5. bölüm · Son zilden sona
5 syf
Çantamdan Efe ile el birliğiyle hazırladığımız o performans ödevini çıkarıp hocaya teslim ettim. Ders sanki ilerlemiyor, dakikalar geçmek bilmiyordu. İçimdeki o sabahki uğursuz his hâlâ oradaydı; sanki kalbime görünmez bir el baskı yapıyor, nefesimi daraltıyordu. Tam o sırada yanıma Poyraz geldi.
— Elif, gelsene bir, dedi fısıltıyla.
— Tamam, dedim ve merakla onunla sınıfın arka sırasına geçtim. Poyraz biraz çekinerek konuya girdi:
— Elif, diyorum ki acaba sen Efe’nin yanına geçsen de, ben de Bade ile otursam olur mu?
Bu hayatımın fırsatıydı! Eğer Efe ile oturursam onunla daha çok yakınlaşabilirdim. Heyecanımı belli etmemeye çalışarak, "Tamam," dedim. Poyraz hemen Bade’nin yanına süzüldü ve aralarında fısıltılı bir sohbet başladı. Ben de kalbim küt küt atarak Efe’nin yanına gittim
— Poyraz, Bade’nin yanına geçmek istedi. Başka boş yer kalmadığı için yanına oturabilir miyim? diye sordum.
Efe başını kaldırdı, o güzel gözleriyle bana bakıp gülümsedi.
— Tabii, oturabilirsin, dedi.
Yerime yerleşirken sapsarı saçlarımı hafif bir hareketle onun tarafına doğru savurdum; saçlarımdan yayılan şampuan kokusunun ona ulaşmasını istiyordum. Ona dönüp, "Nasılsın?" diye sordum.
— İyiyim, sen? dedi.
— Ben de iyiyim...
Efe bir an duraksadı, sanki bir şeyi fark etmiş gibi yüzümü inceledi.
— Bu arada... bugün çok güzelsin, dedi aniden.
O an yanaklarımın alev aldığını hissettim; adeta bir domatese dönmüştüm. "Bugün hayatımın en güzel günü olabilir," diye geçirdim içimden. Sevdiğim çocuk bana iltifat etmişti. İçimdeki o kötü his sanki bir anlığına bulutların arkasında kalan güneş gibi kaybolmuştu.
Efe, defterinin kenarına küçük bir yıldız çizdi ve bana bakıp fısıldadı:
— Biliyor musun Elif, bazen en güzel şeyler hiç beklemediğin anlarda olur. Tıpkı şu an yanıma oturman gibi...
Gülümsedim. Keşke zaman burada dursaydı. Keşke o son zil hiç çalmasaydı.
