Son Vals kitap kapağı

4. bölüm / 4

4.sayfa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 4.sayfa

Üç gün sonra...

Hayatımda ilk kez köyümüzden ayrılacaktım.

Sabah güneşi henüz tepelerin ardından yükselirken annem çoktan uyanmıştı. Evimizin içinde alışık olduğum sesler vardı; ateşin çıtırtısı, tahta zeminin gıcırtısı ve annemin sessizce hazırladığı eşyaların sesi...

Ama o sabah her şey farklı geliyordu.

Sanki evimiz bile benim gideceğimi biliyor ve bana veda ediyordu.

Elbisemi giyerken aynadaki yansımama baktım.

Karşımda hâlâ aynı Elara vardı.

Aynı kahverengi saçlar, aynı gözler, aynı yüz...

Ama içimde bir şey değişmişti.

Belki de insanın hayatı, attığı ilk adımla değil, o adımı atmaya karar verdiği anda değişiyordu.

Annem yanıma geldi ve saçlarımı topladı.

"Çok güzelsin."

Gülümsedim.

"Anne, şatodaki hanımların yanında kimse beni fark etmez."

Annem başını iki yana salladı.

"Sen kendini küçültürsen, dünya da seni küçük görür."

Onun sözlerini aklıma yazdım.

Çünkü annemin söylediği her sözün, yıllar sonra bile anlamını bulduğunu biliyordum.

Babam ise kapının önünde bizi bekliyordu.

Elinde küçük bir kese vardı.

Yanıma geldi ve onu bana uzattı.

"Bu ne?"

"Her zaman yanında taşı."

Keseyi açtığımda içinde eski bir gümüş kolye vardı.

Daha önce hiç görmemiştim.

Üzerinde garip bir sembol işlenmişti.

"Babam, bu kimin?"

Babam bir an sustu.

Sanki cevap vermek istemediği bir soru sormuştum.

"Eski bir hatıra."

Sadece bunu söyledi.

Ama gözlerindeki ifade, bunun sıradan bir hatıra olmadığını anlatıyordu.

Kolye boynuma takıldığında içimde tuhaf bir his oluştu.

Sanki bu küçük parça, geçmişten gelen bir sırrı taşıyordu.

Yolculuk başladığında köyümüz yavaş yavaş arkamızda kaldı.

Çocukluğumun geçtiği evler, her sabah yürüdüğüm yollar, tarlalar...

Hepsi küçülerek gözden kayboldu.

Pencereden dışarı bakarken garip bir duyguya kapıldım.

Bir tarafım heyecanlıydı.

Diğer tarafım ise korkuyordu.

Çünkü bilinmeyen her zaman biraz korkutucudur.

Saatler süren yolculuktan sonra sonunda onu gördüm.

Şatoyu...

Ama bu kez uzaktan değil.

Karşımda duruyordu.

Devasa taş duvarları gökyüzüne yükseliyor, büyük kapılarının önünde kraliyet askerleri bekliyordu.

Hayalimde bile böyle büyük olacağını düşünmemiştim.

İnsan kendini bazen çok küçük hisseder.

Ben de o an öyle hissettim.

Sanki koca dünya önümdeydi ve ben sadece küçük bir köyün kızıydım.

Arabamız şatonun kapılarından içeri girerken derin bir nefes aldım.

Bilmiyordum...

Bu kapılardan geçerken sadece başka bir yere girmiyordum.

Geçmişimden, bildiğim hayattan ve eski Elara'dan uzaklaşıyordum.

Ve içeride beni bekleyen şey...

Ne bir balo salonuydu.

Ne de sadece yeni insanlar.

Beni bekleyen şey, kaderimdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…