12. bölüm · Tek bir mesaj/ tek bir cesaret
12. Bölüm
Miran ile aşşağı indiğimizde ilk önce Kıraç'ı gördüm. Hızlı adımlarla gelip kollarını belime doladı.
Bundan iki ay önceki Lavin buna asla inanmazdı çünkü o hep Kıraç'ın ondan nefret ettiğine inanırdı.
"Çok korkuttun bizi. Bir daha telefonumu ilk çalışta açıcaksın" benden ayrılmadan söylediği sözlerle kıkırdadım. "Sen abi olmaya dünden meraklıymışsın" geri çekilip kafama vurdu. Acımıştı. "Abiyim kızım ben" yesinler abiliğini.
Bu kez Rüya sarıldı bana "kızım ödümüz bokumuza karıştı ya" arada sırada ortadan kaybolsam süper olucaktı. "Ohoo bunda bile korktuysanız ben ara sıra kaybolayım. Ayağınız alışsın" dalga geçercesine söylediğim şeylerle bu kez Rüya vurmuştu kafama "salak olursam hepsi sizin yüzünüzden" vurdukları yeri ovuşturdum.
Selim "valla Lavin kuş hepsinin götü yusuf yusuf oldu. Bir dahakine seni gebertirler" diyince güldüm. Ona şüphem yoktu.
Sude "ee gidiyor muyuz?" Nereye gideceğimizi bilmiyordum. Sanırım onlarında bir planı yoktu. "Önce bir şeyler içmeye gidelim, ondan sonra lunaparka korku tüneline falan gidelim sonrada yemmek yeriz" Rüya'nın anlattığı planı kimse redetmemişti.
Kahve içmeye geldiğimiz yer çok güzeldi.
Renkli sandalyeler ve çok tatlı bir dekorasyonu vardı.
Miran ve Kıraç beni zorla aralarına oturtmuştu.
Selim'in yanında Rüya onun yanında ise Sude vardı. Sude ve Kıraç karşı karşıya oturuyordu benim karşımdada Rüya vardı.
Sude'nin kaçamak bakışlarla Kıraç'a baktığını görmüştüm.
İkisi arasında mükemmel bir elektrik vardı. Ayy şimdi Sude asker karısı mı olucaktı? Biz niye birbirimizin görümcesi oluyorduk ya?
Çalan telefonumu çantamdan zor bela çıkardım. Bir ara çantamı toplasam iyi olacaktı.
Şeresfsiz Güven
Arayan kişiyi görmemle gözlerim büyüdü. Ne hakla arıyordu?
Arayan kişiyi Miran'da görmüş olacak ki kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu. Aramasını reddettim.
Tekrar aradığında bu defa onu engelledim.
Miran kulağıma eğilip "ne istiyor bu zibidi?" Ne istediğini bende bilmiyordum ve umrumdada değildi.
"Bilmem" yüzü düşmüştü. Şirince ona baktım. "Engelledim" desemde pek toparlamamıştı. Eğer biraz daha asık suratla durursa suratına çarpıcaktım.
Çalan telefonum ile hızla bana döndü. Hani engellemiştin der gibi. Telefona baktığımda annem yazısı ile bakışları normale döndü.
Hızla telefonu açtım "anniş" ne zamandır hiç konuşmuyorduk. Özlemiştim. "Kızım" masada Kıraç'ın olmasından dolayı ayağa kalkmıştım. Tuvaletlerin olduğu koridora girmiştim.
"Her şey yolunda mı?" Sorusuyla beni görmiceğini bilsemde kafa salladım "hımhı her şey yolunda hayatım. Şimdi arkadaşlarla dışarı çıktık" koruyucu anne modunu açtı "kim var yanında?" Diye sordu aynı zamanda Miran'da yanıma gelmişti.
Benden ayrılamıyordu sanırım.
"Miran ve Kıraç yanımda hayatım merak etme" annemden bir süre ses gelmedi. "Miran mı? Hani şu bizim Miran? Üst katımızda yaşayan Miran mı?" Sanki başka Miran vardı ya. "Evet o" annem kahkaha atınca sessiz kaldım.
"Sen ciddisin. Kızım siz yanyana gelmemek için okula bile ayrı ayrı gidiyorsunuz. Nasıl oldu da birlikte dışarı çıktınız?" Miran karşımdaki duvara sırtını dayamış elimle oynuyordu.
Anne bir bilsen neler kaçırdığını...
"Aman anne çocukluğumuz bir geçti bizim. Bakma kedi köpek gibi birbirimizi yediğimize" annem anladığını belirtir şekilde mırıldandı. Siktir ya! Gene o çok bilmiş mırıltıydı bu. Her annede illa bu özellik vardı.
"Sanki başka şeyler varda neyse bu konuyu şimdi rafa kaldırıyorum dönünce bir güzel indiririz. Size iyi eğlenceler güzelim. Kapatıyorum şimdi" telefon kapandığında Miran sırıtarak bana bakıyordu. "Bakma öyle" dememle güldü. Çok güzel gülüyordu.
"Ne diyor müstakbel kaynanam" diyişiyle ağzım açık kalmıştı. Ne çabuk uyum sağlamış, benimsemişti. "Merak etmiş beni. Birazda şaşkın; senle okula bile gitmeyen ben, şimdi birlikte dışarıdayız" dememle yaslandığı duvardan ayrılıp beni kendine çekti. Belimi kavramasıyla gülümsedim. Alnını alnıma yasladı. "Eğer o zamanki eşşeklikleri yapmasaydım çoktan sevgili olabilirdik değil mi?" Gözlerimi yummuş onu dinliyordum.
Olurduk. Ama sanki bu kadar iyi olmazdı.
"Ayy nerde kaldınız?" Çemkirerek gelen Sude ile hızla ayrıldım Miran'dan, Miran ise şansına küfrediyordu. Sude ağzı kulaklarında bize bakıyordu. "Ayy pardon bölmüş gibi oldum ama. Telefonla konuştuğunu sanıyordum" bunu derken bile ne kadar keyif aldığını görebiliyordum.
Miran yanımızdan geçip giderken ben Sude ile karşı karşıya kalmıştım. Bana biraz daha yaklaştı "daha düne kadar imkansız falan diyordu. Ne oldu da fikri değişti?" Gülümseyerek Miran'ın arkasından baktım. "Her şeyi konuşup hallettik" dememle Miran'ın arkasından baktı.
"Ay şimdi ben senin görümcenim değil mi?" Tek kaşım havalandı. Ne çabuk havalara girmişti. "Yakında bende senin görümcen olurum ödeşiriz" dememle ağzı açık bana baktı. Çenesinden tutup ağzını kapattım "sinek girmesin" bende masaya ilerlerken Sude'de arkamdan bakıyordu.
Miran ve Kıraç'ın ortasına oturdum tekrar. Sude'de yerine geçti.
Günün geri kalanı mükemmel geçmişti. İstemeye istemeye Miran'la ayrılmıştım.
Kıraç ile sohbet ede ede eve gelmiştim.
Film izlemek için mısır patlatmıştım. Patlattığım mısırı iki ayrı tabağa koyup salona geçtim. Kıraç filmi seçmişti bile. Bir tabağı ona uzatıp ikili koltuğun diğer ucuna geçip ayaklarımı uzattım.
Filme tam konsantre olduğum sırada Kıraç "Miran'la sevgili misiniz?" Hala filme odaklıydım. "Daha teklif etmedi ama onun gibi bir şey" cümlem biter bitmez kime ne dediğimi anlamamla kafamı çevirdim. Kıraç delici bakışlarını bana yöneltmişti.
"Abilerin gülü" diyip şirince olduğunu düşündüğüm gülümsememi sundum. Ama o tekrar filme döndü. Ne olduğunu anlamamıştım. "N'oldu?" Sorumla başını iki yana sallayıp "hiç" dedi ama bir şey olmuştu.
"Kıraç?" Dedim sorarcasına. Bana bakıp gülümsedi. "Sadece adınıza sevindin güzelim" hiç sevinmiş gibi durmuyordu. Aksine sanki kırılmıştı. "Hiç öyle görünmüyor. Seni kıracak bir şey mi yaptım?" Sorumla gülümseyerek gözlerimin içine baktı. Ardından gülümsemesi dondu.
"Bilmem. Sonuçta hayatının hiç bir döneminde doğru düzgün yoktum. Şimdi sevgilin var. Normalde abiler gidip bir güzel haşat ediyor çocuğu ama, sanki bunu yapmaya hakkım yokmuş gibi geliyor. Öyle bir şey yapsam 'sen kimsinki karışıyorsun?' demenden korkuyorum" düşünerek dediği şeyler ile gülümsedim.
Başımı omzuna yasladım.
"Öyle bir şey demem. Ama yinede öyle bir şey yapma. İnsanların zarar görmesini istemiyorum" kolumdan tutup iyice sarıldı bana.
"Ben özür dilerim. Miran'a gidip 'kardeşimden uzak dur' dedim. Aranızı bozmak istemedim" aksine aramızı yapan oydu. Eğer böyle demeseydi ve Miran bana öyle davranmasaydı hala olduğumuz yerde sayıklıyorduk.
"Olsun abiş" saçlarımdan öpüp geri çekildi.
"Biliyor musun seni ilk o binada görmüştüm" yaptığı itiraf ile ona bakmaya çalıştım. "Ne zaman?" Sorumla bir süre durdu.
"Babam evden ayrılırken. Valizlerini alıp aşağı inmişti. Sende ağlayarak peşinden inmiştin, ayakkabı bile giymemiştin. Arkanda Miran ve annen vardı. 'baba gitme' diye ağlıyordun. O zaman anladım kardeşim olduğunu." Sustu derin bir nefes aldı.
"Sonra; sık sık oralarda dolanmaya başladım. Miran ile arkadaş oldum" hayal meyal bir kaç anı vardı aklımda. O küçük Kıraç benim abim olan Kıraç mıydı?
"Bir gün parkta oynarken annenle konuşuyordunuz annen 'o senin abin' demişti. O anı hiç unutmam heycanla ve korkuyla dinliyordum sizi. Sende öfkeliydin elinde olsa her şeyi kırabilirdin 'o benim abim falan değil, geldiği yere gitsin' diyince içimde kırılmadık şey kalmamıştı. Sonrada Miran'a taşındık falan demiş ondanda kopmuştum"
Lan ben onu Miran için demiştim.
"Ben onları Miran için demiştim. Mal ya! Annemler sürekli o senin abin diye tutturmuşlardı" ondan bir hışımla ayrıldım. Tekrar sinirlenmiştim.
"Öküz tüm oynadığım erkeklerin kafasına top atıp duruyordu o gün" dememle kaşları çatıldı.
"Afferin ona iyi yapıyordu. Sen erkeklerle mi oynuyordun?" Sonda aydınlanarak sorduğu soruyla kahkaha attım.
Tekrar başımı omzuna yasladım.
"Küçüktüm. Keşke Miran'ın yanına değilde benim yanıma gelseydin" o zaman her şey daha farklı olabilirdi.
Bir şey söylemedi. Filmi izlerken üzerime çöken ağırlık ile gözlerimi kapattım.
Sırtımda hissettiğim kollar ile kaşlarımı çattım.
"Oğlum nası uyuyakaldınız ikinizde? Çilingire papaz olduk. Evde iki tane sağır, uykucu yüzünden adama bir ton para döktüm" sözleri ile olduğum yere dahada sokuldum. Bir şey hızla inip kalkıyordu.
"Allah'ım kızımın tatlılığına bak yaa" bilincim tekrar giderken duyduğum sözlerle içim sıcacık olmuştu.
"Bende tatlıyım demi baba" Kıraç'ın tatlı konuşmasına babam hemen cevap vermişti "tabi lan eşşeksıpası. İkinizde benim çocuğumsunuz. Sizi ben doğurdum" Kıraç'ın kahkahısıyla yumuşak bir yere bırakılmılmıştım.
Sanırım buraya park edilebiliyor.
Bilincim tekrar kapanmıştı.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Lavin bu kez olması gerekenden daha erken uyanmıştı.
Kıraç, Selim ve Miran'ın basketbol antermanı vardı. Hem abisini hemde sevgilisini desteklemek istiyordu. Selim arkadaşıydı onuda destekleyebilirdi ama onu Rüya'ya devretmişti.
Rüya içten içe Selim'i seviyordu ama korkusunu bir türlü yenemiyordu. Ya o da eski sevgilisi olursa?
Sude ise çok ayrı bir durumdaydı. Kıraç ile birbirlerinden hoşlanıyorlardı ama bir o kadarda utangaçtı. Kardeşinin karşısına çıkmaya utanan Kıraç nasıl sevdiği kızın karşısına çıksın ki?
Erkeklerde ise durum biraz farklıydı.
Miran artık huzura ermişti sevdiği kızla birlikteydi.
Selim ise artık ne yapacağını bilmiyordu, bazen Rüya'yı rahatsızmı ediyorum diye düşünüp duruyordu. Bazı anlarda kendini on adım geri çekmesi bile gerekebiliyordu.
Kıraç ise kardeşiyle yeni yeni bağlanıyorlardı, sevdiği kızla flört gibiydiler ama ikiside utançtan bir şey yapmıyordu.
**
Kızlar statta oturmuş onları izliyordu.
Rüya arkadaşının ve Miran'ın davranışlarında bir şeyler olduğunu sezmişti. "Siz Miran'la ne iş?" Sude dayanamayarak lafa atladı "bunlar olmuşlar hatta işi bayağ götürmüşler" kahkaha attığında Lavin utançtan kıpkırmızı olmuştu.
O sırada erkekler molaya çıkmış su içiyorlardı.
Sınıflarından bir kızın Selim'e yanaşması ile Rüya'nın tüm dikkati o tarafa yönelmiş Sude ile Lavin'i kendi hallerinde bırakmıştı.
Selim gülerek kıza bir şeyler demişti. Ardından kız yanından uzaklaşınca Selim otomatik Rüya'nın olduğu yere bakmıştı. Bu davranış karşısında Rüya gülümsemeden edemedi.
Yanlarında hissettikleri beden ile kızlar o tarafa döndü.
Göktürk.
"Lavin, bir bakar mısın?" Sorusuyla Lavin başını salladı.
Göktürk özel bir şey konuşucapını söyleyip başka bir yere gitmeyi teklif etti.
Spor malzemelerinin olduğu koridora girince ikiside durdu.
"Şey nasıl oldun?" İlk sorusu bu oldu. Lavin ile tanışalı kısa sürede olsa ondan hoşlanmıştı. Ona göre Lavin fazla iyiydi, fazla güzeldi... Her şeyin fazlasıydı Lavin.
"İyiyim" Lavin'se onu arkadaştan başka bir gözle görmemişti.
"Lavin müsaitsen bugün kahve içelim mi?" Diye sordu Lavin'in aklınaysa bugün Miran ile dışarı çıkacağı gelince istemsizce gülümsedi. "Bugün Miran'a sözüm var. Bir problem yok değil mi?" Göktürk'ün bir derdi olduğunu düşünmüştü. Ama onun tek derdi kendisi olduğundan habersizdi.
"Siz birlikte misiniz? O günde senin için bayağ endişelendi falan ama" ondan nefret ettiğini düşünüyordu. Ama artık aralarında nefret yoktu. Tüm duyguları birbirlerinin olmuştu.
"Evet. Hatta o gün çıkmaya başladık" dedi heycanla Göktürk ise başını salladı "sevindim adınıza" Lavin'in telefonunun çalması ile Göktürk'ün yanından ayrıldı.
Göktürk, Lavin'in arkasından bakarken yan taraftan başka birinin sesini duydu. "Sevdiğini başkasıyla izlemek kötü olsa gerek" ismini bilmediği kız ona doğru yürürken kaşlarını çatmış ona bakıyordu.
"Bence ikimizde sevdiğimizin yanında olmak istiyoruz" kız sırıtarak ona bakıyordu. Göktürk kollarını birleştirip kızı süzdü "sevdiğin kim?" Kız gülümseyerek Lavin'in gittiği yola baktı. "Miran, o da onu benden alan kız. Birbirimize yardım edersek ikiside ait oldukları yerde, yanımızda olur" elini uzattı çünkü biliyordu Göktürk bu teklifi kabul ederdi.
"Bence bana yardım edersin Göktürk. Çünkü seni, senden bile iyi tanıyorum" Göktürk gülümsedi. İlk kez rol yapmadan kendi gibi gülümsedi.
"Madem beni benden iyi tanıyorsun" kızın sıkması için uzattığı elini döndürdü eğilip elini öptü. "O zaman istediğin gibi olsun" kız gülümsedi. İstediği piyanu bulmuştu.
Tam arkasını dönüp giderken.
"Acaba isimsiz diye mi hitap edeyim? Yoksa ismini söyler misin?"
Kız sırıtarak "Aysun ben. Bugün ararım seni" diyip gözden kayboldu.
