1. bölüm · TAŞ KALP

1 bölüm

Melisa Aycı

O gece ates kraliginda bir kız çocuğu doğmuştu aylardan Mart 2'ydi kehanetlere göre tek bir çocuk doğacak ve geriye klan tüm krallıkları yok edecek kadar güçlü olacaktı ebebeyinlerinden bile güçlü olucaktı üçüncü ayın ikinci gününde Doğan bebek ateş hanedenina ait kralicenin tek kişi olan o kızdı bembeyaz süt gibi teni vardı bakır saçları peruk gibiydi masmavi gülen gözleri zaten bir silah gibiydi kraliçe kızı için endişelendiriyordu ve geriye klanlarda bu kehanetteki kişinin kim olduklarını araştırıyordular bir kadın bir kız çocuğu olamicaklarini biliyordu bir ses geldi ve anne kız kardeşimizi görebilir miyiz demişti kraliçe oğluna hayır şuan olmaz yakışıklım daha sonra demişti ama tam oanda saraydaki askerler bağırmaya başladı saldırı var saldırı diye bağırıp silahlarını çekmişlerdi anne noluyor demişti kraliçenin üç oğlu iki kızı vardı erkekler ucuzdu kızlarda ikizdi ama ikizlerden biri olmustu kraliçe diğer kızının acısını yaşayamadan diğerini kaybedeceğini öğrenmişti ve saray saldırı altındayken kraliçe son gücünü kullanarak üç evladını farklı yerlere yollamıştı portlarrdan işte ozaman herşey başlamıştı çünkü ateş hanedanına ait Kızıl Küller Krallığı — yıkım ve yeniden doğuş anlamı veriyordu ama başka bir dildede Ruber Ashara denilirdi kraliçenin ismi ashara'ydı krallık kraliçenin isminden alırdı ismi iki kraligin sadece eşi yoktu ve o krallıkları krallar değil kraliçe yonetirdi ateş hanedani ve bilgeler hanedanı sarayın yok olmasıyla kraliçe, saray ve ateş hanedani bir bilinmezlige gömüldü ve herkes onların öldüğünü düşündü ama hicbisi bitmemiş yeniden başlamayi bekliyordu yani yeni prensesi bekliyordu ama kimse prensesi bilmiyordu
Taki ogüne kadar
( Türkiye)

Coktan hazırdım ve aşağıya akşam yemeği iniyordum kızlar benden önce akşam yemeği çoktan gelmişti bende yerime oturdum kizlar kimmiydi biri kız kardeşimdi diğerisi eski yengem diğerisi kuzenimdi yengem dediğime bakmayın ama annem abimle zorla evlendirmisti ama abim yengeme asla o yönde bakmadığı için hem kız kardeşleri gibi davranmıştı abim evimizin terk erkegiydi ama babam ve annem ayrıydı bosanmislardi ve erkekler evi ve kadınlar evi olarak ikiye ayrılmıştık babamlar bizimle yasiyin demişti ama sebebini asla dememişlerdi annem bize annelik yapmasada bir annem vardı ve onu asla birakamazdim diğerleride bu yüzden asla bırakmazdı hepsi bana bağlıydı kuzenimde amcamın tek çocuğuydu amcam ve yengem ölmüştü ama neden öldüğünü bilmiyorduk hiçbirimiz her birbirimiz meskleklerimizi elimize almış kadınlardık asla okumamak gibi sebebimiz yoktu istesek okumazdik çünkü babadan zengindik ama Türkiye'nin ilk iki zengini içerisinde biz vardık ama bana parası yemeyi seven biri değildim kızlarında öyle olmasını istemedim yengem ve abim boşanmasına rağmen hayla bizim soyadı taşıyordu çünkü annem zorla onu nüfusuna almıştı bizim için sorun değildi babamda amcam öldükten sonra kuzenimin almıştı yengem doktordu kadın doğum doktoruydu ismide alacaydı kendiside ismi gibi bir guzlige sahipti dümdüz belinden aşağıya sarkan kumral saçları vardı dümdüz saçları vardı saçlarının arasında bakırliklar var gibiydi ve onun teni bizden biraz farklıydı esmerdi o kız kardeşimin ismide ışıl ışık'tı onunda benimki gibi bembeyaz teni vardı ve onun sarı saçları ve belinden aşağıya sarıyordu Alaca gibi ama tek farkla biz kıvırcıktik Alacanın dümdüz saçları vardı Alacanın gözleri yesildi Işılında maviydi benimde gözlerim maviydi kuzenimin ismi Sezgindi sezgisi çok güçlü bir kadindi her dili bilirdi daha sekiz yaşındayken bilirdi bizim bilmediğimiz çoğu şeyi bilirdi oyzuden o tercümanlık okumuştu bende mavi gözlü dümdüz saçları olan bakır saçli savcı alevra süreydaydım biz dört kızdık ve üç kızın annesi ve babası bendim hayatlarında kimse yoktu çünkü olamazdı çünkü onlari üzücek kişiyi öldürürdum ve Bendeniz savcı alevra Kızlar naptınız bugün diye sordum Alaca bugün bir kadın bebeğini doğururken vefat etti dedi demek bu yüzden bugün çok üzgündu ışıl sana pasta yaparım eğer uzulmessen demişti kızlar Alacanın üzülmesine kiyamazdi çünkü Alaca asla ağlamadan duramazdi bende onların aksine asla ağlamazdım aksine aglatirdim Sezgindi bende bugün yaşlı bir teyzenin dili oldum yaşlılar muhtaç insanlardır evlatlarına ama evlatlar evlatlik yapamıyor demişti ışık üzüldüm demişti anladım dedim kızlara yediğim yemek biran boğazımda durmuştu öksürmeye başladım oksuruklerimin ardı ardisi kesilmiyordu Alaca biranda kendini unutup bana bakmaya başladı ama ben konuşamıyordum öksürükmekten çok kötü olmuştum bile Sezgin beni korkutuyorsun kuzen demişti biranda gözlerim karardı ve bir ses duydum işte sıra sende sende öleceksin demişti o ses ben bişe diyemiyordum sen kimsin dedim güçlükle ben senin ezeli düşmanınım ve kardeşinin biricik tanıdığıyım ama senin hicbiseyin değilim demişti ışık'ı nereden tanıyorsun dedim ama gerisi yoktu çünkü bayıldığımı hatırlıyordum evimin salonunda bayılmıştım gözlerimi açtığımda bir savaşın ortasındaydik ve kızlarla yerde baygindik ama kimse etrafımızda yaklaşamıyordu çünkü üstümüzde kalkan vardı ve renkliydiler sezgindeki mor renkliydi ışıkta'ki sarı Alacadaki yeşil bendeki turuncu ve kızıl bir renkti bir okulun önünde kızlarla yerde hareketsizce yatıyorduk biz buraya nasıl gelmiştik burası neresiydi bir kaç sesler geliyordu bir ses Alaçayı koruyun diye bağırmıştı ve elindeki kılıcı alacaya yaklasicak adamin beynini yarmıştı Alaca korkuyla ağlamaya başladı alevra noluyor Burada demişti ağlıyordu bilmiyorum ama ağlama vakti değil dedim kızlar birbir uyanmıştı ama hepimizin enerjisi sömürülmüs gibiydi ve başınızda bir sürü insan vardı ve bir savaş vardı hemen yanimiza bir sürü erkek ordusu gelmişti prenseslerimiz bizimle gelin okula girin sizi korumamiz gerek demişti siz kimsiniz dedim ve bize neden prenses diyorsunuz dedim nazikçe çocukta öğrenirsiniz gelin şimdi demişti ama Alaca ona yaklaşan adamın elini kesmişti çocuk inlemisti altı kişilerdi çocuklardan biri prensim iyimisin demişti iyiyim demişti Alaca ağlayarak özür dilerim istemeden oldu ben yapmadım istemeyerek oldu demişti cocukda önemli değil senden gelen bana ilaçtır doğanın kızı demişti kızlarla ayağa kalktık ve içeriye giricekken Sezgin burası neresi demişti çocuklarda Arkenya Akademisine hoşgeldiniz demişti içeriye adımımı atacağım zaman arkamdan bir ses geldi bir ruha benziyordu arkanı kolla ateşin veliahtı sende kimsin dedim çok yakında öğreniceksin buradaki herkes senin yüzünden ölücek çünkü herkes seni istiyor kimse bilmiyor ama ben bilirim buradaki herkes hepiniz icin geldiğini sanıyor ama o seni istiyor alevra demişti ve biranda yok olmuştu yüksek sesle bağırdım sende kimsin diye bağırdım yüksek sesle bağırmıştim herkes bana bakıyordu birini gördüm gibi oldum dedim çocuklar bizi içeri sokmuştu ama bize dokunamıyordular çünkü kalkanlarimiz engel oluyordu başımıza üç kanatlı peri gelmişti hoşgeldiniz perilerim demişti her gelen bize farklı bişe diyordu önce prenses sonra perim ondan şaşırtıcı olan kızların gerçek kanatları vardı Alaca benim gördüklerim gercekmi dedi Sezgin hemde en İnce ayrıntısına kadar periler bize bakıyordu ilk önce bir kız öne çıktı ve ben ışık hanedanınin Ait isik perisiyim aynı zamanda kızıyım kralın ismim Sera ortadaki kız öne çıktı bende doğa klanın kraliyet perisiyim ama kralın kızı değilim demişti ismim Dora en son kız öne çıktı bende bilgeler kraliçesinin tek kızıyım ve kraliyet perisiyim aynı zamanda ismim Duru demişti periler bana bakıyordu sen kimsin demişti ışık'a baktı ışık hanedanına ait birisi alacaya baktılar oda doğa hanedanina sezgine baktılar oda bilgeler hanedanına ait ama sen kimsin çözemiyorum demiştiler ben bilmiyorum dedim bir kaç kişi bağırmaya başladı periler yardıma ihtiyacımiz var kalkanlar kırılıyor diye bağırıyordullar periler bizim güvende olduğumuza emin olunca uçup gitmişlerdi gökyüzüne