TAKİPÇİ kitap kapağı

2. bölüm / 3

TAKİPÇİ

GÖLGELERİN ARDINDAKİLER

Vaveyla Yazarı: Dilan Tarhan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: GÖLGELERİN ARDINDAKİLER

Keyifli okumalar!

The Way, Zack Hemsey

Gözlerimi açar açmaz içine doğduğum dünya... Belli bir yaşa kadar bilinçsiz olarak içinde yer aldığım, belli bir yaştan sonra da tüm bilincimle içinde yer edindiğim dünya...

Benim için bu dünyadaki her insan ya av ya da avcıdır. Ya takip eden ya da izlenendir. Suyun akışından tutun, karşıdan karşıya geçen insanların ani reflekslerine kadar her hareketin bilincimde bir karşılığı olmuştur. Yeryüzündeki tüm eylemlerin bilinç düzeyimde bir geçmişi ve dersi vardır ki bu sebeple de oldum olası sürprizlerden nefret etmişimdir. Tesadüf denilen kelimenin varlığını da bu yüzden hiç tartışmadım ya da sorgulamadım. Evrende her şey bir düzen içindeyse ve o düzen ilmek ilmek işlendiyse o halde tesadüf denilen kavramın ilmeklerden birinin adı olduğunu kabul etmek de kaçınılmaz olmalıdır.

Rüzgar saçlarımla boğuşurken hemen arkamda duran adım seslerinin yanıma oturmasını bekledim. Mavi bir gölge kadar sessizdi. O sadece gelişini duymanızı istediği zamanlarda ses çıkarırdı. Ben sahildeyken yanıma geldiği zamanlar sessizce yaklaşmasından hoşlanmazdım bu yüzden de kendisi bana bir çift adım sesini bahşetmişti. Onun dışındaki her yerden hayalet gibi çıkar, insanlara her an enselerinde olduklarını unutturmazdı. Sahil, rüzgar ve Mavi üçlüsü hayatımın büyük bölümünü oluşturuyordu. "Sahadaki takipçilerimizden birinin gözünden kaçan bir detay olmuş." henüz cümlesini tamamlamadan araya girdim, "Tabi Umut bir şekilde fark etmiş." dedim. Beni, "Aynen," diyerek onayladıktan sonra da kahvemi verip devamını anlattı. Tabi saha sorumlumuz Mavi olduğu için, Umut onun yakasına yapışmıştı. Aldığı kahve ve çöreğin kokusu burnuma cenneti yaşatırken, cennet merasimine girişmeden yeni gelişmeleri onunla paylaşmak isteyen küçük bir çocuk hevesiyle kahvemi ve çöreğimi yan tarafıma bıraktım. Kaşları hafifçe kalkarken, "Birileri işi hayatının merkezine almış bakıyorum" diyerek memnun bir şekilde gülümsedi.

"Hayatımın merkezindekiler ölümüne kapışır ama Sedat'ı ziyarete birileri gitmiş. Araştırdım, özel izin yok ortada ya da evraklara yansıyan bir ziyaret olmamış. Elimde sadece Kunt diye bir isim var. Nesi oluyor, ne amaçla gitti şimdilik bilinmezlik ama öğreneceğim." kaşları havalandı, "Bilinmezlik kelimesini kullandığına göre Sedat sana pek de içini açma konusunda istekli olmamış. Neden o güveni vermedin?" Gerçekten ne sanıyordu? Formalite müvekkilim gider gitmez bülbül gibi bana her şeyi şakıyacak, gelen giden herkesin şeceresini önüme serecek ve biz tek ziyarette her şeyi ortaya çıkarmış olacağız gibi bir şey mi... Adam doğru dürüst yüzüme bile bakmamıştı.

"Bunun anında olmayacağının sen de farkındasın zaten. Adam direkt, suçu ben işledim ve cezamı çekeceğim, avukat istemiyorum, dedi. Farklı bir beklentin varsa cezaevine seni alalım!" dedim. Rüzgarın yüzüme doğru üflediği saç tutamımı acele bir şekilde kulağımın arkasına sıkıştırıp konuşmaya devam ettim; "Ayrıca elimin boş olmadığının farkındasın değil mi, sana kaydı hiçbir evraka yansımamış bir isim verdim. Şu memnuniyetsiz ifadeni değiştirirsen sevinirim!" Mavi bu hayattaki en büyük varlığımdı çünkü ikimizin de ailesi yoktu ve ikimiz de birbirimize aile olmuştuk ama konu iş kısmına gelince karşımda kim olursa olsun gözünün yaşına bakamıyordum.

"Bütün odağını asıl mesleğine vermeni istiyorum. Öncelikli işin senin hayatın Alin, avukatlık kısmını en azından şu an için ikinci plana atarsan sevinirim." kaşlarını çatıp bir şeyleri anımsamaya çalışıyormuş gibi yaptıktan sonra, "Kunt muydu, şu ismi de soruşturalım bakalım. Hayalet olup duvarlardan geçmediğine göre illa ki girişte birileri bu arkadaştan kimliğini almıştır. Kahveni de soğutma!" diye ültimatomlarını sıraladıktan sonra hızlı bir saha araştırması yapacağını söyleyip beni sahil ve rüzgar ikilisiyle baş başa bırakıp gitmişti. Avukat kimliğim "öncelikli" mesleğimin bir aracı olmuştu zaten şu an ve bunun gerginliği halen benimle bir yerlerdeydi.

Sedat denilen adama avukat olduğum için yaklaşabiliyordum ama buna rağmen kalkıp öncelik sıralaması ile ilgili gereksiz şeyler dinliyordum. Normalde Mavi mesleğim ile ilgili en büyük destekçimdi ama son zamanlarda biraz fazla kapılıp ekibin gözüne battığım için benim için endişesini o da bu şekilde dile getirmeyi seçiyordu.

Çalan telefonumun sesi beni düşüncelerden çekip alırken, yabancı bir numara olduğunu görüp cevapladım. Önceliğim olmayan ve heyecan (!) olsun diye yaptığım mesleğimden ötürü yabancı numara trafiği sık sık olurdu. Gerginliğimi telefona yansıtmamak için girdiğim özel çaba ile birlikte telefona cevap verdikten sonra tok sesli biri;

"Avukat hanım merhaba, ismim Kunt, müvekkiliniz Sedat Ateş'in yakınıyım," dedi. Şaşkınlığımı sezdirmemek adına ödüllük performans gösterirken soğukkanlı bir şekilde, "Merhaba, dinliyorum sizi konu nedir." diyebildim. "Müsait olduğunuz an kendisi hakkında görüşebilir miyiz?" Peşinde olduğum kişi ayağıma gelmemiş gibi cevap vermeye özen göstermem gerekiyordu ve bu benim için nihayetinde hiç de zor değildi.

"Tam olarak nesi oluyorsunuz? Aile üyelerinden başka hiç kimse ile müvekkillerimin dosya durumunu görüşmüyorum çünkü." yaptığım tamamen kumar oynamak gibi bir şeydi. Daha bir dakika önce kim olduğunu araştıralım dediğimiz adam tarafından aranıp, bunu hiçbir şekilde yansıtmayıp ayrıca da ilkeli bir avukat imajı çizmeye çalışıyordum. Peki teşekkürler deyip yüzüme kapatmaya kalksa gereksiz bir şekilde kıyıdan köşeden dolanmak zorunda kalacaktım. Neyse ki böyle yapmadı, "Merak etmeyin, dosyanın içeriği ile ilgili vaktinizi almayacağım. Ben sadece aile dostumuzun avukatı ile tanışmak istemiştim. Manevi amcamı kimin savunacağını görmek istiyorum."

Bu adamın kim olduğuyla ilgilenmiyormuşum havalarına girmem cidden göz yaşartıcıydı ama peşine düşeceğim adamı kurduğum ağa girmesi için daha fazla çırpındırmaya hiç niyetim yoktu. "O halde ofis adresini mesaj olarak yolluyorum size, bir iki saate ofiste olacağım. Gelirsiniz görüşürüz," diye anlaştıktan sonra telefonu kapattım.

Yeni mesaja girip Mavi'ye; "Hemen geri gel, bahsettiğimiz adam beni aradı şimdi..." diye mesaj attıktan sonra gelmesini bekledim. Zaten pek uzaklaşmadığı için de hemen gelmişti.

"Sana bahsettiğim gizemli ziyaretçi, beni aradı. Sedat'ın yakını olduğunu ve onunla ilgili görüşmek istediğini söyledi. Bir iki saat içinde de ofise gelecek." Mavi artık o kadar alışmıştı ki benim sorup onay almadan davranmama. İlk zamanlarımız sırf bunun için kıyameti koparırdı, ona danışmadan neden ortaya atladığımı saatlerce anlamaya çalışırdı ama artık salmıştı. Benimle boş bir neden yüzünden saatlerce tartışarak enerjisini tüketmek yerine direkt konuya dalış yapıyordu. Elbette başıma buyruk davranmam onu yine çıldırtıyordu ama en azından nefesini boşa tüketmiyordu.

Gözlerini kapatıp sinirle derin bir nefes aldıktan sonra, "Numarası?" dedi. Ona numarasını verdikten sonra da "Neden ben gerekli araştırmaları yapıp bitirmeden ofisine gelmesini söylüyorsun? Adam kimdir neyin nesidir bilmeden nasıl atlarsın? Yahu gerçekten söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum ama insanım ben de ya patlıyorum artık!" bunları saydırırken aynı zamanda bir taraftan da bizimkilere numarayı atıyordu. Mavi benim her zaman için aceleciliğimden şikayet ederdi ve tek eksik noktamın bu olduğunu söylerdi. Felaketlere neden olacak eksik nokta diye de diretirdi. Acelecilik onun kitabında felaketin çağırıcısıymış. Aceleciliğim sonunda gelen bir felaket yoksa bu tamamen o anki şansım sonucu felaketin başka yerlerde meşgul olmasındanmış.

"Yeterli özeni gösteriyormuşuz değil mi Mavi bey, bizim de elimiz armut toplamıyormuş." Laf sokup arama kaydından numarayı açıp gösterdim. "Bak! hayatımın yegane aşkı mesleğim uğruna nasıl bir şevkle hareket edip telefon numarasını gözüne sokuyorum görüyor musun..." Mavi beni kızdırdığının farkındaydı ama kendince farkındalığım uğruna bunu arka plana atıyordu.

Kısa bir bekleyişten sonra mesaj geldi. Mavi gelen mesajı okuduktan sonra, "Numara herhangi biri adına kayıtlı değil. Bu iyi olmadı. Kayda geçmeyen ziyaret, hayalet hat, bu durumdan hiç hoşlanmadım ama şu kadar tecrübem varsa da bu adam boş değil. Belki bizi duvarın arkasına götürecek kapıdır bilemeyiz. Sen ofise geç biz de hızlı bir şekilde ofis çevreni hazırlayalım." Mavi'nin tecrübe sonucu yürüttüğü tahminlerine ben de hislerimle varıyordum. Şu an bu kişi bana göre de boş değildi ve içimden bir ses bu dosya ile alakasının sağlam olduğunu söylüyordu.

Korkuyor muydum, hayır. Gergin miydim, fazlasıyla. Bir şeyler kontrolüm dışında geliştiğinde ben hep gergin olurdum. Birinin izini sürmeye başlıyordum, onu bulmak için bir yol haritası çizmeye bile daha başlamadan adam kendi ayağı ile bana geliyordu. Bu benim huzursuz hissetmem için yeterdi ve hatta artardı bile. Öğrendiğim bir şey varsa, önemli şeyler hiçbir çaba harcamadan ayağınıza gelmezdi, onun için mutlaka ter dökmeniz gerekirdi. Ya bu adam önemsiz bir detaydı ki eldeki verilere bakıldığında hiç de öyle görünmüyordu, ya da... Ya da kısmından sonrasını her zaman kabul edip ona göre davranmışımdır. Her halükarda gereksiz bir şeyse de kendimi boş yere yormuş olacaktım, gafil avlanmaktan bin kat iyiydi bu.

Ofisime geçtiğim zaman düzenimin her zamanki gibi olduğundan emin oldum. Silahım masamın altındaki bölmedeydi ve mermileri tamdı. Bugün burada silahların patlamayacağından her ne kadar emin olsam da tedbir almaktan bir şey çıkmazdı. Ortam dinlemesi benim onu hazır hale getirmemi bekliyordu. Yine silahımın yanı başındaki acil durum çağrısı da çalışır vaziyetteydi.

Adamımızın kim olduğuyla ilgili komplo teorileri üretmeye çalışırken kapının çalışını duydum. Normalde bir sekreterim yoktu ama bizimkiler işle ilgili bir durum geliştiği zaman yaptıkları gibi ekipten Sema'yı yollamışlardı. Sema aynı anda iki farklı işi harmanlamama çok saygı duyduğunu söylerdi ve her defasında kimlik çatışması yaşayıp yaşamadığımı ya da kafamın karışıp karışmadığını sorardı. "Görev gereği birçok zaman birçok kişi olmuşuzdur ama bunlar her zaman için sahteydi, gerçek değildi. Senin iki gerçeğin var ve ikisi de kanlı canlı karşında. Bu seni ürkütmüyor mu," derdi bazen.

Sahi... Bu beni ürkütüyor muydu?

Her şey normal olsaydı ve benim öylesine müvekkilimin öylesine yakını sırf ofisime geliyor diye kırk takla atmamız gerekmeseydi nasıl olurdu...

Kapımın tıklanmasıyla daldığım yerden gerçekliğe geçişim başımı döndürmüştü. Çenemin altından ellerimi çekip oturuşumu diklendirdim ve masama doğru tamamen yanaşıp masanın altındaki ortam dinlemesine ait olan tuşa basıp çalışır duruma getirdim. Kulağımın içinde dışarıdan fark edilmeyecek bir kulaklık vardı. Ortam dinlemesi aktif olur olmaz kulağımda Mavi'nin sesi yankılandı. "Alin buradayız, dikkatli ol ve söylenilenlerin dışına çıkma." saçımı kulaklık olan kulağımın arkasından çıkarıp kafamı kaldırdığım an bir çift ela göz ile karşılaştım.

Sema önde arkasında da beklediğimiz adam vardı. Sema sekreterimmiş gibi, "Kunt bey geldi avukat hanım." dedikten sonra sandalyemden kalkıp hafifçe gülümsedim. Bana doğru birkaç adım atıp, "Merhaba avukat hanım, Kunt Eroğlu." diyerek elini uzattı. Gülümsemesiyle birlikte hafifçe kısılmış gözleriyle bana bakıyordu.

"Merhaba, memnun oldum Kunt Bey," diyerek bana uzattığı elini sıktım. Ardından oturacağı koltuğu elimle işaret ettikten sonra yerime geçtim. Sema kapının yanında bekliyordu, ama misafirimizi göz hapsine almıştı. Misafirimize ne içeceğini sordum ve "Sade bir Türk kahvenize hayır demem." cevabını aldıktan sonra da sekreterim olan ekip arkadaşıma baktım. "Hemen getiriyorum," dedikten sonra odadan ayrıldı.

"Sema da iyi uyum sağladı ha" Mavi'nin gülümseyerek söylediği şeye kayıtsız kalmaya özen göstererek şu anki çalışmamı kendisine fark ettirmeden gözlemlemeye başladım. İnanılmaz iyi ve temiz giyimli, kulvarlarının epey yukarılarda olduğu her halinden anlaşılan bir tipti. Bir doksanlarında olduğunu tahmin ettiğim bir boyu, geniş omuzları, manasız bir şekilde güzel bir yüzü vardı. Yine Sedat eğer bir proje olmasaydı ve bu adamın da iş hayatı dış görünüşü ile doğru orantılı olsaydı, müvekkil çevreme katmak için çaba dahi harcayabileceğim bir tipti ama maalesef ki ilk meslek ikincisine galip gelecekti ve ben görevim nedeniyle bu adama sadece içeriği önceden belirlenmiş olan zaman dilimimi ayırmak zorunda kalacaktım.

Sedat'ı bugün çok kısa süreliğine de olsa cezaevinde ziyaret etmiştim. Kendisi içeri girer girmez henüz doğru dürüst yüzüme dahi bakmadan, avukat istemediğini çünkü bu cinayeti işlediğini ve cezasını çekmek istediğini söyleyip henüz kapanmayan kapıdan gardiyan ile geri dönmüştü. Dolayısıyla onunla ilgili şu anlık her şeyde bu yabancının cümlelerini esas almam gerekecekti. Sonrasına da bakacaktık artık.

"Müvekkiliniz babamın çok yakın bir arkadaşıydı. Böyle bir olaya adının karışması beni inanılmaz şaşırttı. Onun için yapabileceğim her şeyi yapmak isterim. Bir türlü özel avukat istemediği için baro tarafından avukat atandığını söylediler." evet tam olarak ben bu sayede dahil olabilmiştim. İşlediği iddia edilen suç nitelik itibariyle avukatla temsilin zorunlu olduğu bir suçtu ve özel avukatı olmasaydı bile her şekilde bir avukat ataması olacaktı. Ekip, atanacak avukatın ben olmamı sağlayacak şekilde sisteme sızmıştı. "Ancak her ne kadar bu dosyaya atanmış dahi olsanız, sizden ricam elinizden gelen tüm özveri ile dosyayı takip etmeniz. İnanın atanmış olmanızın benim için önemi yok, karşılığı ne ise ödeyeceğimden şüpheniz olmasın." cümlelerini büyük bir özgüven ile sıralarken gözlerimden başka bir yere bakmıyordu.

"Babanız nerede? Neden onun arkadaşı için benimle siz görüşüyorsunuz?" eveeett başladık. Neden en sonda önemsiz bir ayrıntıymış gibi sorman gereken şeyi ilk başta soruyorsun ki... Adamı huzursuz edişim eksikti zaten. Kulağımda yine o kutsal ses yankılanmaya başladı, "Kızım adamı çapraz sorguya alma, dikkat!" Mavi bazen ipin ucunu kaçırdığımı bildiği için hemen araya girip devamı için uyarmıştı. Bir de bana kızım demesinden nefret ettiğimi ve şu an ona çemkiremeyeceğimi de bildiği için araya onu da sıkıştırmıştı.

"Babam hayatta değil artık ne yazık ki. Ben de ondan kalan hatıralara biraz fazla önem veriyorum sanırım. Bu ya bir insan olur ya da eşya. Bu yüzden sizinle ben görüşüyorum." cümlesi merhamet doluydu, hatta o kadar merhamet doluydu ki anlamsız bir rahatsızlık hissettiğimi fark ettim.

"Üzgünüm," derken sahte mahcubiyetimden bir tutam eklemek zorunda kalmıştım. Sahte, çünkü bu adamın kim olduğunu bilmiyorduk ve şu an söylediği her şeyi yalan olarak kabul etmek zorundaydık. Ekip bana söylediği her şeyi teyit etmediği sürece bu yabancının hiçbir cümlesine inanamazdım.

"Hayır, önemli değil." ancak önemli olduğu belliydi. Kaşları istemsiz hafifçe çatılmıştı çünkü. Halen gözlerimin içine içine bakıyordu. Tam o sırada Sema açık olan kapımı tıklatıp atmosferi dağıtmayı başardı. İçeri geçip kahvelerimizi bıraktıktan sonra başka bir isteğimiz olup olmadığını sordu. Ardından da bizi yeniden yalnız bıraktı.

"Bu kadar yakın bir dostluğunuz olduğuna göre benimle tahminlerinizi paylaşabilirsiniz herhalde. Sedat bey bu cinayeti sizce gerçekten işledi mi?" İlk defa gözlerini üzerimden ayırmıştı. Birleştirdiği iki eline baktıktan sonra ellerini çözdü ve kahvesine doğru uzanıp bir yudum aldıktan sonra devam etti; "Benim tanıdığım Sedat amcayı soruyorsanız, işlemediğini söylerdim. Hiç kimse sevdiği birinin korkunç bir eylemi yapmış olduğu gerçeğini kabul edemez çünkü. Babamdan yaşça küçüktü ve her zaman babamın disiplininin yanında onun hayatla eğlenmesini gördüm. Sürekli tasasız yüzünü gördüğünüz birinin dünyanın en tasalı eylemini yapmış olma ihtimalini de düşünmezsiniz ama bu bütün gerçekliği karşılamaya yeter mi emin değilim." dedi. Odaya girdiği ilk andan beri gözlerini üzerimden ayırmayan adam, en can alıcı soruda odağını benden ayırmıştı.

Yapmamıştır dememişti. En azından büyük bir kesinlikle bunu savunmamıştı aksine bana içeri girebileceğim açık bir kapı bırakmıştı. Bu çok tuhaftı çünkü kimse bu kadar değer verdiği birini, hiç tanımadığın birine karşı ufacık da olsa savunmasız bırakmazdı. Amacı neydi, onu günahıyla sevabıyla savunmamı mı istiyordu yoksa başka bir şey mi? Ayrıca tasasız diye bahsettiği adamın öyle tasasız bir hali de yoktu ama yine de bilemezdik. Olaydan sonra da bu ruh haline bürünmüş olabilirdi.

"Sınırlarınız olup olmadığını bilmem gerekiyor. Sınırsız bir avukat mısınız yoksa prensipleriniz var mı?" bu soruyu sormak için ağzını araladığı ilk an yine bana odaklanmıştı. Her tepkime o kadar dikkat ediyordu ki odağını bana çevirdiği an etrafımda demir parmaklıkların yeşerdiğini hissediyordum. Benim ofisimdeydi ama kendi ofisimde beni hapsedebilecekmiş gibi hissettiriyordu. Halbuki odaya girdiği ilk andan beri bana karşı çok kibardı.

Sedat Ateş'in bu cinayeti işlediğini düşünüyordu ve benim bunu bilmeme rağmen halen Sedat'ı savunup savunmayacağımı merak ediyordu ama ben halen Sedat ile bu adamla ilgili görüşmemiştim. Gerçekten masum bir aile dostu olup olmadığından emin değildim. Mavi'nin sesi yine kulağımdaydı, "Savunurum tabi yavşak herif, sen bana yeter ki tüm gerçekleri ver de." şu adama kırk defa belli belirsiz her an konuşmaya başlama demekten bir hal olmuştum ama yok, anlayan yoktu ki...

"Savunulma hakkı en kutsal haklardandır Kunt Bey. Benim amacım müvekkilimi savunmak ve tabi bunu yaparken maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel olmayacak ölçüde yapmak. Ben müvekkilimin söyledikleriyle bağlıyım. Müvekkilimin beyanları başta olmak üzere, dosyadaki delil durumunu da göz önüne alarak onun için en makul olanını yapmaya çalışacağımdan şüpheniz olmasın." cümlemi bitirir bitirmez Mavi olduğu yerden tekrar araya girdi, "Aynen aynen, inanılmaz etiklik abidesidir kendisi. Ulan kazanma hırsını bilmesek," boğazımda gıcık varmışçasına bir iki defa öksürdükten sonra "İyi be susuyoruz ama sen de usturuplu at şunları." dedi.

"Müvekkiliniz ne diyor peki?" ofisimdeki yabancının hiç düşünmeden sorduğu soruyla birlikte dikkatimi Mavi'den alıp yeniden ona verdim. Ben de aynı hızla, "Takdir edersiniz ki avukat müvekkil gizliliği." diye karşılık verdim. Bunu söyler söylemez sanki bu cümleyi kurmamı bekliyormuş gibi gülümsedi.

Kahvesinden bir yudum daha aldıktan sonra durup yüzüme baktı ve "Yarın ilk iş cezaevine gidip Sedat amcaya beni soracaksınız. O da size zaten benim söylediklerimden farksız bir şey söylemeyecek. Menfaatlerimizin ortak olduğunu görebilmeniz için yarın olmasına gerek yoktu ama sizin gibi güven problemi yaşayan birinden farklı bir adım atmasını beklemek de çok olağan değildi zaten. Sorun yok ben beklerim ama gerçek dünya beklemez. Saniyelerin bile bizim için önemi çok büyük olabilir ve bunu en iyi anlayanlardan birisiniz."

Güven problemi yaşayan birinden?

"Vurdu ve gol oldu Alincik. Kırk yabancı adam bile güven konusunda nasıl pimpirikli olduğunu anladı." bir cümle daha kursa Mavi'nin sesini kökten kapatacaktım artık.

"Güven problemi yaşadığımı nereden çıkardınız?" sorumu, hoşnutsuzluğumu yüzüme yansıtmamaya çalışarak sormuştum.

Yine o gülümsemesini takındı ama bu gülümseme bana hiç gerçek gibi gelmiyordu. Bu adamda beni ilk andan beri rahatsız eden bir şey vardı. Odaya girdiği an sanki üzerine taktığı anlayışlı, kibar maskesi vardı.

"Güven problemi olmayan bir avukat düşünülemez değil mi. Peki... kahve için çok teşekkür ediyorum ve tanıştığıma da memnun oldum. Siz yarın beni arar aramaz bir yol haritası çıkarırız. Elimden ne geliyorsa yapmak isterim."

Kendinden bu kadar emin olması birazcık sinirlerime dokunmuştu ama şu an Alin olamazdım. Zaten Alin olabilseydim bana uzattığı elini bir güzel kırardım ama... "Alin sakin, gerginlik yok. Adamla ilgili bir bok yok bu yüzden sakın geri püskürtme şu pezevengi." Mavi'yi duymazdan gelerek, "Aramam gerekecekse arayacağım, iyi günler size de." dedim ve uzattığı elini sıktım. Hayatım boyunca temastan hep hoşlanmayan biri olmuştum ve buna birinin elini sıkmak bile dahildi ama bu ellerde rahatsızlıktan fazlası vardı. "Arayacaksınız..." diye iddialı bir şekilde konuşmayı sonlandırdıktan sonra ilk geldiği anki gülümsemesini takınarak odamdan çıktı.

Adamı yolcu ettikten sonra Sema odaya daldı. "Konudan bağımsız inanılmaz yakışıklı değil miydi ya o neydi öyle!" ben kendinden eminliğine sarmıştım, fiziksel özellikleri şu an umurumda bile değildi.

"Umut'a raporlama işine adamın yakışıklılığından başlarsın o zaman." gülüp koltuklardan birine oturdu. Kunt denilen adamın odama girdiği ilk andan beri söylediklerini ve hareketlerini anımsamaya çalıştım belki kendini ele verdiği bir nokta vardır diye. Beş on dakika geçmeden kapı çaldı, gelen Mavi'ydi ve suratı huzursuzluk doluydu. Bulmak istediği bir şeye ulaşamayınca suratı aynen böyle olurdu. "O isim ve soy isimle uyuşan hiç kimse yok. Kim Alin bu adam?" Bana adını mı yanlış söylemişti, bu durumda bu ihtimal çok olasıydı. "İsmi farklı desek? cezaevine bu isimle giriş yapmış. Aramayı genişletip sadece o isim ile görünüşünden falan sorgulayalım."

"Bunu gerçekten denemediğimi mi sanıyorsun? Ofisinden çıktığı an fotoğrafını çektik. O yüzü isimsiz dahi arattım ama hiçbir şey yok." odanın içinde volta atmaya başlayıp bir şeyler düşünmeye çalıştı. "Canım çok sıkılmaya başladı! Elde avuçta sıfır bilgiyiz farkında mısınız? Bu adamın daha kim olduğunu, Sedat'ı ne sıfatla ziyaret ettiğini bulamadık, bir de cinayetin arkasında olan kişi, kurum, topluluk, örgüt artık ne haltsa onu mu bulacağız? Alin bu adam kilit nokta dahi olabilir." Mavi o kadar gergindi ki başarısızlığa ve ilerleme kaydetmemeye asla tahammülü yoktu, gerçi bu odadaki hiç kimsenin yoktu ama Mavi'nin ailesi ekipti. Ailem hayatımın son 16 yılından beri fiilen benimle değildi ama en azından hayata gözlerimi ailemin yanında açmıştım. On yaşıma kadar da olması gerektiği gibi, bütün aile sevgisine sahip olmuştum ama Mavi öyle değildi. Ekibin gittiği bir operasyonda terk edilmiş binada mavi bir battaniyenin içine bırakılmış şekilde bulunmuştu. Hatta adını da battaniyesinin renginden almıştı. Kim bıraktı neden bıraktı hiçbir fikrimiz yoktu ki zaten Mavi bunu ne merak etmişti ne de öğrenmek istemişti. Büyüdükçe, bilinci oturdukça, kendi ailesinin bile onu istemediğini ama ekibin onu himayesine aldığını algıladıkça da bütün bağlılığını onlara sunmuştu. Bu bağlılık ve minnetin büyüklüğü ölçülemez bir boyuttaydı. Dolayısıyla onları hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmak istemedi. Bence hep bir yerlerde, ne kadar büyümüş olursa olsun, bir daha terk edileceğinden korktu.

"Sakin olur musun artık biraz, söz veriyorum onun kim olduğunu bulacağım. Sadece biraz zamana ihtiyacım var. Bana sabır direktifleri veren adamın bu kadar sabırsız davranmasının sonu felaket olabilir bak uyarayım." Masamın üzerindeki suyu bir nefeste içtikten sonra derin bir nefes aldı. "Hem adamı görmedin mi, sırf işleri nedeniyle bile kendi adına kullandığı bir hattı olmayabilir. Sadece hayalet hat kullandı diye hemen komplo teorileri üretemeyiz değil mi ayrıca sistemden yüzü mü sorgulanmıyor, belki estetik falan olmuştur. Bak zaten çene hatları falan epey iyiydi." gülümsemem onu biraz sakinleştirmişti.

"Haklısın sanırım. Pezevenk sinirlerimi bozdu, benim ağımdan bilinmezlikle sıyrılan olmadı hiç, ona bu kadar tepkim. Bu yüzden haberim olmadan tek bir adım dahi atmayacaksın. Bu adam çok tehlikeli olabilir, birlikte ulaşacağız." kafamı onaylar anlamda salladıktan sonra masama geçtim ve Sedat Ateş'in dosyasını önüme çekip, Kunt Eroğlu denilen adamdan hangi konuda yardım isteyebilirim diye bakınmaya koyuldum. Başka türlü ona ulaşmamızın kim olduğunu bulmanın yolu yoktu. Onu arayacaktım...

Sorun giderildi arkadaşlar, bölümü tam bir şekilde yükleyebildim nihayet! Takipçi, ilk hikayem değil ama insanlarla paylaşmak amacıyla bir yerlerde yayımladığım ilk hikayem. Ayrıca Gölgelerin Ardındakiler'i yazarken, baro tarafından bir cinayet dosyasına atanmıştım ve bu denk geliş benim için inanılmaz tuhaf olmuştu. Ama merak etmeyin, o dosyada burada olduğu gibi gizemli olaylar ve kişiler yoktu:) Lütfen burada benimle düşüncelerinizi paylaşmayı ve bölümü beğenmeyi unutmayın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18