9. bölüm / 15
Taşların sırrıBilmedigim bazı gerçekler 2
Bölümler 15Şu an: Bilmedigim bazı gerçekler 2
- 1 Köye kaçış789 kelime
- 2 Gizemli kadın509 kelime
- 3 Köyüme geldim581 kelime
- 4 Bana ne oluyor568 kelime
- 5 Aklımdaki sorular535 kelime
- 6 Galiba aklımı kaybediyorum498 kelime
- 7 Galiba aklımı kaybediyorum 2640 kelime
- 8 Bilmedigim bazı gerçekler469 kelime
- 9 Bilmedigim bazı gerçekler 2617 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Bilmediğim bazı gerçekler 3550 kelime
- 11 Çözülmeyen büyü688 kelime
- 12 Cozulmeyen büyü 2762 kelime
- 13 Çözülemeyen büyü 3763 kelime
- 14 Acı günüm811 kelime
- 15 Ruhların kurtuluşu696 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yolda giderken hoca babama sordu
"Ahmet bey eşinizin evde hiç kendine ait eşyası var mı?"
Babam da,
"Olması gerek biz evden ayrıldığımız da, herseyi öyle bırakıp gitmiştik , o yüzden olması lazım." Dedi
Hoca da,
"Tamam bu çok iyi onun eşyaları sayesinde onunla iletişime geçebiliriz" dedi
Hepimiz çok şaşırmıştık. Bu nasıl olacaktı. Annemin ruhu mu gelecekti.
Babam hocaya,
"Hocam onunla konuşabilecek miyiz?" Dedi
Hoca da
"Tabi bu çok zor. Ama konuşmaya çalışacağız . Yada bizimle bir şekilde iletişime geçmesini sağlayacağız. Umarım bunu başarırız. Yoksa işimiz daha zor olur." Dedi
Eve geldik ve bahçeye girmiştik. babam ,bahçedeki ağaca bakarak sanki biraz hüzünlendi.
Hocada babama,
"o ağaç bu mu?" Dedi
Babam da,
"Evet o ağaç bu ağaç. Bir an canım eşim Esmayı şu dalda asılı olarak bulduğum gün aklıma geldi." Dedi
ve
Babam hocaya dönerek yaşlı gözlerle
"Ben onu kurtaramadım hocam ama ne pahasına olursa olsun oglumu kurtaracağım. Onu kaybedersem benim yaşamam için hiçbir sebeb kalmaz " dedi
Bende babama
" Baba annem beyin kanaması geçirerek vefat etmedi mi" diye sorunca
Babam
"Hayır oğlum beyin kanaması geçirmedi. Ben sana bunu nasıl soyleyebilirdim ki, sen üzülme diye ben böyle bir yalan uydurmuştum."dedi
Hepimiz zaten perişan bir haldeydik, o yüzden babamın üstüne gitmemiştim.
Belki bende onun yerinde olsam bende öyle yapardım
Merak ettiğim bir şey vardı. Onu babama soracaktım.
"Baba peki ben bu köye gelmeseydim ne olacaktı. Bu büyüyü öğrenemeyecekmiydik."
Deyince
babam
"Ben bu büyüyü annen vefat edince bitti diye düşünüyordum. Ama sen 3 ay önce uykunda kalkıp, benim üzerime doğru yürüyüp, beni bekliyorlar deyince, ben hemen hocaya gittim. Çünkü annende son zamanlar bu şekilde haller sergiliyordu. Ben bir kaç aydır ayakkabı malzemesi almaya gittiğimde hocanın yanına da gidiyordum. Hocaya gittiğimde, hoca bana büyünün son bulmamış olabileceğini söyledi. En son hocaya gidip gelince sana açıklayacaktım, sonra hocayla birlikte köye gelecektik. ama sen zaten köye gelmişsin. O yüzden burada öğrendin."
Dedi.
Sonra hoca ağacın diplerini incelerken birşeyler farketmiş olacak ki, bizi çağırdı
Hoca,
"Buraya gelir misiniz?" Dedi
Biz hemen koştuk
Hoca taşları göstererek
"Bu taşların üzerinde bazı işaretler var.
Bu işaretler büyünün bir parçası.
Şu taşta biraz işaretler ve yazılar değişik
Onu anlayamadım ama zamanla onuda çözeceğiz." dedi
ve devam ederek,
"Bu büyü benim anladığım kadarıyla, Karataş büyüsü, bu büyüyü yaptıran kişi, her kime yaptıysa onu ve onun soyunu kurutmak istemiş. "dedi ve
sonra sözüne devam etti.
"Bu büyüyü çözmek için onlarla irtibata geçmemiz gerekiyor. Şimdi eve gidelim evde eşinizin bir eşyasını bularak bunu yapabiliriz." Dedi
Benim elim ayağım korkudan titremeye başladı. Hocanın söyledikleri beni çok ürkütmüştü. Hoca benim korktuğumu farkedince
"Oğlum korkma biz onlardan daha güçlüyüz. Aslında onlar bizden korkarlar." Dedi
Fakat benim korkum bir türlü geçmiyordu.
İçeriye girdik. Etrafa baktıktan sonra ben babama dönerek,
"Baba bu sandıkta annemin eşyaları var mı?" Diye sordum
Babamda,
"Evet orada annenin ceyizlikleri olması gerek" dedi.
Sandığı açtık içinden, annemin gelinliği çıktı. Babam göz yaşlarına hakim olamıyordu.

"Bu esmanın gelinliği evlendiğimizde bu gelinliği giymişti. Tabi Kendini de bu gelinlikle asmıştı"
Diyerek gelinliğe ağlayarak sarıldı.
Ben babamı hiç bu kadar üzgün görmemiştim. Demekki anneme çok aşıktı. Ve Allah tan dilerim ki annemle babama bu acıyı yaşatanlar cehennemin en alt kısmında azab görürler.
Sonra hoca
"Bu gelinlik onunla iletişime geçmek için çok uygun" dedi.
Annemin gelindiğini duvardaki civiye astı.
Evdeki bütün perdeleri kapatmamızı söyledi.
Hepimiz gelinliğin karşısına oturduk. Hoca önümüzdeydi. Yere bir halka çizdi.
Halkanın ortasına birşeyler yazdı.
Hoca, Amcama halkanın ortasına geç dedi
Amcam çok korkuyordu.
Hoca amcama
"Korkma Kadir bey sen mikrofon görevi göreceksin bir nevi senin sayende bizimle konuşacaklar." deyince
Amcam "yani benim içime mı girecek" deyince
Hoca,
" öyle düşünürsen elbet korkarsın. O şekilde düşünme" dedi
Sonra Amcam korkarak halkının ortasına geçti .
Hoca birşeyler okumaya başladı.
Bir anda amcam
Başını önüne eğik bir vaziyette konuşmaya başladı.
(Degerli oy ve Yorumlarınızı bekliyorum)
Bölüm etkileşimi
