4. bölüm · The Terzilerin Mirası
Pas Ve Kemik Sesi
Tımarhanenin ana kapısına ulaştıklarında, zamanın burada durduğunu hissettiler. Devasa demir kapı, üzerine dolanan sarmaşıklar yüzünden adeta bir bitki duvarına dönüşmüştü. John, ağır zinciri bir asma kilitle birlikte yere düşürdü. Metalin betona çarpma sesi, boş vadide bir silah patlaması gibi yankılandı.
İçeriye ilk adımı attıklarında onları karşılayan şey ağır bir rutubet ve çürümüş kağıt kokusuydu. Binanın ana holü, yüksek tavanı ve dökülen sıvalarıyla bir katedralin kalıntısını andırıyordu.
"Bak John," dedi Kevin, yerdeki toz tabakasını işaret ederek. "Burada sürüklenme izleri var. Taze izler."
John eğildi. İzler, ana merdivenlerin altındaki karanlık bir koridora doğru gidiyordu. "Biri buraya bir şey taşımış. Ya da birini."
Tam o sırada, binanın üst katlarından bir ses geldi. Tak... Tak... Tak... Bir çekicin ritmik vuruşu ya da bir kalbin mekanik atışı gibi. John silahını kılıfından çıkardı. Kevin ise çoktan cebinden büyütecini çıkarmış, yerdeki tozun içinden bir şeyi cımbızla topluyordu: Bir insan tırnağı. Ama üzeri mor bir iple dikilmişti.
