3. bölüm / 5
Tutsak Kalbim2.BÖLÜM
Bölümler 5Şu an: 2.BÖLÜM
- 1 GİRİŞ142 kelime
- 2 1.BÖLÜM1.328 kelime
- 3 2.BÖLÜM1.696 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.BÖLÜM1.346 kelime
- 5 4.BÖLÜM1.263 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar💗
Tiktok: laviinya_lll
Yine bir sabaha gözlerimi açmıştım. Bugün istemem vardı.
Cihan abinin mutluluğu için ben mutsuzluğa sürükleniyordum. Evet, dün amcam da berdeli kabul etmişti. Bu haberi duyan yengem ise oğlunu Mardin'in en varlıklı ve güçlü aşiretinin kızıyla evlendireceği için çok mutlu, ben konaktan gideceğim için ise daha da mutluydu.
Amcamın hatrına sesimi de çıkaramıyordum; sonuçta her ne kadar içinde bana karşı sevgi bulunmasa da bunca yıl bana o bakmıştı. Benim en büyük kırgınlığım ve kızgınlığım Cihan abimeydi. Konakta halamdan sonra iki kelime konuşabildiğim tek kişi oydu ve o kızın benim babamı öldüren adamın kardeşi olduğunu bile bile onunla kaçmıştı. Yani berdel olacağını da çok iyi biliyordu.
Dünden sonra Cihan abimle asla konuşmamıştık. Odamdan çıkmadığım için yüzünü de görmemiştim.
Rutin işlerimi halledip odadan çıktım. Herkes kahvaltı masasına oturmuştu. Gece uyuyamayıp sabah da erken kalkamayınca kahvaltıya geç kalmıştım.
Masaya oturarak, "Afiyet olsun," dedim. Amcam normalde olsa sofraya geç gelmemize kızardı ama bu yaşananlardan sonra... "Sağ olasın kızım," dedi amcam.
Sofrada ölüm sessizliği vardı sanki, kimse konuşmuyordu. "Ne bu, birisi mi öldü yoksa niye kimseden çıt çıkmıyor?" diye sordum.
Yengem hemen lafa atladı. "Bu kızın psikolojisi iyicene bozulmuş, akşam istemesi olan benim sanki," dedi.
"İstesinler yengecim," dedim gülümseyerek. Galiba gerçekten psikolojimiz bozuldu, Asel.
Cihan abim konuşmaya başladı. "Asel, üzgünüm abicim, böyle olsun istememiştim," dedi. Pişman olmayışı ses tonundan bile belliydi.
Sinirle gülümsedim. "Neyle olsun istedin abi? Sen benim babamın katilinin kardeşiyle kaçarken neyle olsun istedin?" dedim. Sesim hafif yükselmişti.
Cihan abim ayağa kalktı. "Sevdim Asel, hem de çok sevdim," dedi. Onun ayağa kalkmasıyla ben de yükselerek kalktım ve bağırmaya başladım. "Sevdiysen adam gibi gidip isterdin. Ama sen ne yaptın? Kaçmayı tercih ederek benim hayatımı kararttın. Ben bu akşam babamı kendi elleriyle öldüren adamla nişanlanacağım. Neden kimse sesini çıkarmıyor, neden?!" Ağlamak istiyordum ama şu an yapamazdım.
Yengem kınayıcı bakışlarıyla, "Mardin'in en zengin ailesine gelin gidiyorsun benim oğlum sayesinde. Gelip teşekkür edeceğine şu yaptığına bak," dedi.
Bir dakika ya... Cihan abim benimle berdel yapılacağını bile bile kız kaçıracak biri asla değildi. "Tabii ya, Cihan abime sen söyledin kızı kaçırmasını. Onlar kaçtığında ya ölüm hükmü verilecekti ya da berdel. Kozcuoğulları'nın kızlarının ölümüne izin vermeyeceğini bildiğin için kaçmalarını söyledin. Bu şekilde berdel yoluyla benden kurtulmuş olacaktın. Cidden bu kadar düşmüş olamazsın, yenge."
Hızla odama gidip kapımı kilitledim. Gözümden yaşlar akmaya başladı. Ben bunları hak edecek ne yapmıştım?
Bir insan babasının katiliyle evlendirilir miydi? Evet, evlendiriliyormuş. Ama bu evlilik benim elime geçen bir fırsattı. Bu evlilikle Baran ağa'dan intikamımı alacaktım.
Biraz zaman geçtikten sonra odamın kapısı çaldı. "Asel, kapıyı açar mısın lütfen?" Gelen Serhat abiydi. Kalkıp kapıyı açtım ve geri yatağıma oturdum. Odaya girip kapıyı kapattı. "Oturabilir miyim?" sorusuna karşılık sadece başımı salladım. "Asel, ben başka bir yol çok aradım ama Allah kahretsin ki bulamadım. Gerçekten çok üzgünüm." Normalde olsa yalan söylediğini düşünürdüm ama yüzünden ne kadar ciddi olduğu anlaşılıyordu. Benimle asla muhatap olmayan adam şu an benim evlenmemem için bir yol aradığını söylüyordu.
"Serhat abi." Bakışları değişti anında. "Daha düne kadar benimle iki kelime etmiyorken ne oldu da bir anda benim yanımda olmaya karar verdin? Acıyor musun bana? Acıma. Ben her zaman tek başımaydım, tek başıma olmaya da devam edeceğim. Şimdi lütfen beni yalnız bırakır mısın?"
"Seninle oturup konuşmamam seni sevmediğim anlamına gelmez, Asel," dedi ve yüzüme değişik bir ifadeyle bakıp hiçbir şey söylemeyerek odadan çıktı. Onun odadan çıkmasıyla uyumaya çalıştım.
...
Ağır bir baş ağrısıyla gözlerimi açtım. Yine ağlayarak uyuyakalmıştım ve başım çatlıyordu.
Yataktan kalkıp ilaçlarımın olduğu çekmeceyi açtım. Ağrı kesici aradım ama yoktu. Saate baktığımda biri geçmişti.
Dolabıma ilerleyip üzerimi değiştirdim. Eczaneden ilaç almaya gidecektim. Dışarı çıkmışken Elif'le de buluşurdum, uzun zamandır görmüyorum.
Üzerime diz kapaklarıma kadar gelen krem rengi bir elbise giydim.
(1 saat sonra)
Eczanede işlerimi halledip Elif'le buluşacağımız kafeye vardığımda Elif çoktan gelmişti. "Elif!" diye seslendim. Hemen ayağa kalkarak bana sarıldı. "Asel, uzun zamandır görüşemiyoruz ya, çok özledim," dedi.
"Ben de çok özledim. Siparişleri verdin mi?" diye sordum. "Yok, daha vermedim, seni bekledim," dedi ve birlikte masaya oturduk. Karşı masadan bana bakan kişi dikkatimi çekmişti. Baran ağa ve üç arkadaşı buradaydı!
Elif de görmüş olacak ki sırıtarak, "Müstakbel kocan ve arkadaşları da burada," dedi. Ona telefonda olanları anlatmıştım.
Sabah içimde olan o öfke tekrar belirdi. "Elif, sen de mi konaktakiler gibi konuşacaksın bana? Kahrolası Mardin'de en yakınım sensin diye seninle derdimi paylaşabileceğimi düşünmüştüm, beni gerçekten yanıltmışsın."
Söylediğim sözlerle Elif'in yüzü düşmüştü. "Asel, ben senin moralini düzeltebilmek için, seni güldürebilmek için öyle söylemiştim. Çok özür dilerim, benim hakkımda böyle düşünme lütfen."
Dolu gözleriyle gözlerime bakıyordu. Hafif tebessüm etmeye çalıştım. "Kusura bakma, sabah çok gerginlik yaşandı. Konaktakilere olan sinirimi senden çıkarmaya çalıştım bir an." Aramızdaki gerginliğe bir son verip siparişlerimizi vermiştik.
Şimdilik her şey çok güzeldi. Tabii Baran'ın burada olması ve yan masadaki adamların iki saattir bize yiyecekmiş gibi bakması haricinde.
Adamlardan bir tanesi, "Neden yalnız oturuyorsunuz, Mardin güzelleri? Bizim masaya gelin," dedi.
İlk başta ikimiz de duymazlıktan geldik ama adamın aynı cümleyi ikinci defa tekrarlamasıyla ayağa kalktım. Benimle birlikte Elif de kalktı ve, "Asel bırak, boş ver, hadi gidelim," dedi. O adama ağzının payını vermeden gidemezdim.
"Bir saniye Elif, konuşacağım sadece," dedim ve adamların yanına gittim. Bana pis pis sırıtarak bakıyorlardı.
"Sen az önce bizim hakkımızda ne dedin?" diye sordum adama.
Adam da ayağa kalktı ve bana yaklaşarak, "Mardin güzelleri dedim," dedi.
Masadaki pastaya gözüm kaymıştı ve onu elime alarak adamın suratına yapıştırdım. Artık ben de sırıtıyordum.
"Ee, artık hiç unutmazsın sen bu Mardin güzellerini," dedim adama.
Adam bağırarak, "Ulan seni var ya," dedi ve masadaki içi su dolu bardağı bana fırlattı. Üstüm tamamen ıslanmıştı.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen, adi herif!" diye bağırdım.
Adam bana tam vuracakken biri kolunu havada yakaladı. "İndir o elini, Cevdet!" diye bağırdı.
Bu Baran ağaydı.
Adam, "Seni ilgilendiren bir şey yok, Baran ağa, işine bak," dedi.
Baran ağa sinirle gülerek, "Konu benim olansa beni fazlasıyla ilgilendirir," diyerek adamın suratına yumruğu geçirdi.
Senin olan?
Baran ağa arkadaşlarına, "Bu iti depoya alın," dedi ve beni kolumdan tutup çekiştirmeye başladı.
"Nereye götürüyorsun beni?" diye sordum.
"Çok konuşuyorsun," dedi sadece. Ben mi çok konuşuyorum?
Evet!
Arabanın önüne gelmiştik. "Bin," dedi.
"Tanımadığım insanların arabasına neden bineyim?" dedim.
Gülerek, "Bu tanımadığın kişi bu akşam seni istemeye gelecek," dedi ve üstünden ceketini çıkarıp bana uzatarak devam etti. "Ayrıca şunu üstüne giy, için gözüküyor," dedi.
"Ne!" diye bağırdım ve hemen ellerimle üzerimi kapatmaya çalıştım. "Neden daha önce söylemedin?" dedim.
Baran ağa ceketini omuzlarıma bırakarak, "Göreceğimi gördüm de ondan," dedi. Yanaklarım kızarmamış olsun lütfen diye içimden dua etmeye başladım. Baran gülerek, "Yanaklarına pembelik çok yakışmış," dedi.
Allah'ım, yardım et bana ya, utancımdan yerin dibine gireceğim şimdi. Tam o sırada buradan geçen bir taksi gördüm ve hemen durdurdum. Hızla taksiye binerek, "Akşama kadar bir daha görüşmeyelim, Baran ağa," dedim.
...
Akşam olmuştu. Her şey hazırdı. Her an gelebilirlerdi. Üzerime su yeşili güzel bir elbise giymiştim. Makyajımı Elif yapmıştı, her ne kadar yapmak istemesem de.
Kapı çalmıştı, hep birlikte kapıya gittik. Kapıyı yavaş yavaş açtım. Önde elinde çiçeklerle Baran vardı, arkasında da annesi, babası, dedesi ve babaannesi vardı. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirerek, "Hoş geldiniz," dedim ve hep birlikte içeri girdik.
Herkes bir yere yerleştiğinde amcam, "Asel, hadi kızım, kahveleri yap," dedi. Kafamı onaylarcasına salladım ve Elif'le birlikte mutfağa girdik. Bana vurduğundan ve o sözleri söylediğinden beri amcamla tek kelime konuşmamıştım.
Elif kahveleri hazırlarken ben de bundan sonra ne yapacağımı düşünüyordum. Elif'in eve gitmesini istememiştim, yoksa hiçbir şeyi tek başıma yapamazdım. "Baran ağanın kahvesine tuz atacak mısın?" diye sordu Elif.
Elif'e kınayıcı gözlerle baktım. "Saçmalama Elif, sanki evlenmeye çok meraklıymışım gibi bir de tuz mu katacağım," dedim ve devam ettim. "Ama bunu yapmadan duramayacağım," diyerek Baran'ın kahvesine tükürdüm. Şimdi afiyetle içsin bol köpüklü kahvesini.
Elif, "Kızım, korkulur vallahi senden. Baran ağa kahvesine tükürdüğünü bilse öldürür herhalde seni," dedi.
"Çok da umurumda sanki, hadi kahveleri götürelim," diyerek kahve tepsisini elime aldım ve salona gittim.
Önce Baran ağanın babaannesine, ardından babası ve annesine kahveleri verdim. Baran ağaya kahvesini verirken tükürdüğümü değil de normal kahveyi aldığını gördüm. "Seninki diğeri," dedim, gözlerimle kahveyi göstererek.
Fısıldayarak, "Umarım içine tuz falan katmamışsındır, yoksa senin için hiç iyi olmaz," dedi.
Göz devirdim ve amcama ve halama da kahvesini verdim. Halam olanların haberini alır almaz bu sabah Mardin'e dönmüştü.
Baran'ın babası Korkut Ağa, "Çok uzatmadan söze giriyorum. Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınız Asel'i oğlum Baran'a istiyoruz," dedi.
Amcam birkaç saniye konuşmadı. Durgun gözleriyle beni izledi ve ölüm fermanımı imzalayacak o cümleyi kurdu. "Verdim gitti," dedi ve gözümden bir damla yaş düştü. Kimse görmeden gözümden düşen yaşı silmeye çalıştığımda Baran ağa ile göz göze geldik.
Baran'ın babaannesi Gülsüm Hanım, "O zaman yüzükleri takalım," dedi ve hep birlikte ayağa kalktık.
Baran'la tam ortaya geçtik ve Korkut Ağa yüzüklerimizi taktı.
Baran'ın annesi Helin Hanım konuşmaya başladı. "Yarın kına olacak, yardım için birilerini gönderirim," dedi gülümseyerek ve bana döndü. "Asel, senin ayrıca istediğin, düşündüğün bir şeyler varsa bana söylemekten çekinme lütfen," dedi. Kozcuoğulları'ndan kanımın ısındığı tek kişi olabilirdi. Helin Hanım'a kafa salladıktan sonra hep birlikte konaktan ayrıldılar.
...
Gözlerimi kapının tıklanmasıyla açmıştım. Odada iki tane kız vardı. "Asel Hanım, bizi Helin Hanım gönderdi, sizin hazırlanmanıza yardım edeceğiz," dedi kızlardan biri. Doğru ya, akşam kınam vardı.
Aklıma şu an gelen şeyle, "Ama benim kınalığım yok," dedim.
Kızlardan sarışın olan, yerdeki kutuları ve paketleri göstererek, "Baran Ağa bunları size gönderdi, içlerinde kınalığınız da varmış," dedi. Şaşırdım; hepsini o mu göndermişti?
Kızlara dönüp, "Tamam, siz çıkabilirsiniz," dedim ve ikisi de odadan çıktı.
Paketlerdeki şeyleri incelerken telefonuma kayıtlı olmayan bir numaradan mesaj geldi.
Baran ağaydı bu.
"Mavi renkteki pakette bir kutu var. Onun içindekileri tak."
Bana emir mi veriyordu bu?
Asel, sana iyilik yaramıyor; adam düşünmüş, hediye almış işte.
Sen bana emir veremezsin!
Hem neden kınalığımı sen seçiyorsun? Ayrıca yeşil renk kınalık mı olur, niye yeşil renk seçtin?
Çok konuşuyorsun, Asel.
Kına elbiseni ben seçtim çünkü sen nerede en açık varsa onu seçerdin. Ve evet, yeşili bilerek seçtim; gözlerinle aynı renk olduğu için sana zümrüt yeşili elbise gönderdim.
Donup kalmıştım. Şu an ne demem gerekiyordu? Teşekkür mü etsem, adam düşünmüş o kadar.
Benim hazırlanmam lazım, bugün görüşemeyiz; kına kadınlar arasında olacak.
Yarın görüşürüz.
Görüşelim, Asel.
Karşımdaki aynaya baktığımda yüzümde hafif bir sırıtış vardı.
Bana ne oluyordu?
Kendime gelmem lazımdı. O adam benim babamın katiliydi ve ben ondan intikam alacaktım.
Onu asla sevemezsin, Asel.
Asla.
Bölüm sonu...
Bu bölüm Asel'e baya bi üzüldüm annesinin katiliyle evlenmek zorunda bırakılıyo gerçekten baya kötü.Umarım bölümü beğenmişsinizdir yorum yapıp oy vermeyi unutmayın seviliyosunuz💗💖
Tiktok:laviinya_lll
Bölüm etkileşimi
