2. bölüm / 2
Tahtın Laneti2.BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 2.BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mesleklerinin en iyisi olan polisler, kılıçtaki DNA izlerini incelerken, her bir aile bireyi oradaydı. Heyecan,öfke ve kaygıyla son bulacağı belli olan incelemeler.
Polis memurları,odalarından şaşkın ifadelerle çıkarken,her birimiz heyecanla ayağa kalkmış sonucu bekliyorduk.
"Aurora Eikaste?"
Kaygılı bir ifade takınarak bir adam öne çıkmış, polis memurlarının suratına bakıyordum.
"Kılıçtaki parmak izleri ile tamamen uyuşan bir parmak izine sahipsiniz. Açıklama yapmak ister misiniz?Sessiz kalma hakkınız var, söylediğiniz her şey mahkemede aleyhinize kullanılabilir."
Bana bakan gözlerle çevrili emniyet koridorunda,gözlerim ilk muhafızlarla çevrili kapıyı,sonra babamın gözlerini buldu.Bana bakışlarında ne hayal kırıklığı
vardı, ne de şaşkınlık. Daha kötüsü;tamamen duygusuz,ifadesizdi gözleri.
"Baba."
"Aurora."
Babamın polis memuruyla bakıştığını görene kadar bunun dramatik bir sahne olacağını düşünüyordum. Polis memuru konuşana kadar da.
"Majesteleri, siz söylemek isteyebilirsiniz."
Hızla babama dönmüş ondan gelecek cevabı beklerken; babam polis memuruna karşı bir onaylama ifadesi takındı ve gülümsedi.
"Siz buyurun,lütfen."
"Biliyorsunuz,yapılacak inceleme için tüm halkın, aynı zamanda siz kraliyet mensuplarının da DNA ve parmak izlerini almıştık. Ve, bu konu hakkında çalışırken, pek de hoş olmayan bir detay fark ettik.
Bunu size sayın babanızın söylemesini isterdik, ancak sizin de bildiğiniz üzere Güney Krallık Standartları gereğince, kraliyet soyundan olmayan biri, saraya giremez, kraliyet mensuplarından biriyle konuşamaz."
"Bunun benimle tam olarak ne alakası var?"
"Yapılan incelemeler sonucu, en kibar tabirle, soyunuzun düşündüğünüz kadar asil olmadığını fark ettik."
Aptalca polis memurunun üzerine yürümüş, ona bağırmıştım.
"Seni iftiracı!Ne demeye çalışıyorsun sen?"
"Üzgünüm, Bayan Eikaste."
Bayan Eikaste,ha? Artık ne bir prensestim, ne majesteleri.
"Mahkemeniz yarın saat 14:30'da, Yüce Krallık Mahkemesi'nde.Avukat tutabilirsiniz."
Hızlıca başımı sallayıp babamın arkasından faytona yürürken, arkamdan yine aynı memur bağırdı.
"Hemen buraya gelin,Bayan Eikaste. Duruşmaya kadar gözümüz üzerinizde olacak."
"Avukat nasıl tutacağım?"
Önüme bir broşür atılıverdi.Üzerinde avukatların isimleri, ilgilendikleri suçlar, kazandıkları dava sayıları ve belirledikleri en alt para miktarı yazıyordu. O an fark ettim üzerimde hiç para olmadığını.
Broşürü kapattım ve kendimden uzaklaştırdım. Alacağım ceza belliydi, kraliyet soylu birini kasten öldürmekten: idam.
Ancak ölmeyeceğimi adım kadar biliyordum; o duruşmaya çıkmayacaktım. Ölüm cezasındansa, ölene kadar hapiste kalmayı tercih ederim.Özgürlük tutkunu olan ben değildim; olanın çaresine ise bakmıştım.
Ayağa kalkıp polis memuruna fikrimi söyledim ve sonrasında çok pişman olacağım o kararı almış bulundum.
Hala özgürlük tutkunu olmasam da, bir hapishanede ikinci yılınızı geçirmediyseniz asla anlamayacağınız o his, peşimi bırakmıyor.
Duvarlara çizilmiş çizgiler, hücreme getirilen yemek, ablamın hayaleti, lavabonun akıttığı su ve ben, son günlerde neler olduğunu düşünüyoruz. Ne var ki hepsiyle aynı fikirdeyim. Sıkıcı bir hapishane hücresinde,sıkıcı bir kızla baş başa.
"Peşimi bırakacak mısın artık?"
Ablamın hayaleti bana biraz daha yaklaştı.
"Pişmanlık duyana kadar,hayır."
"Uzun bir süre burada kalmaya hazır ol."
En son iki yıl önce duyduğum kahkahasını tekrar duymak hoşuma gitmişti.
"Tahmini ne zamana kadar beklerim?"
"Bilmem, belki sonsuza kadar, belki seksen yaşıma gelince, belki ölünce."
Ablam, her zamanki pasparlak yeşil gözlerini bana dikmiş, beni izliyordu.
"Gerçek değilim. Olmadığımı biliyorsun."
Elini bana uzattı.
"Elimi tut,Aurora.Beraber gerçek olalım."
"Yapamam."
Beyaz geceliğiyle yanıma oturdu.
"Bu gece değil, abla, lütfen."
Yanımdan kalkarken yavaşça yanağımı okşadı.
"Yemeğini ye,Aurora. Yemezsen bunu öğrenirim, biliyorsun."
"Gitme,kal."
Parmaklıkların arasından süzülürken, sakince bana bakmıştı.
"Yakın zamanda tekrar uğramam gerekecek, Aurora."
Ben olsaydım,beni öldüren kişinin bana gitmemem için yalvardığını görünce ağzına bir düzine laf tıkardım, diye geçirdim içimden. O yüzden ben değildim.
Penceremdeki tıklama sesiyle irkildim.
Bölüm etkileşimi
