【 Try Me (JJK) 】 kitap kapağı

1. bölüm / 2

제1부

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 제1부
  1. 1 제1부622 kelime · Okuduğun bölüm
  2. 2 제2장866 kelime

반딧불이처럼 타오르다
Ateş böceği gibi yanmak...

Kore bir kez daha yılbaşına kırgın bir şekilde giriyordu. Tane tane yağan kar taneleri yerle bir olduğu an gözden kaybolmaya mahkum bir hâlde bu döngüyü sürdürüyordu. İnsanlardan ne farkı vardı kartanelerinin peki?

Her kar tanesi aynı gibi görünse de iç dünyaların da bambaşkalardı. Var ve yokun arasında kısa zamanları vardı aynı bizim gibi. Bu kısa zaman da kar tanesi gibi yok olmadan önce insan kendine ne fayda sağlayabilirse o kârdı. Peki kendisine fayda sağlayamazsa zamanı boşa harcanmış olmaz mıydı?

İnsandık hepimiz. Umut ediyor beklentiye giriyor ve seviyorduk. Hem de öyle bir seviyorduk ki büyük bir bağlılıkla ateşin etrafın da uçan ateş böceği misâli. Yandıkça sanki daha da bağlanıyorduk ateşe. Ve bağlandıkça yanmaya bile alışıyordu insan.

Kendimden çok ödün vermiştim. Bu ilişkiyi ayakta tutabilmek adına her şeyi yapmıştım belki ama soğuk bir kalbi ısıtmak diziler de veyahut filmlerdeki gibi seri bir hâlde gelişmiyordu. Çaba gerekiyordu ve eğer çaba göstermenize izin bile verilmiyorsa umutsuzca pes ediyordunuz.

Pes etmiştim.

Elimde kalansa iki çift alyanstı. Günlerdir avuç içimde gözlerimi ayıramadığım tek objelerdi. Cam sehpaya bırakıp ayağa kalktığım an pencerenin önüne doğru adımladım. Kollarımı göğüsümde bağlamış gökyüzünde gözlerimi gezdirerek yavaşca pencereyi açmıştım. Serin havayı ciğerlerime çekmiştim. Ferah havayı soluduğum esnalarda çalan telefonum ile elimi arka cebime atarak kimin aradığına bakmıştım.

Lee Sora yazısı ile aramayı cevaplayıp telefonu kulağıma yerleştirdiğim de camın pervazına omzumu yaslayarak derin bir nefes aldım.

"Sora, Merhaba."

"Merhaba Ji Woo, sana aslında bir iş teklifiyle geldim. Üstelik bu işte yükselme fırsatında olacağına eminim" demesiyle konu ilgimi çekerken telefonu hoparlöre alarak odama geçmiştim.

"Üstelik bu iş senin ilgi alanın. Mutfağı profesyonel bir şekilde yöneteceğine hiç şüphem yok."

Sora benden gayet emindi bu iş konusun da. Benimse tek istediğim kendime meşguliyet bulmaktı. Biraz olsun kafamı dağıtıp bu bunalım hâlinden kurtulmak istiyordum.

"Ji Woo, sen beni dinliyor musun?" demesiyle gözlerim yatağın üstündeki telefonumu bulmuştu.

"Evet evet, sen devam et lütfen" diyerek ona dikkatimi verdiğimde bir yandan iş görüşmesi için giyinip hazırlanmıştım.

Restoran kaldığım eve yirmi dakika kadar uzaklıktaydı. Yürüyerek bile ulaşım sağlamak benim için fazlasıyla iyi bir seçenek olmuştu. Montu da üzerime giyinip telefonu da çantaya koyarak evden ayrılmıştım. Kaldırım da yol boyu ağaçların gölgesin de ve ferah havanın da eşliğiyle güzel bir yürüyüş sonrası otantik bir tarzı olan Restorana gelmiştim nihayet. İçeri girdiğim an yüzüme vuran sıcak hava dalgasıyla derin bir nefes alıp bana doğru gelen yaşlı teyzeye doğru odak vermiştim.

"Hoş geldin evladım, iş başvurusu için mi gelmiştin?" demesiyle yaşlı kadını kafamla onayladım.

"Evet onun için gelmiştim efendim."

"Şöyle geç kızım ben ikimize çay getireyim" dediğin de onu dinleyerek cam kenarın da bir masaya geçerek çantamı yanımda bulunan sandalyeye bırakarak arkama yaslanmıştım.

Bir kaç dakika sonra kadın yanıma elinde tepsiyle döndüğün de tam karşıma geçip oturmasıyla oturuşumu dikleştirmiştim.

"Üşümüş olmalısın dışarısı çok soğuktu" diyerek çay dolu kupayı elime tutuşturmuştu.

Kupayı elime alıp yudumlar aldığım da kısa bir teşekkür sonrasın da asıl konuya geçmiştim.

"Efendim üç yıllık bir şeflik kariyerim vardı. Bu konuda deneyimliyim içiniz rahat olabilir. Onun dışında başka merak ettiğiniz bir şey varsa cevaplayabilirim" dediğim de sorduğu soru duraksamama neden olmuştu.

Evli misin?

Değildim, soruyu bu kadar basit cevaplayabilirdim ama dilim o an tutulmuş gibi cevap veremezken yutkunmuştum.

Restoran kapısının açıldığı an rüzgarın kapı zillerine vuruş sesi kulaklarıma dolmuştu. Hârelerim tam o noktayı bulmuştu. Hisseder gibiydim bu gelişi. Aylar sonra ilk defa onu bir yerde görmek farklı gelirken gözlerimi zorlukla karşımdaki teyzeye çevirmiştim.

"Kızım, iyi misin?"

Kafamı belli belirsiz sallayarak kadını onaylamıştım.
"Değilim..evli değilim efendim."

Belki de kendimi kötü bir kabustan kıl payı kurtarmıştım. Evlenmemiştim çünkü tanrı'nın sevgili bir kuluydum belki de. Bela olma kapasitesin de olan bir yaşamı net öngörmüştüm o yağmurlu gün de.

Acımasız bakışlar altında ezilir gibi hissetmek, değersiz bir konumda o kadar kalabalıkta yalnızlığın dibine vurmak ve gram umursanmamak fazlasıyla zorlayıcıydı bir insan için.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…