Althaea.

Yazar: serai i.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Althaea.

Annem Thetis, kardeşim Akhilleus’un topuğundaki o lanetli sırrı sulara fısıldadığından beri kaderin ne olduğunu, ne tür oyunlarla sınanabileceğimizi biliyordum. Neredeyse ölümsüz olan kendisine şan ve şeref öylesine acımasızca sunulmuştu ki; o büyük savaşa katılması durumunda ölümünün kaçınılmaz olduğu duyurulmuş ancak adının ölümsüzlüğünün süreceğine yeminler edilmişti. Akhilleus’un kararı günün birinde basit biri olarak unutulmaktansa, adının binlerce yıl yaşaması yönündeydi. Kardeşim şan ve şerefi uğruna ölmeyi seçti; bense o şerefi lanetleyip onun arkasından, gizlenerek o kanlı gemilere bindim. Annemin ağır gözyaşlarının günlerce üzerimize yağmur olarak yağmasını unutamıyordum. Hissettiği acı ve çaresizliğin sebebi, kader iplerini seneler öncesinden okuduğu biricik oğlunun trajik sonundan kaçmasını sağlayamamasıydı elbette. Denemişti aslında. İkna konuşmaları başlamadan epey önce kurnazca bir oyun oynamıştı tanrılara. Skyros adasındaki Kral Lykomedes’in sarayına göndermiş, henüz benim bile üzerimde hayal edemediğim kız elbiselerinin altında, saray hanımlarının arasına saklamıştı cesur ve savaşçı ruhlu oğlunu. İşe yaramadığı aşikardı elbette. Thetis’in zekası küçümsenemezdi ancak onun gibi zekasıyla öne çıkan Odysseus’un Akhilleus’u savaşta, kendi saflarında istemesi tüm bu oyunu bozmak için Skyros’a yelken açıp ona ikinci oyunu oynamasına ve savaşçı dürtüsü sayesinde kimliğini açık etmesine yetmişti. Annemin de bir noktada kaderi değiştiremeyeceğini kabul ettiğini biliyordum ancak son karar verildiğinde bile tanrıça kimliğinin altında daha baskın yatan anneliği, oğlundan kararlı sözlerini dinlerken kalbinin paramparça olmasına neden olmuştu. Tüm bunlara hakim olmamın sebebi bizzat aile içinde olmam değildi. Yanlarında, sofralarında, yakarışlarında ve hatta düşüncelerinde bile olmadığım ailemi uzaktan gözlemleyen biri olarak hayatımı, yaşıma tekabül eden iki yüz seksen dört dolunaydır sürdürüyor olmamdı. Bir faninin algısıyla hesaplayacak olursak, yirmi üç yıllık bir zaman döngüsüydü bu. Benim adım Althaea. Annemin bana layık gördüğü, dudaklarından dökülürken üzerime bir mühür gibi kazınan bu isim, “şifacı” anlamına geliyor. Bir deniz tanrıçasının, ölümlü kızına bahşettiği o güya şefkatli, ama aslında beni babamın saray duvarları arasına, görünmez bir köşeye hapseden o yumuşak kader… Kendisi hiçbir zaman yüksek sesle kabul etmeye yanaşmasa da bu ismin ruhuma neden büründüğünü çok iyi biliyordum. Günün birinde gerekirse ikizim Akhilleus’u kehanetinin kanlı pençesinden çekip çıkarabilmem, bir nebze de olsa kardeşime şifa olabilmem için panzehirdim onun gözünde. Aslına bakarsanız bundan şeref duyardım. Ne de olsa benim kanım, canım, Aristos Achaion’du. Birbirimizi tanıyarak büyüyebilmemiz için neler yapmazdım…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…