanır.İkisi onu kollarından tutup sabitler.Anıl karşılık vermez tabiki planın bir parçası.Önündeki adam onu yumruklama ya başlar.Bir karnına bir yüzüne derken Anıl kanlar içinde kalır.Adam yorulup yerini diğerine verir.Tam yumruklama ya devam edecekken Anıl ellerinden sıyrılıp kapıya koşar.
"GARDİYAN!Nerdesin am!nakoyim.S!kt!ler beni"
Birkaç gardiyan hızla içeri girer.
"Ne oluyor lan burada?"
Anılı başka hücreye götürmelerini söyler ama Anıl'ın ayağa bile kalkamadığını görünce hastaneye götürürler.Hastaneye Vardıklarında Anıl'ı yatağa kelepçelerler.İçeri giren doktor kadındır Anıl onu görür görmez güzelliğinden etkilenir.Gardiyanlar dışarıda bekler.Doktor pansuman yapmaya başlar.
"Elini hızlı tut doktor.. zamanımız yok"
"Bana işimi öğreteceğine ağzını kapalı tutta hızlı bitireyim"
"Onun için demedim-"
Anıl sözünü bitimeden Joy ve adamları gelir.
"Abi!Biraz bekleyemez mıydın ya! Bütün havayı bozdun"
"Ne diyon oğlum.Siz ne bekliyorsunuz çözün hadi!"
"N-ne oluyor!Gardiyanlar!"
Joy silahını doktora doğrultur
"Sus!sus yoksa sıkarım ha!"
"Abi sakın! Sakın...ona ihtiyacımız var.Yani yaralarımı kim saracak ha?"
"Lan zamanımız mı var!"
"Onuda alalım ozaman"
"Hayır! Hayır! Bırakın beni!"
Anılı da doktoruda alıp hastaneden ayrılırlar.Mekanlarına doğru giderken.Doktor korku içinde ağlıyordu.Anıl onu sakinleştirmeye çalışarak
"Ağlama artık ya.Valla sana birşey yapmayacaz!"
"Niye kaçırdınız ozamn ruh hastası!"
"Ruh hastası değilimde.Sana hastayım"
"Bak..bak ben doktorum bir sürü insanın ihtiyacı var bana... bırakın beni nolur"
"E benimde ihtiyacım var.Ben insan değil miyim yoksa?"
Doktor biran duraksar kaşlarını çatıp Anıla bakar sinir ve şaşkın dolu gözlerle
"Ne prensessin sen ya.Yüzundeki çiziklere yara mı diyorsun!?"
"Prenses değilim.Ama sen prensesimsin artık "
"Manyak!"
"Ayrıca yüzümdeki yaralardan bahsettiğimi nerden çıkardın...belki ben kalbimden yaralıyım o yüzden ihtiyacım vardır sana"
"Bence sen beyninden yaralısın"
Korku içindeydi ama Anıl'ın sinir bozucu cümlelerine dayanamıyordu.
"Bak işimizi zorlaştıran sensin.Sana birşey yapmicamki sadece yaralarımı saracan... tanışacaz sonrada bırakacam seni"
"İstemiyorum!Psikopatlar bırakın beni"
"İsmin ne"
"Ebenin a-"
Anıl onun ağzını kapattı hızlıca.
"Ayıp.Senin gibi bir güzelliğe küfür yakışmaz"
Anıl elini çekince Doktor dişlerinin arasından konuştu
"Orospu çocuğu"
Anıl gözlerini kocaman açıp baktı ona.Şaşırmıştı ama bir şey demedi.Sonrasında düşünceli bir şekilde yolu izledi ve ardından soğuk bir sesle konuştu.
"Biliyor musun... güzel olmasan..seni öldürmüştüm bile"
Doktor Anıl'ın birden ciddileşmesine yutkundu artık gerçek anlamda korkuyordu.
"Şimdi cevap ver.İsmin ne?"
"Gamze"
Diye fısıldadı kadın korkuyla.Anıl tekrar gülümsemesini takındı.
"Senin kadar güzel isim.Peki evli misin?"
"Hayır"
"Hmm ozaman kesin sevgilin vardır?"
"Yok"
"Lezbiyen misin yoksa"
"Hayır"
"Peki söylesene Gamze...senin gibi güzel,kariyer sahibi yetenekli bir kadın... nasıl olurda bu hayatta yanlız olur?"
Gamze yutkundu korku içinde.Gözleri hâlâ ıslaktı cevap vermedi.Biraz sonra araba durdu.Varmışlardı.
Bölüm etkileşimi
