Soylar ve Mercan kitap kapağı

5. bölüm / 5

Soylar ve Mercan

KIRIK DUYGULAR

Vaveyla Yazarı: Nisanur Zengin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: KIRIK DUYGULAR

Hayatınız boyunca küçük masallara inanır mıydınız? Küçük başlangıçlar yapar mıydınız? Çıkışı olmayan bir oyunun sonunun geleceği umuduyla bekler miydiniz?

Eymen, Kiraz’dan bir telefon aldığında hemen cevap verdi.
"Efendim, abim."

Karşıdan ışıltılı sesler, korna sesleri ve hızlı araba sürme sesleri geliyordu. Kiraz araba kullanıyordu ama tek başına araba sürerse ya dertliydi ya da bir sıkıntısı vardı. Çünkü tek başına araba sürmeyi sevmezdi.
"Abi, annemgilleri idare et, 2-3 günlüğüne evde olmayacağım," dedi.

Sakin bir şekilde cevap verdim. Bağırmadım çünkü kardeşimin bir durumu olmasa benden böyle bir şey istemezdi. O çok gururluydu, çok masumdu.
"Tamam abim, ben evi hallederim de ne oldu, neyin var?" diye sordum.

Karşı taraftan bir hıçkırık sesi geldi. Sanki bu soruyu sormamı bekliyormuş gibiydi.
"Abi, ben çok kötüyüm... Birkaç gün yokum, lütfen daha fazla bir şey sorma bana," dedi. Sesi kesik kesik geliyordu.

Ama nereye gittiğini öğrenmem lazımdı. Kendine bir şey yapabilir diye korkuyordum. Geçmişte yaşadıklarımız hâlâ aklımızdaydı. Kardeşime bir şey olmasından korkuyordum. Onu tutabilecek iki kişi vardı. Hangisine dert yandığını çözmemiz lazımdı, çünkü Kiraz canı yanmazsa ağlamazdı. Onun canı yanması için sevdiği birine bir şey olması gerekirdi.

"Tamam abim, soru sormuyorum. Ama sadece nereye gittiğini söyle bana. Yerini bilmem lazım, Kiraz," dedim. Sesimi biraz yükseltmiştim. Abiydim ben, biraz da otoritemi koymam gerekiyordu. Bu ailenin başı bendim.

"Bizim bağ evine gidiyorum, abi. Değerli ile biraz baş başa kalmam lazım, sadece o anlıyor beni," dedi. Büyük bir hıçkırık koptu. Benim en değerlim ağlıyordu. Onu ilk kucağıma verdiklerinde çok minikti. "Al, bir kardeşin daha oldu," demişlerdi. Çok sevinmiştim. Dünyaları verecek kadar güzeldi. Adını ben koymuştum.

"Tamam, ben de gelirim. Bir ara uğrarım yanına. Ama yavaş sür, tamam mı? Şu arabayı düzgün kullan, beni sinirlendirme," dedim. Sesimi biraz yükseltmiştim ama fazla bağırmazdım. Annem kardeşlerimle huzurlu olayım isterdi.

Telefonu kapatır kapatmaz hemen Göktürk’ü aradım. Eğer Kiraz’ı durdurabilecek biri varsa o Göktürk’tü. Kendisine bir şey yapmasından korkuyordum. Psikolojisi iyi durumda değildi.

Göktürk hemen açtı telefonu.
"Abi, sen beni arar mıydın? Ne oldu, işin mi düştü yine?" dedi alaycı bir sesle.
Konuya fazla uzatmadan girdim. "Göktürk, bırak şimdi dalga geçmeyi. Kiraz iyi değil, hemen izin al ve gel. Sadece sen düzeltebiliyorsun."

Karşı taraftan sinirli bir ses yükseldi.
"Abi, beni dellendirme! Ne yaptınız yine kıza? Ben nasıl izin alayım? Askerim ben, üsteğmenim! Senin bildiğin gibi kolayca izin alamıyorum. Şimdi kendine bir şey yapmasına izin verme!"

Göktürk’ün sesi öfkeliydi. Ardından bir şeylerin kırılma sesini duydum.
"Anasını sattınız kızın hayatını! Baba olacak o herif de sen de mahvettiniz! Alacağım onu yanıma, hepiniz göreceksiniz!" dedi ve telefonu yüzüme kapattı.

Haklıydı. Kızın bu hale gelmesine biz sebep olmuştuk

---

Kiraz

Bağ evine geldikten sonra arabayı çektim. Buralarda pek fazla kişi kalmazdı. Sadece Remzi Amca ve karısı vardı; onlar da buraları toparlamak ve atlarımıza bakmak için geliyorlardı. Arabadan indiğimde Remzi Amca hemen koşarak yanıma geldi:

"Aman aman, hoş gelmişsiniz hanımım! Değerli'yi mi göreceksiniz? Çok iyidir maşallah, iyileşir."

İyileşir mi? Nasıl iyileşir artık? Koşamayacaktı... Benim değerlim bir daha asla koşamayacaktı.

"Remzi Amca, birkaç gün buralarda olacağım. Evin yakınına pek uğramayın. Değerli’yi yalnız bırakın, birkaç gün ben bakarım," dedim.

Moralimin bozuk olduğunu anlamışlardı. Herkes bilirdi; eğer ben buraya geliyorsam, kesinlikle moralim bozuktu. Değerli ile yalnız kalmak istiyorsam, işler çok kötü demekti.

Remzi Amca derin bir nefes alıp endişeyle konuştu:
"Kızım, iyi misin? Sen yalnız kalmazsın, hem de Değerli’yle. İyisin değil mi?"

Samimi bir gülümsemeyle cevap verdim:
"Yok, Remzi Amca, iyiyim. Sadece biraz kafamı toparlamam lazım. Abimin haberi var, merak etme."

Huzursuzlaşsa da daha fazla üstelemedi:
"İyi, tamam. Ama bir şey olursa bize söyle, tamam mı? Arkadaki evdeyiz. Markete falan gitmek gerekirse de haber ver. Gerçi ben eve erzak koymuştum, geleceğini tahmin etmiştim. Sabah ekmek bırakırım. Hadi, rastgele."

Arkasını dönüp giti

---

Derin bir nefes aldım. Buraları seviyordum; çocukluğumun çoğu bu topraklarda geçmişti. 12 yaşımdan sonra hep buradaydım. Derin bir nefes daha alıp, üç katlı ahşap eve doğru ilerledim. Burası dedemden kalmaydı. Bazı yerlerinde tadilat yaptırsak da yapısı hep eskiyi anımsatırdı. Kapının önüne geldiğimde, saksının altından anahtarı çıkardım. Hep oraya koyardık. Evin kapısını açıp, sağ ayağımla içeri adım attım. "Bismillah," dedim. Evi temizledikleri için içerisi tozlu falan değildi.

Yanımda hiçbir şey getirmediğim için buradaki eşyalarla idare edecektim. Arada sırada geldiğimden, burada kıyafetlerim de vardı. Babamın dediği gibi, önce "değerli"yi görmem gerekiyordu. Nefes alıp, çantamı vestiyere astım. Ardından arkamı dönüp, kapıdan çıktım. Anahtarla kapıyı kilitledim, ne olur ne olmaz. Sonuçta ormanlık bir alandayız.

Patika yoldan, atların olduğu ahıra doğru yürüdüm. Burada çok at vardı. Dedem, her torununa bir at hediye etmişti. Her gelinine de... Kısacası tüm aileye.

Benim gelmemle birlikte atlar kişnemeye başladı. Tanırlardı beni; buraya çok sık gelirdim. İlerleyerek, "değerli"min olduğu bölmeye yaklaştım. İşte buradaydı... Değerlim yatıyordu. Ayağından iki kurşun yedikten sonra artık koşamıyordu. Özgürlüğünü almışlardı ondan.

"Değerlim... Benim güzel kızım. Nasılsın? İyisin, değil mi? Sana iyi bakıyorlar." Sesim titriyordu. "Ama ben sana bakamadım... Seni koruyamadım." Yanaklarımdan yaşlar akmaya başlamıştı bile. Dayanamıyordum artık. Bu hayatta neyim kaldı ki? En değerlilerim bile gidiyordu hayatımdan. "Annesinin balı..." diye mırıldandım.

Sevgi sözcükleri söyleyerek onun için ayrılmış bölmeye girdim. Simsiyah bir attı. Gözleri kehribar rengindeydi. Eskiden çok asiydi. Ben geldiğimde zıplar, sahibini hemen tanırdı. Şimdi bile kişnemeleri beni tanıdığını gösteriyordu.

Benim yüzümden vurulmuş gibi davranmıyordu. Bana hiç sırtını dönmemişti.

Yere uzanıp yanına kıvrıldım. Bugün burada uyuyabilirdim. Ne olacak ki? Zaten akşama bir-iki saat kalmıştı. "Değerlim, bana kırgın mısın? Senden özgürlüğünü çaldım. Kırgın ol bana. Zaten ben kendime çok kırgınım."

Onunla saatlerce konuştum, sevdim, okşadım. Zaman nasıl geçti, hiç anlamadım. Bir süre sonra, onu severek ve öperek uyuya kalmıştım. Huzur veren oydu. Bir kişi daha vardı... Ama o zaten gitmişti. Bundan sonra yalnızca değerlim kalmıştı.

---

Eymen Mercan
1 Saat Sonra:

Bizim konağın kapısını gördüğümde arabayı hızla durdurdum. Benim kardeşime kimse dokunamazdı! Kiraz’ımın canını kim sıktıysa, hesabını verecekti. Neydi bu kızın çektikleri!

Hızla arabayı park ettim ve kapıyı adeta kıracak gibi açtım. O sırada korumalarımızdan Ahmet yanıma geliyordu.

“Ağam, bir sorum olacaktı,” dedi.

Sinirimi ondan çıkarmak istermiş gibi bağırdım:
“Soru mu? Soru mu var? Bu konakta benden habersiz neler dönüyor? Her şeyi bana haber vereceksiniz demedim mi lan! Baş koruma sen değil misin? Bana neden haber verilmiyor? Kız kardeşim orada kötüleşiyor, ağlıyor! Konağın içinde olaylar oluyor ama benim haberim yok! Lan sizi siker siker çoğaltırım!”

Adeta kükremiştim. Ahmet neye uğradığını şaşırmıştı. Sinirimi ondan çıkarmak istememiştim ama karşıma geçip bana soru sormaya kalkışmamalıydı.

Anahtarı ona doğru fırlattım. “Arabayı park et bari! Bu işi ara!” dedim ve hızlı adımlarla konağa yöneldim.

Konağın kapısını, alacaklı gibi çaldım. Hizmetçilerimizden Merve Abla kapıyı açtı.
“Oğlum, ne oluyor? Ne bu sinir, ne bu şiddet?” diye sordu.

Yüzüne bile bakmadan içeri girdim. Konağın avlusuna varınca sesi tüm eve yankılanacak bir şekilde bağırdım:
“Mercan ailesi! Çıkın dışarı! Hesap verin bana! Benim kardeşime kim yaptı yine? Hesap vereceksiniz bugün bana! Ne istiyorsunuz lan siz bu kızdan?"

Çektikleri yeterdi kardeşimin! Bugün hesap vereceklerdi bana. Üst katlardan babamın sesi duyuldu:
“Eymen, ne oluyor oğlum? Başımıza mı yıkacaksın sen bu konağı?”

Babamın sözleri umurumda değildi. Ona da bağırdım, adeta kükredim:
“Hesap verecekler bana baba! Bu ailenin başı ben değil miyim? Kız kardeşim orada ağlıyor! Bu konakta kim yaptıysa, kim moralini bozduysa, hesap verecek bana!”

Babam bir şey söylemek üzereydi ama sözünü kestim:
“Baba, Kiraz yine gitti! Bağ Evine gitti! Hatırlıyor musun geçmişte yaşadıklarımızı? Kendine bir şey yaparsa bunun vebalini alacak mısın? Günahını taşıyacak mısın? Ama ben ne yapacağımı biliyorum. Benim kız kardeşime bir zarar gelirse, bu dünyayı da yakarım, bu Mercan ailesini de yakarım!”

Annemin acı dolu bir çığlık atarak yere yığıldığını gördüm.
“Kızım! Ne oldu yine? Kızıma kim yaptı?” diye bağırıyordu.

“Bilmiyorum ana! Ama öğreneceğim işte! Sakin ol!” dedim. "Göktürk’ü çağırdım. Gelecek ve kardeşimi buralardan götürecek. Sizin elinizde kalacağına, abisinin yanında olur daha iyi! Yaktınız kardeşimi!”

Sonra derin bir nefes alarak tekrar bağırdım:
“Mercan ailesi! Çıkın dışarı! Hesap verin bana! Eğer kardeşime bundan sonra bir zarar gelirse, hepinizin topunu mahvederim lan!”

Üst katlardan Furkan amcamın sesi duyuldu:
“Lan, yine Kiraz’a kim ne yaptı? Tembihlemedik mi size? Ben demedim mi, karım çocuğum olsa bile yakarım! Yeğenime kim yaptı yine?”

Tam o sırada dışarıdan korna sesleri ve bir bağırış duyuldu. Bu, Ömer Soylar’ın sesiydi:
“Kiraz! Geleceksin buraya! Karşıma geçip söylediklerini bir daha söyleyeceksin!”

Kardeşim ne söylemişti ki?

Hızla arkamı dönüp konağın kapılarını açtım. Üst katlardan kuzenlerim ve amcalarım da aşağı iniyordu. Babam hâlâ en üst katta, korkuluklara yaslanmış olayları izliyordu.

Kapıyı gürültüyle açtım ve bağırdım:
“Ömer Soylar! Sen kimsin ki evimi basıyorsun? Haddini bil! Kardeşime bağırma hakkını kim veriyor sana?”

Bugün yaşadıklarım yeterdi. Sinirden patlamak üzereydim.

Ancak Ömer beni hiç umursamadan omzuma çarparak konağın içine daldı. Adeta çaresiz bir halde bağırdı:
“Kiraz! Hadi in aşağı, güzelim! Konuşalım!”

Bu sözleri duyunca öfkem doruğa çıktı. Omuzları çökmüş, çaresiz bir hâlde duran Ömer’e kükredim:
“Lan, sen kimsin benim kardeşime ‘güzelim’ diyorsun? Hesap ver önce bana! Evimi basacak, konağımın içine dalıp avlumda bağırarak ne yapmaya çalışıyorsun? Hesap ver bana, Ömer Soylar!”

Sesimi yeni alıyormuş gibi irkilerek bana döndü:
“Eymen abi, Kiraz burada mı? Çok kötüydü. Hadi, nerede Kiraz? Söyle bana, ne olur!”

Koskoca Soylar’ın ağzı, neredeyse bana yalvaracaktı. Ne olmuştu kardeşimle aralarında?

“Ömer Soylar! İlk önce bana hesap ver! Evime gelip bağırıyorsun, çağırıyorsun, kız kardeşimi soruyorsun. Kız kardeşime ‘güzelim’ diyorsun! Hesap ver lan bana! Bugün yaşadıklarım yetti zaten, sinirimi tepeme çıkardın!”

Dişlerini sıkarak konuştu:
“Eymen abi, sana saygım var. Ama Kiraz’la konuşmadan kimseyle konuşmam. Kiraz’ın yerini söyle! Gideyim. Burada değil belli ki. Kiraz uygun görürse, size anlatır olayları.”

Sinirle bağırdım:
“Yok öyle! İlk önce bana hesap vereceksin! Eve mi basacak cesareti nereden buluyorsun? Kiraz’la küçükken arkadaştınız diye ev basmak nereden çıktı?”

Dayanamayıp bağırdı:
“Biz birbirimizi seviyoruz lan! Oldu mu, rahatladın mı? Aramızda kötü bir şey oldu ve onu çözece...”

Sözünü tamamlamasına izin vermeden suratına yumruğu çaktım.

“Lan sen kimsin? Sikerim lan seni! Haftaya evlenecek bir adamsın, karşıma geçmiş ‘Kız kardeşini seviyorum’ diyorsun! Amına koyduğumun çocuğu!”

Onu döverken bana hiç karşılık vermedi. Sadece acıyla bağırdı, sesi sanki can çekişiyormuş gibiydi:
“Evlenmiyorum lan! Evlenmiyorum! Ailemin yaptığı bir oyun bu! Bugün de onu çözmeye çalışıyorum zaten! Bırak lan beni! Kiraz nerede? Onu söyle, sonra döversin!”

Ömer, sadece Kiraz’ı istiyordu. Sonrası onun için önemsizdi.

Eymen, Ömer'i döverken arka tarafta, şok içinde olan kalabalığın arasından herkesten ayrı bir ses yükseldi:

Furkan Amca: "Lan, amına koyduğumun çocuğu, ne diyorsun sen?!"

Nefise Yenge: "Abooo!" diye uzatmıştı.

Serkan: "Lan, benim kuzenime mi?"

Fırat: "Hasiktir!"

İlayda Abla: "Ben anlamadım, şimdi kim kimi seviyor?"

Gülcan Yenge: "Kız, sus! Derdine bak, ortalık yangın yeri!"

Ahmet Amca: "Eymen, çocuğu bırak da bir düzgünce anlatsın."

Eymen, Ömer'e doğru döndü, yakasından tutup onu yere fırlattı.
"Hesap ver lan! Sen kimsin? Evimi basıp, avlumun ortasında karşıma geçmiş, 'Kardeşini seviyorum,' diyorsun!"

Ömer, yerden toparlanıp ayağa kalktı. Gür sesiyle bağırdı:
"Seviyorum ulan! Çocukluğumdan beri aşığım! Bırakmıyorsunuz yakamı, bırakın lan!"

Sonra Eymen’in yakasını kavrayıp yüzüne doğru bağırdı:
"Bugün kardeşin karşıma geçti! Ben kalbime gömmeyi düşünürken karşıma geçti ve 'Aşığım!' dedi. Lan, ben kardeşimden vazgeçtim, siktiğimin berdeleni iptal ettim! Kardeşimi bile umursamadım! Şimdi sen karşıma geçmiş, 'Sen kimsin?' diyorsun!

Yakarım bu Diyarbakır’ı da, yakarım bu Mercan Konağı’nı da! Gerekirse kendi sülalemi de yakarım! Şimdi bana Kiraz’ın nerede olduğunu söyleyeceksin!"

Herkes bu sözlerden sonra irkilmişti. Eymen ise düşünüyordu: Ne berdeli, ne aşkı? Bu konakta neler oluyordu?

"Ne saçmalıyorsun lan sen? Ne berdeli?" diye bağırdı, Ömer: derin bir nefes alarak. Tüm avluyu inleten sesiyle bağırdı herkese kendini duyurmak istiyordu.

"Emine kardeşim orusbu çocuğuna kaçtı! Kardeşimi kurtarmak için berdeli kabul etmiştim. Ben onu ömür boyu severdim, beni sevmezse bile. Ama kardeşimi kurtarmak istedim!"

Derin bir nefes aldı, sonra devam etti:

"Ama bugün odada hazırlanıyordum, şirkete gidecektim. Eylül'ün konuşmalarını duydum. Ağlıyordu... Kiraz, dayanamadım, yanına gittim. İçinde ne varsa yüzüme patlattı! Sonra da benim konuşmama izin vermeden çekip gitti. O söylediklerini duyduktan sonra berdeli bozdum! Kardeşim bile umurumda değil artık! Yıllardır bekledim... Ama aşkın tek taraflı olmadığını öğrenmişim. Artık hiçbir şey umurumda değil lan!"

---

Kiraz

Telefonumun bildirim ve arama sesleriyle uykumdan uyandım. Sanki dünya yanmıştı; herkes beni arıyordu. Bu, kurtarmak için yapılan bir çağrı gibiydi.

İrkildim ve gözlerimi açtım. Yanımdaki değerlim huzursuz bir şekilde mırıldandı. Saçlarını okşayarak, "Tamam annem, sakin ol. Telefonu hemen açıp geliyorum. Sen uyumaya devam et," dedim. Ardından sessizce kalktım, üstümü başımı düzelttim ve arka cebimden telefonumu çıkardım.

Aramalar ve mesajlar:

Ayşe Yengem: 5 arama, 25 mesaj

Yusuf: 2 arama, 10 mesaj

Göktürk Abi: 7 arama, 30 mesaj

Sadık Dostum: 2 arama, 15 mesaj

Elif Ablam: 1 arama, 3 mesaj

Ve daha göremediğim, aileden gelen bir sürü mesaj… Hepsi ne olmuştu da bu kadar telaş içindeydi? Önceliği Göktürk Abim'e verdim ve mesajlarını açtım.

Göktürk Abi:

Kiraz, iyi misin kızım?

Kiraz, cevap ver!

İzin aldım, geliyorum Kiraz.

Canını kim sıktıysa, onun ecdadını yakarım!

Cevap ver, arıyorum!

Lan cevap ver, kendine bir şey yapma!

Konaktan haber vermiyorlar.

Kiraz, ne oluyor oralarda? Cevap ver bana!

Mesajları hızla okudum ve hemen cevap yazdım:

Ben:
"Abi, ben iyiyim. Rahat ol, uyuyakalmışım. Değerlimin yanındayım. Konaktan haberim yok, onlar da mesaj atmış. Şimdi onlara döneceğim."

---

Bu bölüm nasıldı 👉

Bu bölüm biraz uzun yazdım yazabiliyormuşum uzun ya bunu öğrendim zamanım oldukça daha uzun bölümler gelecek

Birazcık da ailenin içine girdim nasıldılar 👉

Gelecek bölümde neler olacak düşüncelerinizi buraya alayım 👉

Kirazın abisi 🥴🤭🤫

Gelecek bölümlerde görüşmek üzere

Hepinizi Candan öptüm

Bay bay bay

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18