Tempest kitap kapağı

4. bölüm / 4

Tempest

4.Bölüm - Açılan Gerçeklik

Vaveyla Yazarı: Arvanis Ö.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 4.Bölüm - Açılan Gerçeklik

Katena Rhys

Kulaklarına ulaşan ince fısıltılar sessizliği delerken genç kız, odasındaki masada oturmuş, çevresinde konuşulanları anlamaya çalışıyordu. Artık bir şeyler değişiyordu. Bunun iyi bir şey olup olmadığından emin değildi ama bunca zamandır etraflarında dönen oyunun bitme zamanı gelmişti.

Siyah, uzun saçları beline doğru usulca uzanırken saçlarındaki dalgaların düzgünlüğü, her zaman görünümüne daha fazla ciddiyet kazandırıyordu.

Sessizliğin içinde Katena'nın odasının kapısı çalındığında annesi yavaşça kapıyı açarak kızına baktı.

“Bay Avis senin için gelmiş. Arka bahçede seni bekliyor. Gelirken bu paketi de getirdi.”

Kadın, elindeki paketi Katena'nın yatağının üzerine yerleştirdi.

“Peki, hemen geliyorum.”

Katena ayağa kalkarak elindeki kitabı masaya bıraktı ve aceleci adımlarla arka bahçeye doğru ilerledi. Çimenlerin üzerinde yürürken karşısında onu sakince bekleyen genç adamı gördü.

Avis, uzun ve dalgalı sarı saçlarıyla dikkat çekiyordu. Saçları güneş ışığında altın renginde parlıyor, hafif rüzgârda dans ediyordu. Yüz hatları zarif ve belirgindi; yüksek elmacık kemikleri ve ince bir çenesi vardı. Gözleri derin bir yeşil tonuyla etrafındaki her şeyi aydınlatıyor, bakışları ise hem cesur hem de gizemli bir ifade taşıyordu.

Üzerindeki pelerin ve geri kalan kıyafeti vücuduna tam oturuyordu. Hareket ettiğinde onunla birlikte zarifçe kıvrılıyordu. pelerinin yakası yüksek ve gösterişliydi; altın detaylarla süslenmişti.

İkisi karşı karşıya geldiğinde birbirlerini zarifçe selamladılar. Avis hafifçe gülümsedi.

“Seni uzun zaman sonra görmek güzel.”

“Seni de öyle. Anladığım kadarıyla araştırmalarınız bitmiş görünüyor.”

Avis başını hafifçe sallayarak onu onayladı ve konuşmasına devam etti.

“Evet, biz şanslıyız. Bu gece düzenlenecek büyük bir parti var ve herkes orada olacak. Bu fırsatı kullanarak daha önce girdiğimiz mağaraya gideceğiz. O kapıyı açacağım ve prensi uyandıracağız.”

Genç kız, düşünceli bir ifadeyle karşısındaki genç adama baktı.

“Her şey kolay görünüyor. Ancak bir tehlike anında ne yapacaksın, Avis?”

Genç adam, kızın zarif elini yavaşça tuttu.

“Sizi koruyacağım.”

“Göründüğüm kadar zarif olmadığım konusunda seni uyarmıştım. Aksi takdirde kendini psikopat bir kralın önünde bulmak istemezsin.”

Avis gözle görülür şekilde titredi. Zihninde çalan çanlar, kemiklerin kırılışını ve bedeninde gezinen tırtılları andıran ürpertici hisleri hatırlatıyordu. Bu düşünceler santim santim tüylerini ürpertirken gözlerini kaçırmadan edemedi.

“Öyle bir şey olmayacak. Bir koruyucu, krallığına ve insanlarına ihanet etmez. Endişeniz olmasın. Akşam sizi almak için saat yedide burada olacağım. Şimdilik gidiyorum. Beni çok bekletme. Görüşürüz.”

“Görüşürüz, Avis. Dediklerim gerçek değil, bunu bil.”

“Merak etme, bunun farkındayım. Katena, o kadar acımasız birisi değilsin.”

“Bunu duyduğuma sevindim.”

“Evet.”

Avis, genç kızla yavaşça vedalaşarak bahçeden çıkarken Katena gülümsedi. İlk arkadaşını edinmiş sayılırdı.

Bu kavramı kullanmayalı yıllar olmuş gibiydi.

Genç kız içeri girdiğinde annesini, onun için kıyafetlerini ve eşyalarını hazırlarken gördü. Gülümsedi. Kutudan çıkarılan elbiseye baktığında yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.

Avis zevkli bir adamdı.

Adımları onu banyoya yönlendirdi. Güzel kokulu gül esansları banyoyu sararken Katena gülümsedi. Bu tatlı koku uykusunu getiriyor olsa da akşam yaşanacak olayların heyecanı içini titretmeye devam ediyordu.

Duşta geçen dakikaların ardından havluyu üzerine sıkıca sardı. Siyah, uzun saçları ensesini gıdıklasa da odasına girdi. Annesinin bıraktığı siyah elbiseyi giymeden önce bedenine hoş kokulu bir parfüm sıktı. Ardından elbiseyi üzerine geçirdi.

Üzerindeki elbise, dantel detaylarıyla süslenmişti. Üst kısmı, omuzlarını açıkta bırakan bir kesime sahipti ve dantelle kaplanmıştı.

Geniş, kabarık kollara sahip olan elbise, hareket ettiğinde dramatik bir etki yaratıyordu. Etek kısmı hafif ve akışkan bir kumaştan yapılmıştı; bu da Katena'ya zarif bir hareket kazandırıyordu.

Katena'nın ayakkabıları yüksek topuklu ve şık bir tasarıma sahipti. Bu da onun duruşunu daha etkileyici kılıyordu. Uzun, dalgalı saçları omuzlarına dökülüyor, yüzündeki hafif makyaj ise ona gizemli bir hava katıyordu.

Odanın içindeki duruşu o an ağırbaşlı bir hâl almıştı. Keskin mavi gözlerini kapıya çevirerek dışarı çıktı. Topuk sesleri eşliğinde ana salona girdi. Ailesinden aldığı heyecan ve hayranlık dolu bakışlar onu tatmin etmiş gibiydi.

İçeriyi dolduran yemek kokularına eşlik eden masadaki görsel şölen dikkatini çekti. Masada oturan babası gözlüklerini çıkararak ona baktı ve konuştu:

“Bizimle masaya oturacak mısın? Nereye gidiyorsun?”

Katena kendisi için bir sandalye çekerek babasının karşısına yerleşti.

“Avis beni kraliyet partisine davet etti. Biliyorsun, gizli yürüttüğümüz bir iş var. Bu yüzden biraz gürültü çıkarma zamanımız gelmedi mi sence de, baba?”

“Haklısın. Ailemizin kanı seni korusun, kızım. Kendinden bu kadar eminsen şunu unutma: Yardıma ihtiyacın olursa seni o asker budalalarından koruyacağım.”

Babasının sözleri üzerine Katena istemsizce güldü.

“Avis de bir asker sayılabilir mi?”

“Sayılabilir. Ancak Avis bizim insanlarımız için çalışıyor. O yüzden onun yanında güvende olacağına inanıyorum.”

Babası, masada duran yiyeceklerden tabağına alarak yemeğe başladı.

“Avis'i uzun yıllardır tanıyorsan onun yaşlı olması gerekmez mi?”

“Merak etme, seni yaşlı bir adama vermeyeceğim. Sadece Avis'in gücünü kimse görmedi. Avis bunu hiç kullanmadı ama oldukça güçlü olduğuna inanıyorum.”

İkisi bir süre sessizliğe büründüğünde annesi, elinde aile yadigârı olan, özel olarak işlenmiş metal hançerlerle geldi ve onları masaya dizdi.

Katena iki hançeri elinde çevirerek gülümsedi. Elbisesinin altında kalan bacağına hançerlerin kemerini sardı ve hançerleri yerleştirdi.

Her şey yerine oturduğunda babası şaşkınlıkla sordu:

“Bunlar ne?”

Annesi, Katena'ya bakarak konuştu:

“Katena, kullanmamanı dilerim ama seni oraya savunmasız gönderemeyiz.”

Annesinin sözleri üzerine babası gülümsedi.

“Bir tane kızımız var ve bizim kızımız oturmak yerine asi olmayı tercih ediyor.”

“Hey! Ben asi değilim. Benim imajımı neden kötülüyorsunuz?”

Diye söylenen Katena, önündeki sebzeleri ağzına attı. Ardından yavaşça ağzını silerek ayağa kalktı.

“Artık gitmem gerekiyor.”

“Seni seviyoruz, Katena. Dikkatli ol.”

Evli çift kızlarını kollarının arasına alarak kucakladığında saatin çanları çalmaya başlamıştı. Güneş gökyüzünden çekilmiş, yerini kızıl gölgelere bırakmıştı. Katena onlara bakarak gülümsedi.

“Ben de sizi seviyorum.”

Kaderin çanları etrafta yankılanırken tarih bir kez daha kendini tekrar ediyordu. Yıllardır gizemini koruyan, acı hikâyesiyle dillerde buruk bir tat bırakan Boris Lorean için hayat bir kez daha şans diliyordu. İçindeki kutsamanın gücü, ölümsüz bedenini korumaya devam ediyordu.

Yaşam için yazılan kader değişebilir miydi? Ya da sen ne kadarını başarabilirdin? O güç, tüm insanların ötesinde yaşayan bir hikâyeden fazlasıydı ve yakında tüm gerçekler tarih sayfalarından dökülecekti.

Katena, gergin ellerini elbisesinin eteğine yerleştirerek hafifçe sürttü ve derin bir nefes verdi. Cebindeki kristale parmakları dokunurken konuştu:

“Senin için geliyoruz, Boris Lorean. Yaşayamadığın hayatı sana tekrar yaşatmak için verdiğimiz sözü tutmamıza yardım et.”

Dudaklarında bir gülümseme belirdi.

Bu gece bittiğinde en büyük kaybı yaşayacaktı. Gerçeklikten uzakta…

Avis sonunda evin önüne geldiğinde şık takımı kendini kanıtlamak istercesine parlıyordu. Lacivertin en güzel tonlarını taşıyan takımının içinde, yeşil gözlerindeki mavimsi yansımalar ışıldıyordu.

Bu gece tahminlerin ötesinde olacaktı.

---

Balo salonuna girdiklerinde asil beyefendilerin ve hanımefendilerin gözleri onların üzerindeydi. Ne kadar belli etmeseler de Avis'in yeri ve konumu, kraliyet askerlerinin konumunun üzerindeydi. Herkes bunun bilincindeydi. Ancak yanında getirdiği genç kız, asıl bakışların sebebiydi.

“O kızı yanında niye getirmiş ki? Yabani olduğunu duydum.”

Uğultu hâlinde yükselen konuşmalar eşliğinde Avis, genç kıza biraz daha yaklaşarak fısıldadı:

“Bu baloya katlanabilirsin, değil mi? En azından insanlara birer virüslermiş gibi bakmazsan işimiz daha kolay olacaktır.”

Katena omuz silkti ve gözlerini Avis'e dikti.

“Onlar başlattı. Ben bir şeyin sorumluluğunu almıyorum.”

Avis, kızın hırçın hareketlerine istemese de gülmek istedi.

“Gerçekten, parlak kumaşlar içinde kukla gibi kullanılan, kendi fikrini bile savunamayan insanları ciddiye mi alıyorsun?”

Katena gülümsedi.

“Tabii ki almıyorum ama buraya sadece içki içmeye gelmedik, değil mi? Kimi görmek için geldin?”

“Bu partinin kim tarafından düzenlendiğini söylemedim, değil mi?”

Başını iki yana sallayan Katena'ya bakarak Avis cümlesine devam etti:

“Bu partiye, Thiago Krallığı'nın sınırında yaşayan birisini görmek için geldik. Bize yardım edecek.”

“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”

Avis alt dudağını dişlerinin arasına alırken derin bir nefes verdi.

“Şöyle ki, ben o kont sayesinde yaşıyorum. Askerlerin arasında kölelik görmemi istemedi. Ben de arada Ogris için birkaç iş yapıyorum.”

Söyledikleriyle gerçekleşenler arasında büyük fark olsa da Avis'in yüz hatlarında oluşan tepkisizlik, onun için alışkanlık hâline gelmişti.

Yüzyıllar, onun kendi yalanına inanmasını sağlamıştı.

“Yani Tempest için değil, o adam için mi çalışıyorsun?”

“Hayır, ben onun için çalışmıyorum. Sadece öyle görünüyor. Bizim krallığımızın adını bizden başka kimsenin hatırlamadığına eminim. O yüzden bunu dert etme. Her zaman insanların daha az acı çekmesini istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.”

“Sen gerçekten asker olmayı hak ediyorsun.”

“Teşekkür ederim ama şimdilik masadan ayrılacağım. Ogris'in yanına gidip konuşmam gerekiyor.”

“Tamam.”

Avis, kızın eldivenli ellerini tutarak onu köşedeki alana götürdü ve konuştu:

“Burada bekle. Sakın tanımadığın adamlardan içki alma ve en önemlisi, dans etme.”

Avis pişkince gülümsüyordu. Katena'nın bunu yapmayacağını biliyordu. Tabiri caizse, herkes tarafından deli muamelesi gören bir soylu kızıydı.

“Bunu yaparlarsa elimi vermek yerine kafalarına içki şişesi geçirmekten zevk duyarım.”

Avis güldü ve onu orada tek başına bırakarak gözlerden uzak bir köşede duran Ogris'e doğru ilerledi.

Avis

Ogris'in önüne geldiğinde her zamanki selamlamasıyla onu karşıladı. Ardından konuştu:

“Merhaba.”

“Sana da merhaba. Her şey yolunda mı?”

Avis derin bir nefes verirken karşısındaki adamın sarı gözlerine baktı.

“Yolunda olması için elimden geleni yapıyorum. Sizden tek bir şey isteyeceğim.”

“Elbette, dinliyorum.”

“O uyandığı zaman ona destek olur musunuz? Buna ihtiyacı olacak.”

Ogris, Avis'i yakasından tutup kendine çekti.

“Buna cüret etme! Boris benim de tanıdığım bir adam ve bunu senin demenle gerçekleştirmeyeceğim.”

Ellerini Avis'in yakasından çekerken konuşmaya devam etti:

“O peşinden gittiğin Boris Lorean, Buzul Ejderi'nin gücünün bir parçasına sahip. Kristal tarafından kutsanıp seçilen bir prens. Onu kimse yok sayamaz. O konuda şüphen olmasın.”

“Teşekkür ederiz. Yardımlarınızı unutmayacağız. Surlardan geçmeden önce sizi görmek istemiştim. Bu yüzden ayrılma zamanımız geldi.”

Ogris cebinden bir torba çıkararak karşısındaki Avis'e uzattı.

“Buraya geleceğini biliyordum, o yüzden bunu al. Onun sana verdiği şövalye kutsaması hâlâ içinde yanarken seni hissetmek zor olmuyor.”

Avis gülümsedi.

“Teşekkür ederim. İz gizleyici bir tılsım mı?”

“Evet. Onu kaybetmediğinden emin ol.”

Avis gülümsedi.

“Teşekkür ederim. İzninizle.”

“İzin senindir.”

Ejderin gücünü içinde taşıyan Ogris'i eğilerek selamladıktan sonra salonun içinde ilerlemeye devam etti. Katena'nın yanına doğru yürüdü. Geldiğinde genç kız ona yaklaştı ve gözlerini adama dikti.

“Ne oldu?”

“Hiçbir şey. Hadi biraz eğlenelim. Sonuçta daha gece uzun.”

Avis, kızı kendisiyle birlikte salondaki insanların arasına çekti.

“Ne planlıyorsun, Avis? Keşke bana da anlatsan.”

Avis gülümsedi.

“Bunu senin iyiliğin için söylemiyorum. Ne kadar çok şey bilirsen o kadar tehlikede olursun.”

Gece, balonun ihtişamlı salonunda dans edenlerin arasındaki gürültüyle doluydu. Müzik, ritmiyle bu gürültüye karışıyor; herkesin yüzünde neşe ve heyecan beliriyordu. Ancak Avis, Ogris ve Katena bu kalabalığın içinde kaybolmuş görünseler de akıllarında başka bir plan vardı. Avis'in gözleri, salonun köşelerinde gölgeler içinde saklanan gizli geçitleri arıyordu.

“Gece yarısı herkes sarhoş olduğunda seninle beraber buradan tüyeceğiz ve kimse anlamayacak.”

“Peki, özel bir şey mi hazırladın?”

Avis güldü.

“Gerçekten çok meraklısın. Bundan nasıl oldu da başın hiç belaya girmedi?”

“Çünkü zekiyim. Asıl belanın kendisiyim.”

Avis, Katena'nın bu sözlerine katıldığını belli edercesine gülüyordu.

İnsanların arasında yükselen kahkahalar ve kadehlerden gelen sesler, Avis'in hepsini birbirinden ayırt edebilecek kadar keskin bir işitmeye sahip olduğunu gösteriyordu.

Avis, Ogris'in verdiği tılsımı elinde tutarken bir an tereddüt etti. Bu, ellerindeki tek fırsattı. Tılsımın içindeki büyü yalnızca bir kez kullanılabilirdi. İzlerini gizlemek için harekete geçirildiği anda gücünü tüketmeye başlayacak ve etkisi sona erdiğinde bir daha asla çalışmayacaktı. Başarısız olurlarsa aynı yolu yeniden deneme şansları olmayacaktı.

Üstelik tılsımın kullanılmaması, geride takip edilebilecek bir büyü izi bırakmalarına neden olabilirdi. Ogris'in Avis'e verdiği iz gizleyici tılsım tam da bu yüzden önemliydi. Tılsım, yaydıkları mana izinden dolayı peşlerine düşmek isteyen kişilerin onları bulmasını zorlaştıracaktı.

Ancak bunun ne kadar süre işe yarayacağını bilmiyorlardı. Bu yüzden vakit kaybetmeden hareket etmeleri gerekiyordu.

Gece yarısı yaklaşırken her şeyin planlandığı gibi gitmesi gerekiyordu. Işıkların sönmesi, kaçışlarını kolaylaştıracaktı. Bu, kalabalığın dikkatini dağıtacak ve onlara güvenli bir yol açacaktı.

“Katena, şifalı bitkilerle aran nasıl?”

“Bütün bitkileri birbirinden ayırabilirim. Ayrıca zaten hasta insanlara şifacılık yapıyorum. Ama konumuzla ne alakası var?”

“Şöyle ki, bunu sana Boris uyandığında söyleyecektim ama bu taş onun gücünü barındırıyor. O taşın dört parçaya bölünmüş olması gerekiyor. Yani kayıp üç parçası var. Onları bulmadan Boris eskisi gibi olamayacak gibi görünüyor. Onun için güç verecek içecekler hazırlamanı isteyeceğim. Bir süre, işler düzelene kadar evinden uzak kalsan daha iyi olacak.”

“Ama bu dediklerin çok saçma. Kutsal kitaplarda bu parçalardan bahsedilmiyor.”

“Evet, bahsedilmiyor çünkü nesiller önce taş el değiştirdi ve formunu değiştirdiler. Bir süre önce ölümsüzlerden birini ziyaret ettim. Bana bunu anlattı. Taşı gören kişilerden birisi, o yüzden bunları duymazdan gelemeyiz. Sen sadece dediğim gibi içecekleri ayarla. Taşları bulmak benim işim olacak.”

“Sanırım boyumuzdan büyük bir işe girdik.”

Katena, Avis'e doğru baktı.

“Doğru ama artık geri dönüşü yok. Yakında hayatlarımıza ve özgürlüğümüze kavuşacağız. Bu da özgürlüğümüz için ödediğimiz bedel.”

“Doğru, haklısın. Ama dediğin gibi olsun. Sana güveneceğim. Güvenimin boşa olmadığını göster bana.”

“Merak etme, Katena. Göstereceğim.”

Avis gülümsedi.

Balo salonunun ışıkları rengârenk parlıyor, müziğin ritmi herkesin kalp atışlarını hızlandırıyordu. Kalabalığın ortasında Katena ve Avis dans pistine çıkmaya hazırdı. Katena zarif elbisesinin içinde parıldıyor, her adımında hafifçe yükselip alçalan eteğiyle adeta bir rüzgâr gibi süzülüyordu. Avis ise daha sade bir görünümle kararlı ama nazik bir duruş sergiliyordu.

Müzik ilk notalarını çalmaya başladığında Katena cesur bir adım atarak Avis'in yanına geldi. Gözleri parıldıyordu; dansın getirdiği heyecan ikisini de sarmıştı. Avis ona nazikçe elini uzattı. Katena zarif parmaklarıyla onun elini sıkıca kavradı ve kendini onun yönlendirmesine bıraktı.

Dansın akışıyla birlikte Avis, Katena'yı öne doğru çekti. Onun adımları müziğin melodisiyle mükemmel bir uyum içindeydi. Katena her dönüşte hafifçe eğilerek dansın akışına kendini kaptırdı. Avis onu döndürdüğünde Katena'nın saçları havada süzüldü ve salonun ışıklarında parıldadı. İkili birbirlerinin gözlerine baktıkça dansın anlamı daha da derinleşiyor, aralarında sessiz bir bağ oluşuyordu.

Avis, Katena'yı belinden hafifçe kavrayarak ona daha da yaklaştı. Müzik hızlandıkça Katena, Avis'in yönlendirmesiyle adımlarını biraz daha hızlı atmaya başladı. Dansın temposu arttıkça salondaki enerji de yükseldi. Katena, Avis'in adımlarına uyum sağlarken her dönüşte gülümsemesi daha da genişliyor, yüreği mutlulukla doluyordu.

Dans sona yaklaşırken Avis, Katena'yı havaya kaldırarak döndürdü. Bu hareket Katena'nın gülümsemesini sağlarken muhteşem bir dansın ve paylaşılan anların tatlı hatırasını da taşıyordu.

Gece yarısına doğru salonun ışıkları bir anda kısılmaya başladı. Dans edenler bu ani değişiklik karşısında şaşkınlıkla duraksadı. Avis ve Katena, bu fırsatı değerlendirerek kalabalığın arasından sıyrıldılar. Kalplerinin hızlı atışları, kaçışlarının gerilimini hissettiriyordu. Birbirlerine yakın durarak salonun arka tarafındaki gizli kapıya yöneldiler.

“Gidiyor muyuz?”

“Evet, gidiyoruz. Hadi çıkalım şu aristokrat kokan partiden.”

Kapıdan geçtiklerinde karanlık bir koridora adım attılar. Işıkların arkalarında sönmesiyle içlerinde bir cesaret belirdi. Bu, onlar için bir umuttu.

“Avis, kapıda durabilir miyiz?”

Avis yürürken ona doğru baktı.

“Bir şey mi oldu?”

“Şu aptal şaklabanlıktan kurtulmak istiyorum.”

Katena, üzerindeki kıyafeti gösterdiğinde Avis gülümsedi ve başını salladı.

“Tamam.”

Bir süre ikisi de sessiz kaldı. Bedenlerinden yükselen soğuk ateş onları ısıtsa da nefesleri kendilerine yetmiyordu. Sorumluluk duygusu ağırdı. Avis bunun bir kurtuluş mu, yoksa acının mı uyanışı olacağını bilmiyordu.

Çünkü Boris, acıya katlanmak konusunda hiçbir zaman başarılı bir adam olmamıştı.

Bu düşüncelere dalmışken Katena, koridorun sonunda eteğini boydan boya keserek derin bir yırtmaç açtı ve kendisine koşma kolaylığı sağladı. Avis, bacak kemerinin üzerindeki hançerleri gördüğünde ıslık çalmasına engel olamadı.

“Siktir, seni olaya dâhil ederken bu kadar deli olabileceğin aklıma gelmemişti.”

Katena, topuklu ayakkabılarının topuklarını hançerle kestiğinde bıçağın sivri ucunu Avis'e doğrulttu.

“Çok mu uzamış dilin? Hazır elim değmişken kurtulayım.”

Avis'in dudağı alayla kıvrılırken sessizleşti. Katena, eğlendiğini belli edercesine konuşmayı sürdürdü:

“İşte böyle. İşim bitti. Hadi gidelim.”

Avis konuştu:

“Acele et, fazla oyalanmayalım.”

Koridor boyunca ilerlerken kalp atışları ve ayak sesleri yankılanıyordu. Tapınağa giden yol artık daha yakındı. İlerledikleri geçit onları tapınağın girişine kadar ulaştırdığında eski yapının bu gece yıkılacağını henüz bilmiyorlardı.

Boş koridora yavaşça girdiklerinde Avis, o gün gördükleri kapıya dokundu. Cebindeki gizleyici tılsımı etkinleştirdi ve yavaşça bir büyü çemberi oluşturarak elini kapının mührüne bastırdı. Kapı, kısa bir duraksamanın ardından onlar için açıldı.

İçeride onları karşılayan manzara özlem doluydu. İçinde yeşeren özlem duygusu Avis'in hisleriyle oynarken Katena, önündeki adama ve mühürlü fanusa baktı. Ardından cebindeki kristal taşını çıkardı.

“Artık bitirelim.”

“Evet, bitirelim. Kristali ana merkezdeki çıkıntıya koy.”

Genç kız nefesini tuttu ve kristali yuvasına bıraktı. Taş, saniyeler içinde altındaki antik mekanizmayla birleşerek kor ateş gibi parlamaya başladı. Taşın enerjisi odadaki kadim varlığa tepki gösterdiğinde tüm tapınak derinden sarsıldı. Duvarlardan taşlar dökülüyor, yüzyıllık bina çatırdıyordu.

Artık geri dönüş yoktu. Boris'i uyandırmak için gereken her şey hazırdı. Onu kilitli tutan cam fanusun üzerinde derin çatlaklar belirdi. Yıldırım düşmesini andıran keskin bir sesle camlar dört bir yana parçalanarak saçıldı.

Fanusun içinden ortama yayılan dondurucu mavi ışık dalgası, Katena ve Avis'in nefesini kesti. Yere dökülen cam kırıklarının ortasında dizlerinin üzerinde duran beden yavaşça hareketlendi. Asırlardır uyuşmuş olan kasları ve güçsüzleşmiş bedeni onu zorluyordu. Göğsü derin bir nefesle sarsıldı.

Tam o anda karanlığın içinden iki kor gibi parıldayan kan kırmızısı göz açıldı.

Boris Lorean, kendisinden çalınan hayatı geri almak üzere yeniden dünyaya gözlerini açmıştı.

Boris başını kaldırıp karşısındaki tanıdık yüze baktı. Yüzyıllardır konuşmamış olmanın verdiği pürüzlü ve boğuk bir sesle fısıldadı:

“Sen… S-sen hâlâ yaşıyorsun.”

Avis bir anlığına sessiz kaldı.

Boris, güçsüz bedenini zorlayarak ayağa kalktı ve karşısındaki eski dostuna hiç düşünmeden sarıldı. Yıllar boyunca kaybettiğini sandığı birini yeniden karşısında görmek, içinde tarif edemediği duygular uyandırmıştı.

“Bitti, Boris. Artık her şey bitti.”

Yılların esareti sona ermişti. En azından o an için ikisi de buna inanmak istiyordu.

Boris bir süre arkadaşına sarılı kaldıktan sonra geri çekildi. Bakışları Avis'in yüzünde dolaştı; sanki yıllar önceki çocuğu, karşısındaki adamın yüzünde yeniden bulmaya çalışıyordu.

“Seni tanıyorum… Sen Akirasın.”

Avis, Boris'in sözlerini tamamlamasına fırsat vermeden hafifçe başını salladı.

“Evet, Boris. Ama şimdi bunları konuşmanın zamanı değil.”

Boris gözlerini ondan ayırmadı. Zihnindeki anılar, uzun bir uykudan uyanmaya çalışan parçalar gibiydi.
Akira kendisi hakkında her şeyi saklarken işin buraya geleceğini biliyordu. "Biz en başından beri Boris ile çocukluk arkadaşıyız. Bunun için üzgünüm ama adımı değiştirmeseydim beni yaşatmazlardı. O yüzden pişman değilim. Bunu yapmak zorundaydım.”

Boris kristali eline alırken Katena'ya baktı.

Genç kız, ikisinin arasındaki tanıdıklığı fark etmiş olsa da henüz bir karşılık vermemişti.

Avis onlara bakarak konuşmasına devam etti:

“Artık dönme zamanımız geldi. Gidelim.”

“Gidelim.”

Tapınağa iki kişi gelmişti, üç kişi ayrıldılar. Hepsi, birbirine dolanan parçalardan ibaret hissediyordu. Evren, kendini kanıtlayanlara bir kez daha şans vermişti.

Bu kez oyun değişmişti. Eski yüzyıldan farklı olarak artık güç ve büyünün yerini zihin gücü ve irade almıştı.

Daha gidilecek esrarengiz yollar olacak, ışık her zaman yollarını karşılayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18